İngiliz tarihçi: Türkiye ifade özgürlüğünde 'salıncak devlet'

Oxford Üniversitesi'nden tarihçi Timothy Garton Ash İstanbul'da 'Tehdit Altında İfade Özgürlüğü' başlıklı bir konuşma yaptı. Ash ifade özgürlüğü konusunda Türkiye'yi 'salıncak devlet' diye niteledi.
Fotoğraf: @BilimAkademisi / Twitter

Beril Köseoğlu  bkoseoglu@gazeteduvar.com.tr

DUVAR – Türkiye’de ifade özgürlüğü tartışmalarının arttığı bir dönemde, Oxford Üniversitesi’nden tarihçi Timothy Garton Ash İstanbul’da ‘Tehdit Altında İfade Özgürlüğü’ başlıklı bir konuşma yaptı. Ash, ‘Türkiye’nin de sahne olduğu milliyetçi popülizm’ dalgasının endişe verici olduğunu söyledi; Türkiye’de ifade özgürlüğü alanındaki ilerleme ya da gerilemenin bütün Ortadoğu’yu etkileyeceğini belirtti.

‘AKADEMİSYENLERLE ENTELEKTÜEL BİR DAYANIŞMA’

Bilim Akademisi’nin Boğaziçi Üniversitesi’nde düzenlenen yıllık konferansında konuşan Ash, sözlerine “Konuşmamın başlığı ‘Tehdit Altında İfade Özgürlüğü’ ise, bana siz anlatın. Akademisyenlerin, medyanın gazetecilerin, baskı altında olduğu bir ülkede konuşma yaptığımın gayet farkındayım” diye başladı. Ash’in, “Bugün burada yaptığım konuşma, zorlu zamanlarda Türkiye’deki mevkidaşlarımla entelektüel bir dayanışma anlamına geliyor” sözleri dikkat çekti.

‘TÜRKİYE SALINCAK DEVLET’

‘İfade Özgürlüğü: Bağlı bir Dünya için 10 Prensip (Free Speech: Ten Principles for a Connected World)’ kitabının da yazarı olan Ash, dünyada ifade özgürlüğü için üç normun bulunduğunun altını çizdi: Bir uçta ABD ve Avrupa; diğer uçta Çin. Ortadaysa, Türkiye, Brezilya, Hindistan ve Endonezya gibi ‘küresel salıncak eyaletler’… Ash’e göre, Türkiye’de ifade özgürlüğünün ne yöne kaydığı, sadece bu ülkenin kendisi değil, tüm Ortadoğu için de önemli…

‘DİRENÇLİ NEZAKET İHTİYACI’

Ash, Türkiye’de de çok tartışılan bir konuya da değindi. İngiliz tarihçiye göre, hep “İfade ne kadar özgür olmalı?” sorusu sorulsa da, internet çağında artık “Özgür ifade nasıl olmalı?” sorusu da önemli. Zira demokrasi bir şekilde bir kumar; ve demokratik bir toplumda ifade özgürlüğü hakkını kullanmak, bireylerin diğerlerine karşı ‘gönüllü bir özkısıtlama’ ve ‘dirençli bir nezaket’ sergilemesini de gerektiriyor.

‘MİLLİYETÇİ POPÜLİZM DALGASI’

Ash’in konuşmasının en çarpıcı anlarından biriyse, ’10 yıl önce söylenemeyen şeylerin normalleştiği’ne dikkat çekip konuyu ‘milliyetçi popülizm’e getirdiği bölümdü. “Dünya çapında otoriterliğe ve faşizme kayabilecek bir milliyetçi popülizm dalgasıyla karşı karşıyayız” diyen Ash, popülizmin halk adına konuştuğu iddiasıyla mahkemeler, üniversiteler, uzmanlar ve medyayı hiçe sayma tehlikesi içerdiğinin altını çizdi. Ash, ABD Başkanı Donald Trump’ın söylemlerini, Türkiye’de iktidarın bazı açıklamalarını ve AB’den ayrılma (Brexit) kararının parlamentoda da oylanmasını isteyen mahkemelere İngiliz sağından gelen eleştirileri örnek gösterdi.

‘GERÇEK DEF EDİLEMEZ’

“Tarihte böyle dalgalar meydana gelmiştir” diyen Ash, son olarak liberalizmin dünyada böyle bir etki yarattığını söyleyip, “Şimdi korkarım ki popülizm dalgasıyla karşı karşıyayız” ifadesini kullandı. Fakat internetin gücüne dikkat çekerek “Vazgeçecek değiliz. Liberal savaşçılar mücadele etmeli. Gerçek saklanabilir, bastırılabilir ama def edilemez” yorumunu yaptı.

SIZDIRMA HABERCİLİK MEŞRU MU?’

Soru-cevap kısmının en dikkat çekici bölümüyse, sızdırma habercilikle ilgiliydi. Ash, devlet sırlarının ifşa olmasının ifade özgürlüğü kapsamına girip girmediğine dair soruya yanıtında, “Her devletin haklı olarak sırları vardır. Devlet gizliliği meşrudur” dedi. Fakat hemen ardından şunu ekledi: “Kamuoyunu ilgilendiren konularla iktidarın gücünü suistimal etmesi arasında denge kurulmalı.”

‘SORUMLU MUHBİRLERE İHTİYACIMIZ VAR’

“En iyi demokrasi bile güçlülerin bilgiyi gayrımeşru şekillerde kullanması potansiyelini kontrol edemez” diyen Ash, Amerikan Ulusal Güvenlik Ajansı’nın (NSA) dünya çapındaki yasadışı dinlemelerini gazetelerle işbirliği yaparak ifşa eden Edward Snowden’ı ‘hükümetin yetki suistimalini ifşa eden sorumlu bir muhbir’ diye niteledi. Ash, “Sağlıklı demokrasilerin sorumlu muhbirlere ihtiyacı vardır” dedi. İngiliz tarihçinin WikiLeaks sitesinin kurucusu Julian Assange’ı ‘sızıntı belgeleri süzgeçten geçirmeden yayınladığı için’ Snowden’dan farklı gördüğünü vurgulaması da dikkat çekiciydi.