Ali Fikri Işık
Ali Fikri Işık

VAR, hakemlik ve oyun ahlakı

Pazar, 5 Ocak, 2020
Sırlar ve günahlar bahsinde, hakem ve hakemlik en son sırada gelir. Üstelik şimdilerde hakemlik denilen tasarrufun, bir de temyiz mahkemeleri kuruldu. VAR, yargı ve karar etiğinin temyiz mahkemesidir. Kim ne derse desin VAR, daha çok adalet demektir. VAR, oyun ve maç hakkaniyetinin doğru tecellisi için atılan aklı başında bir adımdır.

Spartalılara özgü bir özdisipilinle söylemek gerekirse, hakem ya da hakemlik, idare ettiği maçın bir imgesi, aktörü veya belirleyicisi değildir; çünkü hakem, hiçbir oyun sistemini inşa etmediği gibi, pozisyonların oluş biçim ve yerlerine de karar vermez. Hakemin, pozisyonun oluş anını aşan bir gücü yoktur. Hakem pozisyon sonrasının karar ve yargı etiği dairesinde kalır. Nesnel olarak vaziyeti budur. Hakem, eylemi tayin etmez. Eylem olmuştur. Hakem eylemin nedenlerinden sorumlu değildir, dolayısıyla sonuçlarından onu sorumlu tutmak, en hafif deyimle, çıkarcı bir kötü niyettir. Aktif, baskın ve dinamik bir oyunda en az hatayı hakem yapar. Öyle söylendiği gibi bu hatalar, maçın kaderini belirlemez. Doksan dakikalık bir süreci, hakemin bir saniyelik kararlarıyla açıklamaya çalışmak da ancak aklın derin tutsaklığıyla izah edilebilir.

Yeryüzünde hiçbir hakem oyuncular ve teknik adamlar kadar hata yapmaz ve hiçbir hakemin hataları, oyuncu ve teknik adamların hatası kadar sonuca etki etmez. Yanlış kurgulanmış bir oyun, kaderi daha en başında ipotek altına almaktır. Başarısız hücum girişimlerinin sonuçsuzluğundan daha belirgin bir kötü kader olabilir mi? Toptan defansif hataların yol açtığı hezimetler, hakem hatalarıyla izah edilebilir mi? Oyun aynı oyun, kurallar aynı kurallar; peki, deplasman farkı ve fobisi hakem hatası mı? Bir maçın içinde taraftarlar dahil, teknik adamlar ve oyuncuların yaptığı hatalar, bir hakemin ömür boyu yapacağı hataların toplamından daha fazladır.

Oyun süreci, diğer bir ifade ile, maç süreci devam ettiği müddetçe her hakem hatası telafi edilebilir bir hata niteliğindedir; Türkiye’de bile en erken atılan golün süresi 17 saniyedir. Teorik olarak her 17 saniyede bir gol atmak imkan dahilindedir. 17 saniyeyi abartılı bulanlar, istatistik bilimini inkar etmeden savlarına meşruiyet sağlayamazlar. 90 dakikalık maç sürecinde her beş dakikada bir, bir gol atma imkanını makul bulanlar, 18 adet golün de potansiyel olarak atılma ihtimalini de kabul etmiş olurlar. 18 gol atma ihtimali, hangi hakem hatasını telafi etmeye yetmez?

Hiçbir kulüp sezon öncesi hazırlıklarını hakeme göre yapmaz. Aynı şekilde, hiçbir takım oyuncu kadrosunu hakeme göre şekillendirmez. Hiçbir teknik direktör hakeme göre, oyun sistemi, taktik planlar ve stratejiler belirlemez. Yani kısaca ve özcesi, nedensellik zincirinin hiçbir halkasında yer almayan bir aktör, nasıl olur da bütün sonuçlarında sorumlu tutulur ve en ‘’radikal günah’’ keçisi seçilir?

 

Sırlar ve günahlar bahsinde, hakem ve hakemlik en son sırada gelir. Üstelik şimdilerde hakemlik denilen tasarrufun, bir de temyiz mahkemeleri kuruldu. VAR, yargı ve karar etiğinin temyiz mahkemesidir. Kim ne derse desin VAR, daha çok adalet demektir. VAR, oyun ve maç hakkaniyetinin doğru tecellisi için atılan aklı başında bir adımdır.

VAR’dan şikayetçi olanlar, oyuna adalet katma çabasından şikayetçi olanlardır. Niyet ve amaçları ne olursa olsun nesnel olarak pozisyonları budur; adalet engelleyicileri. Prensip olarak VAR’ın kural olarak oyunda yer edinmesi, devrimci bir karardır. Uygulama zaman içinde daha da gelişip olgunlaşacaktır. VAR’da tıpkı ofsayt gibi, sadece çıkarcı, bencil bir fırsatçılığı önlemiyor, o aynı zamanda oyunun iç dinamiklerine baskı uygulayarak, oyunun daha çok gelişmesini sağlıyor. Kolaycılığın, bedava yararcılığın ve karşılığı olmayan kurnazlığın engellenip önlenmesi, diyalektik olarak oyunun iç zenginliğine katkı yapmaktan başka sonuç doğurmaz.

Futbol oyun pratiği ve faaliyeti söz konusu olduğunda en çok hakemi konuşan futbol alemleri, hem futbolun en geri kesimleridir hem de hiç kimse kusura bakmasın, şikeci bir kültür ve zihniyeti en diri tutanlardır.


Ali Fikri Işık kimdir?

Ali Fikri Işık, 1958 yılında Mardin’in Savur ilçesine bağlı Xeramemo köyünde doğmuştur. İlk ve ortaokulu Batman’da, liseyi ise Silvan’da okumuştur. 1978 yılında Batman'da “Sesleniş” Gazetesiyle yazın hayatına başlamış. 1985 yılında yazarlar kooperatifi olan Yazko’nun dergisi “Yazko Somut”ta, 1994 yılında “Zone News” gazetesinde, 1995 yılında haftalık dergi “Roj”da, 2010 yılında Taraf gazetesinde, 2016 yılında “BasNews ve Kurdistan24 Türkçe'de yazmıştır. Amedspor Kaos ve Direniş Amedspor kitaplarının yazarıdır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI