Müzik öğretmeninin 8 senelik Anadolu turu: Her köy bir Yaşar Kemal…

Anadolu’nun unutulmaya yüz tutmuş yerel müziklerini, Alevi deyişlerini ve sanatçılarını yüzlerce köy gezerek kayıt altına alan müzik öğretmeni Emre Dayıoğlu, ‘kültürel miras’ olarak adlandırdığı yöresel ezgileri derleme çalışmasında sekiz yılı geride bıraktı. Dayıoğlu, “Her gittiğim köyde, yerel müzik unsuru taşıyan her kişiden en az bir kitaplık bilgi edindim, yenilendim. Aslında her gittiğim köyde bir tane Yaşar Kemal okudum” diyor.
Fethiye'nin Günlükbaşı bölgesinde yaşayan Abdal kadınları...

Müzeyyen Yüce  myuce@gazeteduvar.com.tr

ANKARA – Hayatının her anı müzik ile kuşatılmış, yetenekle kutsanmış bir müzik neferi Emre Dayıoğlu. Antalya’nın Kaş ilçesinde müzik öğretmenliği yapan Dayıoğlu, okuldan arta kalan zamanlarında Anadolu’nun köylerini karış karış gezerek unutulmaya yüz tutmuş yöresel ezgileri ve Alevi enstrümanlarını derliyor. “Her biri bir hayat, bir roman” dediği yerel sanatçıları da kayıt altına alarak geleceğe taşıyan 31 yaşındaki genç öğretmen, bu sayede kültürel antropoloji ve folklor alanlarında araştırma yapan gençlere ve akademisyenlere de doğrudan kaynak sağlıyor.

Fethiye’nin Günlükbaşı bölgesinde yaşayan Abdal kadınları, Alevilere özgü delbek adlı enstrümanlarıyla… 

‘MÜZİK TOPRAKTAN DOĞMALI’

Küçüklüğünden bu yana müzik ile arasında kuvvetli bir bağ olduğunu ve müziğin tüm ayrılıkları birleştiren gücüne inandığını anlatan Dayıoğlu, “Müziğin önü ardı yoktur; bir yaşama biçimidir. Toroslarda yaşayan birinin yaktığı ağıt da müziktir, senfoni orkestrasının çaldığı tınılar da müziktir. Çalmak söylemek önemlidir ama iyi bir dinleyici olmak, çalmak ve söylemekten çok daha önemli olgudur. Müzik, bütün ayrılıkların birleştirici gücü benim için. Müziğin toprağa dokunması lazım. Mesela ben bir Afrika müziği dinlediğim zaman dilini anlamasam da müziğinin özgünlüğünden ne anlatmak istediğini anlayabiliyorum. Topraktan besleniyor” diyor.

Fotoğraf: Emre Dayıoğlu

‘HER KÖYDE BİR YAŞAR KEMAL OKUDUM’

Yerel müziklerin kültürel bir miras olduğu düşüncesiyle Anadolu’nun köylerini karış karış gezerek yöresel ezgilerin geleceğe aktarımını sağlayan Dayıoğlu, 8 senelik ‘Anadolu turu’ serüveni şu sözlerle anlattı:

“8 yılda yüzlerce köy gezdim. Delbek çalan teyzeler, üçtelli çalan amcalar, ağıt yakan nineler, sipsi çalan dayılar, kabak kemane çalan emmiler ile karşılaştım. Gittiğim köylerde karşılaştığım bu insanlar başlı başına benim hayatıma yön veren derlemeler ve araştırmaların kaynağı oldu. Her biri unutulmaya yüz tutmuş enstrümanların temsilcisi, yaşayan tarih… Buralarda derlemeler yapıp kayıt altına aldım ve almaya devam ediyorum. Her gittiğim köyde, yerel müzik unsuru taşıyan her kişiden en az bir kitaplık bilgi edindim, yenilendim. Aslında her gittiğim köyde bir tane Yaşar Kemal okudum. Türkiye’de adım atmadığım ne kadar köy varsa hepsini gezerek yöresel müzikleri geleceğe taşımayı amaçlıyorum.”

.

 

‘BİR USTA ÖLDÜĞÜ ZAMAN ONUN ÇALGISI DA ÖLÜYOR’

Türkiye’de bağımsız bir müzik arşiv merkezi kurulmasını öneren Dayıoğlu, “Bir usta öldüğü zaman onun çaldığı çalgı da ölüyor. Kayıt altına aldığım bu kişilerden 40’a yakını vefat etti. Onların yerel müziğe özgü bilgileri onlarla beraber kaybolup gidiyor. Bu kişiler ülkenin kültürel mirası. Kayıt altına aldığım derlemeleri de kendime saklamıyorum. Raflara atılıp bekletilen, kimseyle paylaşılmayan arşivciliğe sıcak bakmıyorum. Sosyal medyadan paylaşıyorum ki herkes dinlesin, bilsin. Özellikle de üniversite öğrencileri. Bir piyano ne kadar değerliyse bir bağlama da o kadar değerlidir. Mozart’ın piyano konçertosu ile bizim Kaş Çavdır köyündeki Ali Ulutaş’ın çaldığı üçtellideki boğaz havasının değeri aynıdır. Müzik eğitiminde bu algının oluşması lazım. Bunun temeli de yerel çalgıları tanıtmaktan geçer” ifadelerine yer verdi.

 

.

SİNİ ÇEVİRMENİN İLGİNÇ HİKAYESİ

Anadolu’nun yerel ezgilerini kayıt altına alırken birçok farklı kültür ile karşılaştığını da ifade eden Dayıoğlu, “2016 yılında Kütahya Erikli köyüne gitmiştim. O köyde Meryem Bozkurt isimli teyzenin sini çevirerek mani söylediğini belirttiler. Heyecanla evine gittim ve heybesindeki müzikleri ortaya serdi. İlk kez karşılaşmıştım; sini çevirirken bir de aynı anda mani söyleyen bir teyzeye… Yaptığının belli ki çok derin bir anlamı vardı. Meryem Teyze’ye neden sini çevirerek mani söylediğini sordum. O da, ‘Biz eskiden kızlar kadınlar köyde bir yarış, eğlence ve düğün olacağı zaman sini çevirip maniler söylerdik. Kim siniyi daha önce düşürürse o kaybederdi, diğeri kazanırdı’ dedi. Bu, beni çok etkilemişti” dedi.

FAZIL SAY İLE MÜNEVVER TEYZE’NİN MÜZİK BULUŞMASI

Dayıoğlu, sadece derleme yapmıyor, yerel sanatçıların evrensel değer kazanmalarına da öncülük ediyor. Sanatçıların bir göz odada yakınlarına çaldıkları yerel enstrümanları, düzenledikleri konserler aracılığıyla halk ile buluşturan Dayıoğlu, karşılaştığı bir hikayeyi şu sözlerle anlattı:

“Daha önce birçok kez çalıştığım köy okulunda Antalya Senfoni Orkestrası yanında birçok klasik müzik sanatçısının öğrencilere eserlerini sergilemesine vesile olduk. Köye gelen senfoni orkestrasını yönetmesi için köy ahalisinden Münevver Teyze’yi teşvik ettim. Okulda bulunan piyanoda çalışmalar yaptık. Münevver Teyze’nin Fazıl Say’la birlikte konser öncesi piyano çalmasını sağladık. Düşünsenize, ne büyük hayal, ne büyük doygunluk Münevver Teyze için…”

‘HEYBEMDEKİ MÜZİKLER’ ALBÜM OLUYOR

Müzik yolculuğunu “Heybemdeki Müzikler” isimli bir albüm çalışmasıyla devam ettireceğini ifade eden Dayıoğlu, bu albümü birkaç ay içerisinde müzikseverler ile buluşturmayı amaçlıyor.

 

Emre Dayıoğlu