Judith Butler: Feminizm siyasi güç haline geldi

Düşünür Judith Butler, feminizm hakkında konuştu: Eşitsizliğe her kademede başvuran, şiddete maruz bırakmaya devam eden sosyal yapıları kavramalı ve değiştirmeliyiz.
Judith Butler

DUVAR – Feminist kuramcı ve düşünür Judith Butler, son dönemde dünyada etki alanını artıran feminizme dair açıklamalarda bulundu. Butler,  “feminizmin ikincil olmadığı yeni bir sosyalist itiraz zamanı”nın geldiğini ifade etti.

Birgün gazetesinden Ekin Ayvaz’a konuşan Butler, “Kadınlar, LGBTQ topluluğu, ırkçılık karşıtları, yoksulluk ve adaletsizliğe karşı dayanışma ağları inşa etmenin, göçmenlerin hakları için mücadelenin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Ancak kapitalizmin zenginler ile yoksullar arasındaki makası yoğunlaştırdığını ve uzun süreli bir kriz içerisinde olduğunu kavramamız gerekiyor. Şimdi yeni bir sosyalizm isteyen şiddetli bir güvencesizlik duygusu açığa çıkıyor. Bu durumda, feminizmi ikincil bir duruma getirmeyen, baskıları birbirine kenetleyen ve ittifaklar kuran bir sosyalizmi açığa çıkarmalıyız” dedi.

Cinsiyet Belası- Feminizm ve Kimliğin Altüst Edilmesi, Judith Butler, 248 syf., Metis Yayınları, 2008.

‘SOSYAL EŞİTSİZLİK YARATAN DİNİ POLİTİKALAR KADINLAR İÇİN KÖTÜDÜR’

“Feminizmin ciddi bir siyasi güç haline geldiğini düşünüyorum ama sormak zorundayız, hangi feminizm? Feminizmin ilkelerinden geriye kalanlar neler ve feminizm tarihinin neleri kayboldu? Bireyciliğe dayanan feminizm biçimleri ile ulusal ve ırksal sınırlar dışında ittifaklar kurmak isteyenler arasında önemli bir fark vardır. Feminizmin içindeki beyaz imtiyazın yeni eşitsizlik biçimlerini üretmediğinden emin olmak gerekir” vurgusunda bulunan Butler, sözlerine “Kadınların cinsiyet karşıtı ideolojiden, dinsel baskılardan derinden etkilendiği açık, ancak trans insanlar ve geleneksel cinsiyet normlarının dışında yaşayan herkes de öyle. ‘Cinsiyet eşitliğine’ yönelik hem laik hem de dini kanattan tepkiler var. Bu yüzden belki de toplumsal cinsiyet karşıtı ideolojilerde bölgesel farklılıklar hakkında dikkatlice düşünmemiz gerekiyor.

Kadınların eve kapanmalarını isteyen, emeklerini tanımayan, ev içi şiddeti ve sosyal eşitsizliği yaratan dini politikalardan bahsediyorsak, evet bu, özellikle kadınlar için kötüdür. Kadınların özel ve kamusal alanlarda eşitlik, onur ve özgürlük iddialarını baltalamaya çalışmaktadır. Bununla birlikte, kadınların birbirlerini desteklemek için oluşturdukları ağlar, hem aileden hem de devletten ayrı başka sosyal yapıdır. Bu ağların ne kadar destekleyici ve mobilize olabildiğini artık açıkça görüyoruz” diyerek devam etti.

‘FEMİNİZM TOPLUMU DÖNÜŞTÜRME AMAÇLI KOLEKTİF BİR ÇABADIR’

“Her şeyden önce saldırı altında olan pek çok hak var. Var olma hakkı, şiddet korkusu olmadan var olma, korkusuzca sokakta yürüme hakkı, üreyip ürememeye karar verme hakkı, geleneksel ailenin dışında samimi ilişkiler kurma hakkı, tıbbi bakım ve ekonomik eşitlik…” diyen Butler, “Ancak feminizmin yalnızca bireysel haklar iddia etmekle ilgili olmadığını hatırlamakta fayda var. Feminizm aynı zamanda toplumun temel yapılarını, kadınların eşitlikle muamele görmeleri ve siyasal özgürlüğünü kullanabilmeleri için dönüştürmek üzere bir kolektif çabadır. Bu nedenle, haklar söyleminin bireyselliğini de aşan bir noktada olmalı, eşitsizliğe her kademede başvuran, şiddete maruz bırakmaya devam eden sosyal yapıları kavramalı ve değiştirmeliyiz” ifadelerinde bulundu.

‘KADINLAR HAREKETİ BAŞKA BİR DİLDE ALGILIYOR’

“Büyük kamu meclislerine dönüşen ve kamusal alanın geri kazanılmasına dayanan #NiUnaMenos’tan (Bir Kişi Daha Eksilmeyeceğiz) hareketinin en başından beri sınırları geçtiğini gördüğünü söyleyen Butler sözlerini, “Bir çeşit radikal çevrimi var dünya ölçeğinde. Kadınlar hareketi başka bir dilde algılıyor” diyen Butler sözlerini şöyle bitirdi: “Bunu yaparken de yoğun baskıyı ve gizlenme alanlarını da yönlendirebiliyorlar. Bölgeleri ve dilleri dahilinde çok çeşitli yollar buluyorlar. Ulus ötesi itirazlar geliştiriyorlar. Tam da bu noktada, şunu söylemek isterim; Post-truth (hakikat-sonrası) çağında, medya odaklı bir siyasi zaman içerisinde, dolaşan yalanlarla da sabırla mücadele ediyor. Bunun araçlarını bulmaya çalışıyorlar. Yani bir hedef olarak, neyin doğru olduğunu sorusunu soran medyayı belki de küresel ölçekte kurmalı ve korumalıyız.”

JUDITH BUTLER KİMDİR?

Feminist teorinin en önemli yapıtlarından sayılan Cinsiyet Belası, 11 Eylül 2001 sonrasında yazdığı Kırılgan Hayat gibi yapıtlarıyla tüm dünyada ses getiren Judith Butler; feminist felsefe, queer kuramı, siyaset felsefesi ve etik dallarına katkı sağlamış Amerikalı çağdaş bir düşünür. Butler, Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley’de Retorik ve Karşılaştırmalı Edebiyat bölümlerinde profesör olmanın yanı sıra European Graduate School’da Hannah Arendt Felsefe Profesörü.

Kaynak