Bir ‘Jaws’ değil!

Cuma, 10 Ağustos, 2018
The Meg'de Jason Statham’ın varlığı çoğu noktada filmi korku/gerilim ikliminden çıkarıp aksiyona meylettiriyor. Örneğin Jonas bir sahnede aşık olmak üzere olduğu Çinli bilim kadını Suyin’i Meg’den kurtarmaya çalışırken bildiğin, 'yüze tekme' atıyor... Bu bakımdan eğlenceli mi eğlenceli! Ama filmin benzerleri gibi seyircide korku ve dehşet duygusu yarattığını söylemek zor.

Steven Spielberg’in 1975 tarihli filmi “Jaws”tan sonra insanoğlunun köpekbalıklarına bakışı da değişti haliyle. Filmin yarattığı etki öylesine büyük olmuştu ki, ilk izleyenlerin uzun süre denize girmekten çekindikleri söylenir! Spielberg, denizlerin en tekinsiz yaratığını bir korku nesnesine dönüştürdükten sonra köpekbalıkları sinema dünyasından eksik olmadı. Meraklısı için hemen birkaç tanesini not düşelim: Mavi Korku (Deep Blue Sea, 1999), Açık Deniz (Open Water, 2003), Dehşetin Düşleri (The Reef, 2010) Karanlık Sular (The Shallows. 2016).

Yukarıda andığımız bütün filmlerdeki tehdit unsuru olan köpekbalıkları bugün insan türünün gördüğü, bildiği ve tanıdığı yaratıklardı. Bu hafta gösterime giren “Meg: Derinlerdeki Dehşet” ise kadim zamanlardan kalma bir türü yeryüzüne davet ediyor.

Film, bilimkurgunun en sevdiği ‘doğayı fazla zorlama, yoksa canını yakar’ diye özetleyebileceğimiz temasını takip ediyor aslında. İnsanoğlunun doğayı keşfetmek, denetim altına almak ve hatta değiştirmek için yaptıkları aynı zamanda bilimkurgu/korku edebiyatı ve sinemasının önemli dayanaklarından, “Denizler Altında Yirmi Bin Fersah”tan “Frankenstein”e, “King Kong”tan “Godzilla”ya kadar uzun bir liste yapabiliriz. “Meg: Derinlerdeki Dehşet”in bilim insanlarından oluşan ekibi de Büyük Okyanus’un batısında Japonya ile Endonezya arasında bulunan dünyanın en derin noktası Mariana Çukuru’nun sınırlarını zorluyorlar. Yaklaşık 11 bin metre derinliğindeki bu çukurun dibinin aslında ‘dip’ olmadığını daha da derinlerde bir şeyler olduğunu düşünüyorlar. Bu arada Mariana Çukuru’nun zeminine kendi yaptırdığı denizaltıyla inmeyi başaran ilk insanın Titanik, Avatar ve Terminatör filmlerinin yaratıcısı James Cameron olduğu hatırlatalım.

Bilim insanlarının öngörüsü doğru çıkar, dibin de dibi varmış! Ancak, milyonlarca yıl öncesine ait bu denizaltı uygarlığına insanların ayak basması birilerini rahatsız eder. İki milyon yıl önce soyunun tükendiği varsayılan ve uzunluğu 20 metrenin üzerinde olan bir ‘Megalodon’un ortaya çıkışıyla ‘denizde dehşet’ başlar. Tabii ki bu yolculuklar sırasında insan oğlunun merakı ‘cehennemin kapıları’nı açmış ve canavar masal dünyasından insanların dünyasına davet edilmiştir.

GERİLİM VE AKSİYON ARASINDA…

Paniğe kapılan bilim üssünün yöneticileri deniz altından insan kurtarmada uzman olan Jonas Taylor’u çağırıyorlar. Bundan sonrası aksiyon sinemasının büyük yıldızı Jason Statham’ın canlandırdığı Jonas Taylor ile bu dev yaratık arasındaki kavgayla geçiyor. “Aksiyon” vurgusunu özellikle yapmak gerekti çünkü filmin ne olacağına dair kararsızlığı biraz da burada yatıyor sanki. Statham’ın varlığı çoğu noktada filmi korku/gerilim ikliminden çıkarıp aksiyona meylettiriyor. Örneğin Jonas bir sahnede aşık olmak üzere olduğu Çinli bilim kadını Suyin’i Meg’den kurtarmaya çalışırken bildiğin, ‘yüze tekme’ atıyor… Bu bakımdan eğlenceli mi eğlenceli! Ama filmin benzerleri gibi seyircide korku ve dehşet duygusu yarattığını söylemek zor. Statham’ın önünde sonunda bu kadim yaratığı alt edeceğini ve seyirciyi mutlu sona taşıyacağını biliyoruz. Üstelik bunu yaparken gerilim yerine aksiyonu öne çıkarmakta ısrar edilince film arada bir yerlerde kalıyor. Haliyle ne tam olarak bir aksiyon seyirliği ne de beklentiyi karşılayacak bir gerilim ortaya çıkıyor.

“Üşütük Popolar”, “Mucize”, “İçgüdü”, “Sihirbazın Çırağı” ve “Last Vegas” gibi filmlere imza atan yönetmen Jon Turteltaub’ın bir kez daha vasatı aşamadığını söyleyebiliriz. Steve Allen’in kitabından uyarlanan senaryonun ise yer yer mantık hataları barındırdığını not düşelim.

“Meg: Derinlerdeki Dehşet”, sıcak yaz günlerinde klimalı ortamda iki saat eğlenceli vakit geçirme hayali kuranlar için bir seçenek olabilir belki. Ama kadim zamanlardan çağırdığı yaratığın sinemanın unutulmazları arasına gireceğini söylemek çok zor.

ORİJİNAL ADI: The Meg

YÖNETMEN: Jon Turteltaub

OYUNCULAR: Jason Statham, Bingbing Li, Rainn Wilson, Cliff Curtis, Winston Chao, Ruby Rose, Page Kennedy

YAPIM: 2018 ABD

SÜRE: 154 dk.

YAZARIN DİĞER YAZILARI