'İzmir'de belediye cebinizde olacak'

30 Mart 2014 Mahalli İdareler Seçimi adayları arasında en çok gündeme gelen adaylardan biri oldu Tunç Soyer. CHP'nin İzmir adayı Soyer, hedeflediği İzmir'i ve projelerini anlattı.

Nuray Pehlivan  npehlivan@gazeteduvar.com.tr

İZMİR- 2009 ve 2014 yerel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi’nden iki kez Seferihisar Belediye Başkanı seçilen Tunç Soyer, 31 Mart 2019 yerel seçimlerinde CHP’den İzmir için yarışacak.

1959 yılında Ankara’da doğan Soyer, ilk, orta ve lise eğitimini İzmir’de tamamladı. Ardından Ankara Üniversitesi, Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Üniversite yıllarında Ankara Sanat Tiyatrosu’nda oyuncu ve yönetmen asistanı olarak çalıştı. Daha sonra İsviçre Webster Koleji’nde “Uluslararası İlişkiler” yüksek lisansı yaptı. Yüksek lisans eğitimindeki ikinci adımı Dokuz Eylül Üniversitesi’nde “Avrupa Birliği” alanında oldu. Çalışma yaşamına turizm sektöründe başlayan Soyer, 1991 yılında Seferihisar’da bir tatil köyü kurarak dokuz yıl yönetti.

.

2009’dan bu yana Seferihisar Belediye Başkanlığı görevini yürüten CHP’nin İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Tunç Soyer, sorularımızı yanıtladı.

SADECE FİZİKİ MEKANLARDA İNSANLARI BİR ARAYA GETİRMEK YETMEZ

Seküler yaşam tarzının sanki defansif bir siyasi sembolü haline gelen İzmir, son dönemlerde bu anlamda siyasi göç alan bir şehir oldu. Dolayısıyla İzmir’in Türkiye siyasetindeki sembolik anlamı da çok arttı. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Sizin de söylediğiniz gibi İzmir, tarih boyunca çok sesliliğin, çok renkliliğin ve çok kültürlülüğün kenti oldu. Bu nedenle de özgürlüklerin en çok korunup yaşatıldığı şehrimizdir. Biz de bu kimliği korumak ve yarınlara taşımak istiyoruz. İzmir’in bu yanını daha da geliştirmek, tüm Türkiye için bir örnek olmasını sağlamak, buradan yakacak olduğumuz yaşam kalitesi ve barış kültürünü tüm ülkeye yaymak, ayrıştırıcı, kamplaştırıcı söyleme karşı, kardeşliği ve sevgiyi egemen kılmak, tüm toplumu kucaklaştırmak istiyoruz.

İzmir gibi mega bir kenti  şehrin sosyolojik farklılıklarını, tarihsel kültürel mirasını da göz önüne alarak nasıl bir demokrasi anlayışı içinde yönetmeyi düşünüyorsunuz?

Esasında bu konuda neler yapacağımızı, neler yapmak istediğimizi, bu güne kadar çeşitli etkinliklerimizde ifade ettiğimizi düşünüyorum. Bu yüzden, 3. Cemre etkinliğimizi, şehrimizin en güzel köşelerinden birisi olan Kadifekale’de gerçekleştirdik. Bu etkinliğe, semt sakinlerinden katılım, göz doldurucu ve yoğundu. Kentin tüm sosyolojik unsurlarını bir araya getirmenin mümkün olduğunun güzel bir kanıtı niteliğinde bir etkinlik oldu. Tabii sadece fiziki mekanlarda insanları bir araya getirmek yetmez, demokratik kent yönetimi, kentin tüm sivil toplum kuruluşları, sendikalar, meslek odaları ve her bir bireyin kendisini ifade edebileceği, sorunlarını dile getirip, çözüm önerilerini hayata geçirebileceği bir yapı içinde olmalı. Bu anlamda “Belediye Cebinizde” uygulamasını hayata geçirerek İzmirlilerin sorunlar hakkındaki önceliklerini ifade edebilecekleri bir platform sunacağız. Bu uygulama sayesinde hem halkın öneri ve katkılarını alacağız, hem de hemşerilerimizin ihtiyaç duyacakları her türlü bilgiye hızla ulaşabilmelerini sağlayacağız. Yönetimimiz şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerini hayata geçirecek.

.

İZMİR YOĞUN BİR KÜLTÜR ŞEHRİ OLACAK

İzmir bir türlü hak ettiği kadar Kültür ve Turizm kenti olamıyor. Bu anlamda neler yapacaksınız? Kemeraltı’nın UNESCO tarihi kültürel miras içine alınması projenizle birlikte bütünlüklü olarak nasıl bir değişim dönüşüm yaratmayı hedefliyorsunuz?

İzmir’in bu konuda bir alt yapı sorunu vardı. Örneğin, kentin anıtsal yapıları, müzeleri yeterli sayı ve nitelikte değildi. Öncelikle bu konulara ağırlık vererek İzmir’i daha çok kültürel ve turistik etkinlikler üreten bir kent haline getireceğiz. Şehrimizi kültür ve sanat alanında zengin bir cazibe merkezi haline getirip tasarıma öncelik ve ağırlık vereceğiz. Temeli atılmış olan Opera İzmir Projesi’ne ek olarak, Tiyatro İzmir, Plato İzmir, Konservatuar İzmir ve Atölye İzmir projeleri ile İzmir yoğun bir kültür şehri olacak. Ayrıca yeni festivaller ve çeşitli kutlamalarla kentin her ilçesine yayılmış, gelenekselleşmiş etkinlikleri sürekli kılacağız.

Turizme özel önem veriyoruz. Kentin sahip olup, yeterince değerlendirilememiş olan turizm potansiyelini hızla değerlendirmeye çalışacağız. İzmir’i Kongre ve Sağlık Turizmi alanlarında öncü ve cazip bir kent haline getirmek için gerekli altyapıyı hızla kuracağız. Dünyanın en ünlü gastronomi fuarı markası olan Terra Madre’yi İzmir’e getirmek için gerekli ön temasları yapıyoruz. Sadece İzmir değil, tüm Türkiye yemeklerinin tanıtılıp tadılacağı bu dev organizasyona İzmir ev sahipliği yapacak. Ayrıca, turizmin en önemli konularından olan hava ve deniz ulaşımının geliştirilmesi için de gerekli girişimleri hayata geçirip kapasite artırımı ve gerekli teknik altyapıyı kuracağız.

SEFERİHİSAR’DAKİ DENEYİMLER BİZİ İZMİR’E HAZIRLADI

Seferihisar’da belediye başkanlığı yaptığınız dönem içindeki deneyimleriniz sizce İzmir’e neler katacak ve İzmir’in ilçeleri ile ilgili vizyonunuz nedir?

Bildiğiniz gibi, Seferihisar’da 10 yıldır başkanlık yapmaktayım. Ben göreve geldiğimde, Seferihisar İzmir’in küçük bir beldesiydi, tarımsal üretim dışında kayda değer bir ekonomik faaliyet yoktu. Oysa değerlendirilmeyi bekleyen büyük bir turizm potansiyeli vardı. Ama tabii turizm için bir de vizyon geliştirmek, kenti rekabet içinde olduğu diğer turizm destinasyonlarından ayrıştırabilecek yepyeni bir fikre ihtiyaç vardı. Cittaslow’a katılmak fikri böylece doğdu. Ardından Seferihisar, Sığacık Kale içinin restorasyonunu tamamlayarak, yerli halkı ve özellikle de gençlerimizi ve kadınlarımızı, çeşitli üretim kooperatifleri altında bir araya getirerek üretime kattık ve her hafta yapılan üretici pazarları etkinliği sayesinde, burada yaşayan vatandaşlarımızın ekonomik olarak üretken ve özgür bireyler olmalarına ortam sağladık. Seferihisar’da kurulmasına öncülük yaptığımız çeşitli tarım kooperatifleri sayesinde kentin tarımsal kalkınma modelini yeniden kurgulayıp, başarılı ve sürdürülebilir olmasını gözeterek geliştirdik. Bütün bu çalışmalar ve deneyimler, bizi İzmir’e hazırladı.

Biliyorsunuz ben çocukluğumdan beri hemen hep İzmir’de yaşamış birisiyim. Bu şehri hem seven, hem tanıyan bir yerlisi olarak, benim de kentle ilgili ideallerim var. Özellikle kentin ilçeleri ile ilgili, muhakkak çözmemiz gereken bir istihdam sorunu var. Genç nüfusun yeni iş alanlarına sahip olabilmesini temin edebilmek adına, Meslek Fabrikası’nı hızla geliştirip, gençlerimizin nitelikli iş gücüne katılmalarını sağlayacağız. Tabii bu arada İzmir’i çeşitli sektörler için bir yatırım ve cazibe merkezi haline getirerek yeni iş sahaları açılması için öncü ve kolaylaştırıcı olacağız.

.

Seferihisar Belediye Başkanlığı döneminizde kooperatifçiliğe çok önem verdiniz. İzmir içinde ilginç projelerinizden biri geri dönüşüm atık toplayıcılarını kooperatifleştirme isteğiniz. Bu nasıl olacak ve ne gibi sonuçlar bekliyorsunuz?

Biliyorsunuz, bu hizmeti üreten kardeşlerimiz, olumsuz sağlık koşulları ve her türlü sosyal güvenceden yoksun bir hayat sürüyorlar. Bireysel çalışan kimseler oldukları, örgütlü olmadıkları için, bu olumsuzluklardan kendilerini koruyamıyorlar da. Bu açıdan bakınca, bu kişilerin kooperatifleşip, sosyal güvenceye kavuşmalarını önemsiyoruz. Bu konuda yeni ve sürdürülebilir bir yapı kurguluyoruz. Bu sorunu çözerek kardeşlerimizin güvenceye kavuşmasını sağlayacağız.

Projeleriniz arasında halk gıda kooperatifleri kuracağınızdan da bahsettiniz. İktidar 31 Marta kadar geçici tanzim satışları uyguluyor. 1 Nisan sonrası için kentin gıda sorununu çözecek kalıcı bir çözümünüz var mı?

Tabii, zaten Halk Gıda, Halk Ekmek, Halk Et, Halk Süt, Halk Balık ve benzeri projelerimiz hem üreticinin hem tüketicinin yararına ve sürdürülebilirliği yüksek projeler. Biz, ekonomik dalgalanmalardan, ya da dönemsel ihtiyaçlara göre ortaya çıkıp, gıda ithalatına dayanan çözümler değil, kalıcı, üretici ve tüketiciye yararlı olabilecek bir model öneriyoruz. Gıda güvenliğini, halkın tüketeceği gıdanın sağlıklı ve doğa dostu olmasını önemsiyoruz. Kooperatifleşmeyi destekleyerek, üreticinin emeğinin karşılığını almasını, üreticiden tüketiciye, aracısız, doğrudan ürün ulaşımını sağlayacağız.

ÖNÜMÜZDEKİ 5 SENEYİ ‘REKOR ASFALT YILLARI’ OLARAK PLANLADIK

Kültürpark İzmir’in hem şehir merkezinde hem de kültürel tarihi bir hafızası. İzmirlileri korkutan betonlaştırma niyetlerini soracağım ama asıl sorum bu yeşil kalabilmiş tek alanı nasıl daha fazla yaşayan canlı bir kültürel merkez haline getirmeyi düşünüyorsunuz?

Kültürpark İzmir’İn kalbi. Şehrin önemli yeşil alanlarından birisi olan bu alanı kent yaşamına daha da fazla katmak, amacımız. Kültürpark alanı, alışılageldik amaçları dışında, yeni fonksiyonlarla beslenerek kentin sosyal ve kültürel aktiviteleri için çok daha fazla kullanılan bir yapıya kavuşacak. Yeni tasarlamakta olduğumuz Edebiyat Festivali, Gençlik Festivali, Uluslararası Tasarım ve İnovasyon festivali gibi değişik festival etkinlikleri yoluyla, yılın 12 ayı boyunca sanatseverler ve her yaştan gencin buluşma noktası olacak.

.

İzmir Büyükşehir Belediyesi kişi başına 400 kg kadar asfalt döküyor. Kentin betonla kaplanması had safhada. Asfalt ve beton belediyeciliğine karşı halkta bir tepki var. Aşırı iklim olayları da çok arttı. Sizin iklim değişikliğini hızlandıran asfalt ve beton belediyeciliğine karşı bir politikanız olacak mı?

Bizim seçim dönemi öncesinde ve sırasında yaptığımız araştırmalara göre; İzmirlinin en çok şikayet ettiği konulardan bir tanesi de yolların fiziki koşullarının olumsuzluğu. Biz de bu hassasiyet ve beklenti nedeniyle, önümüzdeki 5 seneyi, “Rekor Asfalt Yılları” olarak planladık. Yani İzmir’deki yol koşullarını, kırsal bölgeler dahil, daha olumlu bir noktaya getireceğiz.

İklim değişikliği konusu çok farklı ve gelişmiş bir vizyon gerektiriyor. Belediyemizin ve kentin karbon ayak izini azaltmak amacıyla çeşitli projelerimiz var. Karbona dayalı enerji kaynakları yerine, rüzgar ve güneşe dayalı enerji kaynaklarını teşvik edeceğiz. Kurmayı planladığımız enerji kooperatifleri aracılığı ile katılımcı hemşerilerimizin kazanç elde etmelerini de sağlayacağız. Temiz enerji Eylem Planı’nı hayata geçirip, Kent Enerji Vizyonunu İzmirlilerle paylaşacağız. Belediye hizmet araçlarını kademeli olarak elektrikli hale getireceğiz. Küresel ısınmanın engellenmesi amacıyla İzmir’ de üzerine düşen sorumluluğu alacak ve bu anlamda da örnek bir kent olacak.