Kaçış 3: Kıyamete Çağrı: Yeni sosyolojinin karanlıkları

Jennifer Haley'in yazdığı "Kaçış 3: Kıyamete Çağrı" oyunu Eda Söylerkaya çevirisiyle İstanbul Devlet Tiyatroları yeni sezon oyunu olarak sahneleniyor. Oyun, sanal gerçekliğin hayatımızı ele geçirmesi ile sürekli birbirine karışan gerilimli ikilemlerin bir mahallede; bir ailede; bir odada nasıl deneyimlendiğini anlatıyor.

Google Haberlere Abone ol

Besime Şen* 

Bir sosyal bilimci olarak saha araştırmamı yapmak üzere Londra’da bulunduğumda göçmen ailelerin evlerine de konuk oluyordum. Benim konum “göçmen ailelerin erkek çocuklarının, iyi eğitim almalarına rağmen, neden büyük bir çoğunluğunun dönerci oldukları”nı araştırmaktı. Bu araştırma için aile bireyleri ile görüşmeler yapıyordum. Bazı kadınlar görüşme arasında “ara versek, çocuğun yemeğini koyacağım” diyerek hazırladıkları büyük bir servis tabağını, bir kapının önüne bırakarak tekrar yanıma gelip görüşmeye devam ediyorlardı. Bu durum sıklıkla karşıma çıktı. Sonradan detaylıca öğreneceğim üzere, anneler, erkek çocukların kapılarına yemek bırakıyorlardı. Onlar içeride bilgisayar oyunu oynuyorlardı ve odalarına girilmesini istemiyorlardı. Bu deneyimimde kapalı kapılar ardında gün boyu bilgisayar oyunu oynayan kız çocuklarına rastlamamıştım. İstanbul’da yaşıyordum. Ama bu duruma etrafımdaki akademisyen ailelerinde buna pek rastlamamıştım. Çocuksuz bir kadın olarak zaten konuya dair sohbetlerin içinde de olmuyordum. Daha sonra iyi bir liseye giden bir yakınımın oğlunun internette adeta kaybolup okulu bıraktığını duyduğumda, istisnai bir durum olarak değerlendirdim.

Ama sonra konuyu bir tiyatro oyununda etraflıca ele alınmış olarak izlediğimde çok etkilendim. Oyun sonrası eve gelerek, oyunun yönetmeni ve yazarı hakkında biraz bilgi edinmeye çalıştım. Çünkü oyunun metni sosyolojik açıdan da sağlamdı. Oldukça güncel olan bu konunun, Jennifer Haley’in yazarlığı ile eleştirel ve ne yaptığını iyi bilen bir yetkinlikle yazılması beni heyecanlandırdı.

Jennifer Haley’i ilk olarak İstanbul Devlet Tiyatrosu’nda dört sezon oynayan Cehennem (The Nether) oyunu ile tanıdım. Rejisörlüğünü yine Metin Belgin yapmıştı. Belli ki Metin Belgin, Haley’in iyi bir takipçisi. Bu vesileyle bizler de çağdaş bir kadın yazarını tanımış olduk ve Belgin’in çabası ile oyunları sahneye konuluyor ve keyifle takip ediyoruz.

'KAÇIŞ 3: KIYAMETE ÇAĞRI' NEYİ ANLATIYOR?

Bu oyun, sanal gerçekliğin hayatımızı ele geçirmesi ile sürekli birbirine karışan gerilimli ikilemlerin bir mahallede; bir ailede; bir odada nasıl deneyimlendiğini anlatıyor. Evet oyun temelde, bilgisayar oyunlarına kapılmış gençlerin, sanal ile gerçeklik arasındaki ikilemli ve gerilimli yaşamlarının kendi aileleri ve bunu da aşarak içinde yaşadıkları evin ve mahallenin gerçekliğini kaybetmelerinin boyutlarını ortaya koyuyor. Kısacası ne oldu da bu “ileri çağda” birbirimizi öldürmeye başladık? Öldürmek ama hissetmeden; bir oyunun heyecanıyla önce ailemizi öldürmek!

Gerçeklik neydi?

.

Oyun orta sınıf bir banliyöde geçmektedir. Mahalle olgusu, mekansal sınırları, komşuluk yapma pratikleri, aile profillerindeki farklılıkları ve ailenin kendisini eleştirel bir yaklaşımla ele alıyor. Yani bir aile güzellemesi izlemiyoruz. Tersine aileye, anne ve babalık olgularına yönelik feminist bir ele alış da görülmektedir. Aile kadınları kurtaran bir olgu olarak değil, azar azar onları toplumsal yaşamdan alan bir yaşam ortamı olarak ortaya konuyor. Oyundaki annelerin profilleri ve duygularına bakıldığında bu yaklaşımın incelikli olarak işlendiğini söyleyebiliriz. Oyundaki en önemli ayrıntılardan biri, bu kadar ürkütücü ve karanlığa sürükleyen bir konunun ahlaki normlarla değil, soğukkanlı bir tutumla analiz edilmesidir. Yüceltme ve yerme tuzaklarına hiç düşülmemiş.

Peki başka?

Oyun aynı zamanda sınıfsal bir perspektifle ele alınmış. Orta sınıf banliyösü, yani muntazam ve konforlu evler; çocukların gönderildiği seçkin okullar vb. varlıkların, bu aileleri ve çocuklarını pek de “huzur”a kavuşturmadığını anlıyoruz. Oyunun orijinal ismi, Neighborhood 3: Requisition of Doom. Yani mahalleyi başlığa taşıyan bir isim tercih edilmiş. Bu anlamda idealize edilmiş konforlu bir yaşam biriminin, içeriden, onu yaşayanlarca nasıl çökertildiğini de izliyoruz.

Bu anlamda oyundaki sahne düzenlemesi ile geleneksel devlet tiyatroları anlayışını zorlayarak, oldukça cesur bir şey denemiş. Dönen bir sahne ve her dönüşü ile evler, aileler ve oyuncuların rolü değişiyor. Bazen takipte zorluk yaşanabiliyor. Ön bir uyarı ile ben bunu aştım diyebilirim. Işıklandırma ve sanal alemin gerilimli karanlığı sanırım bilinçli olarak seçilmiş. Sahne tasarımı ile bu sanal alemin kontrol edilemez karanlığına gömülen hayatları eleştirel bir malzemeye dönüşürken, aynı zamanda ışıklandırma ve ses düzenlemeleri ile de ele alınan oldular dramatize edilmiş. (https://jenniferhaley.com/)

KÜNYE

Yazan: Jennifer Haley

Çeviren: Eda Söylerkaya

Rejisör: Metin Belgin

Dekor Tasarımı: Hakan Dündar

Kostüm Tasarımı: Gülhan Kırçova

Işık Tasarımı: Yakup Çartık

Görsel Efekt Tasarımı: Erkan Cerit

Oyuncular: Ahmet Mark Somers, Rüyam Perihan Dirin, Aslı Büşra Sarınç ve Enis Danış

*Prof. Dr, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi