Kültigin Kağan Akbulut
Kültigin Kağan Akbulut

Çatalhöyük eşitlikçi bir toplumdu

Pazar, 9 Temmuz, 2017
Çatalhöyük kazılarının 25 yılı ANAMED'de interaktif bir sergiye dönüştü. Sergiyi hazırlayan Duygu Tarkan ve Şeyda Çetin ile Çatalhöyük tarihini ve sergiyi konuştuk.

1993 yılında Ian Hodder başkanlığında başlayan Çatalhöyük kazı projesi bu sene son kazı sezonuna giriyor. 25 yıllık süre boyunca Anadolu medeniyetleri üzerine birçok yeni bilginin keşfine tanık olduk. Çatalhöyük kazı projesi de birçok üniversiteden, farklı disiplinlerden araştırmacıların katılımıyla enternasyonel bir projeye dönüştü.

Koç Üniversitesi’ne bağlı Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi işte bu 25 yıllık araştırma sürecini gösteren bir sergiyle karşımızda. Bir Kazı Hikayesi: Çatalhöyük sergisi interaktif sergi metotları, VR teknolojisi gibi uygulamalarla Konya’daki kazıları İstiklal Caddesindeki ANAMED binasına getiriyor. Serginin küratörü ve Çatalhöyük kazılarında seramik uzmanı olarak çalışan Duygu Tarkan ve İçerik Geliştirme sorumlusu Şeyda Çetin’le Çatalhöyük’ün tarihini ve sergiyi konuştuk.

Şeyda Çetin, Duygu Tarkan.

Şeyda Çetin, Duygu Tarkan.

Öncelikle Çatalhöyük’ün keşfedilmesini ve son 25 yıllık süreci özetler misiniz?

Duygu Tarkan: İlk olarak 1958 yılında James Mellaart tarafından bulunuyor ve 61-65 arasındaki 4 yıl boyunca yine Mellaart tarafından Konya’daki yerli işçilerle birlikte kazılıyor. Yaklaşık 160 bina ortaya çıkarılıyor, o döneme göre hızlı kazı teknikleriyle.

Daha sonrasında 28 yıl boyunca hiçbir çalışma olmuyor. Ama Çatalhöyük’ün sansasyonel hale gelmesine de Mellaart dönemi kazıları sebep oluyor. Çünkü Anadolu’da bulunan ilk Neolitik yerleşme olması Çatalhöyük’ün en önemli özelliği. Ve 28 yıl sonra da Mellaart’ın öğrencisi olan Ian Hodder tarafından da 93’te şimdiki kazılar başlıyor. 25 yıl boyunca birçok üniversiteden araştırmacıların geldiği enternasyonel bir projeye dönüştü.

Şu an hangi aşamadasınız? Önümüzdeki süreçte neler yapılacak?

Duygu Tarkan: Bu sene son kazı sezonu Çatalhöyük araştırma projesinin. Daha sonrasında yayın çalışmasına geçilecek ve 2018 yılında bitmiş olacak.

Kazı bakımından hangi aşamasındasınız? Çatalhöyük yerleşmesinin ne kadarı kazıldı şu ana kadar?

Duygu Tarkan: Çatalhöyük’ün % 7’si kazıldı şu ana kadar. 8 ayrı alanda kazı yapıldı ve bu sezon üç ayrı alanda başlayan kazıların ikisinde sona ulaşıldı, şu an tek bir alanda 2 hafta daha devam edecek kazılar. Kuzey alanında mahalle ve komşuluk kavramı etrafında kazı yapıldı. Güney alanında da yerleşmenin ilk başladığı dönemden son yerleşmeye kadarki zamandizinsel veriye ulaşılmaya çalışılıyor.

Peki, dünyadaki diğer örneklerine kıyasla arkeolojik olarak Çatalhöyük’ü nereye konumlandırabiliriz?

Duygu Tarkan: Çatalhöyük’ün en önemli özeliği Anadolu topraklarında bulunan ilk Neolitik yerleşme olması, 1960’lardan önce Anadolu’da Neolitik dönemin varlığı bilinmiyordu. Daha sonra daha da erken tarihli başka yerleşmeler de bulundu. Bir diğer özelliği yaklaşık 3 bin ila 8 bin arasında kişinin aynı yaşadığı Neolitik dönemin, şu an İstanbul gibi bir metropolü olması. Farklı grupların bir arada yaşıyor olması ve eşitlikçi bir toplum olması önemli. Paylaşım, ev düzenlemeleri, ölü gömme teknikleri gibi birçok bakımdan eşit olduklarını görüyoruz.

Kazılarda baktığınızda eşitliği nasıl görüyorsunuz?

Duygu Tarkan: Örneğin bütün evler boyut olarak birbirinin aynısı. Ev içindeki ögeler hemen hemen aynı yere konumlanmış durumda. Hiçbiri birbirinden daha farklı ya da daha büyük değil. Sadece bazı özenli evler var, onlar da ortak kullanımda. Bu işleri kadınlar, bunları erkekler yapar gibi ayrımlar yok. Herkes her işe dahil oluyor. Çocuklara ortak olarak bakılıyor. Kimsenin kimseden üstün olmadığı bir ortak bir yaşam.

ecnebiadam

ARKEOLOGLAR INDIANA JONES DEĞİL

Bu serginin asıl meselesi araştırmaya ve araştırmacılara odaklanması. Araştırma süreci açısından Çatalhöyük’ün önemi nedir ve bu sergide neden buna odaklandınız?

Duygu Tarkan: Ben şahsen arkeolog olarak, insanların gördüğü bilginin arkasındaki kısmı bilmediğini düşünürüm. Örneğin, Çatalhöyük günümüzden 9 bin yıl önce kurulmuş bir yerleşmedir, cümlesini kuruyoruz. Ama biz bu cümleyi kurabilmek için neler yapıyoruz bilinmiyor. Kaç yıllık bir emek var, kaç kişinin ortak bilgi üretimi var? Bilinmiyor. Bütün fikirler de buradan çıktı. Biz insanların gördüğü gibi Indiana Jones’lar değiliz. İşin içinde sadece arkeologlar da yok, din bilimciler, jeologlar, sanatçılar gibi farklı birliktelikler var. O yüzden işin kolektif mutfağını göstermek istedik.

Kendine özgü bir metot olarak Refleksif metodolojiyi kullandığınızı söylediniz. Bunun önemi nedir?

Duygu Tarkan: Yansıtmalı metodoloji demek. Herkesin kendi görüşünü, fikrini ortaya koyduğu, bütün fikirlerin değerli olduğu, fikirlerin kolektif bir şekilde değerlendirildiği yöntem diyebiliriz. Bu da bizi farklı uzmanlık dallarının bir araya geldiği, ortak üretim yapıldığı ama aynı zamanda kişinin kendi görüşünün de her zaman önemli olduğu bir metoda getiriyor.
Aslında malayı toprağa değdirdiğimiz anda yorumlama süreci başlıyor.

Bunun içine dahil olan herkes, yerel halk, kazı işçileri, bize ev işinde yardım eden işçiler de bu sürecin parçası. Zaman çizelgesi bölümünde bir video var, oradaki hayvan kemiği bölümünde bakabilirsiniz. Orada arkeologlarla köylüler hayvan kemikleri üzerine tartışıyorlar. Siz olsanız nasıl gömerdiniz? Sizce neden böyle gömmüşlerdir diye konuşuyoruz. Onların da sürece dahil olduğu bir yöntem. Bu nedenle refleksif metodolojinin ne olduğunu da sergi içinde bir metinle açıkladık.

Sergi içinde interaktif metotları kullanmanızın sebebi neydi?

Şeyda Çetin: Çatalhöyük arkeoloji araştırmaları açısından bir fenomen, uluslararası anlamda bir okul gibi. Son teknikler, metodolojiler Çatalhöyük’te uygulanıyor. Bizim bu sergideki amacımız da 25 yıl boyunca neler yapıldığını göstermek. Çatalhöyük’ün güncel teknikleri kullanması geleneğini biz de sergimize yansıttık. İnteraktif olmasının sebebi de bilimsel içeriği genel izleyiciye olabildiğinde açık şekilde nasıl anlatırız düşüncesinden kaynaklanıyor.

Kazı günlükleri bölümünde işçilerden bütün çalışanlara kadar herkesi günlük tutmaya teşvik ettiğinizi belirtmiştiniz. Peki, izleyicinin yorumlama süreci işin nasıl bir parçası olacak?

Duygu Tarkan: Olmayacak aslında. Ian Hodder’la soru cevap kısmında izleyicilere soru sordurarak, laboratuar kısımlarını göstererek ve incelemelerini sağlayarak izleyicileri dahil etmek istedik.

Şeyda Çetin: Ancak günlüklerin bizim için ayrı yeri önemi var. Arazide bir buluntu çıktığında onu keşfeden kişi, daha ne kadar önemli olduğunu bile öğrenmemişken heyecanını, duygularını günlüğüne yansıtmış. Biz de bu heyecanı anlatırken kendi sözlerine yer vermek istedik.

Peki, Çatalhöyük projesinde bundan sonrasına dair düşünceleriniz neler?

Duygu Tarkan: Başka uzmanlar gelecektir ve başka bir proje başlayacaktır diye düşünüyorum. Eminim Çatalhöyük uzun yıllar farklı uzmanlar tarafından araştırılmaya devam edilecek.

YAZARIN DİĞER YAZILARI