Yolculuk başlıyor!

Timo Parvela ile Bjørn Sortland'ın 'Yolculuk'u raflarda yerini aldı. Yolculuk gizemli hikâyeye kaldığı yerden devam ediyor.

Gökhan Yavuz Demir  gokhanyavuzd@gmail.com

DUVAR – Hemen müjdeyi vererek yazıya başlamak en iyisi gibi görünüyor. Timo Parvela ile Bjørn Sortland’ın yazdığı, Pasi Ptikänen’ninse resimlediği Kepler62 serisinin ilk iki kitabı Davetiye ve Gerisayım’dan sonra Yolculuk da Can Çocuk etiketiyle raflarda yerini aldı. Böylece hikâyenin bir parçası olan genç – ve benim gibi kart – okurlar maceraya kaldığı yerden devam edebilirler.

Daha seriyle tanışmamış okurlar için hikâyeyi kısaca özetlemekte fayda var. Tam tarihini bilemediğimiz ama çok da uzak olmayan bir gelecekte dünya içinde yaşanılmaz bir hâl almıştır. Çevre sorunları, artan nüfus, tüketimi karşılamakta yetersiz kalan üretim sorunları yüzünden dünyayı, “dostumuz” olan veya olduğunu iddia eden bir ortak hükümet yönetmektedir. Fakirlik, açlık ve sefaletin kol gezdiği bu gelecekteki dünyada, en temel ihtiyaçlar bile fahiş fiyatlarından ötürü karşılanamamaktadır. O kadar ki her yeri bir şehir efsanesi gibi başka bir güneş sisteminde yaşanılabilecek bir gezegen keşfedildiği söylentisi sarmıştır. Bu arada bu bulunan gezegenle aynı adı taşıyan bir oyun piyasaya çıkmıştır: Kepler62. Söylenenlere göre bu oyunu bitirebilen oyuncular bu gezegene yapılacak keşif yolculuğuna katılacaklardır. Fakat oyuncuların büyük bir çoğunluğu son aşamada bir türlü oyun sonu canavarını aşamamaktadır. Bu aşamada yüzüncü kez yananlar şanslarını kaybetmektedir. O kadar ki oyunu baştan yükleseler veya yeni bir oyun alıp kursalar dahi oyun aynı oyuncuya ikinci bir şans vermemektedir.

DAVETİYE

Serinin ilk cildi olan Davetiye’de fakirlikten muztarip, hatta iş aramaya uzaklara giden annelerinden bile yoksun iki kardeş olan kahramanlarımız Ari ve Joni ile tanışıyoruz. Ari ve Joni kırk sekiz saat uykusuz kalarak ve işbirliği yaparak oyunu bitiriyorlar. Günler sonra küçük kardeş Joni’nin aklına gelen bir şifreyi oyuna yazarak da bir davetiye kazanıyorlar. Böylece ikisi de hiçbir şey bilmedikleri bir maceraya balıklama atlamış oluyorlar.

GERİSAYIM

Gerisayım’da ise yine aynı oyunu çözerek bu keşif ekibine katılmaya hak kazanma isteyen Marie ile tanışıyoruz. Marie ise Ari ve Joni’nin aksine çok zengin. Varlıklı bir silah tüccarının kızı. Nitekim o da babasının özel jetiyle 51. Bölge’deki gizli uzay üssündeki ekibe dahil oluyor ve çok geçmeden Ari ve Joni ile de tanışıyor. Uzaya gidecek on iki kişilik ekip burada eğitim alıyor. Fakat Marie gizli bir şeylerin döndüğünden şüphe ediyor ve bir gece ekip komutanı Teğmen Olivia Colin’i takip ediyor. İşte o zaman üstte tutulan uzaylılardan da haberdar oluyor. Bu uzaylılardan Kepler62 gezegen sisteminden gelmiş olma ihtimali olan Fısıldayıcı’nın telepatik yetenekleri var. Bu sayede Marie’nin zihninin içinde konuşarak şu gizemli sözleri söylüyor: “Yıldızların ardında ve yerin altında bulunur ve tüm boşlukları doldurur. Önce o gelir ve ardından son bulur hayat ile kahkaha.”

Marie bunu elbette Teğmen Olivia’ya söylemiyor. Ama daha sonra üstten çıkmak istediğinde Olivia’ya yakalanıyor ve onun tarafından bir iğneyle uyutuluyor. Uyur uyanık bir haldeyken ise birdenbire Fısıldayıcı’nın sorduğu bilmecenin cevabını buluyor.

Kepler62-Yolculuk, Björn Sortland, Timo Parvela, Pasi Pitkanen, Ebru Tüzel, 160 syf, Can Çocuk Yayınları, 2018

YOLCULUK

İşte Yolculuk tam da buradan başlıyor. Seçilmiş olan küçük kâşifler uzay mekiğine binmek için hazırlıklarını yaparlarken Ari, Marie’nin aralarında olmadığını fark ediyor. Bunu Teğmen Olivia’ya sorduğunda ise Marie’nin gemiye çoktan bindiği cevabını alıyor.

Böylece halkın yoğun ilgisi ve tezahüratları arasında on bir öncü, kendilerini yeni toprakları keşfetmeye götürecek yıldız yelkenlerinin olduğu ISS 4 Uzay İstasyonuna ulaştıracak mekiğe binerek uzay yolculuklarına başlıyorlar.

Ari atmosferden çıkar çıkmaz fırsattan yararlanarak Marie’nin uyutulduğunu varsaydığı uyku kapsülünün başına gidiyor. Kendi üzerindeki iletişim kablosunun bir ucunu kapsüle takarak Marie ile iletişim kurmaya çalışıyor. Çok geçmeden cızırtılı ve kesik kesik de olsa Marie’nin daha önce Fısıldayıcı’dan duyduğu bilmeceyi işitiyor. Artık Ari’nin de Marie gibi hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığından kuşkulanmak için makûl sebepleri var.

Bu sebepler uzay istasyonundaki bazı şüpheli olaylar nedeniyle daha da artıyor. Ama yine de asıl yolculuğun başlayacağı an geliyor. Üç yıldız yelkeni var. Üçü de kâşiflerin kâşifi Kolomb’a saygıdan onun gemileriyle aynı adı taşıyor: Santa Maria, Nina ve Pinta.

‘YOLCULUĞUN EN TEHLİKELİ BÖLÜMÜ’

Santa Maria’nın mürettebatı Teğmen Olivia, Ari, Joni ve ortada görülmeyen Marie’den oluşuyor. Yolculuğun başlamasıyla da her bir küçük kâşif aylar sürecek uykuya yatmak için kapsüllerine yatıyor. Hayli kaygılı olan Ari kafasında bin bir soruyla uykuya dalıyor. Uyanıyor. Nerede, saat kaç, kaç gündür uyuyor; bu soruların hiçbirinin cevabını bilmiyor. Ama birden kokpitte Marie’yi görüyor. İşte o anda yolculuğun en tehlikeli bölümü de başlamış oluyor.

Kepler62 kesinlikle bir solukta okunan ve bolca heyecan vadeden bir roman. Dünyanın ciddi bir tüketim ve çevre kirliliği tehdidi altında olduğunu hiç de mesaj kaygısı gütmeden gizemli bir hikâyenin içinde ustalıkla anlatıyor. Yolculuğun nasıl sonlanacağını, Kepler62 gezegen sisteminde kahramanlarımızı nelerin beklediğini sizin gibi ben de merak ediyorum. Beklerken de elbette şunu itiraf etmekten kendimi alamıyorum: Böyle harika macera kitapları okuma imkânına sahip olan şimdiki çocuklar ne kadar da şanslı!