Bir banker nasıl anarşist olur?

Sel Yayıncılık tarafından, Işık Ergüden çevirisiyle yeniden basılan Anarşist Banker, bizi Pessoa üzerine tekrar düşünmeye iterken, bir anarşist nasıl banker olur sorusunu tekrar hatırlatıyor. Kitap roman ile anlatı arasında gidip gelen belirsiz bir türle sesleniyor okura. Sorular ve cevaplar şeklinde ilerleyen metin, Antik Çağ felsefesi diyalog yöntemini de çağrıştırıyor.

Emek Erez  emekerez@gmail.com

DUVAR – Hangi kitabını okursanız okuyun üzerinizde etki bırakan yazarlar vardır. O etkilenme ânını yaşadığınızda bilirsiniz ki o metin ve yazar yaşamınızın bir yerinde hep olacak, iyi veya kötü bir hayatı sizinle paylaşacaktır. Bu her zaman böyle olacak şeklinde bir kural olmamakla birlikte, her okura böyle hissettiren yazar ve metinler olmuştur diye düşünüyorum. Fernando Pessoa da benim okuma deneyimimde, metinleriyle birlikte yanımda taşıyacağım, evin bir köşesinde gereksizmiş gibi duran ama hayat kurtarıcı olan ecza dolabı misali, bahsettiğim yere koyabileceğim bir yazar.

YIKICI BİR METİN

Pessoa her yönüyle ilginç bir yazar olarak kabul edilebilir ancak bana kalırsa onu bu konuma yükselten klasik metni “Anarşist Banker”dir. Geçtiğimiz günlerde Sel Yayıncılık tarafından, Işık Ergüden çevirisiyle yeniden basılan kitap, bizi Pessoa üzerine tekrar düşünmeye iterken, bir anarşist nasıl banker olur sorusunu tekrar hatırlatıyor. Kitap roman ile anlatı arasında gidip gelen belirsiz olduğunu düşündüğüm bir türle sesleniyor okura, sorular ve cevaplar şeklinde ilerleyen metin, Antik Çağ felsefesi diyalog yöntemini de çağrıştırıyor. Kitap, anarşist olduğunu iddia eden bir banker ile onu sorularıyla kışkırtan bir karakter arasındaki diyaloglarla ilerliyor. “Anarşist Banker” üzerinde durulması gereken bir kitap çünkü hem anarşizm fikrine bakışı hem de topluma, örgütlere, hiyerarşiye, bireyciliğe yaptığı göndermeler bizim ‘şimdi’mizde de yaşamımıza dokunan bir yerde duruyor.

Anarşist Banker, Fernando Pessoa, Türkçesi: Işık Ergüden, 69 syf., Sel Yayıncılık, 2018.

NEDEN ANARŞİST BİR BANKER?

Bu kitabı okurken aklımıza gelen ilk soru Pessoa’nın anarşist bir karakter yaratırken neden ona bir banker kimliği verdiği… Çünkü normal şartlarda düşündüğümüzde oluru yok gibi gelen bir fikir bu. Ama yazarın yıkıcılığı da burada başlıyor, metin boyunca gerekçelendirerek bunun nedenlerini anlattırıyor karakterine. İlginçtir ki onun argümanları bir süre sonra ikna edici gelmeye başlıyor ancak her daim eleştirel gözlük karakterin üzerinde oluyor. Bu soru üzerine düşündüğümde Pessoa’nın iki sebeple bir banker anarşist yarattığı kanaati oluşuyor bende. Birincisi yazar, böyle bir karakter yaratarak hem aykırı davranmak hem de okuru başka açılardan düşündürmek istemiş olabilir. Bu karakter belki de içinde gizli bir eleştiri taşıyor.

Şöyle ki toplumda çok sık rastladığımız kendisini bir şeylere adamış görünen, büründüğü kimliğin tam tersi davranan, mesela muhalif olduğunu iddia ederken, aynı zamanda ‘olması gerekene’ uymayan bir yaşam süren ama konu söz söylemeye gelince en ‘muhalif’ kesilen bir toplumsal tip yaratmak. Ki Pessoa’nın karakterinde bunu görürüz. Fikrini sonuna kadar savunur, olduğu yerin kesinlikli olarak bulunulabilecek en iyi yer ve yaşadığı koşulların anarşizmin tek yaşama geçirme biçimi olduğunda diretir. Tüm çelişkileri argümanlarıyla boşa çıkarır. Pek çok açıdan okuru da ikna eder. İkincisi Pessoa bu karakteri ile, anarşizmi uzaklarda bir yere konumlanmaktan, ütopik, hayalci hiç gerçekleşmeyecek olanın alanından kurtarır.

Ne olursa olsun banker bile olsa karakteri anarşisttir ve metin boyunca okura anarşizmi gerçekleştirdiğini kanıtlamaya çalışır. Ki anarşist bir banker olmadan önce pek çok yöntem denemiştir. İlk önce kendisi gibi düşünenlerle fikirlerini pratiğe geçirmeye çalışmış ama grup varsa hiyerarşinin kaçınılmaz olduğu sonucuna varmıştır. Yardımlaşma fikri üzerine düşünmüş ama bir şekilde bunun da bir ‘zorbalık’ olduğuna karar vermiştir çünkü bu eşitsiz bir ilişki biçimidir. Birisine yardım etmek yatay bir ilişki olmaktan çok yukarıdan bir ilişki biçimini çağrıştırır ve bu da ona göre, bir çeşit zorbalıktır. Anarşist bir devrim için tüm dünyada aynı anda bir hareket gerekir ama o mümkün değilse anarşist koşullara ulaştıracak özgürlüğün önünü açmak için birey tek başına bir şeyler yapmalıdır ve karakterimiz bu nedenle banker olmuştur.

Çünkü ona göre toplumsal kurguların ilki ve en önemlisi paradır bu nedenle ilk mücadele edilmesi gereken şey paradır, bunu şöyle gerekçelendirir: “Boyun eğdirmeye, güçsüzleştirmeye çalışmam gereken herhangi biri değil, bu olmalıydı. Bunların en önemlisi çağımızda paradır. Nasıl paranın efendisi olabilirim; daha doğrusu paranın erkinin, zorbalığın efendisi nasıl olabilirim? Onun etkisinden, erkinden kurtularak, onun üzerine çıkarak ve onu güçsüz kılarak…”

Anarşist banker karakteri üzerinde çokça durmayı hak eder gerçekten de onun argümanlarının hepsi bir şekilde bizi tartışmaya ve üzerinde düşünmeye çağırır. Devamlı soru sordurur, zihninizi hiç boşa çıkarmaz, Pessoa’nın ironisi bizi içine alır ve bu karakter bilgece gerekçeleriyle, kendisine hayran bırakır. Ama bir rahatlama hissine de ulaşamayız, ‘işte budur’ diyemeyiz çünkü yazar bizi bir yandan şüpheciliğe iter. Bu nedenle metni okurken arada kalma hissi oluşur.

‘DOĞAL OLMAYAN EŞİTSİZLİKLER’

Pessoa’nın “Anarşist Banker”i sadece karakteri ile öne çıkan bir metin değildir. Kitap boyunca tartışılan pek çok şey kafa yormaya, üzerinde durmaya değer. Kitapta ele alınan konulardan birisi ‘doğal olmayan eşitsizlikler’dir. Bundan kasıt doğa tarafından bize verili olan değil de aileden, çevreden kazandığımız özelliklerdir. Örneğin, kısa veya uzun boylu olmak doğal bir eşitsizliktir ve bununla mücadele etmemiz gerekmez çünkü doğanın kuralı gereğidir. Ancak zengin bir ailede doğan birisinin doğar doğmaz senden daha iyi yaşam şartlarına sahip olması, Anarşist Banker’e göre doğal değildir ve bu mücadele edilmesi gereken bir şeydir. Yani yazar şöyle bir mesaj verir, doğanın dışında bize eşitsizlik dayatanlarla mücadele edilmelidir çünkü birisinin verili koşullar nedeniyle bizden üstün olması adil değildir.

‘TOPLUMSAL KURGULAR’

Bunun dışında mücadele edilmesi gereken bir diğer şey ‘toplumsal kurgular’dır. Karakterimiz bu kurgulardan şöyle bahseder: “En büyük kötülük, daha doğrusu tek kötülük, doğal gerçekliklere gelip yapışan toplumsal uzlaşma ve kurgulardı -evet tüm kurguları kast ediyorum; aileden paraya, dinden devlete kadar hepsini…” Bunlarla mücadele edilmelidir çünkü bunlar da sonradan oluşturulmuş ve insan varlığına giydirilmeye çalışılmıştır. Onun doğal olan yanını alıp biçimlemek için var edilmiştir. Anarşizm insanın doğal yanına en uygun anlayıştır bu nedenle çünkü kurgulanmış olanın gönüllü reddine dayanır. Bundan dolayı, enerjimizi bir sistemi yıkıp yerine diğerini geçirecek şekilde harcamak kitaba göre ‘saçmalık’tır hattâ ‘suç’tur. Çünkü toplumu olduğu gibi bırakmak kendi dinamikleri içerisinde varoluş koşullarının oluşmasını sağlamak üzerine düşünmek gerekir. Oysa toplum yukarıdan dizayn edilecek bir şeymiş gibi ‘toplum mühendisliği’ çabasıyla ‘kurgulanır’, tıpkı son günlerde coğrafyamızda da yaşadığımız gibi. Pessoa karakteri üzerinden, toplumun bizi kurgulamasına da karşı çıkar böylece onun eleştirisi tüm kurumlar üzerine bir kere daha düşündürür bizi ve Anarşist Banker’in argümanı hiç de haksız değildir bu açıdan. Ve belki Pessoa, karakteri üzerine düşünürken de toplumsal kurguların dışında bir kahraman yaratma çabasındaydı, onun banker bir anarşist kahraman ortaya koymasının böyle bir anlamı da olabilir.

Fernando Pessoa’nın “Anarşist Banker”i nicelik olarak küçük bir metindir ancak nitelik açısından kendi boyutundan taşar. Yazar bizi üzerinde durabileceğimiz, tartışabileceğimiz pek çok düşünce ile karşı karşıya getirir. Bana kalırsa pek çok açıdan da felsefi bir metindir. Ve bu kitabın karakterinin yanında en ilginç yanı dünyaya dair bakış açısının güncelliğini kaybetmemesidir. Pessoa, düşünceyi tersine çevirir, bize düz bir bakış sunmaz. ‘Zorbalık’ etmeden de bir şeylerin başarılabileceğini hatırlatır, aykırı karakteri ile anarşizmi hayata geçirir. Ama işte konu insandır, banker bir anarşist yaratarak da, kusursuz iyi diye bir şeyin olamayacağının altını çizer.


Emek Erez kimdir?

"Yaşam kitap ve sinema üzerine çeşitli portallarda karalamacı".