Beka sorunu: Elton John BBC’ye çıkabilecek mi?

Cuma günü İngiltere Parlamentosu'nda Brexit için yeni yol haritası oylandı, üçüncü defa hayır çıktı. Parlamento, anlaşmayla ayrılalım, anlaşmasız ayrılalım, Norveç modeliyle ayrılalım, sadece Gümrük Birliği’nde kalalım, hızlıca sıvılaşalım, yengeç adımlarıyla kaçalım, “şaka yaptık ayrılmıyoruz” diyelim gibi önerilerin hepsine “hayır” dedi. Siyasi cephe böyle, peki ünlüler bu duruma ne demişti?

Mühdan Sağlam msaglam@gazeteduvar.com.tr

Türkiye sert söylemlerin, hakaretlerin ve hedef göstermelerin sıradan sayıldığı bir seçim sürecini bugün sandık başına giderek noktalıyor. Yani umuyoruz bu dil, bir noktada durur. Benim de bir kısmına tanık olduğum, hayatımda ilk defa basın cephesinde yer alarak gazetecilerin seçim sürecini nasıl geçirdiklerini gördüğüm ilk seçimdi bu.

Gazete Duvar’ın Ankara bürosunda yapılan toplantılar, Meclis'ten, halktan, vekillerden haber toplayan çalışma arkadaşlarımın nefessiz kaldığı, bazen “yok artık bu kadar da değil” dedikleri anlara tanık oldum.

Güler yüzlü, çalışkan işini hakkıyla yapmaya çalışan Özlem Akarsu, kendi gözlemleriyle seçim sürecini bir gazeteci gözüyle cuma günü yayınlanan yazısında aktardı. Ben enerji, küresel gelişmeler, Trump’tı Putin’di, Ukrayna’ydı, Avustralya’ydı haberler arayıp analizlerime hazırlık yaparken, kahve aralarında çok defa “kendimi çok şanslı hissediyorum, ne kadar zor bir süreçmiş ve ne kadar iyi dayanıyorsunuz” dediğim oldu, yorgun ama haber vermek lazım, doğru aktarmak lazım diyen arkadaşlarıma. Doğrusu Türkiye’nin yerel seçimi, “yahu mahalleye muhtar seçiyoruz, Edip Amca ile Aslı Teyze aday, şimdi ben Aslı Abla'yı seçince niye durum beka oluyor, Edip Amca neyi temsil ediyor ki?” dediğim de çok oldu. Zira ben mahallede kedilere “vah yavruuum, aç mısın sen derken, Edip Amca’nın yok be kızım baksana 10 kilo oldu, aslan parçası” demesi de Aslı Abla’nın “bu köpeklerin suyunu her gün tazeliyorum niye döküyorsunuz” tiradı da bana çok tanıdık geliyor. Yani Edip Amca Mars'ı temsil eden istila gücü, Aslı Abla da mahallemizi vermem diyen nefer değil. Hepsi mahallenin daha güzel bir yaşam alanı olması için kendince projeleri olan insanlar.

Ancak TV'leri açınca, mitingdeki sözleri duyunca “Aslı Hanım IMF’ye mi gideceksiniz? Edip Bey, yabancı bankalara mı çalıyorsunuz, ben kaçın kurasıyım, yer miyim hey be hey” diye sormam gerekiyor gibi hissediyorum.

Aslı Abla ile Edip Amca yarışa dursun mahallemizin gündeminde tanzim satışlarının bekası vardı. Dün gittiğim markette, beş kilo domates alan bir teyze ve fasulye indirimini duyanların koşmasıyla durum daha netleşti. Baktım tanzim mevzusu bir beka meselesi ben de boş duracak değilim diyerek domates ve salatalığa saldırdım. Şerbet’le eylüle kadarki domates salatalık stokumuza eriştik çok şükür. Evladım, tüylü ve dört ayaklı bir paticik olduğu için domates salatalık yemiyor. Hepsi bana kaldı, sizi bilmem ama kendi evimizde beka sorunu çözüldü. Eyyy Rusya sen kimsin de domatesimizi almıyorsun!

Neticede “köpekler gibi çalışıp kraliçeler gibi yaşamaya çalışan bir insanım” diyen Seda Sayan’ın öğüdünü kulağıma küpe ettim, domates meselesine böyle baktım.

Kürenin yedi gününde arka planda kalan, can yakan, yüz güldüren, kılıç kuşatan, sükut-u hayale uğratan konulara eğiliyoruz. Bu hafta seçim gündemi hepimizi yordu, ama küresel gündemsiz de olmaz diyerek, başka diyarlarda seçimler olurken, ünlüler ne diyormuş ona bakalım istedik. Kalmak dert gitmek dert dedirten Brexit sürecinde ünlüler ne demiş kulak kabarttık.

Arafta kalmak: Bir Brexit hikayesi

Üstünde güneş batmayan imparatorluktan geriye kalanlar, 2016’da “AB’den çıkalım mı” referandumu yaptı. Halk “tamam çıkalım” dediği anda Londra’ya yayılan şok bugün bir çıkmaza dönüşmüş durumda. Hükümetin referandumdan “evet” çıkacağını beklemediği sır değil, tam da bu nedenle süreç biraz uzadı. Cuma günü İngiltere Parlamentosu'nda Brexit için yeni yol haritası oylandı, üçüncü defa hayır çıktı. Parlamento, anlaşmayla ayrılalım, anlaşmasız ayrılalım, Norveç modeliyle ayrılalım, sadece Gümrük Birliği’nde kalalım, hızlıca sıvılaşalım, yengeç adımlarıyla kaçalım, “şaka yaptık ayrılmıyoruz” diyelim gibi önerilerin hepsine “hayır” dedi. Siyasi cephe böyle, peki ünlüler bu duruma ne demişti?

Beckham, Horan, Hawking: Kurtuluş yok tek başına, kalalım

Referandum süreci başlarken, Harry Potter serisini okuyanların adını hemen hatırlayacağı, yazar J.K. Rowling, “ırkçılar, iklim ve terörist tehditler bu kadar yükseliyorken, bireyciliğe sarılmak... Zorlukların üstesinden ancak işbirliği ve yan yana durarak gelebiliriz” diyerek AB’de kalmaktan yana olduğunu ifade etmişti. One Direction’ın üyesi Niall Horan, “bugün Brexit yönünde oy kullananlar ortaya çıkacak ekonomik sonuçlardan sonra kararlarından pişman olacaklar” diyerek "ayrılık nereden çıktı, kalalım" demişti.

Ünlü Futbolcu David Beckham, 2016’daki oylama öncesinde Manchester United’ta en iyi futbol günlerini geçirdiğini, Manchester United’ı güçlü bir takım yapanın AB üyesi diğer ülkelerin oyuncularının varlığı olduğunu belirtmişti. İyi bir futbol ve dayanışma için Beckham Avrupa Birliği’nde kalmaları gerektiğini ifade etmişti.

Geçtiğimiz yıl yaşamını yitiren Stephen Hawking ve pek çok bilim insanı, birlikte çalışmanın insanlık, bilim, ekonomi ve gençler için daha iyi olduğunu savunmuş ve AB’de kalmak lazım demişti.

Cleese, Hurley, Campbell: Yeter yollarımızı ayıralım!

Bu hayati referandumda tüm ünlüler AB’den yana değildi. Ayrılık fikrini savunanlar görüşlerini ifade etti ve AB’siz İngiltere dedi. Örneğin Emmy ödüllü İngiliz aktör John Cleese, "AB’de bir reform umudu olsaydı, kalalım derdik ama öyle bir durum yok. Bu nedenle AB’den ayrılmalıyız" demişti. Beckham gibi futbol cephesinden durumu ele alan Sol Campbell, gençlerin büyük kulüplerde fırsat bulması ve kulüplerin kolayca AB’den futbolcu almak yerine gençleri alıp yetiştirmesi için oyunun evet yönünde olduğunu belirtmişti. The WHO grubu üyelerinden Roger Daltrey, AB içinde yolsuzluk olduğunu, sistemin yozlaştığını ve İngiltere’nin sesinin cılız kaldığını düşündüğü için ayrılıktan yana tutum almıştı.

Söz konusu isimler yalnızca burada görüşlerini paylaşmadı, yer yer çeşitli platformlarda da verimli tartışmalar yaptılar. Farklı düşündükleri noktaları kamuoyuna duyurdu.

Türkiye’de ikbal ve kariyer derdine düşen ünlü isimlerin büyük bir kısmı, maddi güce ve kalıcılığa iktidarla uyumlu söz ve davranışlarla uyabileceği kanaatinde. Bu kanaat kendilerini ilgilendirir. Ancak İngiltere’deki isimlere mikrofon uzatıldığında, kendi cephelerinde de olsa konu üzerine düşündükleri, ülkeleri için, Avrupa için neyin iyi olabileceği konusunda bilgi sahipleri oldukları görülüyor.

Türkiye’de belirli bir siyasi görüşün kalkanlarının arkasına sığınan isimlere mikrofon uzattığınızda, ki kusura bakmayın muhalif ya da havuz medyası dışındaysanız zor konuşurlar sizinle, apolitiklik meziyetiyle karşılaşıyorsunuz. Hatta bir kısmı, apolitikliğin ötesinde bilgi denizini fersah fersah geçmiş de ders verir noktada, bizim göremediklerimizi gözümüze sokabiliyor. Örneğin geçtiğimiz hafta bir iş insanı “Cumhurbaşkanımız feminist”tir diyebilmişti. Türkiye’de olmanın rahatlığında olsa gerek, iddiasına destek ve kanıt sunmak zorunda olmadığının bilincindeydi meşhur iş insanı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bugüne kadar böyle bir söylemi olmadı, kadınla erkeğin farklı olduğunu söylediğini, nasıl eşit olacaklar gibi soruları sık sık sorduğunu biliyoruz.

Yine geçtiğimiz hafta eski bir Yeşilçam yıldızı, "Madem bana program için iktidara yakın görünüyor dediniz ben de 'devlet kanalında programa evet' dedim" diyebiliyor. Hah! İngiltere’nin ünlüleri de Brexit konusunda ne düşünüyorsunuz diye sorarlarsa kendini doğru ifade etmek için daha kitap okusun, tartışma programına katılsın. Misal Brexit’e hayır diyen Elton John BBC’ye çıkmak için çalışa dursun benim oyum buna etki der mi diye düşünmüyor. Yazık sana John, oysa bizim ülkemizde olsan bence “en demokratik günlerimizi yaşıyoruz” demen program için yeterdi... Kusura bakma Eltoncıım, coğrafya kaderdir, BBC’ye çıkmak için şimdi yeni beste yap dur (!).

Tüm yazılarını göster