Taksim360: 2010'dan beri bitecek!

Taksim360 projesi 2010 yılında başladı. Mimarların bir kısmı projeden çekildi. Mahalle projenin akıbeti hakkında net bir bilgiye sahip değil. Öte yandan Tarlabaşı sosyolojisinin değiştiğine dair alametler var. Bölgenin hal-i pür melali için herkes birbirini suçluyor. Adli hikâyelerin yanında yükselen Taksim360 ve dolayısıyla kentsel dönüşümün neye yaradığı sorusu ortada duruyor.

Filiz Gazi  

DUVAR – Tarlabaşı bulvarının az yukarısında Taksim360 projesinin rezidanslı, ofis, konut karışımlı yıllardır bitmeyen inşaatı çoğu İstanbullunun artık dikkatini bile çekmiyor olması muhtemel. İnternet sitelerinde projenin 2010’da başladığı yazıyor.

Anlaşılması zor olsa da şöyle ifade edebilirim: Bitmeyen inşaatlar en az tarihi binalar kadar artık şehrin bir parçası olarak görülüyor. Algılar da bu yönde çalışıyor.

Tarlabaşı Polis Karakolu’nun az yukarısından inşaat alanını görme hevesiyle cafcaflı bir hayatın ‘resmedildiği’ bir kapıdan içeri girmeye niyetliyken arkamdan seslenen beyefendi ‘eşiği geçmemem’ konusunda uyarıyor. Manidar bir anı olarak aklımda kalır diye düşünüyorum. Gerisin geri inşaat alanı olarak çevrelenmemiş mahalleden Tarlabaşı’na iniyorum.

.

SOHBETE ETTİĞİNİZ HEMEN HERKESTE ADLİ BİR HİKÂYE MEVCUT… 

Mahallelinin kafası karışık. Taksim360 hakkında net bir bilgi yok. Bildikleri şey projenin belediyenin “elinde patladığı.” Konuştuklarım isim vermiyor. Etnik bir aidiyet, kimlik belirtmeden yazıyorum: Tarlabaşı’nın hal-i pür melali için herkes birbirini suçluyor. Kürtler, Suriyeliler, Afrikalılar, bekârlar, evliler… Burası çetrefilli konu fakat zaten bu konu bir neden olmaktan ziyade bir sonuç. Misal geçen yıl Suriyeli bir kadının kardeşi tarafından yakılarak öldürüldüğü anlatılıyor. Olay mahalli olarak yan binayı gösteriyor konuştuğum kişi. (Haber taramasında ilgili haberi bulamadım) Sohbet ettiğim hemen her kişide adli bir hikâye mevcut. Duyduklarım arasında kız çocuklarına ‘başka şeyler’ yaptırıldığı da var. Burada “fuhuş” ya da yerine geçecek herhangi sözcüğü bilinçli olarak kullanmak istemediğimi belirtmek isterim.

Geri çevrildiğimiz kapı…

43 yaşındaki Aliye Goga, “Zaten burada daha çok Kürtler var. Onların derdi ‘Kürtleri dağıtmak’. Burası artık oturulacak yer değil. Her türlü milletten var. Kimse kimseyi tanımıyor. Benim kızımı kaçırdılar. Mahkemelik olduk, adamı serbest bıraktılar. Sanmıyorum burada bir gariban barınsın. Her zaman güçlü olan kazanır” diyor.

Taksim360 biterse ne olacak? “Dağılacak millet” diyor bir kadın. Konuştuğum kişilerin çoğu polisin mahalledeki asayişle ilgilenmediğini dile getiriyor.

.

Muhtar Maşuk Çuval ise “Yanlış anlatmışlar sana” diyerek başlıyor sözlerine: “Her çeşit insan var, anlaşıyorlar. Daha da güzelleşiyor mahallemiz.” Taksim360 projesini gıptayla anlatıyor. “İsteyen oturur” diyor. Arsası, dairesi olanlara daire verildi mi? “Verildi, verilmedi ben onu bilmem ama anlaşmışlar yani. Demek ki verildi. Adaletsizlik olsaydı mahkemeye verilirdi. Öyle bir şey yok.”

Taksim360 projesinin ofisi ise hemen Tarlabaşı bulvarı polis karakolunun karşısında. Yüz yüze görüşme yapamıyorum. O klasik meşguliyet: “Toplantıda, biz size ulaşalım.” “Peki” yanıtı da otomatik olarak benden geliyor. Kurumsal İletişim Müdürü Cenk Özkök’le iletişim kuramıyorum.

Beyoğlu Belediyesi ve Çalık Gayrimenkul işbirliğinde gerçekleştirilen Taksim360 projesinin internet sitesinde mimarları olarak geçen isimler Mehmet Alper, Hasan Kıvırcık, Han Tümertekin, Nuran Karakaş.

MİMARLARIN ÇOĞU PROJEDEN ÇEKİLMİŞ 

Mimar Han Tümertekin’e Taksim360’ı sorduğumda ilkin hatırlamıyor. Tarlabaşı falan deyince ancak hatırlıyor. Projeden yıllar önce çekilmiş. “Çok uzadığı için mesleki heyecanımı kaybettim. Tamamen kişisel ve romantik bir karar. İş verene de öyle açıklamıştım. 8’inci yılında terk ettim projeyi. Bu 8 yıl tamamen prosedürler layıkıyla yerine getirilsin diye çabalandı” diyor.

Mimar Nuran Karakaş da tam tarihini hatırlamasa da “epey bir süre oldu ayrılalı” diyor. Ayrılma nedenini paylaşmayı etik açıdan doğru bulmadığını ifade ediyor.

Geri Dönüşüm İşçileri Derneği’nin eski başkanı, CHP’li Beyoğlu Belediyesi Meclis üyesi olan Ali Mendillioğlu, projenin niçin bitmediğini şöyle anlatıyor: “Yaklaşık 50 milyon TL’lık bir kamulaştırma yapıldı orada ki bu belgelidir. Beyoğlu Belediyesi tüccar mantığıyla yaklaştığı için kendisinin kamulaştırdığı alanları yüksek fiyatta satmaya çalışıyor. Dolayısıyla talep ettiği fiyatları bulamadı. Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan, Ürdün, Paris dolaştı. Burayı pazarlayacak bir yer aradı. Bulamadı. Öylece kaldı.”

‘POLİSİN İZİN VERMEMESİ DURUMUNDA BAŞTA UYUŞTURUCU OLMAK ÜZERE HİÇBİR İŞ YAPILAMAZ’ 

.

Mendillioğlu, muhtarın aksine arsalarını satmayan ve mahkemelik olan epeyce bir aile olduğunu söylüyor. “Hak sahiplerinin haklarının korunmadığı, buradaki kamulaştırmanın ticari faaliyet olamayacağı yönünde belediye aleyhine bir karar da çıktı. Büyük oranda Tarlabaşı boşaltıldı. Onun yerine Afrikalılar, Suriyeliler getirildi. Fuhuş da son derece arttı o bölgede.”

Mendillioğlu, 2014 yılında belediyenin yaptığı açıklamayı  hatırlatıyor.

Neydi o açıklama? Beyoğlu Belediyesi Meclisi 2015-2019 Mali Yılı Bütçesi ve 2015 Mali Yılı Performans programını görüşmek üzere 27 Ekim 2014’te yapılan toplantıda Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan şunları söylemişti: “2004’te Tarlabaşı’nda Dolapdere’de suç oranı çok yüksekti. Şimdi ise çok düşük. Bunun nedeni istihdamdır. O dönemde istihdam oranı 80 bin iken, şimdi bu rakam 170 bine yükseldi. Beyoğlu’nda çalışanların çoğu Dolapdere ve Tarlabaşı’nda yaşayanlar. Zenginlik kavramı gelişiyor, buraya yatırım geliyor ve istihdam artıyor.”

Oysa 2008’den bu yana Beyoğlu Emniyet Müdürlüğü bir rapor yayınlamamış yani oradaki suç trafiğiyle ilgili en son veriler 2008’e ait. Buna istinaden Mendillioğlu şöyle yorumluyor: “Gözlemler üzerinden buradaki suç oranının azaldığına dair bir açıklamada bulundu. Bu gerçeği yansıtmıyor.”

“Sabah 08:00’de hiç gittiniz mi bulvara?” diye soruyor Mendillioğlu: “Bulvarla polis karakolunun arası 40 metre. Sabah saatlerinde fuhuş yapmak için sıra vardır. Polisin argo tabirle ‘yol vermemesi’ durumunda başta uyuşturucu olmak üzere hiçbir iş yapılamaz. Aleni bir durum olduğunu düşünüyorum. Çünkü kentsel dönüşümün zemini böyle oluşturuluyor.”

Son olarak “fuhuş” olarak anlatılanı suç olarak tanımlamak yer yer değişebilir. Seks işçiliği denildiğinde bir meslekten de bahsedebiliriz. Mesele çocuklara döndüğünde orada çivilenmiyorsak ne işe yarar iş güç, meslek ve neyse varlık sebebimiz?

Adli hikâyelerin yanında yükselen Taksim360 projesi ve dolayısıyla kentsel dönüşümün neye yaradığı sorusu ortada dursun isterim.