SAADET’li Aydın: Cumhurbaşkanı adayımızdan en ufak pişmanlığımız yok

Saadet Partisi Sözcüsü Birol Aydın, seçim sonuçlarını değerlendirdi, yerel seçimler için ince işçiliğe işaret etti. Aydın’a göre muhalefet ‘hangi pire için hangi yorganı yaktığının’ farkında olmalı.

Google Haberlere Abone ol

ANKARA – Seçimlere Millet İttifakı’yla CHP listelerinden giren Saadet Partisi ve Gelecek Partisi Meclis’in 6’ncı grubunu ‘SAADET’ çatısı altında kurdu.

Seçimde kurulan ittifaka ve ortak cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’na dair en ufak bir pişmanlıklarının olmadığını ifade eden Saadet Partisi Sözcüsü ve İstanbul Milletvekili Birol Aydın’a göre tüm muhalefet partilerinin “hangi pireler için hangi yorganı yaktıklarının” farkında olması gerekiyor.

Yerel seçimler için ince işçiliklere ihtiyaç olduğunu, mevcut sistem nedeniyle partilerin ittifak kurması gerektiğini, Meclis’te ‘hayra motor şerre fren’ olacaklarını belirten SAADET’li Aydın, yeni anayasa tartışmalarına dair ise, “Biz önümüze neyin geleceğini bilmeden ‘şuna hayır’ ya da ‘şuna evet’ demeyiz. Önümüze gelince bakarız” dedi.

‘SEÇİMLERİ KAZANMA VE KAYBETMEYE İNDİRMEK SAĞLIKLI OKUMA DEĞİL’

Saadet Partisi Sözcüsü Birol Aydın’ın, genel seçim sonuçlarından yerel seçim hazırlıklarına, ittifak yapılarından kurdukları grubun yürüteceği muhalefete, farklı başlıklardaki sorularımıza yanıtları şöyle oldu:

Seçimlerden çok kısa süre önce yaptığımız söyleşide, “Kaybedilecek bir seçimin ülkemize ve milletimize neye mâl olabileceğini öngörebiliyoruz” ifadelerini kullanmıştınız. Seçim özellikle cumhurbaşkanlığı seçimi açısından kaybedildi. Bu neye mâl oldu?

Öncelikle çok doğal olarak seçimlere kazanmak için girilir. Bizler bunun için hep birlikte gayret gösterdik ve sonuçta “kıl payı” da olsa seçimler iktidar lehine sonuçlandı. Ancak seçim sonuçlarını sadece rakamlara ve kazanmak ya da kaybetmeye indirgemek sağlıklı bir siyaset okuması değildir. Seçimlerin ardından yaklaşık 2 ay geçti. Bu süre zarfında olup bitenlere baktığımız zaman, sorunuzda belirttiğiniz öngörülerimizin maalesef şu kısa sürede bile gerçekleştiği görülüyor. Ekonomide yaşananlar, kurdaki yükseliş, ardı ardına gelen zamlar, memur, işçi ve emekliliklerimizin ücretleri ve her bir vatandaşımızı etkileyecek olan vergi yağmuru başta olmak üzere genel olarak ülkemizdeki son duruma baktığımız zaman kimin kazandığı, kimlerin kaybettiği, bu sonuçların ülkemiz ve milletimiz açısından nelere mâl olduğu da ortaya çıkmış oluyor.

‘YAŞANAN KAYIP MİLLETİMİZ İÇİN BÜYÜK MALİYETLERE SEBEP OLDU’

Biz bu durumlar yaşanmasın, kötü gidişat devam etmesin ve yeni bir başlangıç yapılarak milletimiz rahat bir nefes alsın istemiştik. Ancak ne yazık ki bugüne kadar hiçbir seçim döneminde görülmeyen bir kampanya süreci yaşandı. Seçim sonuçları değerlendirilirken, hangi şartlar altında seçime girdiğimizi ve seçmenin oy tercihlerinin hangi yoğun algılara maruz bırakıldığını, hangi manipülasyonların yapıldığını, iktidar lehine, muhalefet aleyhine hiç de adil olmayan bir kampanya süreci yaşandığını ve tüm bunlara rağmen de “kıl payı” kaybedilmiş bir seçim olduğunu unutmamak gerekir. Sonuç itibariyle yaşanan kayıp partilerden ziyade ülkemiz için, milletimiz için büyük maliyetlere sebep olmuştur.

Saadet Partisi Sözcüsü ve İstanbul Milletvekili Birol Aydın

‘NE İTTİFAKIMIZDAN NE CUMHURBAŞKANI ADAYIMIZDAN EN UFAK BİR PİŞMANLIĞIMIZ YOK'

Altı siyasi parti bir araya gelip seçimi kazandığınızda hayata geçirecekleriniz açısından ortak metinler kaleme aldınız, açıklamalar yaptınız. Peki ittifakınız seçimin kaybedildiği bir senaryoya hazırlanmış mıydı?

Evet, biz altı siyasi parti bir araya geldik. Demokrasi tarihimizde görülmemiş bir birlikteliğe, ortak aklı ve istişareyi esas alan bir iş birliğine imza attık. Toplumsal kutuplaşmaya ve çarpık yönetim sistemi nedeniyle uygulanan yanlış politikalara son vermek için bir araya geldik. Bizim Saadet Partisi olarak, ne ittifakımızdan ne de cumhurbaşkanı adayımızdan dolayı en ufak bir pişmanlığımız yoktur. Doğru bir ittifak modelimiz ve çok çalışan bir cumhurbaşkanı adayımız vardı.

‘BIÇAK SIRTI’ SEÇİM OLACAĞINI BİLİYORDUK’

Şüphesiz kaybedilen bu seçim insanlarımızın önemli bir kesiminde, özellikle gençlerimizde üzüntüye, kaygıya ve umutsuzluğa sebep oldu, bunu da görüyor; iyi bir şekilde analiz ediyoruz. Bu seçimden çıkan ana mesaj aslında şudur; toplumun yarısı değişim talep ediyor. Seçim öncesi de bu tabloya çok benzer veriler vardı zaten. Yüzde 50’nin biraz üzerinde ya kazanılacak ya da yüzde 50’nin biraz altında kaybedilecekti. “Bıçak sırtı bir seçim” olacağını biliyorduk.

‘BİR ŞEYİN TARİHİ BELLİYSE O GELMİŞTİR’

Elbette kaybedilen bir seçimin ardından muhalefet kanadında bu süreçlerin yaşanması gayet doğaldır. Ancak şimdi hem 14 Mayıs-28 Mayıs seçimleri arasındaki iki haftada ve öncesinde yaşananlardan gerekli dersleri çıkararak önümüzdeki yerel seçimlere hazırlanma zaruretimiz var. Bir şeyin tarihi belliyse o gelmiştir zaten. Bir sonraki genel seçim 2028’de mi olur, öncesinde mi olur onu yaşayarak göreceğiz. Fakat yerel seçimler kısa süre sonra gerçekleşecek. Bizler de bunun farkında olarak yoğun bir şekilde çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

‘ÇOK DİNAMİK BİR GRUP GÖRECEKSİNİZ’

Saadet Partisi ve Gelecek Partisi Meclis’te ortak grup kurdu. Bu grubu Meclis çatısı altında nasıl yol yürürken göreceğiz?

Öncelikle ülkemiz ve partilerimiz adına hayırlar getirmesini temenni ediyorum. İnanıyoruz ki bu birliktelik, hem Meclis çalışmalarımızda çok daha etkin olmamıza imkân sağlayacak hem de bir çıkış kapısı arayan geniş toplum kesimlerimiz adına da güçlü bir alternatif olacaktır. Bizler, milletimizin sesine ses olacak, onlardan gelen her bir talebi güçlü bir şekilde Meclis çatısı altında dile getireceğiz. Hem kendi vereceğimiz tekliflerle hem de diğer siyasi partilerin getireceği tekliflere karşı tutumumuzla ülkemizin faydasına, milletimizin de hayrına olacak adımları atacak, meseleleri hep bu bakış açısıyla değerlendireceğiz. Özetle, Saadet ve Gelecek partilerinden uyumlu bir yol arkadaşlığı ve çok dinamik bir grup göreceksiniz.

‘ZAMAN İÇİNDE ÇOK DAHA İYİ ANLAŞILACAK’

CHP'de “değişim” bağlamında ayrı bir tartışma söz konusu. Siz cumhurbaşkanı adayınız olan Kemal Kılıçdaroğlu’ndan memnun olduğunuzu ifade ettiniz. Bu süreçte özellikle Kılıçdaroğlu'na yönelik eleştiriler, ittifak kapsamında yapılan anlaşma ve CHP listelerinden seçilen 39 milletvekili üzerinden şekillendi. Siz bu eleştirilere nasıl bakıyorsunuz?

CHP, Meclis’teki ve siyasi tarihimizdeki en köklü parti. Parti içerisinde yaşanan birtakım tartışmalar ümit ve temenni ederiz ki, makul bir zemine oturur; kendi tabanlarının arzu ve istekleri de göz önüne alınarak, ülke ve millet lehine bir karara varılır. Burada unutulmaması gereken ise, alınan oy oranlarından bağımsız olarak ittifak sürecinde CHP’nin ülkeye, ülke demokrasisine katkısıdır ve bu samimiyetle takdir edilmesi gereken bir durumdur. Bu katkı hem bugün düzgün ve objektif bir siyaset okuması yapılırsa görülür hem de bu ekilenler yarın biçileceği için zaman içerisinde çok daha iyi anlaşılacaktır. Oy oranlarından tamamen bağımsız olarak bunu söylüyorum.

Birol Aydın, Serkan Alan'ın sorularını yanıtladı.
‘MUHALEFET PARTİLERİ ‘HANGİ PİRELER İÇİN HANGİ YORGANI YAKTIKLARININ’ FARKINDA OLMALI'

Sizin de Meclis’te yer almanıza katkı sağlayan bazı muhalif seçmenlerin bu eleştirilerinin altında çeşitli şüphelerin olduğu değerlendirmeleri yapılıyor. Size karşı bir ön yargı olduğunu düşünüyor musunuz?

Doğal olarak siyasi partilerin tabanlarından bazen çok küçük gruplar, bazen de daha büyük gruplar tarafından farklı farklı yaklaşımlar gelebilir, her biri farklı hassasiyetler taşırlar, herkes kendine göre çıkarımlar yaparlar. Bunlar çok kıymetlidir, art niyetli yaklaşım ve yorumlar ise zaten makul çoğunluk tarafından bir süzgeçten geçirilir. Bir bütün olarak bakıldığında ise tüm muhalefet partileri “hangi pireler için hangi yorganı yaktıklarının” farkında olmalılar. Bu farkındalık özellikle karar vericilerde olmalı ve genel merkezden taşra teşkilatlarına kadar bu husus göz önünde bulundurulmalıdır. Hem yaklaşan 2024 Yerel Seçimleri'ni hem de önümüzdeki süreçleri göz önünde bulundurarak bu değerlendirmeyi herkesin iyi yapması gerekir diye düşünüyorum.

‘HAYRA MOTOR ŞERRE FREN’

Özellikle bu ön yargının temelinde yatan duruma dair, sağ siyaset üreten partilerin AK Parti’yle daha kolay temas kurma olasılığının yüksek olduğu ifade ediliyor. Örneğin İstanbul Sözleşmesi bunlardan biri. Siz AK Parti'yle yakınlaşma ihtimalinizi öngörüyor musunuz?

Saadet Partisi’ni Saadet Partisi yapan 22 yıllık çizgisidir, duruşudur. Adalette, ekonomide, dış politikada ve diğer tüm alanlardaki politikaları, iddiaları, ülke ve millet sorunlarına ilişkin çözüm önerileri, yaklaşımları ve ahlaki duruşudur. 22 yıl sonra bizim bu temel iddialarımız ve politikalarımıza ilişkin mevcut iktidar hangi temel yaklaşım farklılıklarını ortaya koydu ki biz şartsız bir şekilde AK Parti'nin önümüze getireceği her yasa ya da kanunu destekleyelim. Şüphesiz iktidar partisinin Meclis’e getireceği makul, doğru, ülke ve millet çıkarına olacak hususlarda katkı sağlarız. Zaten bizim temel mottomuz; “hayra motor, şerre fren olmaktır.” Bu husustaki duruşumuzu devam ettiririz.

‘İNSAN İLİŞKİLERİ BAKIMINDAN ZATEN YAKINIZ’

Saadet Partisi'yle, iktidar partisi arasında bir yakınlaşma hususu ise şöyle; insani ilişkiler bakımından zaten yakınız. Ancak temel politikalar açısından bir yakınlaşma var mıdır derseniz; buna cevabımız; “Kesinlikle hayır” olur.

‘SORUNLARIN SEBEBİ MEVCUT ANAYASA DEĞİL’

Yerel seçimlere giderken yeni sivil bir anayasa hazırlığı iktidar tarafından dile getiriliyor. Bir de başörtüsü düzenlemesi söz konusu. Saadet Partisi bugünden yeni anayasa ve başörtüsü düzenlemesine nasıl bakıyor?

Burada ıskalanan bir şey var; Türkiye'nin bugünkü durumu, bu sıkıntılı hali, yaşanan sorunların sebebi mevcut anayasamız değildir; uygulama anlayışıdır, paradigmalarımızdır. Yani temel problem teoride değil uygulamalardadır, yazılı metinlerden ziyade fiili uygulamalardır.

‘ÖNÜMÜZE GELİNCE BAKARIZ’

Ayrıca dünden bugüne biliyoruz ki, son 20 yıldır “Yeni Anayasa” tartışmaları birçok meselenin üstünü örtmek için çok elverişli bir enstrüman olarak kullanıldı; bunu da unutmamak gerekir. Biz önümüze neyin geleceğini bilmeden ‘şuna hayır’ ya da ‘şuna evet’ demeyiz. Önümüze gelince bakarız; kısa, orta ve uzun vadede ülkemize ve milletimize ne sağlayacak, değerlendirir ve ona göre bir karar veririz. Başörtüsü veya başka bir düzenleme, hiç fark etmez; bizim hangi konu olursa olsun temel yaklaşımımız budur.

‘PARTİLERİN İTTİFAK HALİNDE OLMA DURUMLARI DEVAM EDECEK’

Millet İttifakı'nın 2019 yılındaki yerel seçimler için yaptığı ittifak önemliydi. Birçok büyükşehir belediyesi sizin de içerisinde olduğunuz ittifak tarafından kazanılmıştı. Bu kez böyle bir durum olmazsa ne olacak?

Serkan Bey, Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemi var mı bu ülkede? Var. “50 artı 1” barajı var mı? Var. Yerel seçimlerde en çok oyu alan seçimi kazanacak mı? Evet. Bu durum, Cumhurbaşkanlığından, milletvekilliğine, büyükşehirde il-ilçe hayta belde seçimlerine kadar sonuçları etkiliyor mı? Evet. Öyleyse doğal olarak bu sistem ve bu siyasi iklim var olduğu müddetçe siyasi partilerin zaman zaman dirsek teması halinde, bazen iş birliği halinde ve bazen de ittifak halinde olma durumları devam edecektir.

‘SEÇİMLERDE İNCE İŞÇİLİKLERE İHTİYAÇ VAR’

Dolayısıyla önümüzdeki seçimlerde de ince işçiliklere ihtiyaç var. Bazen bazı beldelerde, illerde, ilçelerde, büyükşehirlerde isimler üzerinden, bazen partiler üzerinden ve birtakım formüller üzerinden farklı iş birliği modelleri olacaktır. Bu tercih değil, adeta her bir siyasi parti için artık zaruret haline gelmiştir.

.
‘AKIL BİR ŞEYİN SONUNU DÜŞÜNMEKTİR’

İYİ Parti’nin kongresinden sonra açıklamalara bakıldığında yeniden bu ittifakın kolay sağlanamayacağı değerlendirmeleri yapıldı. Millet İttifakı’nın 2019 koşulları kadar rahat ve hemen kurulabilir bir yapıda olduğunu öngörebiliyor musunuz?

Akıl bir şeyin sonunu düşünmektir, görmektir. Siyaset netice almak için yapılır. Bakınız; 28 Mayıs'ta kıl payı neticelendi bu seçim. Ama sonuçta kıl payı kaybedilmiş olsa da en başından beri ifade ettiğim gibi bu durum sonuçları itibariyle ülkeye, millete ve siyasi partilere bir maliyet ortaya çıkarıyor. Mahalli idare seçimi için de bu böyledir. Başta büyükşehirler olmak üzere siyasi partiler netice almak için bir araya gelecekler ya da gelmeyecekler. Fakat geldikleri zaman ya da gelmedikleri zaman hangi neticeyi alacaklarını öngörerek hareket edeceklerdir diye düşünüyorum.

‘KARARLAR NEYE MÂL OLACAK?’ 

Son yerel seçimlerde büyük şehirlerde HDP aday çıkarmamıştı. Bu durumun da Millet İttifakı'nın adaylarına yaradığı değerlendirmeleri yapılmıştı. Bu seçimlerde ise HDP-Yeşil Sol Parti her ilde aday çıkaracağını açıkladı. Bu durum muhalefetin koşullarını nasıl etkiler?

Seçimlerin hemen ardından yapılan sıcak yorumlarla, yeni bir seçim sürecine gidilirken söylenen sözler genellikle süreç içerisinde farklılaşır. Bu açıklamaların bugünden yarına sürdürülüp olup olmadığını da yaşayarak göreceğiz. Geçmişte de farklı siyasi partiler, farklı açıklamalar yaptılar ama seçime ramak kala farklı denklemlerin içerisinde yer aldılar. Dolayısıyla siyasi partilerin bugün için söylediklerinin seçim atmosferine girildikten sonra ne şekil alacağına bakacağız. Ben ince ve titiz çalışmalarla önümüzdeki mahalli idareler seçiminde de farklı iş birliklerinin, tüm seçim bölgelerinde olmasa bile, belli başlı yerlerde olacağı kanaatindeyim.

‘MECLİS’TE ETKİN BİR ŞEKİLDE YER ALIYORUZ’

Biz yeni dönemde nasıl bir Saadet Partisi göreceğiz?

Bir defa artık Meclis’te etkin ve güçlü bir şekilde yer alıyoruz. Öncelikle bu ülke ve bu millet için fayda ve hayırlı olacak ne varsa iktidar tarafından da gelse, muhalefet tarafından da gelse, bunu gerçekleştirmenin, dillendirmenin çabası içerisinde oluruz. Ayrıca Türkiye'de var olan adaletsizliklerin, hukuksuzlukların, hak ihlallerinin sözcüsü olmaya devam ederiz. Ekonomik yıkımın, dış politika faciasının ve ahlaki tahribatın giderilmesi için de muhalefet partisi olarak elimizden ne geliyorsa canımızı dişimize takar ve aynı kararlılıkla çalışmalarımızı sürdürürüz.

‘SAADET PARTİSİ SOKAKTA, ÇARŞI PAZARDA OLACAK’

Her ne kadar Meclis bugünkü Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi içerisinde çok edilgen, çok pasif durumda olsa da bu mevcut şartlarda bile yapılabileceklerimiz ne ise onları yapmanın çabası içerisinde olacağız.  Özetle Saadet Partimiz; sokakta, çarşı-pazarda, evlerde, medyada ve tüm kamuoyunda her geçen gün adından çok daha fazla söz edilen, geniş toplum kesimleri tarafından dünden bugüne her zaman takdirle karşılandığı gibi, bu durumu yeni dönemde sayısal olarak da elde eden bir siyasi parti olacaktır.