Kılıçdaroğlu’nun fantezileri, CHP tarihi ve gerçekler-II: 'Komünist' CHP ve Karaoğlan Efsanesi

1977 seçimlerinde Ecevit ve CHP, geri adım atmak ya da sağ ile ittifak kurmak yerine sol politik hattı daha da tahkim etmiştir. Bu da CHP’ye tarihi bir başarı getirmiştir.

Google Haberlere Abone ol

Özay Göztepe* 

Önceki yazıda, Ortanın Solu’ndaki CHP’nin ve CHP’nin Solu’ndaki Vedat Dalokay’ın 1973 yılında yapılan genel ve yerel seçimlerdeki başarısı ile 1.MC Hükümeti döneminde sosyalist sola ve CHP’ye yönelik saldırıları üzerinde durulmuştu. Bu yazıda ise 1977 yılı seçimlerine değinilecektir.

1977 SEÇİMLERİ VE KARAOĞLAN ECEVİT 

Hergün Gazetesi, 7 Ocak 1977

1977 yılının ilk aylarında, 1.MC hükümetinin politikaları iyice tıkanır ve hükümet çıkmaza girer. Ekonomik bunalım derinleşir. Başbakan Demirel’in ifadesiyle “ülke 70 Cent’e muhtaç” hale gelir. Halktan iyice tecrit olan ve egemen sınıfların sorunlarına çözüm getiremeyen 1.MC Hükümeti, -egemen sınıfların da tercih ve talebiyle- erken seçim yapılmasına karar verir. Belirlenen tarih, 5 Haziran 1977’dir.

Hergün Gazetesi, 7 Ocak 1977
Devlet Gazetesi, Sayı: 392, 9 Mayıs 1977(solda), Devlet Gazetesi, Sayı: 395, 30 Mayıs 1977 (sağda)
Cumhuriyet Gazetesi, 14 Ocak 1976

Seçimlerle birlikte çok kapsamlı bir saldırı süreci de başlar. MC’nin bileşeni olan partiler bir yandan komünizm heyulası yaratarak propaganda yaparlar bir yandan da sosyalist sola ve CHP’ye dönük saldırılar düzenlerler. Elbette bu saldırıların arkasındaki paramiliter güç ise MHP olur. Seçim öncesi mitinglerinde Ecevit ve CHP, sürekli saldırıya uğrar. Niksar ve Şiran’daki saldırılar, silahlı olur. Yaşananlardan dolayı CHP, bazı şehirlerde miting yapamaz.

Cumhuriyet Gazetesi, 27 Nisan 1977
Cumhuriyet Gazetesi, 29 Nisan 1977 (solda), Cumhuriyet Gazetesi, 30 Nisan 1977 (sağda).

CHP’ye yönelik saldırılar bunlarla sınırlı kalmaz. Doğrudan Ecevit’e yönelik suikast girişimleri de olur. Ancak Başbakan Demirel’in “kendisine suikast yapılacağı” istihbaratını iletmesine rağmen -ki birkaç gün önce İzmir Çiğli’de bir suikast girişimi zaten olmuştur- Ecevit, İstanbul’da yapacağı mitingden vazgeçmez. Bu tavır, Ecevit’e büyük bir prestij sağlar.

Cumhuriyet Gazetesi, 3 Haziran 1977 (solda),  Cumhuriyet Gazetesi, 4 Haziran 1977 (sağda).

Suikast girişimlerinin yanında, daha doğrusu bu girişimlerle bağlantılı, bir askeri darbe girişimi de yaşanır.  Darbe planının arkasındaki isim, 12 Mart döneminde Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı da yapmış olan MHP’li Orgeneral Namık Kemal Ersun’dur. Türkeş’in ordunun başına getirmeye çalıştığı ve bir dönem Milli Güvenlik Kurulu (MGK) Genel Sekreterliği de yapan Ersun, 29 Mart 1976’da -üstelik de kararname Resmi Gazetede yayınlanmadan yürürlüğe konarak- Kara Kuvvetleri Komutanı yapılır. Ancak Türkeş’in hayali gerçekleşmez. Teamüllere göre bir sonraki dönemin Genelkurmay Başkanı olması gereken Namık Kemal Ersun, -sağlık durumu bahane edilerek- yüzlerce subayla birlikte 1 Haziran 1977’de emekli edilir.

Seçimlerde CHP'nin kazanma olasılığından rahatsız olan çevrelerin Ersun’un liderliğinde tezgahlamaya çalıştıkları darbeye zemin oluşturmak için bombalar patlatılır (Yeşilköy Havaalanı ve Sirkeci Garı), suikast girişimleri yapılır (Çiğli ve İstanbul), kitle katliamları gerçekleştirilir (1 Mayıs 1977 Taksim). Miyase İlknur’un Cumhuriyet Gazetesi’nde yayınlanan Kontrgerilla İş Başında başlıklı yazı dizisinde, Namık Kemal Ersun olayı şöyle aktarılır:

“Namık Kemal Ersun, CHP’nin iktidara gelmesini önlemek için darbe hazırlığına girişmişti. Sık sık darbe girişimi için İstanbul’a giden Ersun, Özel Harp Dairesi çıkışlı generaller, subaylar ile bir araya geliyordu. 1 Mayıs katliamı, Çiğli Suikastı ve Taksim Mitingi’nde Ecevit’e suikast hazırlığının arkasında Ersun ve ekibi vardı. İki ay sonra toplanan Yüksek Askeri Şura’da Ersun’un ekibi tasfiye edildi. Ordudan atılan 850 subay arasında Özel Harp’in eski başkanı Recai Engin ve Korgeneral Musa Öğün de vardı”. (Cumhuriyet Gazetesi, 14 Eylül 2020)

Cumhuriyet Gazetesi, 2 Mayıs 1977

Dönemin ana muhalefet partisi olan CHP lideri Bülent Ecevit, Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’e kontrgerillanın varlığı ile ilgili bir mektup yazar. 1 Mayıs’taki katliamdan bir hafta sonra İzmir’de, yaşananları şöyle anlatır:

“Devletin içindeki fakat demokratik hukuk devleti dışındaki bazı örgütler zaman yitirmeksizin kontrol altına alınmalıdır. Kontrgerilla hareket halindedir. 1 Mayıs’ta parmağı vardır. (Erbil Tuşalp, Bozkurtlar: Töreden Partiye, İstanbul: Donkişot Yayınları, 2001, s. 118)

 

Cumhuriyet Gazetesi, 30 Mayıs 1977

Kasım 1978 başında birçok cinayet faili 13 ülkücü, cezaevinden firar eder. Bunlardan biri de Oğuzhan Cengiz’dir. İstanbul’da Ekim ayında bir çanta dolu bomba ve belge ile yakalanan Cengiz, Sirkeci Garı ve Yeşilköy Havaalanı sabotajlarını kendilerinin düzenlediğini ve bu konuda Ülkücü Gençlik Derneği (ÜGD) ikinci başkanından emir aldığını söylemiştir. Çantasından çıkan bombanın bu sabotajlarda kullanılan bombanın aynısı olduğu anlaşılmıştır. Oysa bu eylemler, MİT tarafından gazeteler aracılığıyla Ermeni bir örgüte mal edilmiş ve günlerce propagandası yapılmıştır.

Toplam 2 yıl 82 gün görevde kalan MC hükümetinin tüm baskı ve terörüne rağmen ne sosyalist solun ne de sosyal demokrat CHP’nin güçlenmesi engellenemez. Sokaktaki devrimcilerin/sosyalistlerin anti-faşist mücadelesi güçlenirken, parlamentodaki CHP’nin de sosyal demokrasi mücadelesi güçlenir. Bugünkü CHP’ye hakim olan “Eller ne der!” sinikliğinin aksine, Ecevit, “Her kanunun üstünde doğa kanunu vardır.” diyerek meydan okur; geri adım atmaz. Seçim çalışmalarında tüm sağı karşısına alarak, politikasını soldan kurar. Halkın haklı ve meşru taleplerine öncelik verir. Başta DİSK olmak üzere birçok toplumsal muhalefet örgütünün desteğini arkasına alır. Sonuçta yüzde 41’in üzerinde oy alarak seçimlerden birinci parti olarak çıkar.

Cumhuriyet Gazetesi, 16 Mayıs 1977

Bülent Ecevit: “Türkiye’deki kanlı olayların kaynağı sömürü düzenidir. Biz sömürüye son vererek kavganın kaynağını kurutacağız.” (Cumhuriyet Gazetesi, 16 Mayıs 1977)

Bülent Ecevit: “Adalet Partisiyle Milli Selamet Partisi, vurgun ve sömürü düzeninin siyaset alanındaki temsilcileridir. Milliyetçi Hareket Partisi de vurguncuların silahlı koruyucusu.” (Cumhuriyet Gazetesi, 16 Mayıs 1977)

 

Cumhuriyet Gazetesi, 22 Mayıs 1977

Bülent Ecevit: “1920’li yıllarda Atatürk, yeni bir devleti kurarken birinci aşamada Cumhuriyet’i, ikinci aşamada demokrasiyi kurmayı düşünmüştür. Üçüncü ve son aşama ise halk iktidarı olacaktır.” (Cumhuriyet Gazetesi, 22 Mayıs 1977)

Bülent Ecevit: “Şimdiye kadar ekonomik sıkıntılar bahane edilerek, genellikle halka kemer sıktırıldı. Fakat biz, halka değil halkı sömürerek semirenlere kemer sıktıracağız.” (Cumhuriyet Gazetesi, 22 Mayıs 1977)

Cumhuriyet Gazetesi, 31 Mayıs 1977

Bülent Ecevit: “Kamu görevlilerine de işçi haklarını tanıyacağız. Tarım işçilerini sosyal sigorta alacağız. Lokavtı kaldıracağız. Referandum hakkı tanıyacağız.” (Cumhuriyet Gazetesi, 31 Mayıs 1977)

Cumhuriyet Gazetesi, 18 Nisan 1977

CHP’nin 1977’deki tek seçim başarısı bu değildir. 11 Aralık 1977’de yapılan yerel seçimlerde de birinci parti olur. Genel seçimlerde alınan yüzde 41.4 oy sıkça hatırlanır, ama yerel seçimlerde alınan oy yine pek hatırlanmaz. Oysa CHP’nin tarihinde aldığı en yüksek oy, bu seçimlerde gerçekleşmiştir.

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) verilerine göre 1973 yılı belediye başkanlığı seçimlerinde yüzde 39.6 oy alan CHP, dört yılda oylarını yüzde 15.4 oranında artırarak 1977 yılında yüzde 45.7’ye taşımıştır. Ancak belediye başkanlığı seçimleri, gösterilen adaylarla çok ilişkili olduğundan, partilerin oy oranı konusunda yanıltıcı olabilir. Daha doğru bir karşılaştırma, parti tercihini yansıtan il genel meclisi seçimleridir. 1973 yılı il genel meclisi seçimlerinde yüzde 37.4 oy alan CHP, oylarını yüzde 11.8 artırarak 1977’de yüzde 41.8’e yükseltmiştir.

Ancak CHP, genel seçimlerde tek başına hükümeti kuracak sayıya ulaşamadığı için 21Temmuz 1977’de yine Demirel başbakanlığında bir Milliyetçi Cephe hükümeti kurulur. Bu sefer hükümette üç parti vardır: Adalet Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi ve Milli Selamet Partisi. 

21 Temmuz 1977 ile 5 Ocak 1978 arasında 168 gün görev yapan 2. MC hükümeti döneminde de çok sayıda öğrenci, aydın, yazar, akademisyen öldürülür. Ancak 2.MC hükümetinin görev süresi, birincisinden daha kısa sürer. MC’nin partileri arasında ve AP’nin içinde yaşanan gerilimler, hükümetin sonunu getirir. AP’li bazı milletvekillerinin istifa etmesiyle 1977 yılının son günlerinde 2.MC çökerken, 1978 yılının ilk günlerinde Ecevit Hükümeti kurulur.

Cumhuriyet Gazetesi, 22 Temmuz 1977

***

Görüldüğü gibi, 1973 seçimlerine benzer şekilde 1977 seçimlerinde de CHP, sola sadık kalarak oylarını artırmıştır. Bu süreçte saldırılar çok daha fazlalaştığı, hatta saldırılara kontrgerilla bizzat dahil olduğu halde Ecevit ve CHP, geri adım atmak ya da sağ ile ittifak kurmak yerine sol politik hattı daha da tahkim etmiştir. Bu da CHP’ye tarihi bir başarı getirmiştir. 

Yani Kılıçdaroğlu liderliğindeki CHP yönetiminin iddialarının gerçeklikle en ufak bir bağı yoktur. Tam tersine CHP, ne zaman egemen sınıflardan uzaklaşarak halkla bütünleşmiş, ana politik hattına emeği, demokrasiyi ve özgürlüğü koymuşsa o zaman daha toplumsal destek bulmuştur.

Bunun tersi de geçerlidir. Yani CHP, ne zaman sol politikalardan uzaklaşmışsa gücünü de kaybetmiştir. Bunu kanıtlayan en önemli örnek, 1978 başında iktidara gelen CHP’nin sağcılaştıkça toplumsal desteği yitirmesidir. Bu da bir sonraki yazıda incelenecektir.