Bir ‘gönül yarası’ daha

Perşembe, 9 Kasım, 2017
Yavuz Turgul- Şener Şen ikilisinin yeni filmi ‘Yol Ayrımı’, önceki ortaklıkların üzerine pek fazla şey koyamıyor. Belli ki takım artık formsuz.

Bir film yaparken belirli bir hikaye formunda, bu forma uygun oyuncularda ısrar etmek bir başarı getirebilir. Şener Şen’in potansiyelini fark edip onu “Muhsin Bey” gibi bir filmin başrolüne koyarsanız sonuç muhteşem olacaktır. Bunun da üzerine koyar, “Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni”, “Gölge Oyunu” ve “Eşkıya” gibi güzel filmlerle bu ısrarı devam ettirmenin sonuçlarını alırsınız. Ama artık ‘saplantı’ haline gelmiş bir hikaye formu ve oyuncu tercihi bir noktadan sonra tatmin edici olmaktan uzak kalacaktır.

Yavuz Turgul, Şener Şen ikilisi için bu tespiti yapabilecek durumdayız ne yazık ki. Turgul’un yazıp yönettiği ve bir kez daha Şener Şen’i başrole oturttuğu “Yol Ayrımı”nın hikaye ve estetik görünüşüne girmeden önce zorlanan bazı imkânsızları anmak gerekiyor belki de. 76 yaşındaki Şener Şen için yazdığınız belli olan bir hikayeye onun annesini de eklerseniz ve bu rol için ondan sadece iki yaş büyük olan Çiğdem Selışık Onat’ı tercih ederseniz film boyunca kimseyi ikna edemezsiniz. Hatta bazı sahnelerde Şener Şen’in karakterinin annesinden daha yaşlı görünüyor olması gibi deneyimler yaşatırsınız seyirciye. Yine aynı şekilde Şener Şen’den 22 yaşı küçük bir oyuncuyu da yanına çocukluk arkadaşı olarak koyarsanız, hikayeniz ne kadar iyi olursa olsun seyirciyi yaşadığı yabancılaşmadan bir türlü kurtaramazsınız. Oyuncudan vazgeçemiyorsanız, hikayenizden taviz vermek zorundasınız belki de.

BİR YAVUZ TURGUL HİKAYESİ

Artık bir Yavuz Turgul filminin hikayesinin nasıl olacağını öngörmek zor değil. Orta yaş üstü bir adam, onun hayatına dışarıdan dâhil olan bir karakter, hikayenin komedi yükünü sırtlanacak bir başka erkek oyuncu (Hacivat ile Karagöz), karakterin yolculuğu ve dönüşümü… “Yol Ayrımı” yönetmenin diğer Şener Şen’li filmlerinden farklı olarak bu kez ‘kötü’ bir karakterle çıkıyor karşımıza. Mazhar, babasından aldığı şirketi bir imparatorluğa dönüştürmüş, duygusuz, bütün hayatı iş olan bir adam. Çocukluk arkadaşı Besim’i ve iki çocuğunu da yanına alarak piyasanın acımasız oyuncularından birisi haline gelmiştir. Gözünü kırpmadan işten insan atabilen, rakiplerini acımadan piyasadan silebilen bir karakter. Annesi, şirketin büyümesindeki payı sebebiyle Mazhar’ın işine arada sırada karışmaktan geri durmaz. Çocukları da yeni iş modellerine uyum sağlamak ister. Ofisten geçen bisikletli personel sahnesinden sonra Anne’nin geçmiş, Mazhar’ın bugün, çocukların da gelecekteki iş modellerinin insanları olduğunu anlarız. Ancak bir kaza Mazhar’ın bütün hayatını yeniden gözden geçirmesine neden olur. Mazhar, eski kimliğini inkâr eder ve işten attığı Emine’nin dünyasına girmeye karar verir. Bu sırada yıllardır ihmal ettiği Galatasaray Lisesi’nden arkadaşı Altan’ın yanına taşınır.

“Yol Ayrımı” için Yavuz Turgul filmlerinden en çok “Gönül Yarası” ile akrabalık bağları olduğu söylenebilir. “Gönül Yarası”nın Nazım’ı kötü bir adam değildir ama idealleri yüzünden çocuklarını ihmal etmiştir. Aynı durum burada da söz konusudur. Mazhar’ın hırsları çocuklarını da kendisi gibi yetiştirmesine neden olmuş, onların hayallerini gerçekleştirmelerinin önüne geçmiştir. Nazım, tercihlerinin çocukları üzerinde yarattığı tahribatı düzeltemeyeceğini anladığında psikopat kocasından kaçan Dünya’ya açar kapılarını ve onunla hayatını tamir etmeye çalışır. Burada da Mazhar, duygusuzca işten attığı Emine ile yakınlaşarak onunla kendini tamir etmek ister. Altan’da “Gönül Yarası”ndaki Takoz gibi ana karakterin durmadan atışacağı karakter olarak hikayedeki yerini alır.

EN ‘TOPLUMCU GERÇEKÇİ’ FİLMİ!

“Yol Ayrımı”, bir yandan Yavuz Turgul’un toplumsal sorunlara, adaletsizliğe en dikkat çektiği film olması nedeniyle en politik işi olarak da kayıtlara geçebilir. İş hayatının acımasız tarafları, emeğin sömürülmesi, erkek şiddeti, vicdani ret, kentsel dönüşüm gibi dönemin sorunları Mazhar’ın karakterinde perdeden akıp gider. Mazhar, bir büyük burjuva olarak, kazadan sonra hayatını değiştirmeye çalıştıkça ‘gerçek Türkiye’nin fotoğrafını görür ve kendisini daha da sorumlu hisseder. Ki filmin ikna edici olmayan taraflarından birisi de Mazhar’ın yaşadığı dönüşümün hızı. Senaryolarının gücü ile bilinen Turgul’un karakterin dönüşümünü bu kadar hızlı ve ikna edici olmaktan uzak gerçekleştirmiş olmasını bu film özelinde formsuz olmasına vermeliyiz.

Tam da bu noktada ‘takım değiştirmenin’ hem Yavuz Turgul hem de Şener Şen için iyi olabileceğini, başka takımlarda eski özlenen günlerini yakalayabileceklerini ummaktan başka şansımız yok. Ama 2010 tarihli “Av Mevsimi”nden bugüne (hatta Eşkıya’dan) bu kadronun heyecanlandırmaktan uzak olduğunu söylemek gerekiyor. Bir yönetmen/senaristin sadece bir oyuncu için iş ürettiği, bir oyuncunun da sadece tek yönetmenle çalışmakta ısrar ettiği başka bir örnek var mı, bilmiyorum ama bu takımın artık eski görkemli günlerinden uzak olduğunu söylemek boynumuzun borcu.
“Yol Ayrımı”, toplumsal sorunlara da dokunan hikayesi, zaman zaman eğlenceli de olabilen anları, uzun süresine rağmen kolay izlenen yapısıyla seyircinin ilgisini çekecektir muhtemelen ama üstünde imzası bulunanların yarattığı beklentiye karşılayıp karşılayamayacağı biraz muallak.

Yönetmen: Yavuz Turgul
Oyuncular: Şener Şen, Mert Fırat, Rutkay Aziz, Nihal Yalçın, Çiğdem Selışık Onat, Tilbe Saran, Ruhsar Öcal
Yapım: Türkiye 2017
Süre: 150

YAZARIN DİĞER YAZILARI