Millet İttifakı liderleri Bursa'da konuştu: Özgürce yaşayacaksınız bu ülkede

Kemal Kılıçdaroğlu, Temel Karamollaoğlu, Ali Babacan, Ahmet Davutoğlu ve Mansur Yavaş Bursa'daki mitingde seçmenlere seslendi.

Google Haberlere Abone ol

DUVAR - Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayı ve CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, bugün Sivas mitinginin ardından Bursa'ya geldi. Kılıçdaroğlu, Bursa mitingi öncesinde, Ankara'da 30 Aralık’ta silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı Doç. Dr. Sinan Ateş'in mezarını ziyaret etti. 

Kılıçdaroğlu'na, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ve Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu eşlik etti. 

Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:

DAHA GÜZEL BİR TÜRKİYE, YAŞANABİLİR BİR TÜRKİYE’Yİ BERABER İNŞA EDECEĞİZ: "Hepinize söz Türkiye kazanacak. Biz kazanacağız. Beraber kazanacağız. Benim umudum da sizlersiniz gençler. Daha güzel bir Türkiye, yaşanabilir bir Türkiye’yi beraber inşa edeceğiz. Beraber ve birlikte Türkiye’yi aydınlığa çıkaracağız.

BİR BAYRAM HAVASI İÇİNDE OYUMUZU KULLANACAĞIZ: Değişime hazır mısınız? Söz mü? Sandığa gideceğiz değil mi? Sandığa bir bayram havası içinde gideceğiz. Sabah kahvaltımızı yapacağız. Karnımızı doyuracağız. Akrabamız, komşumuz… İkna edeceğiz. Beraber gideceğiz, bir bayram havası içinde oyumuzu kullanacağız. Söz mü? Otoriter bir yönetimi demokratik yollarla değiştireceğiz. Bütün dünyaya örnek olan bir hamleyi gerçekleştireceğiz. Bu güzel ülkemizde huzur içinde yaşamak için. Benim size bir sözüm var. 85 milyonun cumhurbaşkanı olacağım. Ayrım yapmayacağım. Herkesi kucaklayacağım. Dolayısıyla bu ülkede hepimizin huzur içinde yaşamamız için hepimizin güzel bir nefes alabilmesi için birlikte mücadele edeceğiz ve kazanacağız. Bunun için sizlere ihtiyacım var.

ÖZGÜRCE YAŞAYACAKSINIZ BU ÜLKEDE: Gençler ve kadınlar… Bu seçimin kaderini gençler ve kadınlar belirleyecek. Gençler ilk sözüm size. Sandık tamam mı? Biliyorum tweet attığınız zaman anneleriniz babalarınız aman kızım, oğlum sakın tweet atma. Başımıza belaya girer diyorlar. Ben size söz veriyorum. Seçimden sonra göreceksiniz. İstediğiniz gibi tweet atacaksınız, hiç kimse kapınıza dayanmayacak. Özgürce yaşayacaksınız bu ülkede.

HANGİ KENTTE YAŞIYORSAK HER BİRİMİZİN MUTLU OLACAĞI ORTAMI YARATMAK ZORUNDAYIZ: Bursa, yeşil Bursa diye tanınırdı. Yeşilliği büyük ölçüde kayboldu ve kentin hava kirliliği var bunun da farkındayım. Göreceksiniz bütün kentler yaşanabilir kent olacak. Bütün kentlerde huzur olacak ve hep beraber hangi kentte yaşıyorsak her birimizin mutlu olacağı ortamı yaratmak zorundayız. Beraber, birlikte mücadele ederek demokratik yollarla bu ortamı yaratacağız. 

BU ZOR BİR GÖREV. İKNA EDECEKSİNİZ: Zor bir söz daha istiyorum sizden. Sandığa giderken geçen seçimlerde AK Parti’ye veya Milliyetçi Hareket Partisi’ne oy veren bir kardeşimizi de ikna edeceksiniz. Diyeceksiniz ki Türkiye’nin hali meydanda. Mutfaklara baktın yangın var. Pazara çıkamaz haldeyiz. Millet köşeyi dönerken bizim evlatlarımız işsiz güçsüz. Saraydakiler 5 yerden aylık alırken bizim evlatlarımızın işi gücü bile yok. Asgari ücretle çalışıyor, aldığı ücretle geçinme şansı yok. Kirada ev tutma şansı yok. Gel kardeşim Kılıçdaroğlu diye bir adam çıkmış ortaya. Diyor ki ben Türkiye’yi düzelteceğim. Gel gidelim deneyelim ve Kılıçdaroğlu’nu cumhurbaşkanlığı koltuğuna hep beraber oturtalım. Bu zor bir görev. İkna edeceksiniz. Bunu yapmaya söz veriyor musunuz?

BU ÜLKENİN GENÇLERİ, BU ÜLKENİN TARİHİNE ÖNEMLİ BİR MİRAS BIRAKMIŞ OLACAK: Neredeyse komşu, komşuyu sorgulamaya başladı. Kimliğin ne inancı ne diye. Herkesin kimliği, inancı başımın üstünde. Bu meydandan söyleyeyim, bütün dünya duysun. Bizim iki kırmızı çizgimiz var: Bayrağımız ve vatanımız. Biz, bu ülkenin kuruluşunda hep beraber atalarımız, dedelerimiz görev aldı. Güzel bir ülkede yaşayalım diye. Ama bugün geldiğimiz noktada her evde sıkıntı varsa bir sorunumuz var demektir. Demokraside elbette ki büyük aksamalar oldu ama ilk kez bir otoriter yönetimi demokratik yollarla değiştirme şansı yakalayacağız ve bu şans, dünya siyaset tarihine miras bırakacağımız önemli bir adım olmuş olacak. Bunu gerçekleştirecek olan da bu ülkenin gençleri. 5 milyon 300 bin genç, sandığa gidecek; oy kullanacak, otoriter bir yönetimi demokratik yollarla değiştirecek. Bu ülkenin gençleri, bu ülkenin tarihine önemli bir miras bırakmış olacak. Kadınları ve gençleri de göreve davet etmek benim görevim.

SÖZ EN GEÇ İKİ YIL İÇİNDE BÜTÜN SURİYELİ KARDEŞLERİMİZİ SURİYE’YE UĞURLAYACAĞIZ: Askere gidenler bilirler. Hudut, namustur diye yazar. Yani huduttan kontrol olmadan kimse geçemez. Ama hudutlarımız yol geçen hanına döndü. Elini kolunu sallayan geliyor. 3 milyon 600 bin Suriyelimiz var. Söz en geç iki yıl içinde bütün Suriyeli kardeşlerimizi Suriye’ye uğurlayacağız. Öyle bir noktaya geldik ki bizim evlatlarımız işsiz, iş bulamıyor. Sorunu çözmemiz lazım. Ama asla ırkçılık yapmadan. Onların okullarını, yollarını, köprülerini Avrupa Birliği fonlarıyla yapacağız. Bizim müteahhitler yapacak; can ve mal güvenliklerini sağlayacağız ve göndereceğiz. Şimdi onların oylarına talip oluyorlar. Onları vatandaş yapalım da efendim acaba bize seçimlerde oy verir mi vermez mi? Bunun hesabını yapıyorlar. Bizim hesabımız vatan sevgisidir. Bizim hesabımız bayraktır. Dolayısıyla kendi ülkemde özgürce yaşamak istiyorum. Onlar da kendi ülkelerinde özgürce yaşasın. Onların da karnı doysun.

BURSA’YI HAVA KİRLİLİĞİNDEN ARINDIRMAK İÇİN BÜYÜKŞEHİR’İ DE İSTİYORUZ: Bursa’yı bu bölgenin en güzel ve en yeşil kenti yapmak için, hava kirliliğinden arındırmak için Büyükşehir’i de istiyoruz. Büyükşehir’i de verdiğiniz taktirde Bursa gerçekten tarihine uygun bir Bursa olacak.

TÜRKİYE’DE HİÇ KİMSE KENDİSİNİ SAHİPSİZ HİSSETMEYECEK: Engelli kardeşlerimle ilgili olarak bir video çektim. Bu videoyu yayınladım. Sizin hakkınızı, hukukunuzu korumak ve kamuda istihdam etmek, Bay Kemal’in temel görevlerinden birisidir. Bunu sakın unutmayın. Türkiye’de hiç kimse kendisini sahipsiz hissetmeyecek. Herkesin hakkını, hukukunu teslim edeceğiz.

BENİM MUTFAĞIMI HEPİNİZ BİLİYORSUNUZ AŞAĞI YUKARI: Benim saraylarda oturmak gibi bir merakım yok. Benim saraylarda oturmak gibi bir derdim yok. Sizler gibi yaşıyorum. Mütevazı yaşıyorum. Evimdeyim, huzur içindeyim. Zaten benim mutfağımı hepiniz biliyorsunuz aşağı yukarı. Orada huzur içindeyim. Saraylarda değil, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Çankaya’sına Allah nasip ederse çıkacağız. Oradan millete hizmet edeceğiz. Mütevazı yaşayacağız. Topluma örnek olacağız.

DEVLETİ; BİLGİYLE, BİRİKİMLE, AHLAKLA, ERDEMLE VE LİYAKATLE YÖNETECEĞİZ: Devleti yöneten kişi, devleti liyakatle, bilgiyle, birikimle, ahlakla, erdemle yönetir. ‘Ben istediğimi yaparım, devlet de yoktur…’ Devlet, bir kişinin iki dudağına asla teslim edilemez. O nedenle devleti; bilgiyle, birikimle, ahlakla, erdemle ve liyakatle yöneteceğiz. Bunun da sözünü size veriyorum. Bir tarafa yazın. Göreceksiniz, Bay Kemal Türkiye’yi adaletle yönetecek. Hiçbir ayrım yapmadan yönetecek.

BÜYÜKŞEHİR YASASI’NDA DEĞİŞİKLİK YAPACAĞIZ: Köy tüzel kişiliğini biliyoruz. Büyükşehir Yasası’nda değişiklik yapacağız. Köy tüzel kişiliklerini iade edeceğiz. Mal varlıklarını da iade edeceğiz. Ayrıca bütün köylerde okulları açacağız. Öğretmen köylere gidecek ve köylerde Ferhat ile Şirin’in buluştuğu gibi öğrenciyi buluşturacağım. Hiç merak etmeyin. Cumhuriyetin yüzüncü yılında 100 bin öğretmen ataması yapacağız. Böylece taşımalı sistemi bitireceğiz.

KÖYDE ÇALIŞAN KADININ BİR GELECEĞİ OLACAK: Kırsalda, köyde öğretmen olacak. Kadın çalışıyorsa, köyde gençler varsa onların sosyal güvenlik primini de devlet ödeyecek. Böylece köyde çalışan kadının bir geleceği olacak. Diyecek ki sosyal devlet benim güvencemdir. Ben yaşlandığım zaman, çalışamaz noktaya geldiğim zaman emekli aylığımı alacağım ve evimde oturacağım, torunlarıma bakacağım diyecek. Onlara her türlü güvenliği sağlayacağız.

BAY KEMAL’İN CUMHURBAŞKANLIĞI’NDA HİÇBİR ÇOCUK YATAĞA AÇ GİRMEYECEK: Aile Destekleri Sigortası… Endişe etmeyin. Bay Kemal’in Cumhurbaşkanlığı’nda hiçbir çocuk yatağa aç girmeyecek. Hiçbir fakir ailenin elektriği, doğalgazı, suyu kesilmeyecek. Bunların tamamını yapacağız. Aile destekleri sigortasıyla her aileye asgari gelir güvencesi sağlayacağız. Bunu söylediğim zaman diyorlar, ‘parayı nereden bulacaksın.’ Bilmiyorlar. Bu kardeşiniz 27 buçuk yıl devlette çalıştı. Bütçe nasıl yapılır, gelir nasıl toplanır, israf nasıl önlenir. Ya 27 buçuk yılımı bu işe verdim. Devleti bilirim. Devletin ne olduğunu bilirim. Devletimiz büyüktür. Devletimiz güçlüdür. Bütün bunların hepsini sağlayabilir.

ONLAR YANDAŞLARI İÇİN BAY KEMAL VATANDAŞ İÇİN ÇALIŞIR, NOKTA: Bana diyorlar ki emekli için de… Onu da söyleyeyim. Bayramda, Kurban Bayramı’nda inşallah emeklilerimiz aylıklarını çekmeye giderken aylık dışında orada 15 bin TL’lik ikramiyelerini de görecekler. 15 bin TL. Unutmayın. Diyorlar ki parayı nereden bulacaksın. Ee sen beşli çeteye para buluyorsun da ben vatandaşa mı bulamayacağım. Sen baronlara para buluyorsun da ben vatandaşa mı bulamayacağım. Onlar yandaşları için Bay Kemal vatandaş için çalışır, nokta.

O ZAMAN BÜTÜN MÜTEDEYYİN KARDEŞLERİME SESLENİYORUM, EĞER KUL HAKKI SAYGI DUYUYORSANIZ, KUL HAKKI YİYENLERİN ARKASINDAN GİTMEYİN: Kul hakkı yemedim, kul hakkı yedirmeyeceğim. Şimdi ben bunu söylüyorum, bekliyorum ki Cumhur İttifakı’na dahil olan liderler de desinler kul hakkı yemedim, kul hakkı yedirmeyeceğim diye. Söyleyemiyorlar. Niye söyleyemiyorlar? O zaman bütün mütedeyyin kardeşlerime sesleniyorum, eğer kul hakkı saygı duyuyorsanız, kul hakkı yiyenlerin arkasından gitmeyin, onlara oy vermeyin. Suça ortak olmayın. Bunu da hafızanızın bir yerinde tutun. Artık bu devleti soyulmasına göz yummamalıyız. Yiye yiye doyamadılar. Emin olun yiye yiye doyamadılar. Hepsini götürdüler, mallarını yurtdışına, hepsini son kuruşuna kadar getireceğim. Bay Kemal tamamını getirecek ve bu millete verecek o paraların tamamını.

BENİM ADIM KEMAL’SE SİNAN ATEŞ’İN KATİLLERİNİ KULAKLARINDAN TUTUP ADALETE TESLİM EDECEĞİM: Sinan Ateş’in mezarına uğradık. Hocamızla Fatiha okuduk, hep beraber. Benim adım Kemal’se Sinan Ateş’in katillerini kulaklarından tutup adalete teslim edeceğim. Kimse unutmasın. Gaffar Okkan’ın katillerini de bulup kulaklarından tutup adalete teslim edeceğim. Hiç kimsenin endişesi olmasın. Bunların, yapanın yanına kâr kalır mantığını değiştireceğim. Yapanın yanına kâr kalmayacak. Milletin hakkını, hukukunu yiyenler bunun hesabını vermek zorundadır. Bunu yapmadığımız takdirde devleti niye yönetiyoruz. Hangi gerekçeyle yönetiliyoruz. Devlet dediğiniz adaletle yönetilir. Devletin dini adalettir diyoruz. O zaman adaleti her yerde her koşulda mutlaka sağlayacağız.

ŞEHİR İÇİNDEKİ BÜTÜN HASTANELERİ AÇACAĞIM: Size şehir hastaneleri yaptılar. Şehrin dışında. Şehir içindeki bütün hastaneleri açacağım. Herkes rahatlıkla o hastanelere gidebilecek. Kapatıyorlar ki beşli çeteler para kazansın diye. Niye kazansın. Soya soya doyamadılar. Açacağım, hepsi açılacak. Vatandaş en yakın hastaneye gidecek ya. Kilometrelerde ötede gideceksin hastaneye, mecburen gideceksin. Şehir içindekini kapatmışlar… Açacağız. Halk için çalışıyoruz beşli çeteler içinde değil. Halk için çalışıyoruz, baronlar için değil.

UYUŞTURUCU BARONLARININ DA KÖKÜNÜ BU TOPRAKLARDAN KAZIYACAĞIM: İki grup beni sevmez. Benim Cumhurbaşkanı olmamı istemez. Bir beşli çeteler, iki uyuşturucu baronları… Uyuşturucu baronlarının da kökünü bu topraklardan kazıyacağım. Hiçbir uyuşturucu baronuna asla nefes aldırmayacağım.

SİZİN İÇİN, ÜLKEM İÇİN, BAYRAĞIM İÇİN, DEVLETİM İÇİN ÇALIŞACAĞIM: Ekrem Başkan, bitirirken hep şöyle der: Her şey çok güzel olacak. Vallahi de billahi de her şey çok güzel olacak. Bu ülkeyi baharları getireceğim. Bu ülkeye huzuru getireceğim. Bu ülkede her evde huzur, bereket olacak, inanın. Sizin için, ülkem için, bayrağım için, devletim için çalışacağım. Bu ülkede asla ve asla yüzünüzü yere eğdirmeyeceğim. Herkes bu ülkenin caddelerinde, sokaklarında özgürce göğe bakarak, huzur içinde gezecek. Onurlu bir şekilde gezecek.”

KARAMOLLAOĞLU: MUTLAKA ADALETİ TESİS EDECEĞİZ

Karamollaoğlu mitingde yaptığı konuşmada şunları dile getirdi:

İLK YAPACAĞIZ İŞ, BU SİSTEMİ DEĞİŞTİRMEK OLACAK: “6 siyasi parti olarak bir araya geldik, esas hedefimiz bugünkü sistemi değiştirmek. Cumhurbaşkanlığı sistemi, endişe ettiğimiz gibi adeta diktatörlüğe döndü. Bir kişi konuşuyor, müzakere etmek mümkün değil konuyu, karar veriliyor, Meclis dahil herkes onun peşinden gidiyor. Bugün başımıza gelen sıkıntıların temel sebebi burada yatıyor, konuların müzakere edilememesi, meselelerin görüşülmemesi. İlk yapacağımız iş bu sistemi değiştirmek olacak, arkasından da mutlaka adaleti tesis edeceğiz. Adalet olmadan bir ülkede huzur, barış olmaz ama tek başına adalet de yeterli değildir. Mutlaka ülkeyi yönetenler israftan kaçınmalı, yolsuzluğa tevessül etmemeli, yanlış yatırımlarla da milletin parasını çarçur etmemeleri gerekir. Saraylarda oturanlar milletin derdinden anlamaz. Anlarım zanneder ama anlamazlar dünyayı bile görmekten acizler.

BİRDENBİRE DEVLETİN HAZİNESİNDE 100 MİLYARLARCA PARANIN BİRİKTİĞİNİ GÖRÜRSÜNÜZ: Yazlığı ayrı, kışlığı ayrı mevsimlik saraylarımız var ayrıca. Yuhalamaya gerek yok, biz bu sistemi değiştirelim bakın problemler peşinden nasıl çözülüyor. İsraf, yolsuzluk, yanlış yatırımları bir kenara koyun birdenbire devletin hazinesinde 100 milyarlarca paranın biriktiğini görürsünüz. Bu para millete verilecek, doğru yatırımlara aktarılacak, Türkiye şaha kalkacak. Elbette bunun arkasından da ekonominin mutlaka düzeltilmesi icap eder. Ekonomide hedefimiz güçlü bir şekilde kalkınmak, Türkiye’mizin her ilinde üretken yatırımları desteklemek, insanlarımızın doğduğu yerde karnını doyurabilecek adımları atmak, arkasından da ülkeyi dünyanın en güçlü, zengin ülkesi haline getirmek.

VATANDAŞLARIMIZIN MİLLİ GELİRDEN ADİL BİR PAY ALMASINI SAĞLAYACAĞIZ: Bugünkü şartlarda bir zam yapıldı işçi sendikalarına yüzde 60; bu sistemi değiştirmedikten sonra 6 ay sonra gene aç kalacak insanlar. Sistem bozuk. Memura da söz veriyor Kılıçdaroğlu’nun ve inşallah 13’üncü Cumhurbaşkanımızın telaffuz ettiği rakamın birkaç yüz lira üstünde. Yetmez, sistem değişmeden rakamların bir manası olmaz. Onun için biz sistemi değiştireceğiz, adil bir düzen kuracağız ve arkasından da bütün vatandaşlarımızın milli gelirden adil bir pay almasını sağlayacağız. O da bugünkü rakamlarla ifade edilirse açlık sınırı, yoksulluk sınırı değil bunların üstünde bir rakamı işçi, memur, esnaf, çiftçi, emekli, engelli hiç fark etmez herkese bu rakamları verebilmek.

BU SİSTEM DEĞİŞMEDEN İNSANIMIZIN YÜZÜNÜN GÜLMESİ MÜMKÜN DEĞİL: Önce israfı durduracaksınız, önce yanlış politikalardan vazgeçeceksiniz, yolsuzluğu rafa kaldıracaksınız. Bu kendi nefsini aşağılarda görmekle mümkün. Vatandaşı kendi üstünde görürsen bunu yapabilirsin yoksa yapamazsın. Bu sistem değişmeden insanımızın yüzünün gülmesi mümkün değil. Arkasından da bölgemizde uygulayacağımız şahsiyetli bir dış politikayla da bu bölgede bütün ülkelerin müreffeh bir hayat seviyesine ulaşmasını sağlayacağız, kimsenin tahakkümü altına görmeyeceğiz. Politikalarımız kendimiz belirleyeceğiz, bütün komşularımızla dost olacağız ama sınırlarımızı da kimseye değiştirtmeyeceğiz.

BAYRAMI DA ELBİRLİĞİ İLE KUTLAYACAĞIZ: Fazla bir zaman kalmadı, kısa bir zamanda bu değişikliklerin gerçekleşeceğine inanıyorum. Bunun sağlanabilmesi bizim, sizlerin pazar günü sandıklara gidip mutlaka Millet İttifakı’nı yetkili kılmak, Kılıçdaroğlu’nu Cumhurbaşkanı olarak seçmek, Meclis’te de Millet İttifakı’nın çoğunluğunu sağlamakla mümkün. Sizden istediğimiz bu. Çevrenizde etkileyeceğiniz kim varsa onlarla birlikte bu değişikliği yapacak pazartesi günü de bayram olacak. Bayramı da elbirliği ile kutlayacağız.”

BABACAN: TÜRKİYE BİR DENEY LABORATUVARI DEĞİL 

Babacan, mitingde şunları söyledi:

6 ŞUBAT DEPREMLERİNDE HÜKÜMET FELÇ OLDU: “3 gün kaldı. Bu heyecan, yaklaşan demokrasi bayramının heyecanı. Ülkemizdeki her hanede son 3 aydır değişmeyen bir gündem var. Bu gündem depremdir; unutmayacağız, unutturmayacağız. Seçim gündemi baskın, biliyorum ama bir yandan da biliyorsunuz Bursa’da da İstanbul’da da Bingöl’de de İzmir’de de her hanede deprem konuşuluyor. İnsanlar, herhangi bir afette bu hükümete güvenmiyor artık. Geçen sene orman yangınlarını yaşadık. Yangın söndürme uçaklarının olmadığı, çalışmadığı ortaya çıktı. Ne zaman ki felaket geliyor, o zaman eksiklik ortaya çıkıyor. 6 Şubat depremlerinde ilk 2-3 gün insanlar enkaz altında can çekişirken; Malatya’da, Adıyaman’da enkaz altında soğuktan donarken hükümet adete felç oldu.

ONLARCA İNSANIN HAYATINI TEK KİŞİNİN İKİ DUDAĞI ARASINA SIKIŞTIRIR MISINIZ: Deprem riski olan her ilimizde insanlar çözüm arıyor. Apartman toplantıları, bina analizleri, görev paylaşımları yapılıyor. Olası depremlerde evleri yıkılmasın diye vatandaşlarımız gece gündüz hazırlık yapıyor. Bu toplantılarda insanlar, birbirleriyle uzlaşarak oybirliği içerisinde hareket ediyorlar. Herkesi mutlu eden, herkes için en iyi çözümü beraberce, ortak akılla oluşturuyorlar. Herkes kendi hakkından biraz taviz veriyor, ama nihayetinde ortak noktada bir buluşma sağlanıyor. Deprem gündemli bir apartman toplantısında, aranızdan bir kişiyi seçip, ‘Bütün daireler hakkında; satılacak mı, yıkılacak mı, sen karar ver. Bizim hiç söz hakkımız olmasın’ der misiniz? Çoluğunuzun, çocuğunuzun yaşadığı apartmanın akıbetini tek bir kişinin aklına emanet eder misiniz? Onlarca insanın hayatını tek kişinin iki dudağı arasına sıkıştırır mısınız?

86 MİLYONUN YAŞAMINI SADECE ERDOĞAN’IN AKLINA EMANET ETMEYİN: Nasıl evinizin, hayatınızın kaderini tek bir kişiye bağlamazsanız ülkenin kaderini de asla tek bir kişinin keyfine teslim edemezsiniz. Bu ülkenin kaderini tek kişiye, Erdoğan’a teslim etmeyin. Tek imzayla aklına gelen her şeyi yaptığı son 5 yılda ülkenin ne hale geldiğini gördük. 86 milyonun yaşamını sadece Erdoğan’ın aklına emanet etmeyin. Bir kişinin hatası yüzünden 86 milyonun yoksullaşmasına müsaade etmeyin. Gelin, hep beraber, tek kişilik sistemi değiştirelim. Bu seçim, aslında bir sistem değişikliği seçimi. Karşınızda şu anda Millet İttifakı olarak büyük bir takım var. Biz, buna ‘takım oyunu’ diyoruz. Bir yıldızlar karması, şampiyonlar ligi var. Birleşe birleşe ilk turda kazanacağız.

BU ÜLKENİN İNSANLARI KOBAY DEĞİL: Biz, Millet İttifakı olarak konuşmayı, anlaşmayı, uzlaşmayı, çalışmamızın tam merkezine koyduk. Omuz omuza, ‘akıl akıldan üstündür’ diyerek en geniş istişareyi hedefliyoruz. Türkiye, tek bir kişinin deneme tahtasına dönen, hata üstüne hata yapılan ve bütün o hataların bedelinin tüm millete ödettirildiği bir ülke olsun istemiyoruz artık. Türkiye, kimsenin gelişigüzel deney yapacağı bir laboratuvar değil. Bu ülkenin insanları da kobay değil. 86 milyon, 1’den büyüktür. Türkiye, 1’den büyüktür.

ÖZLEDİĞİMİZ BAHARA ULAŞMAMIZ İÇİN KILIÇDAROĞLU’NU 13. CUMHURBAŞKANI YAPACAĞIZ: 3 gün sonra geliyoruz. Ortak akılla, altı partinin gücüyle ülkemizi ayağa kaldıracağız. Fert fert, birey birey zenginleşeceğiz. 3-5 kişinin zenginleştiği değil; toplumun, milletimizin topyekûn zenginleştiği bir Türkiye’nin inşasına hemen başlayacağız. Ama hakla, adaletle, özgürlükle büyüyeceğiz. Hukuk olmadan olmaz. Ne kadar hukuk, o kadar ekonomi. Ne kadar adalet, o kadar ekonomi. Ne kadar demokrasi, o kadar ekonomi. Tüm bunların gerçekleşmesi için, 15 Mayıs sabahına, o özlediğimiz bahara ulaşmamız için adayımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nu 13. Cumhurbaşkanı yapacağız. Umut, sevgi kazanacak. Öfke, nefret, korku kaybedecek. İkinci oy pusulasında DEVA, Saadet, Gelecek için, CHP diyerek Millet İttifakı’na Meclis’te çoğunluğu kazandıracağız.”

DAVUTOĞLU: YABANCI BANKALARDAKİ HESAPLARIN NE ZAMAN GELECEK?'

Davutoğlu, mitingde şunları söyledi: 

DEVLET, BİZİM İÇİN ULU SULTAN OSMAN GAZİ HAN’DAN EMANETTİR: 14 Mayıs günü seçimi kaybedeceğini gören iktidar; milli, manevi değerlerimizi de istismar ederek bizi tehdit ediyor… Bir cihan devletinin kurulduğu Bursa’dan hitap ediyorum. Bugün iktidarda bulunanlar, bize dönüp şunu diyorlar; ‘Devlet bizim mülkümüz’. Erdoğan, Bahçeli, bize parmak sallıyor. ‘Devlet bizim mülkümüz, devlet tehdit altında’ vesaire. Biz de onlara diyoruz ki devlet, bizim için ulu sultan Osman Gazi Han’dan emanettir. Kimseye çiğnetmeyiz, kimseye böldürmeyiz.

BİZ SİZDENİZ, SİZ BİZDENSİNİZ: Birisi çıkmış, eski başbakan, gaspla başbakan olan biri, dönüp bize diyor ki ‘14 Mayıs günü yabancı istilacılara bu memleketi terk etmeyeceğiz’. 13. Cumhurbaşkanı adayımız Kemal Kılıçdaroğlu, bu kadar devlet görevinden sonra… Bendeniz, başbakanlık yaptım. Allah aşkına, Bursalılar soruyorum; bizde yabancı bir göz görüyor musunuz? Biz sizdeniz, siz bizdensiniz.

BİNALI YILDIRIM’A SORUYORUM BU MEYDANDAN; SENİN YABANCI BANKALARDAKİ HESAPLARIN NE ZAMAN TÜRKİYE’YE GELECEK: O Binalı Yıldırım’a soruyorum bu meydandan; senin yabancı bankalardaki hesapların ne zaman Türkiye’ye gelecek? Millilik, her bir kuruşu ülkenin emrine vermekle olur. Diyorlar ki güya teröristler bize destek veriyormuş. Hatta bize ‘terörist’ demeye kalkıyorlar. Bre vicdansız, insafsızlar; siz bizim herhangi bir terör örgütüyle irtibatımızı biliyorsanız çıkarın, hakkımızda soruşturma açın. Ama biz, sizin terör örgütleriyle irtibatınızı biliyoruz. Kırmızı bültenle aranan Osman Öcalan’ı kim televizyonlara çıkardıysa terörle iş birliği yapan odur. Yabancı bir devlet başkanından ‘aptal olma’ mektubu alanlar gidecek, Türkiye Cumhuriyeti devletinin onurunu yaşatanlar gelecek.

KUR KORUMALI MEVDUATLA FAİZCİLERE BİR YILDA 250 MİLYAR AKTARDILAR: Dinimizi, diyanetimizi asla kullanmaya kalkmasınlar. Yalan söyleyerek, ‘Diyanet İşleri Başkanlığı kapatılacak’ diyerek iftira atıyorlar. Buradan sesleniyoruz; 13. Cumhurbaşkanı’mız Kemal Kılıçdaroğlu ile din ve vicdan özgürlüğü teminat altına alınacak. Hiç kimse inancından, düşüncesinden dolayı asla mahkum edilemeyecek. Gerçek din ve vicdan özgürlüğünü getirmeye var mısınız? Bir tarafta ayın sonunu getiremeyen işçi, memur; toprağına gübre atamayan çiftçi, kredisini ödeyemeyen esnaf, emekli ızdırap çekecek… Kur Korumalı Mevduat adı altında faizcilere bir yılda 250 milyar Türk lirası aktardılar. Önce lüksü, şatafatı, her türlü israfı kaldıracağız. Sonra yolsuzluklara son vereceğiz. Hazine’yi kendi mülkü gibi kullananlara ‘durun’ diyeceğiz. Türkiye’nin kaynaklarını 3-5 müteahhide peşkeş çekenlere ‘durun’ diyeceğiz.

SAYIN BAHÇELİ; HİZMET ETTİĞİN ERDOĞAN’IN YOLSUZ DÜZENİNDEN KORKMAYIZ: Her yeri geziyoruz. Size bir müjdem var. 14 Mayıs günü bunlar mutlaka gidecek. Gittiklerini anladıkları için bizi tehdit ediyorlar. Sayın Bahçeli; Bursalı Sinan Ateş’in hesabını ver. Sen vermezsen, Allah şahit olsun, biz o hesabı mutlaka soracağız. Dönmüş bizlere, ateş çemberinden kaç kez geçmiş bizlere mermi gösteriyor Bahçeli. Sayın Bahçeli ne senin öfkenden korkarız ne merminden korkarız ne de hizmet ettiğin Erdoğan’ın yolsuz düzeninden korkarız. Değiştireceğiz, değiştireceğiz, değiştireceğiz." (HABER MERKEZİ)