Ümit Kıvanç
Ümit Kıvanç

Küçük adamlar büyük hırslar 3 - Söylesem mi gizlesem mi derken…

Cumartesi, 1 Nisan, 2017
Inovo BV’nin sahibi Ekim Alptekin, Flynn'in firmasıyla yaptıkları anlaşmanın herhangi bir lobi faaliyetini kapsadığı iddiasını yalanlıyor. Bu durumda, Gülen’le ilgili didiklemelerin, “Türkiye’ye doğalgaz satacak Ortadoğu kökenli şirketin piyasa ve siyasî iklim araştırması” kapsamında görülmesi gerekiyor!?

kk

Başvuru dediğimiz, Flynn’in şirketinin adalet bakanlığına yaptığı “yabancılar için çalışıyoruz” bildirimi. İnsan Avcısı filminde Komiser Metin (Cüneyt Arkın), kötü adamlardan birini hızarla ikiye ayırmadan önce şöyle der: “Ma-de in u-se-a. Şu Amerika ne büyük devlet değil mi? Ne biçim makinalar yapıyor herifler. Düğmeye bas, şıp diye çalışsın!…” Basar, hızar kötü adamın bacaklarının arasından kritik bölgeye doğru ilerler. Büyüklüğü başka tartışmanın konusu, ancak şu Amerika her şeyden önce tuhaf devlet: Yasalara uymak kaydıyla yabancı bir güç adına faaliyet gösterebiliyor, lobi yapabiliyorsun. Adalet bakanlığına bildirmek şartıyla.

Mart başında Flynn’in şirketinin yaptığı bildirim buydu. Daha önce yapmamıştı. Oysa 2016 Ağustos’undan beri yapması gerekiyordu. Söylentilere göre Flynn’in avukatı, henüz başkan adayı olan Trump’ın ekibinden bir hukukçuya “bildireyim mi?” diye sormuş, Trump’ın hukukçusu, “sana kalmış” cevabı vermişti. Trump’ın yemin töreninden sonra Flynn ve avukatı, Beyaz Ev ekibinden birilerine aynı soruyu tekrar sormuşlar, yine aynı cevabı almışlardı. Şimdi adalet bakanlığına bildirimde bulunmalarının sebebi, “ileride doğabilecek her türlü şüpheyi ortadan kaldırmak”tı.

İleride mi!?

Flynn, gayet açık yasal bildirim yükümlülüğüne rağmen birkaç ay boyunca bu bildirimden kaçınabilmeyi ummuştu. Çünkü Foreign Agents Registration Act (FARA, Yabancı Ajanları Kayıt Yasası) kapsamındaki bildirimle, “yabancı ajanı” statüsüne geçiriliyorsunuz. Herhangi bir sakıncası yok, bu, yasal bir statü. Ancak “federal etik kurallarına göre”, Flynn’inki (Savunma İstihbarat Ajansı -DIA- başkanlığı) gibi üst düzey görevlerde çalışmış kimseler, emekliliklerinin üzerinden bir yıl geçmeden başka hükümetler yararına lobi faaliyetleri yürütemiyorlar.

 

 

Flynn iki yıl sürdürdüğü DIA başkanlığından 2014’te emekli olmuştu. Dolayısıyla 2016’da böyle bir işe girebilirdi, ama o sırada da Trump’ın ekibinde, başkanlık seçimi için kampanya yürütüyor, hükümette üst düzeyde göreve gelmeye hazırlanıyordu; seçim kazanıldıktan sonra başkan yardımcılığı için dahi -üç aday arasında- adı geçmişti. Ve birkaç ay boyunca, başkan için düzenlenen gizlilik dereceli istihbarat toplantılarına katıldı, Ulusal Güvenlik Danışmanı yapıldı! Bilemiyoruz, ama yararına lobi çalışması yürüttüğü devletle ilgili birtakım kararları etkiledi belki. Yani kendini “üst düzey resmî görevim yoktu ki” diye savunması mümkün değil.

Yabancı devlet için lobi meselesi böyle. Yok eğer bütünüyle özel firmalar arasındaki anlaşma ve ilişkilere bağlı olarak, diyelim yabancı bir firmaya danışmanlık hizmeti veriyorsanız, bu tür bildirim mecburiyetiniz yok. Ancak yabancı firmayla anlaşmanız lobi faaliyetini de kapsıyorsa, bunu (Lobbying Disclosures Act, Lobicilik Bildirim Yasası gereğince) Kongre’ye bildirmeniz gerekiyor. Böylece adalet bakanlığı bildiriminden kurtulabiliyorsunuz.

Flynn başlangıçta, Hollanda kökenli Inovo BV firmasıyla kendi şirketi FIG’in ilişkisini Kongre’ye bildirmenin yeterli olmasını ummuş; öyle anlaşılıyor. FIG, Inovo BV adlı Hollanda firması için çalıştığını 2016 Eylül’ünde Kongre’ye bildirdi.

Firmanın sahibi, “Ekim Alptekin adlı Türk-Hollandalı işadamı”ydı, haberlere göre, “Ortadoğu kökenli yabancı bir petrol ve gaz şirketi adına faaliyet gösteriyor”du.

Alptekin’le birazdan meşgûl olacağız. Şimdi bir soru var elimizde: Madem Flynn, Kongre’ye bildirmenin yeterli olacağı bir yabancı özel firma ilişkisi içerisinde bulunduğunu düşünüyordu; niye Trump’ın çevresindeki hukukçulara, üstelik iki defa, “adalet bakanlığına bildirim yapayım mı?” diye sormuştu? Çalıştığı “özel firma”nın arkasından bir “yabancı hükümet” çıkmasından mı çekiniyordu? Yoksa bunun böyle olduğunu zaten biliyor, ortaya çıkmasından mı çekiniyordu?

Burada doğan ikinci büyük soruyu dedektifimiz tahtaya, ilkinin yanına önce yazıyor, sonra siliyor, çıkıyor. Evet, hikâyemizde bir dedektifimiz olmalı. Yalnız henüz olayların merkezinde değil. Yazdığı kelimeler silinse de az buçuk okunabiliyor: Beyaz Ev’in yeni ekibi, başkanlarının Ulusal Güvenlik Danışmanı yapacağı adamın kendini “yabancı ajan” diye kaydettirmeyi düşündüğünü öğrenince ne yapmışlardı? Omuz silkip “sen bilirsin” demiş, yürümüş gitmişler miydi?

Şu Amerika ne ilginç değil mi ama..?

LOBİ VAR-YOK MESELESİ

Flynn’in şirketi FIG’in 2017 Mart’ında adalet bakanlığına yaptığı bildirimde -Amberin Zaman’ın 10 Mart’ta Al Monitor’de aktardığına göre– şu ifade yer alıyordu:
[FIG] Inovo için ve Inovo’nun yönlendirmesiyle bir açık kaynak araştırması gerçekleştirmiştir.

Araştırmanın “odaklandığı konu”, Fethullah Gülen ve “Gülen’le bağlantılı olan ya da olduğu iddia edilen charter okullar”dı.

Burada kendini bütün heybetiyle gösteren çelişki, hikâyemizin başından sonuna, bütün gelişmelere eşlik ediyor, çelişkiliği kalmadığı, her şey ortaya döküldüğü anda bile âdetâ bu niteliği korunsun diye özel çaba harcanıyor.

Çünkü Inovo BV’nin sahibi Ekim Alptekin, Flynn’in firmasıyla yaptıkları anlaşmanın herhangi bir lobi faaliyetini kapsadığı iddiasını yalanlıyor. Bu durumda, Gülen’le ilgili didiklemelerin, “Türkiye’ye doğalgaz satacak Ortadoğu kökenli şirketin piyasa ve siyasî iklim araştırması” kapsamında görülmesi gerekiyor!?

Gerçi Ali Artun bambaşka bağlamda, İstanbul Bienali hakkında yazdığı yazıya bu başlığı atmıştı, ama demek bize yerden-zamandan bağımsız kullanılabilecek bir araç sunmuş; o halde kullanalım: “Anne Ben Hıyar mıyım?”

Amberin Zaman’a kendisini “ABD ile ticarî menfaatleri olan bir Türk vatanseveri” diye tanımlayan Alptekin, iki ülke arasındaki ilişkilerin düzelmesini kişisel olarak önemsediğini belirtmiş, Flynn’in şirketiyle anlaşmasında böyle bir “motivasyon”un da etkili olduğunu ileri sürmüş.

9 Mart günü attığı tweet’te, Alptekin, “Gen. Flynn never engaged in lobbying work for me or my firm,” diyor; yani: “General Flynn hiçbir zaman şahsım veya firmam adına lobi faaliyeti yürütmemiştir”. İkinci cümle de şu: “And I never lobbied or contracted lobbyist on behalf of the Turkish Government”; yani: “Türk hükümeti adına hiçbir zaman lobicilik yapmadım veya lobici tutmadım”.

Alptekin’in Amberin Zaman’a anlattıklarını toparlayayım:

Flynn’in şirketiyle anlaşma sebebi, “Türkiye ve bölgenin jeopolitik analizi”ni yaptırmak. “Türkiye’de yatırım yapmayı düşünen bölgesel bir enerji şirketi” varmış, bu şirket Inovo’dan böyle bir analiz istemiş. Inovo’nun hazırladığı analiz o büyük şirketi tatmin etmemiş, bunun üzerine FIG’in kapısı çalınmış.

Tabiî Alptekin kendilerinden analiz isteyen “büyük şirket”in adını “açıklayamıyor”. Yapılacak yatırımın nasıl bir şey olduğunu da. Fakat “yatırım potansiyeli … büyük”müş, bunu belirtmeyi ihmal etmiyor. Hikâyeleştirme her zaman işe yarar.

Ortadoğulu büyük petrol-gaz şirketi için yapılacak analize Fethullah Gülen neresinden dahil oluyor peki? Onca insana bunca yıl böylesine tesirli gaz verebildiği için mi?

Alptekin -yine Amberin Zaman’a- bunu şöyle izah ediyor: “Milyarlar değerindeki bir projeye kaynak bulunması, Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin düzelmesini gerektiriyor ve Gülen’in bunun önünde büyük bir engel olduğu aşikar. Gülen’in iade edilmesi gerekiyor.

Tekrarlamak zorundayız: “Anne Ben Hıyar mıyım?” Hem de nasıl zorlama, kötü yazılmış diyalog! Hikâyemiz tekliyor.

Tekleyen sırf o da değil.

Ankara, dünya ölçeğinde Gülen’in faaliyetlerini araştırması için uluslararası hukuk firması Amsterdam & Partners LLP ile 2015 Ekim’inde anlaşmıştı. 26 Ekim günü, Washington DC’de, Ulusal Basın Kulübü’nde yapılan basın toplantısında firmanın kurucu ortağı Robert Amsterdam, “Gülen şebekesinin, Türk yargısı ve polisine sızma, yurtdışında siyasî lobicilik yürütme gibi faaliyetleri, Türkiye’de demokrasinin geleceğini umursayan herkesi kaygılandırmalıdır, demişti.

Bu Amerikan şirketleri bu Gülen’in peşine doğru dürüst düşemiyordu belli ki. Üstelik kimbilir ne paralar alıyorlardı. Düşsün diye generale koşuldu, general kendisi düştü, devre dışı kaldı.
Anlatmakta olduğumuz hikâye yüzünden, meçhul büyük enerji şirketi, Inovo BV ile “yollarını ayırmış”, Alptekin’e göre. Devre dışı kalan da çok yani. Hikâyemizde sadece aksiyon ve heyecan yok, üzücü ayrıntılar da var…

Var da, inandırıcılık sorunuyla yüklüler.

YARIN: GENERALİN GÜLEN MAKALESİ: SİLAHTI, PATLADI

YAZARIN DİĞER YAZILARI