İstismarda hukuki boşluk: Akran şiddeti ve akran deneyimi kavramları

Çarşamba, 7 Mart, 2018
Çocuğun cinsel istismarı suçuyla rıza kavramı yan yana anılamayacak şekilde düzenlenmeli kanun. 15 yetmiyor zaten 18 olmalı. Uluslararası sözleşmelerde 18 yaş altı bireyler çocuk kabul edilir. Akran deneyimleri ilgili maddeye yeni bir fıkra olarak eklenmeli. Akran şiddeti kavramını kesinlikle hafife almayalım.

Çocuğun cinsel istismarıyla mücadele için altı bakanlıktan oluşan komisyon çalışmaları devam ederken hükümet sözcüsü Bekir Bozdağ’ın açıklamaları sayesinde bilgileniyoruz. Pazartesi günü bakanlar kurulu toplantısı üzerine yapılan basın açıklamasında biraz daha detaylı bilgiler geldi. İstismar hükümlülerinin ömür boyu takibi ve kimi meslek dallarıyla kamu görevi almalarının yasaklanacağı yönündeki fikirler yerinde. Nasıl düzenleneceği ve ne kadar uygulanabileceğine bağlı olmakla birlikte, alınması gerekli tedbirlerden bir kısmı takip, iş yeri ve meslek kısıtları. Bir de istismar hükümlülerinin afişe edilmesi eklenmeli bu tedbirlere ki çalışma kısıtları da uygulanabilsin.

Aktarılan bilgilerin içerdiği sorunlar da önemli. Kademeli ceza konusu bunlardan birisi. Mağdurun yaşına göre cinsel istismar cezalarının kademelendirilmesi ve 12 yaşındaki mağdura “rıza sorgusu” getirilmesi korkunç hatalardan. Yaşa bağlı ceza kademelendirmesi hakkında “Bu konuda hükümetimizin bir ısrarı yok” ifadesi içimize su serpebilirdi eğer devamı garip iddialarla parti savunmasına dönüşmeseydi: “AYM kararını okudukları zaman atılmak istenen adımın ne olduğunu görürüz. Suçun mağdurlarına göre cezayı artıran ve azaltan bir kademelendirme her yerde var.” Birilerini koruma kastı yoktur. Bazıları buradan AK Parti’ye zarar vermeye çalışıyor. Bu istismarcıların tamamına biz aynı gözle yaklaşıyoruz.” Örtük biçimde itirazları yargı kararından habersiz olmakla suçlaması kabul edilemez. AYM iptal kararından bile önce Bafra Ağır Ceza Mahkemesi’nin yaptığı iptal başvurusu üzerine konu, tartışılmaya başlanmıştı. Defalarca okundu yazıldı karşı çıkış gerekçeleri. Sorun çözülünceye kadar bıkıp usanmadan tekrarlanacağı için çaresiz bir de bu yazının konusu olacak.

TCK M.103, İPTAL TALEBİ, İPTAL GEREKÇESİ

Altı bakanlıktan oluşan komisyon kapsamlı bir bir çalışma yapmak niyetini beyan ve sayın sözcü yargı kararını işaret ettiğine göre bu yazıda başa dönüp gelişmeleri tekraren ve birer birer gözden geçirelim. Niyetlerinde samimi iseler, bütüncül düzenlemelerin ihtiyaç duyduğu pek çok idari yapı istismar komisyonu çatısı altında bir araya gelmişken, sorunun özüne eğilmeleri gerekir. Milli eğitim, aile ve sosyal politikalar, sağlık, adalet, maliye, gençlik ve spor bakanları şüphesiz daha çok bakanlık bürokratlarıyla yürütülen komisyon, gerçekten kapsamlı düzenleme için gereken idari güce ve siyasi iradeye sahip olmalı. Öncelikle anılan madde ve fıkraların iptal istemine konu davaların içeriğine göz atmalılar.

Çocuğun cinsel istismarı suçunu düzenleyen TCK M.103/2 için iptal isteyen Bafra Ağır Ceza Mahkemesi’nin gerekçesi ve ilgili dava konusu incelendiğinde, 12 yaşın rızaya açılması için bahane olarak kullanıldığı görülür. Maksat rıza yaşını geri çekmek, bahane zanlının çocuk olması. Zanlıya ilişkin hukuktaki boşluğun doldurulması ve zanlı için yaş düzenlemesi istemek yerine yargı mağdur yaşına kademeli ceza istiyor.

Bafra Ağır Ceza Mahkemesi “…mağdur ya da fail olarak çocuğun korunması…” gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi’ne iptal hükmü için başvuruyor. Dava konusu olay, sanığın da reşit olmadığı bir vaka. Ancak mahkeme iptal gerekçesinde sanığın yaşına göre düzenleme gereken bu konuda mağdur yaşıyla ilişkili talepte bulunuyor. Çarpıklık buradan başlıyor. Sorun zanlının da çocuk olması. Ama mahkeme mağduru rıza sorgusuna almak ve faile verilecek cezayı indirmek istiyor.

15 yaş altı istismar mağdurlarında rıza aranmayacağını hükme bağlayan ilgili fıkranın iptalini istiyor. Anayasa Mahkemesi de asıl sorunun mağdurun değil sanığın yaşıyla ilişkili olduğuna hiç değinmeksizin iptal hükmü veriyor. Defalarca yazıldığı gibi siyaset ve yargı çeşitli tarikat, cemaat ve onların uzantısı vakıf derneklerin evlilik yaşını aşağı çekme yönündeki baskılarına boyun eğmiş oluyor. Yargı iptal ediyor, siyaset rıza yaşını 12’ye çekiyor. Son üç yıldır m. 103 hep gündemde bu nedenle.

Yargı, hukuki gerekçeler sunar gibi yapsa da hiç masum değil bu konuda. Zira ilgili başvuru gerekçesinde mahkeme, “suça sürüklenen çocuklar” kavramının arkasına saklanmış. Hatırlanacağı üzere “taş atan çocuklar” tanımıyla dilimize yerleşmiş TMK (Terörle Mücadele Kanunu) mağduru çocuklar için kullanılmıştı bu ifade. Akran deneyimi kapsamında değerlendirilebilecek ergen cinselliğinin yargıya taşınması sonucu, küçük yaştaki sanığın da çok yüksek cezalar almasına itirazın, suça sürüklenmeyle ifade edilişi, yargının sorunu çözme değil meseleyi kitabına uydurma kolaycılığını açıkça gösteriyor. Yüksek yargı masum mu? Hayır. Anayasaya aykırılık yönünden değerlendirip sadece bir oy farkla iptal ettiği fıkrada gerekçesini açıklarken o da sadece mağdur yaşı açısından konuyu değerlendirmiş. Ancak bununla da yetinmeyip gelenek, görenek, toplumsal davranışlar şeklinde 15 yaş altı çocukların cinsel istismarını rızaya açmanın da ötesinde asıl muradı ifşa etmiş ve 15 yaş altını evliliğe açmış oluyor.

YAPILMASI GEREKENLER

Siyasete düşen bu iptal hükümlerinden sonra kapsamlı bir yasayla gençlik hukukunu düzenlemekti. En azından iptal edilen hükümler yeniden düzenlenirken ilgili maddeye akran şiddeti ve akran deneyimi kavramlarını yerleştirerek bu hukuk boşluğunu doldurmaktı. 2016 Kasım-Aralık aylarını bu tartışmalarla geçirdikten sonra karşımıza tam da iptal gerekçesinin içerdiği yanlış bakış açısını destekleyerek rıza kavramını 12 yaşa çeken düzenleme yapıldı. Hatada ısrar, hukukta boşluk ve artan istismar artan şiddet, siyaseti bugün yeni bir komisyon kurmaya mecbur etmişken artık bakış açısı değişmeli.

-Bakış açısı değişmeli. Ceza kademelendirilmesi açısından cinsel istismar suçunun mağduruna değil failine bakmayı bilmeli hukuk.

-Çocuğun cinsel istismarı suçuyla rıza kavramı yan yana anılamayacak şekilde düzenlenmeli kanun. 15 yetmiyor zaten 18 olmalı. Uluslararası sözleşmelerde 18 yaş altı bireyler çocuk kabul edilir. İmzacısı olduğumuz sözleşmelere uyarak çocuğun cinsel istismarı suçu dile geldiğinde o çocuk ifadesinin 18 yaş altı bütün bireyleri kapsadığını kabul edelim. Unutulsun rıza. Rıza yok. Bir yetişkinin 18 yaş altı bireylere yönelik her türlü cinsel eylemi, rıza sorgusuna açık olmayan istismar hükmünde olmalı.

-Akran deneyimleri ilgili maddeye yeni bir fıkra olarak eklenmeli. 15-18 yaş arası cinsel deneyimler bu fıkrada şiddet içerdiği takdirde yargı konusu olacak şekilde hükme bağlanmalı. Akran şiddeti kavramını kesinlikle hafife almayalım. Rıza kavramını da tam olarak burada eylemin şiddet sayılıp sayılamayacağını anlamak için kullanmak gerekiyor sadece. Çocuklar arasındaki yaş farkı en fazla üç olduğu takdirde rıza sorgusu yapılabilmeli.


Berrin Sönmez kimdir?

1960 Ankara doğumlu. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih bölümünde okudu. Öğrencilik yıllarında Maliye Bakanlığı'nda çalışıp mezuniyet sonrası Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü'nde araştırma görevlisi olarak akademiye geçiş yaptı. Halkevi üzerine yaptığı doktora tezini sağlık nedeniyle yarım bırakarak üniversiteden ayrılıp çeşitli orta okul ve liselerde tarih öğretmenliği yaptı. Yaklaşık beş yıl sonra önce okutman sonra öğretim görevlisi olarak tekrar akademiye döndü. Afyon Kocatepe Üniversitesi'nde öğretim görevlisiyken yakalandığı 28 Şubat sürecinde ve bu defa isteği dışında üniversiteden bir kere daha ayrıldı. Sözleşmesinin haksız olarak yenilenmeyişine itiraz ederek açtığı idari dava, dönemin keyfi idaresi ve idareye tam bağlı yargısının pervasızca verdiği “rektörün takdir yetkisi” gerekçesiyle reddedildiği için emekli oldu. Dört-beş yıl çeşitli kurum ve konumlara demir atarak geçirdiği çalışma hayatı sonrası kendisini ilk defa gerçekten ait hissettiği tek yer olan Başkent Kadın Platformu Derneği üyesidir. Sivil toplum alanında kadın, çocuk, insan hakları, demokrasi ve barış savunusuyla gönüllü çalışmayı sürdüren feminist-aktivist Berrin Sönmez’in çeşitli dergilerde makale ve denemeleri yayınlanmıştır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI