‘Heavy metal, Van’da çocukluğumuzu anlatır’

Samimiyetin ‘cergê te bixwim’ diyerek selamlandığı Van’da, heavy metal müzik yapan Ferec grubunun vokalisti Fuat Taş, Peynirciler Sokağı'ndan Sanat Sokağı’na doğru yürürken herkesi böyle selamlıyor. Taş’la yaptıkları müzik hakkında konuştuğumuzda “Ben Van’dan dünyayı görüyorum. Siz İstanbul’dan Hakkâri’yi, Van’ı göremiyorsunuz” diyor.

Rojda Oğuz

VAN- Vokalde Fuat Taş, bass gitarda İsmail Kurt, gitarda Cemal Kaya, davulda Erkan Baran ya da gruptaki adlarıyla sırayla Reh, Afıriş, Baratarna, Zede yer alıyor. Ferec’in ilk albümü Helikopter (2004). Kısa zaman içinde ikinci albümünü yayınlayacak olan grup, üçüncü albümlerinin çalışmalarına da başladı.

Ferec’in vakalisti Fuat Taş yaptıkları müziği, Van’ı, hayatını ve dahasını Duvar’a anlattı.

‘DÜĞÜNLERDE CAZ BLUES YAPTIK’

Fuat Taş’la Sanat Sokağı’nda bulunan Eskici’de oturuyoruz. Hemen hemen bütün mekanlarda dengbej ezgileri duymak mümkün bu sokakta. Taş, ilk olarak müziğe memleketi olan Hakkari’de başladığını anlatıyor: “O dönemler grup kurma hayallerimiz vardı. On kişilik bir grup kurdum, bağlama eğitiminden sonra. Grubu kurduğumda birçok enstrüman vardı çaldığımız. Üç sene içerisinde hem kafelerde, düğünlerde sahne aldık. Ben de Ferec’i kurdum. Dört kişiyle. Caz blues bile yapıyoruz düğünlerde. Ferec bir müddet böyle devam etti.”

‘BÜTÜN MESELELERİN ÇIĞLIĞI OLABİLİRİZ ŞARKILARINI YAZARAK’

Besteler yazan Taş’a İstanbul’a gittiğinde “Sen heavy metal müzik yapıyorsun” demişler. Döndüğünde günlerce heavy metal üzerine okumalar yapan Taş, “Sanırım yaşadığımız coğrafyayla alakalı bir şeydir ve o sert coğrafyada yaşıyor olmamız yazdıklarımızı etkiledi. Bir dünyanın döngüsü içerisinde yaşıyoruz, tut ki Afrika’da ölen bir çocuğun çığlığı olabilirsin. Ortak özelliğimiz insan olmak. Bence biz oralara da uzayabiliriz; Cizre’yi, Gazze’yi görebiliriz. Bütün meselelerin çığlığı olabiliriz şarkılarını yazarak. Heavy metal müzik yapıyor olmamız da tamamen bütün bunların özeti” şeklinde anlatıyor.

ÜÇ DİLİN ORTAK ANLATIMI: FEREC

Dönüp dolaşıp Ferec’in anlamını soruyorum hep. Meselenin sadece müzik yapmak olmadığına sürekli değiniyor Taş ve Ferec’i şöyle anlatıyor: “Ferec üç dilde bir kelime, Kürtçe, Arapça ve Farsçadır. Kürtçede sabah yıldızı, Farsçada acılardan kurtulmak, acıları dindirmek, Arapçada da dua anlamına geliyor. Birbirleriyle bağlantılı üç anlam. Grubumuzun ismi de şarkılarımıza sürekli ilham oluyor. Birbirine yakın üç halkın ortak ismi gibi. Farsça anlamı gibi acılardan kurtulmak da derdimiz. Öyle bir coğrafyada yaşıyoruz ki birçok acımız var, istemediğimiz kadar hem de.”

‘VANLI GENÇLER BENİ DİNLERKEN HEATBANG YAPIYOR’

Hakkari’de başladığı müziğe Van’da devam etmiş Taş. Van’da müzik yapıyor olmanın kendisini çok mutlu ettiğine de vurgu yapıyor. ‘Van’da heavy metalin bir karşılığı var mı?’ diye soruyorum ve Taş şunları aktarıyor: “Sahne aldığımda Heavy Metal’in bir karşılığı yoktu. Ne Amerika’da ne de Türkiye’de ne de Van’da bir karşılığı var. Çok sert bir müzik ve birçok kişi de ne olduğunu bilmiyor ama onlara dokunduğumu hissedebiliyorum. Beni dinlemeye gelen gençler heatbang yapıyor. Bu bir başlangıç. Eminim birkaç yıl sonra burada bu müziği yapmak pogoya kadar gider.”

DENGBEJ DİNLEYEN BABADAN HEAVY METALE ÖVGÜ

Heavy metale başladığında Taş’a babası “Oğlum ciddi bir iş yapıyorsun” demiş ancak baba Taş sadece dengbej dinlermiş. Bestelerinden de söz eden Taş, “Ben tamamen sert coğrafyanın verdiği duygulardan bahsediyorum. Bu topraklarda babamın bilmediği heavy metalle beni özdeştirmesi onure etti.

Özgür bir müzik. Altyapısı derindir. Bütün baskılara rağmen. Bestelerimin hepsi de bu coğrafyanın hem acılarından hem de özgünlüğünden ilham alıyor” diyor.

‘TANSİYONUN DÜŞTÜĞÜ YERDE ÇOCUKLUĞUMUZU ANLATIR’

Ferec’in en çok sevilen şarkılarından olan Helikopter’in hikayesi, Kürdistan’da yaşayan çocukların yaşamlarını adeta özetliyor. Taş da orada yaşayan bütün çocuklar gibi anılara sahip: “Savaş karşıtı bir şarkı Helikopter. Tansiyonun düştüğü yerde bizim çocukluğumuzu anlatır. Bir helikopter üzerimizde uçuşurken her birimiz peşinden koşar, ‘bu helikopter benim, bu helikopter senin’ yarışı yapardık. Gel zaman git zaman biz büyüdükçe bu helikopterlerin insanlar üzerindeki baskısını, silahlı araç olduğunu gördükten sonra keşke o çocukluğumuzda böyle bir şey yapmasaydım dedim. 12 Eylül’ü eleştiren bir şarkıdır. Trajik durumların olmadığı yerde sanat olmadığını düşünüyorum. Bunu sorun haline getirdim.”

‘KÜRT MÜZİĞİ ANNEMİN, LORİNLERİN VE ÇİROKLARIDIR BENİM İÇİN’

“O Ses Türkiye gibi müzik yarışmalarına katılmayı hiç düşündün mü?” diye sorduğumda “Asla” diye yanıtlıyor Taş: “Eğer popüler olmak isteseydim Van’da değil İstanbul’da olurdum. Her şeyden önce kendi dilimde müzik yapıyor olmam en güzel şeydir. Benim için Kürt müziği annemin lorinleri ve çiroklarıdır. Ayrıca varoluş sebebimdir. Ben müzik dinlerken ya da bestelerimi yaparken dünyaya bir daha bir daha geliyorum ve annemin göğsünde kendime geliyorum.

Kürt müziğinin alt yapısı zengindir ve müzisyenler, sanatçılar bu müzik üzerine durmalı. Durmalı ki yücelsin. Bütün müzik türlerinin aramızda yer alması da aslında muazzam bir duruştur. Bu yüzden heavy metal yapıyor olmam da benim için muazzam. Bu yüzden muzik têkîlîhîya civatîye cîhanêye.” (DUVAR)