Kılıçdaroğlu: 'Şahsım devletinin hakimleriyiz' diyorlar

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Anayasa Mahkemesi'nin kararına rağmen Enis Berberoğlu'nun yeniden yargılanma talebini reddeden İstanbul İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'ne şu sözlerle tepki gösterdi: "'Biz hukuk devletinin değil, şahsım devletinin hakimleriyiz. Dolayısıyla saraya yaptığımız hizmetlerle üst makamlara atanmayı bekliyoruz' mesajı veriyorlar."

CHP lideri 'Adım Adım İktidara' toplantısında konuştu.
Google Haberlere Abone ol

DUVAR - CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nin Enis Berberoğlu hakkındaki kararıyla hakimlerin "Biz gücümüzü anayasadan değil Saray'dan alırız" dediğini söyledi.

'Adım Adım İktidara Projesi Tanıtım ve İlk Eğitim Toplantısı'nda konuşan Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

ÇÖZÜM ÜRETEN TEK PARTİYİZ: Genelde CHP'ye şu eleştiri yapılır: 'CHP hiç öneri getirmiyor hep eleştiriyor' Onlara şu soruyu sorun, hangi soruna çözüm getirmedi? Bizim siyaset tarihimizde son 10 yılda en büyük değişimi yaşayan partilerden biri CHP'dir. Her soruna yetkin kadrolarıyla çözüm üreten tek parti CHP'dir. Biz Türkiye'ye karşı en ağır sorumluluğu üstlenmesi gereken partiyiz. Çünkü biz kadrolarımızla, varolan sorunları çözme konusunda azimli kararlı ve özgüveni yüksek bir duruş sergilemek zorundayız.

İKİNCİ YÜZYILA ÇAĞRI BEYANNAMESİ: İkinci yüzyıla çağrı beyannamesinin önce felsefesini çok iyi bilmek gerekiyor. Bitirdiğimiz bir yüzyıl, ikinci yüzyılın başlangıcında 5 temel sorunla 83 milyonu karşı karşıya bıraktı. Geçmişten ders çıkaramazsanız sağlıklı bir gelecek inşa edemezsiniz. Bu çağrı beyannamesi Türkiye'de hiçbir toplumsal sınıfı dışlamayan beyannamedir. Bir CHP beyannamesinin ötesinde Türkiye'yi ikinci yüzyıla güçlü bir şekilde sokacak, güçlü bir Türkiye inşa edecek, birlikteliği koruyacak bir söylemdir. İnanç, etnik kimlik üzerine siyaset tarihin tozlu raflarında kalmak zorundadır. Kutuplaşan bir Türkiye bize göz diken egemen güçlerin arzu ettiği bir Türkiye'dir. Bu beyanname Türkiye'yi çağdaş uygarlığa ulaştıracak yol haritasıdır.

'GENÇLER TÜRKİYE'DEN GİTMEK İSTİYOR'

TÜRKİYE'NİN GERÇEK BEKA SORUNU: Eğitimli, gelişmiş ciddi bir genç kuşağımız var. Mayıs ayında 'İmkanınız olsa yurtdışında yaşamak ister misiniz?' diye soruluyor gençlere. Gençlerin yüzde 62,5'i 'evet' diyor. AK Partili gençlerin de yüzde 47,3'ü 'evet' diyor. Önümüzdeki ciddi tehlikeyi görüyor musunuz? Bir ülkenin gençliği, ben bu ülkede değil başka bir ülkede yaşamak istiyorum diyor. Eylül'de 'kalıcı olarak başka bir ülke vatandaşlığı verilirse Türkiye'yi terk edip o ülkeye yerleşmeyi düşünür müsünüz? diye soruluyor. Evet diyenlerin oranı yüzde 64. Yüzde 14'ü 'hayır kalırım' diyor. Türkiye'nin gerçek anlamda beka sorunu ne? Bir ülke kendi gençliğini kaybederse Türkiye'nin beka sorunu nedir o zaman? Başka hangi beka sorunundan söz edeceksiniz, işte beka sorunu budur! İkinci yüzyıla çağrı beyannamesi bütün bu gençleri Türkiye'de tutma beyannamesidir ayrıca.

FELAKET OLUR: Parlamentonun, anayasanın askıya alındığı bir süreçten geçiyoruz. Bir ülkede yasama yargı ve yürütme bir kişinin kontrolü altına girerse o ülkede felaket olur. Bunu anlatmamız gerekiyor, bizim böyle bir tarihi sorumluluğumuz var.

İflas eden bir yargı sistemiyle karşı karşıyayız. Her şey aklıma gelirdi de yargı sisteminin bu kadar çökeceği aklıma gelmezdi. Bu kadan körelmez, bu kadar çürümez diyordum. Yargının kendi içinde bir iç dinamiği var. AİHM’e kadar uzanan bir zincirimiz var. Ama alt mahkeme en üst mankemenin verdiği karar beni bağlamaz diyorsa çürüme ordan başlıyor. Adaletsizlik, hukuksuzluk oradan başlıyor. Nasıl bir felakatle karşı karşıya olduğumuzun bilinmesi lazım. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi kararıyla şu mesajları verdi: 

* Biz hukukun üstünlüğüne ve vicdani kanaatine göre karar veren mahkeme değiliz. Öyle olmadığımız için de anayasa va yasalar bizi bağlamaz

* Biz gücümüzü anasayadan değil Saray'dan alıyoruz

* Millitvekilinin yeniden dokunulmazlık kazanması da bizi bağlamaz, biz yargılayıp mahkum ederiz.

* Bizi TBMM Başkanı dahi eleştiremez

* Bizim anayasayı ihlal etmemiz, AYM'nin kararlarına uymamamız HSK tarafınca sorgulanamaz. HSK da talimatı saraydan alır.

* Biz hukuk devletinin değil şahsım devletinin hakimleriyiz. Dolayısıyla saraya yaptığımız hizmetlerle üst makamlara atanmayı bekliyoruz.

HIRSIZLIK YAPANIN BÜYÜKELÇİ OLDUĞU ÜLKE: Hırsızlık yapanın büyükelçi olduğu bir ülkeye hangi devlet saygı duyar? Hırsızlık yapan bir isim bindiği arabaya Türk bayrağı asılıyor. O bayrağa yapılan en büyük saygısızlık çikolota kutusunda rüşvet alanların büyükelçi olarak atanmalıdır.

'SEÇİMDEN KORKUYORLAR, GİDECEKLERİNİ BİLİYORLAR'

DEMOKRATLAR İLE DİKTATÖRLER ARASINDAKİ SEÇİM: Önümüzdeki seçimler bir siyasi parti seçimi değildir. Hala bunu anlamak istemeyen belli çevreler var. Önümüzdeki seçimler demokratlar ile diktatörler arasındaki seçimlerdir. Bir sağ-sol seçimi değil, kendi ülkesinde düşüncesini özgürce ifade etmek isteyen demokratlarla, hayır bir kişi konuşsun diyen otoriter rejim yanlıları arasındaki seçimdir. Bu çerçeveden olaya bakamazsanız otoriter rejimlerin tutsağı haline gelirsiniz. Niye seçimden korkuyolar çünkü gideceklerini biliyorlar. Erken seçim Kılıçdaroğlu'nun değil, esnafın, işçinin, sanayicinin talebilidir. 

Evet kardeşim, cesursan eğer... Ülkenin sorunlarını çözemedin 18 yılda batağın içine soktun, Londra’daki bir avuç tefeciye hizmet eder noktaya geldin.  Faize karşız diyenler tefeciye hizmet eder hale geldi. 

Emir alıyorlar, dilencilik yapıyorlar, medyanın önünde de kahramanlık yapıyorlar. Kahraman olarak kendilerini tanıtanlar bir telefonla papazı serbest bırakıyor. Allah bilir telefon aldığı zaman ayağa kalkıp önünü iliklemiştir. Türkiye’nin onurunu, tarihini ayaklar altına alan kişiden Türkiye’ye hayır gelmez. (HABER MERKEZİ)