'Figen Başkan'ın morali de öfkesi de yerinde'

Figen Yüksekdağ’ın, tutuklu bulunduğu dosyadan ikinci kez hâkim karşısına çıkacağı duruşmanın Sincan Cezaevi Yerleşkesi’ndeki küçük bir salona alınmasını değerlendiren Avukatı Sezin Uçar, “Figen Başkan’ın halkın olmayacağı bir salonda yapılacak savunması yok” dedi.

Google Haberlere Abone ol

ANKARA - HDP Eş Genel Başkanı iken 4 Kasım 2016 tarihinde tutuklanan Figen Yüksekdağ, tutuklu bulunduğu dosyadan, ikinci kez hâkim karşısına çıkacağı duruşmanın, Ankara 16’ıncı Ağır Ceza Mahkemesi’nden Sincan Cezaevi Yerleşkesi’ndeki küçük bir salona alınmasının ardından duruşmaya katılmayacağını açıkladı.

Yüksekdağ’ın duruşması için yoğun bir çalışma yürüten HDP Kadın Meclisi ile partinin yetkili organlarına göre, “Duruşmaya katılımın yoğunluğunu gerekçe gösterilerek cezaevi kampüsünde 20 kişilik bir salonun tahsis edilmesinin amacı, davayı kamuoyundan gizlemek!” Yüksekdağ’ın avukatlarından Sezin Uçar da bu görüşte. “Müvekkilimiz görüşmemizde, dilekçesinde de belirttiği gibi, söyleyeceklerini ancak izleyicilerin rahatlıkla girebileceği bir salonda söyleyeceğini, mahkemenin kararını gayri ciddi bulduğunu ve duruşmaya katılmayacağını ifade etti” diyen Avukat Uçar “Figen Başkan’ın halkın olmayacağı bir salonda yapılacak savunması yok” diye konuştu. Müvekkiliyle cuma günü görüştüğünü belirten Uçar, “Figen Başkan’ın morali de öfkesi de yerinde!” dedi.

Avukat Sezin Uçar’ın değerlendirmesinden başlıklar şunlar:

AMAÇ, DAVAYI KAMUOYUNA KAPATMAK

Figen Başkan tutuklu bulunduğu davada kamuoyuyla, parti üyeleriyle, yöneticilerle yüz yüze olmak ve savunmasının onlar tarafından dinlenilmesini istiyor. Bazı dosyalarda SEGBİS(Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) dayatması oluyor. Kendisi mahkemenin karşısına çıkmak istiyor. Zaten davanın kamuoyuna açık yürütülmesi gerekiyor. Kaldı ki bir kapalılık, kısıtlılık kararı da söz konusu değil bu davayla ilgili. Duruşmadan birkaç gün önce 20 kişilik bir salonun tahsis edilmiş olması davayı kamuoyundan gizleme amacını ortaya koyuyor. Amaç, davayı kamuoyuna kapatmak. Daha büyük bir salonun tahsis edilmesi gerektiğini ve söyleyeceklerini izleyicilerin girebileceği bir salonda ancak söyleyeceğini ifade ederek mahkemeye bir dilekçe verdi ve duruşmaya katılmayacağını belirtti. Figen Başkan’ın halkın olmayacağı bir salonda yapılacak savunması yok.

KAMUYA AÇIK YARGILAMA, KAMU DENETİMİNE DE AÇIKTIR

Yargılamanın kamuoyuna açık olmasının esprisi yargılamanın kamu denetimine de açık olmasıdır. Türkiye siyasi tarihi bakımından böylesine önemli bir davanın 20 kişilik bir salona hapsedilmek istenmesi kabul edilebilir değildir.

DAVA BASINDAN DA GİZLENMEK İSTENİYOR

Burası bir hapishane kampüsü. Buraya girerken aramadan geçiyorsunuz ve cep telefonu, fotoğraf makinesi, bilgisayar üzerinizde ne varsa bırakıyorsunuz. Yani amaçlardan biri de bu davayı basından gizlemek; çünkü gazeteciler duruşmalardan cep telefonlarıyla, bilgisayarlarıyla anında haber geçiyorlar. Bu da engellenmiş oluyor. Siyasi davaları özellikle hapishane kampüsünde yapmak gibi bir ritüel gelişiyor.

YÜKSEKDAĞ’IN SAVUNMASI İNSANLARA UMUT VERDİ

Figen Yüksekdağ’ın ve Cumhuriyet gazetesi davasında tutuklu bulunan Ahmet Şık’ın savunmaları böyle bir dönemde insanlara umut, cesaret veren savunmalardır. Bu da engellenmek istenmektedir. Yüksekdağ’ın 4 Temmuz’da yaptığı savunma sadece HDP’lilere değil siyasi iktidarın uygulamalarından hoşnut olmayan herkese umut vermiştir. Bunun etkisinin kırılması isteniyor.

CUMA GÜNÜ GÖRÜŞTÜK, MORALİ ÇOK İYİYDİ

Figen Başkan’la cuma günü görüştük, morali çok iyiydi. Müvekkilimiz hapishanede olduğu zaman boyunca, biliyorsunuz bu ilk tutsaklığı değil, her zaman çok pozitif oldu. Hapishanede uzun süre tecrit kalmasına rağmen kararlı duruşundan hiçbir zaman taviz vermedi. Elbette ülkede yaşanan bir takım acılar, gelişmeler onu da etkiliyor. Ancak Figen Başkan’ın morali de öfkesi de yerinde!

KEMALBAY VE YÖNETİCİLER DURUŞMAYA GİDİYOR

Öte yandan HDP’den yapılan açıklamada, Sincan Cezaevi Yerleşkesi'nde görülecek duruşmaya Eş Genel Başkan Serpil Kemalbay ile MYK üyelerinin ve milletvekillerinin katılacağı duyuruldu.

İLK DURUŞMADA NE DEMİŞTİ?

İlk duruşma 4 Temmuz tarihinde Ankara 16’ıncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Yüksekdağ’ı savunmak üzere 1000 avukat dilekçe verdi, 200’ü o gün salonda hazır bulundu. Yüzlerce kişi duruşmayı izlemek üzere farklı illerden yola çıktı ancak polis, otobüsleri Ankara’ya sokmadı. Yüksekdağ, tutuklandıktan 8 ay sonra ilk kez hâkim karşısına çıktığı duruşmada siyasi bir savunma yaptı ve “Bizler bu sürece mahkûm değiliz. Ben mahkeme salonlarıyla ilk defa karşı karşıya gelmiyorum. Ben ensesi kalınlarla ilk defa karşılaşmıyorum. Ben bu ülkede bir kadın olarak hep mücadele ettim ve zulmün her türlüsünü gördüm. Daha fazlasını da görebilirim, sorun değil. 100 yıl ceza isteniyor. Emin olun birkaç ömrüm daha olsa aynı şeyleri yeniden yaparım, yeter ki bir asra değecek bir davamız olsun. Bizim bir asra değecek davamız var, o da barış ve demokrasi davası” dedi.

YÜKSEKDAĞ’IN TUTUKLU BULUNDUĞU DOSYA

Figen Yüksekdağ’ın tutuklu bulunduğu dosyanın iddianamesi tutuklanmasından yaklaşık 90 gün sonra Ankara 16’ıncı Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi. Diyarbakır ve Ankara mahkemeleri arasındaki yetki uyuşmazlığı sonrası Yargıtay'ın kararıyla dosya Ankara'ya nakledildi. 8 fezleke birleştirilerek oluşturulan iddianame, Yüksekdağ’ın avukatları tarafından 'torba iddianame' benzetmesi yapılarak eleştirildi. Birbirinden bağımsız fezlekelerden biri Kobane olaylarını kapsıyor diğerleri ise farklı tarihlerde farklı illerde yapılan konuşmalar üzerine hazırlanmış. Yüksekdağ hakkındaki fezlekeleri hazırlayan bazı savcılarla emniyet müdürlerinin FETÖ kapsamında tutuklu olduğu da biliniyor.