Murat Yetkin yazdı: Erdoğan bir karar vermeli ya kadınlar ya tarikatlar

Tarikatlar ve hükümete yakın medyadan bazı köşe yazarları, İstanbul Sözleşmesi'nden vazgeçilmesi için kampanya başlatmış durumda. Murat Yetkin, bu kesime karşı ses çıkarılmadıkça Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın zor bir tercihe doğru itildiğini belirterek, "Erdoğan bir karar vermeli: Ya kadınlar ya tarikatlar. Ya kadınların haklarını bu zorbalıklara karşı koruyacak ya da 'başörtüsü özgürlüğü verdik, yetmiyor mu?' deyip bu baskıya boyun eğecek" diye yazdı.

Google Haberlere Abone ol

DUVAR - Gazeteci-yazar Murat Yetkin, kadın düşmanlığının daha önce benzeri görülmemiş boyutlara ulaştığına dikkat çekerek, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın "AK Parti içindeki sesi çok çıkan bir azınlığın 'Saadet Partisine gideriz, desteğimizi çekeriz' şantajı altında olduğunu" yazdı.

'Erdoğan bir karar vermeli; Ya kadınlar ya tarikatlar' başlıklı 'yetkinreport.com'daki yazısında bu kesimin bir sıkıntısının da, büyükşehir belediyelerinin CHP yönetimine geçmesinin ardından kendilerine gelen doğrudan ya da dolaylı paraların kesilmesi olduğunu belirten Yetkin,  şöyle devam etti: "Uşşâki tarikatı şeyhiymiş, Fatih Nurullah müritlerine 'sakal, sarık diye devlete girmekten geri kalmayın' demiş ve eklemiş: 'Hele İslami devlet olsun'. Aslında dolaylı olarak devlet kadrosu istiyor Cumhurbaşkanı'ndan, başka tarikatlara var da bize yok mu gibilerinden."

"Bu köhnemiş tutumun siyasette açıktan açığa tek temsilcisi Saadet Partisi ve lideri Temel Karamollaoğlu" diyen Yetkin, mevcut durumu, şöyle özetledi:

"Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, AK Parti içindeki sesi çok çıkan bir azınlığın 'Saadet Partisine gideriz, desteğimizi çekeriz' şantajı altında. Bu şantaj ağırlıkla bazı tarikat ve cemaatlerden ve kadınların sadece evinde oturup kocası izin vermedikçe burnunu dışarı çıkarmadan çocuk doğurması ve ona hizmet etmesini isteyen örümcek kafalardan geliyor. Ses çıkarılmadıkça da Erdoğan’ı zor bir tercihe doğru itiyor. Erdoğan bir karar vermeli: Ya kadınlar ya tarikatlar. Ya kadınların haklarını bu zorbalıklara karşı koruyacak ya da 'Başörtüsü özgürlüğü verdik, yetmiyor mu?' deyip bu baskıya boyun eğecek."

YAZININ TAMAMI