Gerçek yalanlar…

Cuma, 24 Ocak, 2020
Lulu Wang’ın kökleri Çin’e dayansa da belli ki tamamen Batılı bir formasyonla donanmış durumda ve dünyayı da öyle algılıyor. Haliyle onun Çin’deki kimi gelenekleri yorumlama biçiminin de algıladığı gibi olacağını öngörmek o kadar zor değil. Kaldı ki film zaten açılışta “gerçek bir yalan üzerine” olduğunu belirtiyor.

Ödül döneminin sürpriz yapması beklenen filmlerinden birisi olan “Elveda” (The Farewell) Altın Küre’de iki adaylık ve bir ödülle yetinmek zorunda kaldı. Oscar adaylıklarında ise yok sayıldı. Kanımca bunda filmin ABD’de yarattığı etkinin Doğu’ya doğru gittikçe azalmasının ve hatta geri tepmeye başlamasının da payı var. 25 yıl önce Çin’den ABD’ye göçmüş bir ailenin, ölmek üzere olan büyükanneyi ziyaret için ülkelerine yaptıkları ziyareti anlatıyor “Elveda”.

Fakat bunu yaparken, ‘Doğu’ ve ‘Batı’ kodlarını fazlaca kullanıyor. Ama yer yer de Batı’ya Doğu’yu anlatmak derdini saklamayı başaramıyor. Hal böyle olunca film ABD’nin dışına çıkınca etkisini kaybediyor, beğeni düzeyi düşüyor, tartışmaların hedefi oluyor. Ki, Çin’de başına gelen de böyle bir şey. Çin’de gişede ciddi bir başarı elde edemediği gibi tartışmalara da neden oldu. Filmde anlatılanların, aile içi ilişkilerin pek de öyle olmadığı, bahsi geçen geleneklerin eksik ya da yanlış anlatıldığı eleştirileri yoğun bir şekilde yapılmış film için. Nihayetinde filmin Çin geleneklerini bütün gerçekliğiyle anlatıp anlatmadığı Çinlilerin sorunu olarak kalsın, çünkü böyle bir bilginin peşine düşmek istiyorsak uygun bir belgeselle merakımızı giderebiliriz.

Dolayısıyla ‘Doğu’ ile ‘Batı’ arasında bir yerlerde salınıp duran Türkiye’den bakınca bu filmin nerede durduğuna bakmaya çalışalım biz. Ve tabii seyircinin film vizyona girdikten sonra nasıl bir tepki vereceğine. “Elveda”nın nasıl yorumlanacağına dair yöntem biraz da o gün hangi tarafınızdan kalktığınıza bağlı olarak değişebilir Türkiye’de.
Mesela fazla Batılı yanınızdan kalktıysanız, Bili’nin anne ve babasıyla birlikte Çin’e gidişinin, Japonya’dan gelen amcasının ailesinin de olaya dahil oluşuyla ortaya çıkan büyük ailenin şatafatına bakarak kendinizi bir özlemin içinde bulabilirsiniz. Bili gibi ölmek üzere olan babaannenizden (Nai Nai) bu bilginin neden saklandığına dair ‘etik’ tartışmalar yapmak isterken ailenizin “gerçeğin yükünü taşımanın erdemleri” üzerine yaptığı konuşmanın ardından içinizi bir Doğu bilgeliği kaplayabilir. Çünkü film, ana karakteri Bili’nin New York’taki Batılı hayatını, ailesiyle olan mesafesini, kalabalıklar içindeki yalnızlığını hiç gocunmadan gözümüzün içine sokmaktan imtina etmiyor. Haliyle karakterimiz Çin’e gidip büyük ailesinin içinde ve çok sevdiği babaannesinin yanında Batılı kaygılarını bir yana bırakınca kendini buluyor. Filmi Batı’da bu kadar cazip kılan şey, Doğu’ya yönelik ‘egzotik’ bakışı çünkü…

Eğer filmi izlediğiniz sabah uyandığınızda yüzünüz ‘Doğu’ya dönükse yukarıda anlattığım her şey size batmaya başlayacaktır. Deniz Gamze Ergüven’in “Mustang”ini izlemiş bir kuşak olarak Çinlilere fazla fazla hak verebilirsiniz. Ama öte yandan böyle bir benzetme ile filmin yönetmeni ve senaristi Lulu Wang’a haksızlık etmiş de olabiliriz. Filmde anlattıklarının Çin’de gerçekten olup olmadığı, Doğu-Batı karşılaştırmasını biraz kör gözüm parmağına yapması gibi durumlar bir yana, filmin bizi ölümü kavramak üzerine düşünmeye iten yanları da yok değil. Ünlü jüri başkanımızın dediği gibi yaşam ve ölüm üzerine düşünmemizi sağlarken az kalsın hayatın anlamını bulabileceğiniz bir film değil belki “Elveda” ama “bir insana yakında öleceği bilgisini verir misiniz, yoksa hayatına bildiği gibi devam etmesi için saklar mısınız” sorusu öyle Doğu-Batı alegorilerine kurban edilmeyecek kadar önemli hiç kuşku yok ki. Filmin bu meseleyi ‘kültürel kodlar’la açıklamaya çalışması ile bunların doğru olup olmaması arasında bu anlamda doğrudan bir ilişki yok kanımca. Asıl mesele ölümü ve vedayı nasıl algıladığımız üzerine düşünmek.

Lulu Wang’ın kökleri Çin’e dayansa da belli ki tamamen Batılı bir formasyonla donanmış durumda ve dünyayı da öyle algılıyor. Haliyle onun Çin’deki kimi gelenekleri yorumlama biçiminin de algıladığı gibi olacağını öngörmek o kadar zor değil. Kaldı ki film zaten açılışta “gerçek bir yalan üzerine” olduğunu belirtiyor. Neyin gerçek, neyin yalan olduğu biraz da neye inanmak istediğinize bağlı olarak değişiyor.

Altın Küre Ödülleri’nde komedi ve müzikal dalında en iyi kadın oyuncu ödülünü kazanan Awkwafina ve babaannesi rolünde Shuzhen Zhao’nun göz doldurduğu “Elveda” her şeye rağmen bu zayıf haftanın öne çıkan seyirliği…

 

ELVEDA

ORİJİNAL ADI: The Farewell
YÖNETMEN: Lulu Wang
OYUNCULAR: Awkwafina, Shuzhen Zhao, X Mayo, Tzi Ma, Diana Lin
YAPIM: 2019 ABD, Çin
SÜRE: 100 dk.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI