Terminatör: ‘Kız kardeşlik’ duruma el koyuyor!

Perşembe, 31 Ekim, 2019
Terminatör serisi, ‘kutsal anne’nin (Meryem), dünyanın kurtarıcısı olacak oğlunu (İsa) hedefine ulaşması için canı pahasına korumasının hikayesiydi bir bakıma. Hal böyle olunca Sarah Connor’a biçilen misyon da ‘annelik’ sınırlarına hapsolup kalmıştı. Sarah, bütün varlığını evladının varlığına armağan ederken, onun olmadığı devam filmleri de bu kurtarıcı üzerine inşa edilmişti. “Kara Kader”, Sarah Connor’a atfedilen bu rolü üzerinden sıyırıp alıyor ve onu dünyanın geleceğini korumak için kendi adına hareket eden bir kadın karaktere dönüştürüyor.

1991 yılından bu güne hayranlarını en fazla hayal kırıklığına uğratan seri Terminatör olabilir. 2003 tarihli “Terminatör: Makinelerin Yükselişi”nin yarattığı hayal kırıklığının üzerine 2009’da çekilen “Terminatör: Kurtuluş” da eklenmişti. Hikayeyi bugünün dünyasından gelecekteki insan-makine savaşına taşıyan bu film üç bölümlük bir serinin ilk ayağı olarak düşünüyordu ama hem genel beğeninin hem de gişe rakamlarının düşüklüğü projeyi de rafa kaldırdı.

Terminatör serisinin zaman ayarlarıyla, hikaye evreniyle oynamaya elverişli zemini başta serinin yaratıcısı James Cameron olmak üzere el atan herkesin işini kolaylaştırıyor gibi görünüyor. Ancak, olanak çok olunca hangi aracı kullanıp nasıl bir tutarlı evren yaratacağınız sorusu da kolay yanıtlanmıyor belli ki. 1984 tarihli ilk film ve asıl olarak 1991’de çekilen “Mahşer Günü”nün yarattığı etki öylesine büyük olmuştu ki herkes ister istemez karşılaştırma yapıyordu. 2015’te izlediğimiz “Terminatör: Genisys”, ilk iki serinin T-800’ü ve Sarah Connor’u yeniden sahneye sürmeyi denedi. Zamanı ileriye değil bu kez geriye sarmaya kalkıştı ama yine olmadı. Bu filmin yaptığı en iyi şey adeta bir Mesih gibi dünyayı kurtaracak kişi olarak işaret edilen John Connor efsanesinde gedik açmasıydı.

Terminatör serisinin kendisini ifade edecek yeni bir ‘yüz’ bulmakta zorlanmasının temel nedenlerinden birisi ‘sanayi toplumundan dijital topluma geçiş’ten kaynaklıydı. İlk iki filmin ürkütücü ve insanlığı tehdit eden ‘makineleri’nin yerini 2000’li yıllardan sonra dijital dünya aldı. Korku nesnesi artık T-800 gibi yok edilemez bir metal yığını değil, kablolar arasında dolaşan ve hayatımızın her anının bilgisine sahip olan, uçakların uçmasına, bombaların patlamasına, evimizdeki elektriğin çalışmasına bile vesile olan dijital donanımlardı. Örneğin Matrix’in Ajan Smith’i gibi korkutucu olmayan, hatta sevimli bile sayılabilecek yazılımlar…

Bugün gösterime giren “Terminatör: Kara Kader”, hikayenin kaderini değiştirebilecek özellikler barındırıyor bünyesinde ve heyecan yaratıyor. Öncelikle film daha açılış jeneriğinde referansını “Mahşer Günü”ne yaparak ondan sonraki hiçbir hikayenin evrenini ve anlatısını önemsemeyeceğini hissettiriyor. Sonra da bugüne kadar bildiğimiz bütün hikayeyi baştan sona değiştiriyor. Mesela ikinci filmde Sarah Connor ve T:800’ün dünyayı Skynet tehdidinden kurtarmasının dünyanın kaderini değiştirdiğini öğreniyoruz ki, bu üçüncü filmi tamamen boşa çıkarıyor. Çünkü “Kara Kader”in geleceğinde insanlar ile makineler arasındaki savaşın nedeni Skynet değil, Lejyon. Skynet tehdidi Sarah Connor tarafından ortadan kaldırılmış olsa bile, ilerleyen yıllarda benzer bir durum ortaya çıkıyor ve makineler insanlığa savaş açıyor. James Cameron’un da hikayeye bizzat el attığı bu filmin en belirleyici özelliği ise John Connor efsanesinin aslında hiç gerçekleşmediğini öğrenmemiz. 2020 yılında geçen hikayede Dani adlı sıradan bir fabrika işçisi olan Meksikalı bir kadının, kendisini korumaya gelen üstün güçleri olan bir asker Grace ile onu öldürmek için gönderilen Rev-9 model bir yok edici arasındaki mücadelenin ortasında kalışını izliyoruz. Filmi izlemeyenler için Dani’nin gelecekteki misyonunun ne olacağını açık etmeyelim.

 

Terminatör serisi, ‘kutsal anne’nin (Meryem), dünyanın kurtarıcısı olacak oğlunu (İsa) hedefine ulaşması için canı pahasına korumasının hikayesiydi bir bakıma. Hal böyle olunca Sarah Connor’a biçilen misyon da ‘annelik’ sınırlarına hapsolup kalmıştı. Sarah, bütün varlığını evladının varlığına armağan ederken, onun olmadığı devam filmleri de bu kurtarıcı üzerine inşa edilmişti.

“Kara Kader”, Sarah Connor’a atfedilen bu rolü üzerinden sıyırıp alıyor ve onu dünyanın geleceğini korumak için kendi adına hareket eden bir kadın karaktere dönüştürüyor. Üstelik filmin Dani, Grace ve Sarah üçlüsüyle bir kadın dayanışması filmi olduğunu, iki güçlü kadının gelecekte önemli misyon yüklenecek başka bir genç kadını ne pahasına olursa olsun koruma çabalarını anlattığını söylemek gerekiyor. “Dünyayı kurtaracak erkek çocuk doğuracak” yeni Meryemlerin değil, dünyayı kurtarmak için bizzat inisiyatif alan kadınların filmi bir bakıma.

“Kara Kader”in bir diğer yönü, serinin öteki filmlerinde zaman zaman baskın olan kaderciliği (geleceğin değiştirilemeyecek olması vb.) elinin tersiyle iterek kader inşasının bizzat ipleri ele alarak gerçekleştirileceğine dair söylemi. Film bu bakımdan yakın dönemin yükselen kadın hareketlerinden etkilenmiş gibi görülüyor. Öte yandan Trump iktidarının temel motivasyonlarına da dokunduruyor. Ana karakterlerinden birisinin Meksikalı bir kadın olması, Meksika sınırından duvarı aşarak geçme çabaları gibi hikayeye giydirilen unsurlar bir yandan da ABD’nin politikalarına göndermeler yapıyor.

İlk “Deadpool” filmini çeken Tom Miller’ın başta açılıştaki arabalı takip sahnesi olmak üzere referanslarının büyük bir kısmını “Terminatör 2: Mahşer Günü”ne yaptığını da not olarak düşelim. Miller’in yönetmen koltuğuna oturması “Deadpool” kadar olmasa da filme eğlenceli sahneler eklenmesine de yol açmış belli ki. Referansların “Mahşer Günü”ne yapılması Linda Hamilton’ın yeniden hikayeye dönüşüyle Arnold Schwarzenegger’in varlığıyla da alakalı hiç kuşkusuz. Seri her ne kadar Schwarzenegger’in canlandırdığı ve türlü biçimlerde karşımıza çıktığı terminatörlerle anılsa da bu filmden bir kez daha anlıyoruz ki aynı zamanda Linda Hamilton’un da bir o kadar etkisi var. “Terminatör: Genisys”te Emilia Clarke, 2008 tarihli “Terminator: The Sarah Connor Chronicles” dizisinde Lena Headey (Game of Thrones’da azılı düşmanları canlandıran iki oyuncuya da nasip oldu Sarah Connor rolü) tarafından canlandırılmış olsa da bu filmde anlıyoruz ki Linda Hamilton’un yeri başka. Onu yeniden Sarah Connor olarak görmek serinin ilk iki filmini beğenenler için yalnızca bir nostaljik etki olarak kalmıyor. Filme de önemli bir güç kattığını söylemek gerek. Öte yandan Grace’i canlandıran Mackenzie Davis’in de önemli bir buluş olduğunu söylemek gerek. Fakat bu film özelinde fazla ağırlığı olmasa da buradan başlayarak yeni bir hikaye kurulacak, devam filmleri çekilecekse eğer Dani’yi canlandıran Natalia Reyes’in doğru bir tercih olup olmadığı konusunda bir şey söylemek zor.

Açıkçası bana biraz sönük görüldü. Eğer bu film çok tutar ve yapımcılar hikayeyi devam ettirmeye karar verirse genç Kolombiyalı oyuncunun şapkadan tavşan çıkarması gerekecek.

TERMİNATÖR: KARA KADER

ORİJİNAL ADI: Terminator: Dark Fate

YÖNETMEN: Tim Miller

OYUNCULAR: Linda Hamilton, Arnold Schwarzenegger, Mackenzie Davis, Natalia Reyes,
Gabriel Luna

YAPIM: 2019 ABD

SÜRE: 129 dk.

YAZARIN DİĞER YAZILARI