Özgürlük Okulu: Korku ve nefretle örselenmemiş çocuklar

Payel Yayınevi tarafından 'Özgürlük Okulu' olarak çevrilen ve esas adı 'Summerhill' olan kitabın içeriği A.S. Neill’in eğitim felsefesine ve Summerhill Okulu’nun belli başlı özelliklerine yer veriyor. Aynı zamanda çocuk yetiştirme, çocukların sorunları, ana baba sorunları vb. başlıklar altında da merakınızı giderecek bilgiler yer almakta...

Google Haberlere Abone ol

Melike Sargın

Klasik eğitim anlayışında, çocuklar birer birey olarak ele alınmayıp, işlenmesi gereken bir hammadde olarak görülmekte ve çocuklarla ilgili her husus başkalarına danışılmaktadır. Bu eğitim anlayışının karşısında yer alan ve taban tabana zıt olan alternatif eğitim modeli felsefesini benimsemiş okullar ise çocukları, birer birey olarak algılamaktadır. Alternatif eğitim felsefesini benimsemiş okullar, çocukların yaratıcılıklarını özgürce kullanabildikleri, kendilerini demokratik ortamlarda ifade edebildikleri, okulun işleyişinde söz hakkı alabilen, sorgulayabilen, yaşayarak, hissederek, keşfederek, paylaşarak öğrenen ve en önemlisi de ezbercilikten uzak, kendi ilgi alanlarının farkında olan birey olmalarına olanak tanımaktadır. Alışılagelmiş bir müfredatı olmayan, katılımcı demokrasi çerçevesinde okul çalışanları ve öğrenciler tarafından yönetilen okullar kulağa tuhaf geliyor olabilir.

Ütopik gibi gelse de eğitim felsefesinin temelinde eşitlikçi olmak, katılımcı olmak, demokratik olmak, farklılıklara saygı, ırkçılığa karşı olmak, anadilde eğitim ve özgür düşünme gibi kavramları, eğitim felsefesinin mihenk taşı haline getirmiş okulların varlığı, insanlığa umut aşılamaktadır. Alternatif eğitim modelinin felsefi temellerini oluşturan görüşlere baktığımızda ise karşımıza Rogers, Dewey, IIIich, Neill gibi radikal reformistler çıkmaktadır. Benim üzerinde duracağım isim, son zamanlarda tüm meraklılara önerdiğim, A.S. Neill’in kurmuş olduğu “Summerhill Özgürlük Okulu” ve bu okulun eğitim felsefesi.

Payel Yayınevi tarafından “Özgürlük Okulu” olarak çevrilen ve esas adı “Summerhill” olan kitabın içeriği A.S. Neill’in eğitim felsefesine ve Summerhill Okulu’nun belli başlı özelliklerine yer veriyor. Aynı zamanda çocuk yetiştirme, çocukların sorunları, ana baba sorunları vb. başlıklar altında da merakınızı giderecek bilgiler yer almakta.

Ö

Gelelim Summerhill Okulu’nun belli başlı göze çarpan özelliklerine... Summerhill 1921’de Suffolk’un Leiston kasabasında, Londra’dan yüz mil uzaklıkta kurulmuştur. Okulun öğrencilerinden söz edersek, çocukların üç farklı yaş kümesine ayrıldığı bu okulda; en küçükleri beşle yedi, ortancalar sekizle on, en büyüklerse on birle on beş yaş arasındadır. Çocukların başlarında bir ev öğretmenleri bulunur ve yaş kümelerine göre evlere yerleştirilir. Bu evlerde herhangi bir denetim yoktur. Örneğin; odalarını kimse toplamaz, kimse karışmaz. Çocuklar bu konuda özgür bırakılmışlardır. Hatta kimse onlara ne giyeceğini söyleyemez. Şu an bu durumu gözünüzde canlandırıyor olabilirsiniz. Bir çocuğun arkasını toplamamak, özgürce istediğini yapabilmesi sizi çılgına çevirebilir. Lakin okulun eğitim anlayışında öğrenciler kendi işlerini yapıyor ya da yapmıyorlar. Summerhill okulu için dönemin bazı gazetelerinde, şöyle bir başlık atılmış “İstediğin gibi git okulu” ve bu okulu, yasalarla davranış kurallarından habersiz yabanıl ilkeler topluluğu olarak adlandırmışlar.

Summerhill okulu, çocukların kendileri olmalarına izin verecek bir okuldur. Felsefesinde çocuğun doğuştan akıllı ve gerçekçi olduğu fikri yatar. Çocuk, herhangi bir yetişkin önerisi olmaksızın, kendi başına bırakılırsa, gelişebileceği kadar gelişir. Summerhill, bilimi insanı olmak isteyen ve bu yeteneğe doğuştan sahip olanların bilim insanı; sokakları süpürmeye uygun olanlarınsa çöpçü olduğu bir yerdir. Gerçi Neill, okulundan henüz çöpçü çıkmadığını belirtmiştir. Elbette çöpçü olmak isterse o da olabilir.

Okulun işleyişine baktığımızda derslere girme zorunluluğu olmadığını görüyoruz. Çocuklar isterlerse yıllarca bu derslere katılabilir ya da katılmazlar. Bir ders çizelgesi mevcuttur ama yalnızca öğretmenler için. Çocuklar genellikle yaşlarına, ama bazen de ilgi alanlarına göre ders görürler.

Okula anaokulu öğrencisi olarak başlayan çocuklar, daha ilk günden derslere girerken başka okullardan gelmiş çocuklar lanet olası dersler olarak gördükleri hemen hemen çoğu derse girmezler. Derslere girmeyen çocuklar oyun oynar, bisiklete biner, derslere girecek olmanın ürkekliğini üzerlerinden atana kadar bu böyle devam edebilir. Hatta bazen aylar sürebilir.

Kısacası Summerhill okulu çocukların kendi isteklerine bağlı derslere girdikleri, sınav sisteminin olmadığı, çocuklara herhangi bir bilginin onlara dayatılarak öğretilmediği bir yaşam alanı sunmaktadır.

Özgürlük düşüncesinden uzak anne babalar ve eğitimciler için çocukların isterlerse tüm gün oyun oynayabilecekleri bir okulu düşünmek, bu yerin ne tür bir okul olduğu konusunda zihinlerde birçok soru oluşturabilir. Böyle bir okuldan çıkan çocukları nasıl bir gelecek bekliyor? Herhangi bir derste başarısı olmayan ve üniversiteye giremeyecek olan bir çocuğun geleceği ne olacak? vb. birçok soru sorulabilir. Toplumumuzdaki genel kanı, bir bireyin derslerinde başarılı olması ve sınavları başarı ile geçerek üniversite iyi bir bölüme yerleşmesidir. Özellikle de statüsü yüksek olan ve parasal açıdan bireyi tatmin edecek meslekler seçmesi çocuklardan beklentimizdir. Bir çocuk okul derslerinde başarısız iken dans konusunda, el sanatları konusunda hatta bir motorun tamiri konusunda beceriye sahip olabilir. İşte tam da bu noktada Summerhill okulu şunu belirtiyor; “Bir öğrencimiz yüksekokul sınavlarına yedi kez girdi ve başarılı olmadı, iyiki de olmadı çünkü çok istediği dans okuluna gitmesine, annesi izin verecek artık.”

Eğitim amacının yaşama hazırlık olduğu fikrindeyim. Kültürümüz bu konuda pek başarılı sayılmaz. Eğitimimiz, siyasetimiz ve tutumlarımız kötülüklere gebe. Yaşamsal becerilerden yoksun, oyundan alıkoyulan, ödevlere ve sınavlara, notlara boğulmuş bireyler olarak yetişiyoruz ve yetiştiriyoruz. Durumu bir örnekle taçlandırayım. Bir felsefe atölyemde çocuklar özgürlük kavramını soruştururlarken çoğunluğu özgürlüğü, ev ödevlerini yapmak ya da sınavlarından geçmekle açıkladı. Çocukların özgürlüğünü, onlara dayattığımız ödevlerle, sınavlarla kısıtlıyoruz.

Toparlamak gerekirse “Özgürlük Okulu” yaşamları korku ve nefretle örselenmemiş özgür çocukların yetişmesine olanak veren bir okul. Eğitim alanına gönül vermiş, eğitimdeki farklı modelleri merak eden tüm eğitimcilerin ve anne babaların okuması gerektiğine inandığım, akıllarda soru işaretleri bırakan ve merakınızı daha da alevlendirecek olan bu kitabı inceleyebilirsiniz.