Gor dergiden Hikmet Akçiçek: Yayınımızı dayanışmayla sürdürüyoruz

2014 yılında Hemşin Kültür Dil Tarih Dergisi alt başlığıyla yayın hayatına başlayan GOR dergisinden Hikmet Akçiçek'le konuştuk. Akçiçek, "Kürtler, Lazlar, Çerkezler, Zazalar, Ermeniler, Süryaniler... Bu toprakların ötekileri, kadim halklar da bizim gibi ilk dergi, ilk kitap, ilk film, ilk albüm süreçlerinden geçtiler. Onlarla aynı kaderi paylaştığımızı ve onlara yakın durduğumuzu söyleyebiliriz" dedi.

Soner Sert  soner_sert17@hotmail.com

DUVAR – 2013 yılında bir araya gelen bir grup Hemşinli’nin “Hemşin kültürü, dili, tarihi alanında kültürel, sanatsal, akademik üretimlere zemin olacak ve zamanla kitap, broşür, albüm, film, video vs. çeşitli yayınlar da yapabilecek bir yayın kolektifine evirilmesi hedefiyle” 2014 yılında Hemşin Kültür Dil Tarih Dergisi alt başlığıyla yayın hayatına başlayan GOR, Hemşincede imece anlamına gelmektedir. “Hemşin kültürü ve dilini kayıt altına almak, belgelemek ve bu dilde kültürel, sanatsal üretimlere vesile olmayı” amaçlayan dergi, Hemşincenin gelecek kuşaklara aktarılmasını hedefliyor.

6 ayda bir Latin alfabesi ile Hemşince ve Türkçe yayımlanan dergi ekibinden Hikmet Akçiçek ile bir araya gelip Türkiye dergiciliğini, onun deyimiyle, küçük bir toplum olan Hemşinlileri ve dergicilikte gelenek mefhumunu konuştuk.

Hikmet Akçiçek

Gönül isterdi ki bu röportajı Hemşince yapalım fakat okurlarımızın tamamının ortak kullandığı dil Türkçe olduğu için yapamıyoruz. Affınıza sığınarak ilk soruyla başlıyoruz: Kültürü, sanatı ve politikayı konu edinen herhangi bir yazı kaleme alan bir yazar, derginize nasıl ulaşıyor?

GOR dergisi Hemşin dili ve kültürü konusunda son yıllarda sınırlı da olsa oluşmuş bir ilginin sonucu yayımlanmaya başladı. Biz Hemşinliler küçük bir toplumuz, el uzatımı mesafesindeyiz birbirimize. Böylesi bir dergide kimlerin yazabileceğini az çok biliyoruz ve öncelikle bizler ulaşıyoruz onlara. Ayrıca yayımlanacak sayı içeriklerini, gerek sosyal medya hesaplarımızdan gerekse kişisel ilişkilerimizle dostlarımıza duyuruyoruz. Doğrudan temas içinde olduğumuz çevre dışında bize ulaşmak, dergimizi edinmek, yazı ile katkıda bulunmak isteyenler ve ilgili diğer kişi ve kurumlar ise gordergisi@gmail.com e-mail adresimiz, gordergisi Instagram hesabımız ve Facebook hesabımızdan bize ulaşabilmektedirler.

‘HEMŞİN DİLİ VE TARİHİ ELE ALINIYOR’

Gor Dergisi, varoluş ve biçimleniş durumunu hangi felsefi temel üzerine şekillendirir? Düşünsel sürecinizin altyapısını hangi sözlerle anlatırsınız?

GOR, Hemşin Kültür Dil Tarih Dergisi, Hemşin dili ve kültürünün giderek yok olmasından duyulan kaygı ile 2014 yılında yayın hayatına başladı. GOR, Hemşincede imece anlamına gelmektedir. Dergimiz, Hemşin kültürü ve dilini kayıt altına almak, belgelemek ve bu dilde kültürel, sanatsal üretimlere vesile olmayı amaçlamaktadır. GOR Hemşincenin yarınlara aktarılmasında bir nefes olma çabasındadır. Dergimiz, 6 ayda bir, Latin alfabesi ile Hemşince ve Türkçe olmak üzere iki dilli yayımlanmaktadır. Şimdiye kadar ikisi birleşik sayı olmak üzere 9 sayı çıkmıştır. Dergide, Rusya ve Abhazya Hemşinlileri dâhil olmak üzere tüm Hemşin coğrafyasından; Hemşin kültürüne dair masallar, maniler, bilmeceler, atasözleri, çocuk oyunları, halk inanışları vb. halk kültürü ve folkloruna dair yazılar, Türkçe ve Hemşince yazılmış masal, deneme ve öyküler, Hemşin dili ve tarihi konularında yazılar yer almaktadır. Ayrıca her sayıda bir dosya konusu ele alınıp, bugüne kadar kimlik, dil, tarih, kültür, kadın ve ekoloji dosyaları işlenmiştir.

‘HEMŞİNCE YAZILI BİR DİL DEĞİL’

Derginizin Hemşince-Türkçe olarak yayımlanmasının artıları ve eksileri sizce nelerdir?

Hemşince yazılı bir dil değildir. GOR ve bu süreçte yayımlanan sınırlı sayıda yayın ve kitaplar, Hemşincenin Latin harfleriyle yazıya geçtiği ilk eserlerdir. Bir bakıma el yordamı ile ilerlediğimiz bir süreçten bahsedebiliriz. İlgilisince bilinir nedenlerle, maalesef ülkemizde Hemşin dili, kültürü ve tarihi üzerine çalışmalar çok sınırlıdır. Bu nedenle dergiye yazı bulmakta sıkıntılar yaşıyoruz. Bizim açımızdan daha da önemli bir handikap ise; Hemşince okuyup yazacak insan sayısının yok denecek kadar az olmasıdır. Bu nedenle belirli tarz, tavır ve estetik duruşu ıskalamadan Hemşin kültürüne dokunan ve özellikle Hemşince yazılmış her damlayı değerlendirme çabasındayız. Diyebiliriz ki dergiyi çıkaran bizler dâhil, kendi yazarımızı kendimiz yaratıyoruz.

GOR açısından, muhtemelen çift dilli yayın yapan diğer yayınlar için de geçerli olan özel bir konu da; dergide Hemşince yazıların Türkçelerine de yer verilmesi talebidir. GOR’un amaçlarından biri Hemşince yazma ve okumayı özendirmek olduğu için özenle uzak duruyoruz bu talebe. Biliyoruz ki Türkçesine yer verdiğimizde Hemşince bilen okur dahi Hemşinceye şöyle bir göz gezdirip Türkçesini okuyacak.

Dergicilikte editör-yazar ilişkisini nasıl yorumlarsınız? İlk kez bir dergiye yazı gönderen bir yazarın editörle ilişkisi, ona bakış açısı ne oluyor?

GOR dergisi olarak kendimizi yayıncılık sektörü içinde görmüyoruz. Bu açıdan yayın dünyasına ait bazı gündemlerin dışında gibiyiz. Biz, bir kültürel grubun ihtiyaçlarına cevap verme, onun sesi, nefesi olma amacıyla çaba sürdüren bir ekibiz. Bizim açımızdan, ırkçı, ayrımcı, temel insan hak ve hürriyetlerine aykırı olmayan, dar politik hedef ve bakış açısına düşmeden, Hemşin dili, kültürü, tarihi konusunda ve özellikle de Hemşince yazıp okuyabilecek insana ulaşmak, maliyet, dağıtım, editör- yazar ilişkisi vs. genel yayıncılık gündemlerinden daha yakıcı bir konudur. Bu anlamda, alışıla gelmiş editör yazar ilişkisinden öte bir ilişki söz konusudur yazar, okur ve dergiyi yayınlayanlar arasında. Bir de, GOR yayın ekibinde basın yayın mesleğinden arkadaşlarımız olmakla birlikte GOR hiçbirimizin profesyonel faaliyeti değil.

.

‘DAYANIŞMA İLE YAYINIMIZI SÜRDÜRÜYORUZ’

Son seneki ekonomik dalga, doların tavan yapması, kağıt sıkıntısı meydana getirdi. Bu kriz ortamında üretiminize nasıl devam ediyorsunuz?

Önceki yıllarda dergimizi 1000 adet basıyorduk, son sayıyı 500 adet bastık, üstelik 1000 adet basım maliyetinden de yüksek bir maliyetle. Dağıtımımızı daha çok elden, bire bir ilişkiler üzerinden yapıyoruz, bilinen bazı kitapçılara ve İstanbul dışında da Hemşinlilerin yoğun olduğu bazı illerde belirli noktalara ulaştırıyoruz. Satış gelirinden çok, dayanışma ilişkisi ile yayınımızı sürdürüyoruz.

Sosyal medyanın okur ile iletişimde dergiciliğe ne gibi katkıları oldu? İnternetin üretim ve tüketim bağlamında etkisi sizce nedir?

Dergi olarak sosyal medyayı çok etkin kullandığımızı söyleyemem. Ancak sosyal medyada Hemşincenin giderek daha çok kullanılır olması dergiye olan talebi de besliyor.
İçinde bulunduğumuz yıllar itibariyle portal ve dergi sayısının artması durumunu nasıl yorumlarsınız? 70’li ve 80’li yıllara nazaran, niceliğin ve niteliğin –olumlu ya da olumsuz- değiştiğini söylemek mümkün mü?
Portal ve dergi sayısında bir artıştan söz edilebilir belki, bunların büyük çoğunluğunun medya tekelleri tarafından yayımlanan tüketici, popüler yayınlar olduğunu biliyoruz. Son yıllarda nitelik olarak anlam ifade eden dergi sayısında da bir artıştan söz edilebilir, bunların bir avuç insanın büyük emek ve özverileriyle ayakta durduğunu ve yaşamımıza anlam kattıklarını söylemek gerek.

Yazın dünyasını biçimsel ve içeriksel olarak şekillendiren ilk ortamın dergiler olduğu düşünüldüğünde, yazarın yazdıklarını ilk olarak dergilerde görmesinin etkisiyle, dergilerin yazara vaat ettiği şeylerden en önemlisinin özgüven olduğunu söylemek mümkün mü? Dergiler, yazara ne vaat eder? Ya da karşıtını da sormak mümkün: Yazar, dergilere ne vaat eder?

Yazar editör ilişkisi sorusuna cevabımızdan hareketle söylersek, yazmak ve özgüven ilişkisinin bizim dergi açısından daha hissedilir olduğunu söyleye biliriz. Daha önce hiç yazma deneyimi olmayan kişilerin yazıları, özellikle de Hemşince yazılmış olanları bizi heyecanlandırıyor, tecrübe kazandırıyor. Bu sadece yazanın değil, dergi olarak bizim de güvenimizi pekiştiriyor. Dergide yazısı yayımlanması kişinin başka yazılar yazmasına da kapı aralıyor. Hemşince ve Hemşin konusunda daha çok yazı ise daha iyi dergiye kapı aralıyor.

Türkiye’de dergi mefhumunun önemli bir gelenek olduğunu söylemek mümkün. Geçmişten bu yana, pek çok yazar bir araya gelerek ortak üretim yapmış, dergiler çıkarmıştır. Kendinizi yakın bulduğunuz bir gelenek oldu mu? 200 sene sonra bugünlerden bahsedildiğinde, üretiminizin hayatla olan ilişkisinin nasıl tanımlanmasını istersiniz?

Kürtler, Lazlar, Çerkezler, Zazalar, Ermeniler, Süryaniler… Bu toprakların ötekileri, kadim halklar da bizim gibi ilk dergi, ilk kitap, ilk film, ilk albüm süreçlerinden geçtiler. Onlarla aynı kaderi paylaştığımızı ve onlara yakın durduğumuzu söyleyebiliriz.

Bahsettiğiniz geleceğin güzel bir dünya olmasını ümit ediyorum. Belki o zaman yaşamıyor olsa da dilimizi, sesimizi, rengimizi, kokumuzu, tadımızı, tuzumuzu onlara yadigâr bıraktığımız için o güzel dünyada bizden de güzel duygularla söz edeceklerdir. Bunu hissediyorum. Tıpkı bizlerin geçmişte yaratılmış güzel şeylerden bahsederken hissettiğimiz güzel duygular gibi…

 


Soner Sert kimdir?

Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema - TV bölümünden mezun oldu. Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Film Tasarımı bölümünde yüksek lisans yapıyor. "Köprü", "Baba" ve "Ses" gibi ödüllü kısa filmlerin yazarlığını ve yönetmenliğini yaptı. İnsan hakları, ezilenlerin sinemadaki yeri, işçi sınıfının sinemadaki temsili konuları üzerine makaleler kaleme alıyor. Sinemacılığın ve gazeteciliğin ortak noktasının "hakikate ulaşmak" olduğunu düşünüyor ve yanılmamak için elinden geleni yapıyor.