Ahmet Akın: Değişen sadece damadın ekseni olabilir

CHP Enerji ve Altyapı Projelerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın, Karadeniz’de bulunan doğalgazın Türkiye’nin eksenini değiştireceği iddiasına ilişkin, “Değişen sadece damadın ekseni olabilir” yanıtı verirken, “Cari açık kapanacak” söylemini ise “milletin aklıyla alay etmek” olarak değerlendirdi. Doğalgaz bulunmasının mutluluk verici bir ekonomik katkı olacağını söyleyen Akın, Türkiye’nin Rusya ile doğalgazın ucuzlaması için masaya oturmasını önerdi. AK Parti döneminde yaygınlaşan Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) projelerini eleştiren Akın, “Milletin sırtına sülük gibi yapışan bu yapıları kamulaştıracağız” dedi.

Google Haberlere Abone ol

ANKARA - Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 37’nci Olağan Genel Kurultayı’nın ardından atanan oluşturulan yeni MYK’da ilk kez ‘Enerji ve Altyapı Projeleri’ üzerine çalışacak bir birim oluşturuldu. Enerji ve Altyapı Projelerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevine de Balıkesir Milletvekili Ahmet Akın getirildi.

“Türkiye’nin ekseni değişecek” sözleriyle duyurulan Karadeniz’deki doğalgaz rezervine ilişkin ilk günden itibaren olumlu tutum aldıklarını söyleyen CHP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın, enerji bağımlılığının azaltılmasına dönük CHP’nin önerileri, yenilenebilir enerji kaynakları ve kamu özel işbirliği projelerine ilişkin sorularımıza yanıt verdi.

‘ENERJİ POLİTİKALARININ SİYASETSİZ OLMASI GEREKİYOR’

CHP’de son kurultayın ardından sizin üstlendiğiniz ‘Enerji ve Altyapı Projeleri’ adı altında genel başkan yardımcılığı kuruldu. Bu birimin kuruluş amacı neydi? Ne tür bir çalışma planladınız?

Sayın genel başkanımıza iki buçuk yıldır enerji politikaları konusunda başdanışmanlık yapıyordum. Bu süreçte çalıştığımız bilim insanları, sektör temsilcileri ve STK’lardan gelen bilgilileri yoğurup genel başkanımıza iletiyoruz. Bu çalışmalar Türkiye’nin her noktasında çok detaylı şekilde irdelendi. Her defasında şunu söyledik. Türkiye’nin enerji kaynakları millidir ve bu siyasileşmemeli. Akla, bilime dayalı politikalar ortaya konmalı. Bu yapılınca ortaya çıkan pasta bütün halk tarafından paylaşılmalı. Örneğin doğalgazda nasıl bir rezerv söz konusu. Bu rezervin bulunması bizi çok mutlu etti. İlk açıklamamda, ‘Amasız fakatsız bizi mutlu etmiştir’ dedim. Çünkü bir kaynağın bulunması asla bizi mutsuz etmez aksine mutlu eder. Toplamda 5 milyar metreküplük bir kapasitemiz var orada. Bırakın 300’ü, 100 milyar metreküp olsa bile büyük bir olay bizim için. Enerji politikalarının esasının siyasetsiz olması gerekiyor ve o şekilde çalışıyoruz. Kadromuzda bilim insanları, konularında uzman kişiler var.

‘EKSEN DEĞİŞİKLİĞİ DEDİĞİNİZ ZAMAN TÜRKİYE’YE AYIP EDERSİNİZ’

“Türkiye’nin ekseni değişecek” ve “müjde” ifadeleriyle duyurulan Karadeniz’deki 320 milyar metreküplük doğalgaz rezervi sizce Türkiye’nin enerji ihtiyacını ne ölçüde karşılar?

Değişen sadece damadın ekseni olabilir. Çünkü burada eksen değişikliği dediğiniz zaman Türkiye’ye ayıp edersiniz. Türkiye Cumhuriyeti devleti çok büyük bir devlet. Eksen değiştirmek baştan politikaların değişmesiyle olur. Bunun elbette katkısı var, elbette ülkemize büyük bir etkisi olacak çıkarıldıktan sonra ama eksen değişikliğine varacak şekilde konuşulması gerçeklikten uzak. Aynı zamanda ‘Cari açık da kapanacak’ dedi. Bir bakanın ne konuştuğunu iyi bilmesi lazım. Devlet yönetimi açık ve net olarak ciddiyet ve bilim ister. Bilime dayalı konuşmak lazım. Bizim cari açığımızın 320 milyar metreküple kapatacağını söylemek milletin aklıyla alay etmektir. Katkısı olacaktır demek daha doğru.

‘’EY RUSYA GELİN MASAYA OTURALIM’ DEMEMİZ LAZIM’

Bizim sadece doğalgaz değil ki başka sorunlarımız da var. Kömür ithal ediyoruz, petrol ithal ediyoruz. Eksen kayması demeyelim ve sayın bakanı düzeltelim. Şunu diyelim. Yeni bir politika belirlenmesi için bize vesile olsun. Eksen kayması yok ama sevinç ve mutluluk vericidir. Umuyor ve bekliyorum ki daha fazla kaynak olsun. Karadeniz’de kaynak olduğunu 2014 yılında hocalarımız gündeme getirmişti. Bu kaynağın daha fazla olmasını umut ediyoruz. Kaynak var. Rezerv ortaya kondu. Sayın Cumhurbaşkanı “2023’te kullanılacak” dedi. Olası değil ama bilim insanlarının söylediği 6-7 yıldan önce çıkarılamaz. Bu müjdeyi vatandaşa çevirmek için hemen ama hemen doğalgaz satın aldığımız ülkelerle masaya oturmamız gerekiyor. Biz doğalgazı çok yüksek fiyatlara alıyoruz. Şunu dememiz lazım; ‘Ey Rusya gelin bakalım masaya oturalım. Herkese 100 dolara sattığınız gazı biz 200 dolara alıyoruz. Bizim rezervimiz var ve 2023’te devreye girecek, benim fiyatlarımı hemen revize edin’. Moldova’nın açıklaması var, “biz 133’e Türkiye 190’a alıyor” diyor. Biz soruyoruz “ticari sır” diyorlar. “Artık bu aradaki fiyat farkını kaldırın” diyerek Rusya’yı masaya çağırması lazım. Hala bu müjdeye rağmen elektrik ve doğalgaz faturalarında bir indirim olmazsa bunu yine süreci iyi yönetememek olarak görürüz. Bizim beklentimiz bu müjdeyi müjde olarak doğalgazın çıkmasını beklemeden halka dokunmasıdır.

‘SORU İŞARETLERİNİ GİDERECEK YETKİLİ KURUMLARDIR’

Siz olumlu bulduğunuzu söylüyorsunuz ama iktidar sevincinizi yetersiz buldu. CHP’nin bu konudaki tutumu sizce neden eleştirildi?

CHP’nin Enerji ve Altyapı birimi adı altında genel başkan yardımcılığı var. Bu birimde de genel başkan yardımcısı olarak ben görevliyim. Bu görevde partim adına açıklama yaptım. Bunun sevindirici olduğunu, bunun ne kadar mutluluk verici olduğunu söyledim. Bunun üzerine daha fazla söylenecek şey ne olabilir bilim insanlarının konuşmaları olabilir. Biz burada en yetkili ağız olarak sayın genel başkanımızın da bilgisi dahilinde sevindirici olduğunu söyledik. Sayın genel başkanımız da aynı fikirde. Biz parti olarak enerjide tam bağımsızlık için mücadele eden, bu inançla çalışan bir partiyiz. Önemli olan bundan sonraki aşamadır. Soru işaretlerimiz var mı, tabii var. Bütün gün bilim insanları rezervlere ilişkin soru işaretlerini konuşuyor. Bu soru işaretlerini giderecek de yetkili kurumlardır.

‘TPAO’YU ÖZELLEŞTİRMEK MİLETİN SIRTINA YENİ BİR YÜK DEMEK’

Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı da (TPAO), Türkiye Varlık Fonu'na devredildi. TPAO’nun özelleştirileceği ifade ediliyor. Bu kurumun özelleştirilmesi ne gibi sonuçlar doğurur?

TPAO stratejik bir konudur. Madem böyle bir rezervimiz var madem önümüzde yol haritası var, amacımız daha fazla doğalgaz ortaya çıkarmaksa TPAO’ya ihtiyacımız var. TPAO’nun içi boşaltıldı. Yetkin bilim insanları vardı. Bunu özelleştirmeye çalışmak demek milletin sırtına yeni bir yük demek. TPAO özelleştirilmemeli. Milletin milli kaynaklarını çıkarmak, yönetmek millidir ve partisi olmaz. Bu kurum siyaset dışı bırakılmalıdır. Madem biz oyuncu olacağız, sayın cumhurbaşkanının dediği üzerinden söylüyorum, madem 2023’te bunu çıkaracağız bizim TPAO’ya ihtiyacımız var.

‘KOİ’LER MİLLETİN SIRTINDAN PARA DEVŞİRME AMACI TAŞIYOR’

Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) ile yürütülen projelere dair kamu kaynaklarının boşa harcandığı değerlendirmeleri var. Ücret garantisi verilen ama geçilmeyen yollar, yıllık garanti verilen ama yeterli yolcu sayısına ulaşılamayan havalimanları... CHP’nin gelecekteki olası iktidarı durumunda KOİ projelerine ilişkin nasıl bir tutum alınacak?

Milletin sırtına sülük gibi yapışan bu yapıları kamulaştıracağız. Sülük gibi yapışan bu yapılar milletin sırtından para devşirme amacı taşıyor. Yol yapmak, köprü yapmak, alt yapı yapmak zaten iktidarların en baştaki görevlerindendir. Bunları yapacak ama bunları yapıp müşteri olarak milleti görmek yanlış. Yine milletin menfaatine hareket etmek lazım. Bir liralık şeyi on liraya yaparsanız bu millete ayıptır, günahtır. Beş kişilik gruba para aktaracağım diye milletin değerlerini peşkeş çekmek olacak iş değil. İlk seçimde biz bunu kamulaştıracağız. CHP köprülere, otoyollara karşı kimse diyemez. Biz bu ülkede yapılacak bütün yatırımlara destek veririz. Ama akılla, bilimle uyumlu ve halkın menfaatine uyumlu olması lazım. Yol yaptılar, hastane yaptılar diye biz neden karşı gelelim. Ama kaça yaptınız? On liralık şeyi yüz liraya yapıyorsanız milletin menfaatlerini savunan bir parti olarak biz buna itiraz ederiz.

‘DOĞAYA RAĞMEN HİÇBİR ŞEY YAPILAMAYACAĞINI İKTİDARIN ÖĞRENMESİ LAZIM’

Yenilenebilir Enerji Kaynaklarından Elektrik Üretimini Destekleme Mekanizması (YEKDEM) AK Parti iktidarı döneminde oldukça yaygınlaştı. Özellikle Aydın çevresinde yoğunlaşan jeotermal santraller, tüm Ege’yi kapsayan rüzgar enerjisi santralleri, Karadeniz’in birçok yerine yapılan HES’ler, verimli tarım arazileri üzerine kurulan güneş enerjisi santralleri... Bu projeler aracılığıyla bazı sermaye gruplarının zenginleştirildiği eleştirileri yapılıyor. Enerji bağımlılığını gidermek için yapıldığı ifade edilen bu projeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Öncelikle Türkiye’nin enerji görünümünü ortaya çıkarmak lazım. Örneğin HES. 18 yıllık süre içerisinde AK Parti iktidarları bu projeleri yine milleti müşteri gibi görerek, bu projeler üzerinden para kazandırma yoluna gitti. Minicik derelere HES’ler kuruldu. Onların lisansları milyonlarca dolarlara satıldı. Bir tane dereye iki üç HES kuruldu. Derenin yatağı değiştirilip debisi yüksek olsun diye HES’ler yapıldı. Asla ve asla doğayı, insanı düşünmedi, sadece orada daha fazla nasıl para kazanırız düşünüldü. Doğaya rağmen hiçbir şey yapılmayacağını bu iktidarın öğrenmesi lazım. Yapılan HES’lerin büyük bir kısmı yanlış. Şu anda büyük bir kısmı inşaat yapmak için yapıldı. Yine bunların çilesini millet ödüyor. Onların hepsine satın alma garantileri verildi. Satın alma garantileri YEKDEM mekanizmaları üzerinden vatandaşın, sanayicinin sırtına yüklendi. İlk olarak enerjide planlamanın yapılması gerekiyor. Türkiye’de şu anda enerjide planlama yok. Şu an bizim üretim varlığımızla tükettiğimiz arasında farklar var. Enerji politikalarında planlama yok. Program yok. Bir ağ yok. Var deseler de yok.

‘AMACIMIZ ENERJİ BAĞIMLILIĞINI AZALTMAK’

Türkiye’nin enerjiye bağımlılığını gidermek adına CHP gelecek adına ne vadediyor? Olası bir iktidar durumunda bu alana dair nasıl hazırlanıyor?

AK Parti iktidara geldiğinde enerji konusunda yüzde 67 dışa bağımlıydık. Bu oran yüzde 72.4 oldu. Dünyadaki diğer ülkelerde bağımlılık bu süreçte azaldı. Bir ülke bağımlılığı neden çoğaltır? Beceremezse. Bu böyle olmaz. Birinci hedefimiz bağımlılığımızı azaltmak. Bağımlılığımızı azalttığımız sürece emir az alırız. Ancak Türkiye’de bütün enerji planlamasına ihtiyaç var. Verimli çalışmaya ihtiyaç var. Türkiye’nin en büyük enerji kaynağı enerji verimliliğidir. Bugün yüzde 30’un üzerinde enerji sokağa atılıyor. Enerji verimliliğini esas edinip onun üzerinden hareket etmek lazım. Bunun yanında da yeni yapılacak kaynakları fosillerden uzaklaştırıp yenilenebilir enerji kaynakları üzerinden gideceğiz. İlk başta halkın enerjide söz sahibi olmasını sağlayacağız. Bunun için de çalışıyoruz. Enerji kooperatifleri aracılığıyla milletin enerji alanında söz sahibi olmasının önünü açacağız. Enerji kooperatiflerini yaygınlaştıracağız. 500 kişi bir araya gelecek ve enerji kooperatifleri kuracak. Bu milletin söz sahibi olmasına neden olacak. Bu temiz ve ucuz elektrik üretecektir. Planlı, programlı politikalarla biz hızla bağımlılıkta aşağıya doğru ineriz. Bağımlılık azaldıkça elektrik fiyatları ucuzlayacaktır, halkımız enerjide söz sahibi olacaktır. Bu şekilde üretim de artacaktır.