Duvar yazarları Beşiktaş - Lyon maçını değerlendirdi

Duvar yazarları Onur Salman ve Volkan Ağır, Beşiktaş - Lyon maçını değerlendirdi...

DUVAR – UEFA Avrupa Ligi çeyrek final rövanş maçında Lyon’la karşılaşan Beşiktaş, maçı penaltı atışlarının ardından kaybetti ve bu sonuçla Avrupa’ya veda etti.

Bu maçla ilgili Duvar yazarları Onur Salman ve Volkan Ağır, şu değerlendirmeleri yaptılar:

ONUR SALMAN: KAYBETTİ Mİ ŞİMDİ BEŞİKTAŞ? HAYIR.

Hiçbir oyuncu tek başına takım yapmaz. Lakin bir adamın varlığı ya da eksikliği bir takımın yere basışını etkiler. Dün olduğu gibi. Marcelo’nun oynamaması, Beşiktaş’ın turu geçip geçemeyeceğinden daha fazla konuşuldu hem statta hem çevresinde ve dahi maçtan bahseden herkesçe.

İlk düdük çaldıktan sonra da gördük ki Marcelo’suzluk diğer oyuncuların hepsinin ekstra bir saniye daha düşünmesine neden olmuş. Zira tandem herkesin kafasında olduğu gibi siyah beyazlı oyuncuların da zihninde soru işareti olarak kalmıştı. Atiba’nın bunca top kaybetmesi, Oğuzhan’ın aklının savunmada kalmasıyla öne çıkamaması bundandı. Gol bile bu titrekliğe engel olamadı. Bir molaya ihtiyaç vardı belli ki. Şenol Güneş’in doğrudan etkisi lazımdı. ‘Çıkın ve nerede olmak istiyorsanız orası için oynayın’ demesi gerekiyordu belli ki. İkinci yarının başlamasıyla birlikteki iştahı başka türlü anlatmak mümkün değildi.

Gece yaşanmış ve bitmişti. Lacazette’nın direkte patlayan topu en karanlık noktaydı. Ve işte yavaş yavaş doğuyordu Güneş. Başta Fabri, Gökhan ve Adriano’nun çabalarıyla tan ağırdı. Talisca’nın golleri günün ilk ışıkları oldu. Zaman zaman bulutlar da sardı Dolmabahçe’yi ama neticede siyah beyazlıların akıl almaz mücadelesiyle aslında gün tam olarak ağardı Boğaz’da. Diyeceksiniz ki penaltılarla kaybetti Beşiktaş. Hayır, Beşiktaş kazandı. Gelecek yıllarını, özgüvenini, adını gören rakiplerini korkutabilecek hissi kazandı Beşiktaş. Keşke yürümeye devam etseydi kupaya. Keşke bir sonraki turu görüp tarih yazsaydı. Bu sene olmadı ama gelecek sene için finalde yerinizi ayırtın.

NOT: Adınız Atiba bile olsa kötü oynama hakkınız var. Şanssızlık ki o da bu maça denk geldi. Nedeni malum ama bu kader çizici oldu.

VOLKAN AĞIR: AH BE KARTALIM!

Maç öncesi açıklanan ertelemeli ceza bu maçın gidişatını etkileyecekmişçesine bir hava yaratıldı. Önümüzdeki seneleri etkileyecek olan kararı unutup maça odaklanmak gerekirken, bence fazla konuşulmuştu. Lyon’da kaybedilen maç bireysel hatalardan kaybedilmişti. Yani ne o maçta alınan sonuç Beşiktaş’ı kötü etkilemeliydi, ne de UEFA’nın ceza kararı.

Fakat Beşiktaş ilk yarıda net bir organizasyon içinde bulunamadı. Cenk sezon içinde uzaktan attığı şutlarla bulduğu gollerin özgüveniyle birlikte kaleci Lopes’e korku salmak için uzaktan şutlarla yoklama yolunu seçti. Talisca da zaman zaman ona katıldı. Gole kadar da Beşiktaş’ın organize bir atak geliştirdiğini söylemek güç. Hafif bir konsantrasyon eksikliği var gibiydi takımda. Oyunu bir türlü kontrol altına alamadı.

Talisca’nın beklenmedik bir şekilde 1-0 yapmasının ardından hızlıca yenilen golde bunun etkisi de vardı. Kronikleşmiş defans arkasına adam kaçırma sorunu da kendini göstermişti. İlk yarının 1-1 bitmesi biraz olsun moral bozukluğu yaratmıştı. Fakat Talisca bu maç benim maçım dercesine oynamaya başlayınca, Cenk’in arkasında gizli forvet rolü 2-1’i getirdi. Maç öncesi Tribündergi Talisca’nın maç öncesi otobüse doğru yürüyüşündeki rahatlığı “Serbest vuruştan bir tane çakarım turu alırım…” cümlesiyle paylaşmıştı. O rahatlığın Beşiktaş’a 3. golü getirmesi için yeterli pozisyonlar da üretti Talisca ama Lyon’un boş bir takım olmadığı Roma’yı elemelerinden belliydi.

İlk yarıda direkten dönen topları yürekleri fena halde ağza getirmişti mesela, ama kale direklerinin ortasında olan Fabri de kendini affettirmek için and içmişti. Beşiktaş fiziken düşmeye başladıkça, Lyon, bulduğu pozisyonlarla seneler önceki bulduğu pozisyonlarla Dinamo Kiev maçındaki karambolu hatırlatıyor, yürekleri ağza getiriyordu da Fabri “kalede ben varım” diyordu. Fabri’nin Taffarelvâri refleksle uzanışı Beşiktaş’ı umutlandırıyordu. Oyunda tutan tek bu performans da değildi elbet. Defans ve orta saha cansiperane bir mücadele sergiliyordu.

Ceza sahası önüne gelen her topa müdahale etmek için herkes kendini yere atar hale gelmişti artık. Bir yorgunluk belirtisi de yok değildi ama girilen pozisyonlar da kaçacak gibi değildi. Cenk, Babel, Talisca derken bir türlü top içeri girmedi. Penaltı atışları ihtimali arttıkça da Liverpool mucizesi kendini hatırlatmaya başlamıştı. Maç boyunca inanılmaz bir direniş gösteren Beşiktaş yüksek seviyede yorgunluk göstermiş olsa da penaltılar bir umuttu. Jallet’nin Baggio penaltısı ümit verse de Mitroviç ve Tosiç’in penaltı atışları 120 dakika boyunca süren yağız mücadelenin zaferle taçlanmasına mâni oldu.