‘Gerçek kötüler’den ‘erkek kötüler’e!

Cuma, 7 Şubat, 2020
“Yırtıcı Kuşlar”, sağlam bir hikaye, güçlü bir dramatik yapı kuramamış olmasıyla akıllarda kalmayacak, izlendikten sonra uçup gidecek bir film maalesef. Öte yandan bir grup kadının bir araya gelip erkeklerle mücadele edip onları yenmesinin vereceği haz da az şey değil kanımca.

Margot Robbie, 2010’lu yılların hızlı yükselen sinema yıldızlarından birisi oldu. Özellikle Martin Scorsese’nin 2013 tarihli “Para Avcısı” filminde dikkat çektikten sonra doğru tercihler yapmamış gibi görünse de 2017’de rol aldığı “Ben, Tonya” ile kazandığı Oscar adaylığı yolunu açmışa benziyor. 2019’da “Bir Zamanlar Hollywood’ta…” ve yardımcı kadın oyuncu dalında Oscar’a aday gösterilen “Skandal” ile en verimli yılını yaşadı kuşkusuz.

2016’da rol aldığı ve çizgi roman evreninin en büyüklerinden DC’nin kötülerini bir araya getiren “Suicide Squad: Gerçek Kötüler” ile akıllara kazınan bir performansa imza atmıştı. Margot Robbie’nin canlandırdığı Harley Quinn karakteri bu kötü filmin en akılda kalan ismiydi ve tabii ki ona dair bir film yapma fikri gecikmedi.

Bugün itibarıyla salonlardaki yerine alan “Yırtıcı Kuşlar (Ve Muhteşem Harley Quinn)”, Harley Quinn’in öncülük ettiği bir grup kadının, bu kez ‘gerçek’ değil, ‘erkek kötüler’ ile mücadelesini anlatıyor. Tabii iki film arasında Hollywood’u kasıp kavuran “me too” hareketini de hesaba kattığımızda filmin bundan etkilenmemesi de kaçınılmaz oluyor. İki yıl önce Sundance’te ödül kazandığı “Dead Pigs” ile dikkat çeken yönetmen Cathy Yan’a emanet edilen filmin senaryosu ise “Bumblebee” ve “Unforgettable” filmlerinden tanıdık Christina Hodson. Ki kendisi DC’nin ilan edilmiş iki projesi “Batgirl” ve “The Flash” üzerine de çalışıyor.

Bu kadar çok kadının eli projeye değince tema da ister istemez ‘me too’ üzerine inşa ediliyor. Kahramanımız Harley Quinn, Joker ile olan sorunlu ve arızalı birlikteliğini bitirmiştir. Daha doğrusu Joker tarafından terk edilmiştir. Bir süre aşk acısı çeken, kendisini Joker olmadan nasıl inşa edeceğini bilemeyen Harley, bir de korumasız kaldığını fark eden eski düşmanlarının hedefi haline gelir. Ve tabii ki bu kötülerin hepsi erkeklerdir. Kendisini kurtarmak için Gotham’ın kötü adamı Roman Sionis ile bir anlaşma yapmak zorunda kalır. Cass adında genç bir kızın çaldığı elması bulup geri getirmesi koşuluyla koruma bulabilecektir. Ancak bu serüvende yolu başka başka erkeklerden başka başka sıkıntılar görmüş üç kadınla Huntress, Black Canary ve Renee Montoya’yla kesişince planlar değişir.

Hemen söyleyelim, maalesef ki “Yırtıcı Kuşlar”, Martin Scorsese’nin bu tür filmleri tanımlamak için kullandığı “lunapark eğlencesi” düzeyinde. Kelimenin hem gerçek hem de mecaz anlamında. Sağlam bir olay örgüsü olmadığı gibi Harley Quinn dışındaki hiçbir karakteri derinleştirmeyi beceremiyor. Çizgi roman baloncuklarıyla verilen bilgiler kadar diyelim. Kaldı ki Harley karakteri için de yeterince iyi yazılmış demek olası değil. Öte yandan filmin “lunapark eğlencesi” olması nedeniyle ‘hoşça vakit geçirilebilir’ olduğu gerçeğini atlamayalım. Çokça çizgi roman estetiği barındıran filmin özellikle finale doğru, beş kadının patriyarkaya karşı savaşını izlemek ajite edici bile olabiliyor. “Yırtıcı Kuşlar”, sağlam bir hikaye, güçlü bir dramatik yapı kuramamış olmasıyla akıllarda kalmayacak, izlendikten sonra uçup gidecek bir film maalesef. Öte yandan bir grup kadının bir araya gelip erkeklerle mücadele edip onları yenmesinin vereceği haz da az şey değil kanımca.

Harley Quinn’in kanlı canlı olarak sinemada arzı endam edişinin bir başka özelliği de var. Katman katman açılan hikayeleri, büyük ve derinlikli anlamlarıyla “Joker” filmlerinin yere göğe konulamadığı bir dönemde hele de. Belki de bu filmin olmamışlığının en can sıkıcı tarafı palyaço kılıklı bu toplumsal kahramanın ‘gerçek yüzü’nün ortaya çıkma fırsatının kaçırılmış olması! Harley Quinn, Gotham evreninin bu ünlü sosyopatı tarafından maniple edilmiş, çıkarları için kullanılmış ve nihayetinde kurtlar sofrasına korumasız şekilde atılmış bir karakter. Filmle ilgili “Harley’in karakterinin tanımlanması bile Joker üzerinden” eleştirileri yapılıyor ki haklılık payı var. Çünkü Joker’in tanımlanması için büyük olanaklar sunuyor Harley. “Yırtıcı Kuşlar”ın kaçırdığı şey, bu ilişkiyi tersine çevirme fırsatı olmuş. Yani Joker’in nasıl birisi olduğunu anlatmak için Harley’i anlatmak!

Ama ‘erkek kötüler’in ortalıkta cirit atması on yıllara dayanıyor. Dolayısıyla kadın kötülerin temsiline biraz vakit vermek gerek belki de. Önce oldukları gibi, yani ‘karikatür’ olarak kendilerini var etmelerinin tadını çıkaralım. Kim bilir belki ilerleyen yıllarda bir başka ekip, bir başka filmde Harley Quinn’i ete kemiğe büründüren bir işe imza atar.

YIRTICI KUŞLAR (VE MUHTEŞEM HARVEY QUINN)

ORİJİNAL ADI: Birds of Prey (And the Fantabulous Emancipation of One Harley Quinn)
YÖNETMEN: Cathy Yan
OYUNCULAR: Margot Robbie, Rosie Perez, Renee Montoya, Mary Elizabeth Winstead, Jurnee Smollett-Bell, Ewan McGregor, Ella Jay Basco
YAPIM: 2020 ABD
SÜRE: 109 dk.

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI