Hollywood klasiği: Judy

Cuma, 3 Ocak, 2020
Rupert Goold, dönemin dışa dönük atmosferini anlatırken eksik, ancak hikayenin ana karakterlerine odaklandığında dikkat çekici bir iş çıkarmış ortaya. Judy Garland’ın yalnızca kariyerinin değil, hayatının da son demlerine doğru gittiği hissinin film ilerledikçe atmosfere hâkim olduğu bir yapım var karşımızda.

Her ne kadar 1939 yılında, 17 yaşında rol aldığı “Oz Büyücüsü/The Wizard of Oz” (Türkiye’de Billur Köşk adıyla gösterildi) ile dünya çapında tanınsa da, yedi yaşından itibaren setlerde/sahnelerde büyüyen bir isim Judy Garland. Gerçek ismi Frances Ethel Gumm olan Judy Garland, bu filmde seslendirdiği “Somewhere Over the Rainbow” şarkısıyla da hatıralarda yer etti.

Bir yanıyla Hollywood’un ortaya çıkardığı en büyük oyunculardan birisi, diğer yanıyla çocuk yaşta ağır koşullar altında çalışmak zorunda kalan ve biriktirdiği birçok arızasıyla birlikte erken yaşta ‘aşırı doz’dan hayatını kaybeden sorunlu bir star o. 47 yıllık hayatına beş evlilik, onlarca film, birçok ödül ve milyonlarca dolar sığdırmasına rağmen bir otel odasında yapayalnız biten bir hayat. “Oz Büyücüsü” dışında “Bir Yıldız Doğuyor”, “Beklenen Çocuk”, “Nüremberg Duruşması” filmleriyle bilinen, çıkardığı albümler dünya çapında büyük sükse yapan bir isim Judy Garland.

Hollywood’un stüdyo döneminin yıldızlarının, özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrası yaşanan hızlı değişimi yakalayamayıp kariyerlerinin yokuş aşağı gitmesi oldukça tanıdık. Geçen haziran ayında vizyona giren “Laurel ve Hardy” filmi de benzer bir kariyer hikayesi anlatıyordu. Bu hafta sinemalarda gösterilmeye başlanan “Judy” de bu döneme biraz da Judy Garland’ın gözünden bakmamızı istiyor sanki.

Televizyon işlerinin dışında 2015’te çektiği “True Story” ile sinemaya vasat bir giriş yapan Rupert Goold ikinci uzun metrajı “Judy”de ileri bir adım atmışa benziyor. Judy Garland’ın ölümünden bir yıl önce Londra’da geçirdiği son demlerine odaklanan yapım, çocuk yıldızlıktan dünya starlığına uzanan bu yorucu yolculuğun son durağında sanatçının gelgitleri ve yaşadıklarıyla ilgili daha çok. Peter Quilter’in “End of the Rainbow” adlı sahne oyunundan Tom Edge tarafından senaryolaştırılan filmin en büyük şansı ise Garland’ı canlandıran Renée Zellweger.

1968 yılındayız. Bir devrin büyük yıldızı Judy Garland küçük sahne şovları ile idare etmektedir. İki küçük çocuğuyla birlikte kaldığı otelden çıkarılınca ortada kalır. Onun için ABD’de deniz bitmiş gibi görünmektedir. Ancak menajeri Londra’da hâlâ ciddi bir hayran kitlesi olduğunu belirterek ona iş ayarlar. Çocuklarını geride bırakarak bu kente giden Judy için sonun başlangıcının kapıları da açılır böylece. İlk çocuğu Liza Minnelli’nin de bulunduğu bir partide tanıştığı, ilerde beşinci kocası olacak Mickey Deans’in de Londra’ya gelmesiyle bu süreç daha da hızlanır.

Rupert Goold, dönemin dışa dönük atmosferini anlatırken eksik, ancak hikayenin ana karakterlerine odaklandığında dikkat çekici bir iş çıkarmış ortaya. Judy Garland’ın yalnızca kariyerinin değil, hayatının da son demlerine doğru gittiği hissinin film ilerledikçe atmosfere hâkim olduğu bir yapım var karşımızda. Öte yandan sahne tasarımlarından Renée Zellweger tarafından seslendirilen şarkılara kadar dönemin ruhuna sadakat dikkat çekiyor.

Film bir yandan Judy Garland’ın son demlerinde aşkı aramaktan vazgeçmeyen, hayatını düzene koyup çocuklarını geri alma umudunu yitirmeyen taraflarına odaklanırken, diğer yandan bitip tükenen enerjisinin kaynaklarını otuz yıl öncesinde arıyor. Hikayenin içine yerleştirilen kimi geri dönüşlerle “Oz Büyücüsü” ve sonrasında yer aldığı filmlerin setine de götürüyor film bizleri. Garland’ın bir çocuk oyuncu olarak çalınan hayatını, uzun çalışma saatlerinin, bozulan beslenme rejiminin, duygusal şantajların yarattığı ruh halinin karşımıza çıktığı bölümler bunlar. Bir yandan stüdyo sisteminin oyuncuları nasıl korumasız bıraktığını, onları birer makine gibi seri üretimin parçası haline getirdiğini görüyoruz. Ama yönetmen Goold, bu bölümler üzerinden bir acıma duygusu geliştirmemeye özen gösteriyor, hatta bir sahnede her şeye rağmen Garland’ın bunu tercih ettiğini gösteriyor.

Filmin iyi yönlerinden birisi de Garland’ı ‘düşmüş’ resmetmekten ısrarla kaçınması. Çocuk yaştan itibaren ağır koşullar altında çalışmanın, şöhretin yükünün, erkekler tarafından sömürülmenin yarattığı ‘tükenmeyi’ gösterse de hayatına devam etmek isteyen ama içten içe durumun da farkında olan bir kadın var karşımızda. “Judy”, hayatımızın unutulmaz filmleri arasına girmeyecek belki ama Renée Zellweger’in performansı ile taçlanan bu sinema efsanesinin hayatına dair bir anlatı olarak dikkat çekici.

JUDY

ORİJİNAL ADI: Judy
YÖNETMEN: Rupert Goold
OYUNCULAR: Renée Zellweger, Jessie Buckley, Finn Wittrock, Rufus Sewell, Michael Gabbon, Royce Pierreson
YAPIM: 2019 İngiltere
SÜRE: 118 dk.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI