Ağrı raporu: Yılda 32 bin göç veriyor, batıya gelenler iş kazasında ölüyor

150 bin nüfuslu Ağrı'nın sorunları HDP tarafından raporlaştırıldı. İşsizlik ve buna bağlı olarak göç bölgenin en önemli sorunu.
Fotoğraf: İshak Paşa Sarayı

Hülya Karabağlı  hkarabagli@gazeteduvar.com.tr

ANKARA – HDP Ağrı Milletvekilleri Dirayet Taşdemir ve Berdan Öztürk’ün danışmanları tarafından Ağrı’daki kamu kurumları, sivil toplum örgütleri ve belediyelere 14-25 Mart 2016 tarihlerinde gerçekleştirilen ziyaretler rapor haline getirildi. Tarımdan cezaevinin durumuna, insan haklarından göçmenlere kadar geniş bir yelpazede sorunları ele alan raporda, Ağrılı gençlerin işsizlik sorunu ve gurbette çalışanların kurban gittikleri iş kazaları öne çıktı.

Raporda, istihdam sorunu nedeniyle çoğu genç 32 bin kişinin Ağrı’dan göç ettiği, İstanbul, Ankara gibi büyük şehirlerde inşaatlarda çalışanların iş kazalarından hayatlarını kaybettiği belirtildi. Sosyal politikalara değinilen raporda, TOKİ konutlarına da yer verilerek, “TOKİ ile ilgili iki sorun öne çıkmaktadır. Biri, halkın ortak gideri karşılamakta zorlandığı, insanların hayvanları bağlayacak yeri olmaması, ikincisi de Nisan 2016 itibariyle 141 kişinin evlerine kiracı alması nedeniyle sözleşmelerinin iptal edilmesi ile ilgilidir. Bu nedenle evlerin bahçeli, müstakil olması ve geçimlerini sağlamak için köye gitmek zorunda kalan köylüler için sözleşme şartlarında esneklik sağlanması önerilmektedir” denildi.

GÖÇMEN KADINLAR TECAVÜZ BASKISI ALTINDA

Raporda yer alan İnsan Kaynağını Geliştirme Vakfı (İKGV)’nın verilerine göre, Ağrı Merkez’de 1 yıl içinde 260’a yakın Afganistan ve Iraklı göçmene hizmet verildi. Kentte 476 Suriyeli göçmen bulunuyor. Göçmen kadınların taciz ve tecavüzle karşı karşıya olduklarına dikkat çekilen raporda, “Kadının toplumsal güvencesini aile üzerinden kuran yaklaşım nedeniyle yalnız göç eden kadınlar, bulundukları ildeki erkeklerin taciz/tecavüzüne açık hale gelmektedir. Bu durum, kadınların bir işe girmesini de engellemekte, yönlendirici kişiler böyle bir riski göze alamamaktadır” ifadeleri kullanıldı.

5 KİŞİLİK KOĞUŞLARDA 20 KİŞİ KALIYOR

Raporda, Ağrı Cezaevi’nde 5 kişilik koğuşlarda 20 kişinin kaldığı, artan tutuklamalar nedeniyle tutukluların çoğunun Erzurum’a ‘sürgün edildiği’ belirtildi.

Baronun yılda 200 kadına avukatlık hizmeti sunduğuna dikkat çekilen raporun 17 maddelik eylem planı şöyle:

-Kamusal hizmetlerin merkeziyetçi bir yaklaşımla belirlenmesi Ağrı halkının tarımsal hibeler, işsizlik yardımı, TOKİ konutları vs… kamusal hizmet ve olanaklardan yararlanmasının önünde engel oluşturmaktadır. Kamusal hizmetler Ağrı’nın kısıt ve olanakları dikkate alınarak yeniden yapılandırılmalıdır.

-Çalışma sonucunda kamu kurum ve kuruluşlarında, yerel yönetimlerde ve demokratik örgütlenmelerde verilendirme ve verilere ulaşımda aksaklıklar söz konusudur. Kurum, kuruluş ve örgütlenmelerin kurumsal kapasitenin güçlendirilmesinde verilendirme çalışmalarını özel olarak ele alması önerilmektedir.

-Kurumsal hizmetlerin halka ulaşmasında bürokratik işlemlerin külfet haline gelmesi de kurumsal kapasite ile ilgili sorunları açığa çıkarmıştır. Kurumlar genellikle faaliyetlerini dışa dönük olarak planlamakta, kurumsal kapasitelerini güçlendirecek iç faaliyetleri atlamaktadır. Yetkili ve sorumluların, iş paylaşımlarının netleştirildiği iç toplantılarla sorunun büyük oranda aşılabileceği düşünülmektedir.

-Kurumsal hizmet politikalarının merkezi düzeyde belirlenmesi nedeniyle kurum çalışanlarının bilgi ve deneyimleri kurum politikasına yansımamaktadır. Bu durum yerele özgü koşulların karşılanamaması sorununu doğurduğu gibi, çalışanlarda da isteksizlik yaratabilmektedir. Türkiye’de çeşitli sivil toplum örgütlerince yürütülen izleme çalışmalarına Ağrı’nın de dahil edilmesine yönelik çabaların, bu yönde kısmi bir etkisi olabileceği düşünülmektedir.

-Nüfusun yarısından fazlasının işsiz olması, yeni istihdam olanaklarının çoğunlukla toplum yararına çalışma kapsamında güvencesiz işlerde yoğunlaşması, kadınların çalışma hayatına girmesine yönelik politikaların olmaması gibi sorunlar mesleki eğitimlerin ötesinde bir istihdam politikasına olan ihtiyacı ortaya koymaktadır. İstihdam olanakları çeşitlendirilmelidir. Nisan, Ağustos ve Aralık 2015’de Ağrı’da kamu, istihdam olanaklarını korucu, özel harekat ve polis alımına ayırmıştır. Güvenlik, Ağrı halkı için istihdam yaratılamamasında bir gerekçe değil mazeret olarak karşımıza çıkmaktadır.

-İstihdam sorunu her yıl iş ihtiyacı nedeniyle 32 bin kişinin Ağrı’dan göçünün önüne geçilmesi, ailelerin yapısını kırılganlaştıran bu dinamiklerin ortadan kaldırılması anlamında da önem taşımaktadır. Özellikle İstanbul, Ankara gibi şehirlerde inşaatlarda yaşanan iş cinayetlerinde Ağrı’lı çok sayıda genç yaşamını yitirmektedir.

-Tarımsal üretim bitme noktasına gelmiştir. Şeker Fabrikası’nın tekrar faaliyete geçmesi hem fabrika çalışanlarının mağduriyetinin önüne geçilmesi, hem de Ağrı’da tarımsal istihdam olanağının yaratılması açısından önem taşımaktadır.

-Kadınların kamusal alana katılımı çok düşüktür. Kadınlar ev dışındaki yaşam alanlarını çok kısıtlı kullanabilmektedir. Kurumların hizmetlerini kadın katılımını teşvik edecek değişkenleri göz önünde bulundurarak planlaması önerilmektedir. Özellikle, doğurganlık oranının en yüksek 3. il olduğu Ağrı’da çocuk bakım ve eğitimi merkezlerinin sayısının artırılması acil bir ihtiyaç olarak görünmektedir.

-Çocuk bakım ve eğitim hizmetlerinin azlığı; çocukların sağlıklı gelişimi, kadınların kamusal hayata ve istihdama katılımı gibi farklı alanlarda etki doğurabilen, ilin öncelikli sorunlarından biridir. Türkiye’de işyeri kreşlerinin yasal olarak büyük işletmeler için ve kadın çalışanlar üzerinden düzenlenmiş olması, Ağrı’da işyeri kreşi açılmasını imkansız hale getirmektedir. Ancak UNICEF’in KEİG’in bu alandaki çalışmalarından faydalanılarak hizmetlerin makul maliyetlerle çeşitlendirilmesi mümkündür.

-Nüfusun yarısından fazlasını oluşturan çocukların ihtiyaçları, kent politikalarının planlanmasında belirleyici değildir. İldeki kurum ve kuruluşların yanı sıra, Türkiye genelinde çocuk hakları temelinde çalışmalar yürüten örgütlerin de, Ağrı’lı çocukların sorunları ile ilgilenmeleri için teşvik edilmesi gerekmektedir.

-Doğalgaz sorunu siyaseten de sık konu edilmesine karşın, hala çözülmeyi beklemektedir. Ancak Türkiye’nin en yoksul illeri arasında olan Ağrı’da doğal gaz sorununun çözümü, sadece ile doğalgaz olanaklarının getirilmesiyle değil, doğalgaz kullanımında yoksul vatandaşlara yönelik sübvansiyonlar sağlanmasıyla mümkündür.

-Elektrik hizmetinin sunumunda sık sık kesintiler meydana gelmektedir. Yetkililerce bu durum kaçak elektrik kullanımının yaygınlığı ile açıklanmaktadır. Ancak kaçak elektrik kullanımının yoksulluk göstergelerinden biri olarak tanındığı göz önünde bulundurulduğunda, bu konudaki sorunun yoksullar dikkate alınmaksızın oluşturulan tarife yapısından kaynaklandığı söylenebilir. Hane halkı fiyat esnekliği hesaplanmalı, tarife yapısı uluslararası asgari standartlara göre belirlenmelidir. Örneğin elektrik için önerilen asgari standart (ilk dilim tüketimi) yıllık 1200 kWs’dir.

UNDP tarafından yayınlanan Kamu Kolaylıkları Yönetişiminde Yoksulluğun Dikkate Alınması başlıklı Raporda asgari yaşam standardı için temel hizmetlerin tüketim seviyelerinin belirlenmesi, ilk dilimdeki asgari tüketim ihtiyacının “birinci derecedeki temel ihtiyaçlar” olarak tanımlanarak bedava sunulması önerilmektedir.

-Sağlık hizmetleri kalite ve kapasite olarak ilin ihtiyacını karşılayamamaktadır. Özellikle doktor sayısının azlığı ile ilgili şikayetler tarafımıza çok sık iletilmektedir. Ancak son atamalarda 5 kadın doğum uzmanı talep edilmesine karşın, sadece 2 uzmanın ataması yapılmıştır. Önerilen, ikinci kademe hastanelerin kapasitesinin güçlendirilmesi, sevk sisteminin getirilmesidir. Sağlık hizmetleri, halkın ildeki sağlık hizmetlerine olan güvensizliğini kırabilecek şekilde planlanmalı, halihazırda sunulan hizmetlere yönelik güven oluşturulmalıdır.

-Sosyal yardım hizmetleri istihdam politikalarının alternatifi haline gelmiştir. 2014 yılında sosyal yardımlarla istihdam bağlantısının güçlendirilmesine dair bir genelge yayınlanmıştır. Buna karşın Ağrı’da yetim aylığı alırken TYÇP kapsamında istihdama katılan 19 kişiden aldıkları ücretlerin geri ödemesi talep edilmektedir. Bu sorun acilen çözülmelidir.

Ağrı’da, devletin sosyal yardım politikasının adeta istihdam politikalarının alternatifi olarak konumlandırılması ve bununla birlikte yayıldığını gözlemlediğimiz “tembel Ağrılılar” söyleminin boşa çıkartılabilmesi için, “daha az devlet” perspektifiyle alternatif bir üretim ve çalışma politikasının güçlendirilmesine ihtiyaç vardır. Kapsamlı bir istihdam ve yoksulluk politikası oluşturulmaksızın sosyal yardım politikasını eleştirmekle sınırlı bir politika anlayışının, bedeli halka yüklemek anlamına geleceği dikkate alınmalıdır.

-Sosyal yardımlar daha çok ayni ve hibe şeklinde yapılmakta, sosyal haklar çerçevesinde sunulmamaktadır. Ağrı’da kapsayıcı bir sosyal güvenlik ve yardım sisteminin yokluğu nedeniyle yoksul aileler sosyal yardım sisteminin yerini almak durumunda kalmaktadır.

-Sosyo-kültürel faaliyetler yok denecek düzeydedir, bu alandaki faaliyetler politik öncelikler arasında görülmemektedir. Bu durum sigara içiminin artması gibi “gizli sosyal faaliyetler” doğurmaktadır. Üniversitedeki öğrenci kulüplerinin sokak tiyatroları, konserler gibi faaliyetlerinin desteklenmesi, halk ve üniversite arasındaki mesafenin kısaltılmasına da katkıda bulunulabilir.

-İlde giderek artan örgütlenmeye yönelik baskılar, demokratik örgütlenmelerin kendi alanlarındaki çalışmalarının önünde engel oluşturmaktadır. Farklı alanlardaki demokratik kitle örgütleri tutuklama ve gözaltılar, sürgünler, açığa alma ve görevden uzaklaştırma gündemi ile boğuşmaktadır.

Sıralanan sorunlar ve öneriler içinde bazı sorun alanları öne çıkmıştır. Sağlık hizmetlerindeki eksiklik nedeniyle yaşanan ölümlerin ve istihdam eksikliği nedeniyle inşaatlarda yaşanan iş cinayetlerinin önlenmesi, yaşam hakkı ile ilgili acil sorunlar olarak görünmektedir. Kadınların kamusal hayata katılımı, çocuklara yönelik hizmet ve faaliyetlerin geliştirilmesi, Ağrı’da sosyal yaşamın güçlendirilmesi anlamında uzun vadede önemli adımlar olacaktır. (DUVAR)