Bajar: Derdimiz her şeye rağmen iyi niyet taşları örmek

Bajar, onuncu yılını 'Altüst' / 'Ser û bin' ile kutluyor. Grubun solisti Vedat Yıldırım'la albümü, kentliliği, umudu ve ilerleyen günlerde dinleyicilerini bekleyen yeni çalışmalarını konuştuk.

Anıl Mert Özsoy  aozsoy@gazeteduvar.com.tr

DUVAR – Folk-rock müzik grubu Bajar, onuncu yılına yeni albümü ‘Altüst’ / ‘Ser û Bin’ ile girdi. Söz ve müzikleri Bajar’a ait olan albüm; Ahmed Arif, Özdemir Asaf, Sezai Sarıoğlu gibi şairlerin mısralarına da yer veriyor. Günümüzdeki gettolaşma, kültürel hiyerarşinin neden olduğu ayrımcılık, kentlerdeki yıkım ve değişen toplumsal yapıya da değinen Bajar, Michael Jackson’ın ardından bu kez yine dünyanın sayılı gruplarından biri olan Pink Floyd’un Money şarkısını yorumlamaya hazırlanıyor.

“Derdimiz her şeye rağmen iyi niyet taşları örmek” diyen Vedat Yıldırım’la ‘Altüst’ / ‘Ser û Bin’i konuştuk.

‘Altüst’, ‘Ser û Bin’de yer alan Diyarbakır – Amed şarkısı bir şehre yakılmış ağıt. Yine albüm kapağınız da şehre, yıkıma gönderme yapıyor. Hafızanın müziğinizdeki yeri nedir? Diyarbakır – Amed şarkısı özelinde konuşursak, şehirle nasıl bir ilişki kuruyorsunuz?

Bajar, Kürtçede şehir demek. Kürtçe Hint-Avrupa kökenli bir dil olduğu için Avrupa dilleri ile bir çok ortak kelimeye sahip. Bajar kelimesi aynı zamanda pazar/bazaar kelimelerinin de karşılığı. İnsanlar yerini yurdunu çeşitli sebeplerle (savaş, kıtlık vs) bırakıp şehirlere gelmişler. Karşılaşmalar yaşanmış. İşte bu karşılaşma halinin müziğini yapıyoruz. Karşılaşma içinde temkini, kabul ettirmeyi, buluşmayı barındırır. Çok katmanlı karmaşık bir ruh halidir. Örneğin, albümde yer alan İstanbul şarkısı görülmeyenlerin şarkısıdır. Diyarbekir/Amed sistem-halk karşılaşmasının şarkısıdır. Ankara üzerine de şarkımız var mesela. İnecek Var, vs…

Altüst albümü, ismiyle müsemma… Yıkım, değişen sosyolojik ve kültürel yapılar… Müziğinizi dinlediğimizde ilk akla gelenler bunlar oluyor. Geçmiş albümünüzde “Hoşgeldin” derken bu albümde daha karamsar bir halle karşı karşıyayız. Müziğinizin yönünü etkileyen durumlar nelerdir?

Derdimiz her şeye rağmen iyi niyet taşları örmek. On yıl önce çıkan ilk albümümüzün adı Nêz Be/Yaklaş idi. Bir sonraki albümün adı B’xêr Hatî/Hoşgeldin idi…Son albümüz Altüst/ser û bin. Evet, içinde bir karamsarlığı barındırsa da devinim açısından alt üst oluşlara da ihtiyacımız var. Yeter ki bu gerilimden, kaostan insani değerler fışkırsın.

Alt üst aynı zamanda gökteki kuşu gösterene aldanıp aşağıda olan bitenlerden bihaber olmaya da işaret ediyor. Ara sokaklara dalmak hatta zemin katlara inmek, merdivenaltı hayatlara eğilmek, ucuz iş gücünün ezilenleri karşı karşıya getirmesi, tuzu kuru olanın bu durumdan faydalanıp üstüne üstlük ayrımcılık yapması, hak ve hukukun güvenlikçi politikalara heba edilmesi…

‘ROMANTİZM, YAPISÖKÜM, HUZUR…’

Amed Arif, Özdemir Asaf ve Sezai Sarıoğlu’nun şiirlerini bestelediniz? İsmi geçen şairlerde sizi etkileyen meseleler neler oldu?

Ahmed Arif Diyarbekirli… Sonradan yerleştiği devlet-kent Ankara’nın üstüne kırgınlıklarını romantizmini serpmiş biri. Sezai Sarıoğlu yapısökümcü, manaları alt üst eden şair ağabeyimiz. Özdemir Asaf da herhalde bütün bu keşmekeşin içinde ikrar ve huzurun sesi…

‘SÜSLÜ SÖZLERİN PEŞİNE TAKILIP ‘MANA’YI YİTİRDİK’

Aynı zamanda kendi şarkılarınızı da yazıyor ve besteliyorsunuz. Sıklıkla tartışılan bir durum da üretim krizi, cover çılgınlığı… Bunu aşmanın yolu nedir? Sizce bahsedildiği gibi ciddi bir üretim krizi var mı?

Belki de süslü sözlerin peşine takılıp ‘mana’yı yitirdik. Hayatı anlatmak zahmetli bir iş. Gezmek, görmek, okumak, iz kovalamak… Söz yazarlığı süslü sözlerin peşi sıra gelmesinin ötesine gitmeli. Biz bu işi ne kadar becerebiliyoruz. O da dinleyenlerin takdiri…

‘PİNK FLOYD’UN MONEY ŞARKISINA MEYİL EDİYORUZ’ 

Coverlardan devam edersek… Michael Jackson yorumunuzla gündeme gelmiştiniz. Bajar, denemekten, başka yollara sapmaktan çekinmeyen bir grup. Bizi şaşırtacak yorumlarınız olacak mı? Bu albümde özellikle denemek istediğiniz ne oldu?

Michael Jackson’un They Don’t Care About Us/Onlar Bizi Umursamıyorlar şarkısı sanatçının Amerikan ikonu halinden sıkılıp içinde yaşadığı şatafatlı dünyanın kirli çamaşırlarını serdiği bir şarkı. Sözler tam da bu günü anlatıyor. Evet, onlar bizi umursamıyorlar. O yüzden dünyanın birçok memleketindeki ‘umursanmayan’ lar sokaklara döküldüler. Bizim halimiz de pek iç açıcı değil… İşsizlik, hukuksuzluk, kayyumlar… Yeni coverlar yapmak istiyoruz, şu sıralar Pink Floyd’un Money şarkısına meyil ediyor gibiyiz…

Albümde özellikle dans şarkılarında elektronik sounda yaklaşmaya çalıştık… Lakin bu alanda halen acemiyiz. Biraz daha yol katetmemiz gerekiyor.

‘DOLAŞIM AĞLARI, SEKTÖR İYİCE DARALMIŞ DURUMDA’

İki dilli müzik yapıyorsunuz ve bu albümü BGST çatısı altında kaydettiniz. Gün geçtikçe sertleşen siyasi iklimin sizin üzerinizde ne gibi etkileri/ yaptırımları oldu? Sanatın ekonomi politik sorunları üzerine ne söylemek istersiniz?

Kürtçe müzik yapmak hala bir sıkıntı. Dolaşım ağlarımız, sektörümüz iyice daralmış durumda. Aynı vergileri veren ama aynı olanaklardan yararlanamayan (belediye festivalleri, üniversite etkinlikleri mesela) dışlanmış kesimleriz. Bu durumu dile getiren duyarlı meslektaşlarımız da çok az ne yazık ki. Herkes kendine Müslüman gibi… Rock festivallerinde İngilizce mubah, memleketinin kendi dilleri değil! Sorsanız emperyalizmden dem vururlar… Yazık!

 Bajar ‘umut’ ve ‘özgürlük’ şarkıları söylemeye devam edecek mi? Bundan sonrası için ne gibi çalışmalarınız olacak?

İranlı Kürt yönetmen Bahman Ghobadi’nin Türkiye’de çekilen yeni filminin müziklerini yapıyoruz. Film aynı zamanda bir müzisyenler filmi. Bir yıldır üzerinde çalışıyoruz.