Kadınların kürtaj hakkı için erkekler de mücadele etmeli

Feminist toplumsal eşitlik kampanyaları, geleneksel olarak herkesin endişelerini kapsar. Kürtaj, kadınları ilgilendiren bir mesele olsa da toplumsal eşitliğin sağlanabilmesi için erkeklerin de kürtaj hakkını savunmaları gerekir.

Kenan Malik

Alabama eyaletinin kürtajı etkin bir şekilde yasaklama kararı, dikkatleri Amerika’daki üreme hakları meselesine çekti. Alabama’nın çıkardığı yasa, Cumhuriyetçilerin kürtaj haklarını sınırlamak ve hatta ABD’de kürtaj hakkını yasallaştıran 1973 tarihli yüksek mahkeme kararı ‘Roe v Wade’in yürürlükten kaldırılması amacıyla sürdürdüğü uzun soluklu kampanyadaki en dikkat çekici hamle oldu. Kaçınılmaz biçimde, kürtaj tartışması cinsiyet ayrımcılığının odağında görülmeye başlandı. Söz konusu olan, hamile kalan, kürtaj yaptırması gereken ve kürtaj hakları kısıtlandığında acı çeken kadınlar.

YASALARI ERKEKLER HAZIRLIYOR AMA…

Kürtaj karşıtı yasaları çıkaranların büyük kısmı erkeklerden oluşuyor. Alabama’da, senatoya getirilen tasarı lehine oy veren 25 erkek bulunuyordu. Yakın zamanda Missouri ve Georgia eyaletleri de kürtajla ilgili kısıtlayıcı yasalar çıkardı. Missouri’de yasa lehine oy kullanan 24 senatörden 21’i, Georgia’da ise yasayı onaylayan 34 senatörden 33’ü erkekti.

Bununla beraber, kürtaj meselesinde yaşanan cinsiyet ayrışmasına dair ilk izlenim doğru değil. Kürtaj karşıtı yasalar çıkaranlar çoğunlukla erkekler; zira, özellikle de muhafazakâr devletlerin yasama organlarında erkekler orantısız biçimde temsil ediliyor. Alabama’da 35 senatörden yalnızca 4’ü kadın; devletin tüm yasama organı üyelerinin yüzde 84’ünden fazlası erkek.

Eğer yasama organlarında eşit sayıda kadın ve erkek bulunsaydı ve hatta tamamı kadınlardan oluşsaydı, bu durum bir fark yaratır mıydı? Bu pek mümkün görünmüyor. Yapılan araştırmalar, kürtajla ilgili tutum konusunda hemen hemen hiçbir cinsiyet farkı olmadığını ortaya koyuyor. Erkekler ve kadınlar eşit oranda destekliyor.
Kürtaj konusundaki ayrışmayı yaratan cinsiyet değil, uygulanan politikalar. Pew Araştırma Merkezi’nin açıkladığına göre, 10 Cumhuriyetçiden neredeyse altısı kürtajın daima ya da çoğu durumda yasadışı olması gerektiğini düşünürken, Demokratların dörtte üçü kürtajın yasal bir hak olması gerektiğini düşünüyor. Yasama organlarında da toplumsal cinsiyetten ziyade siyasal ilişkiler hayati önem taşıyor. Alabama’daki kadın ve erkek her Cumhuriyetçi kürtaj yasağını destekledi. Bunu destekleyen (kadın ya da erkek) bir Demokratsa mevcut değil.

MANTIKSAL DEĞİL, PARTİZAN BİR BÖLÜNME VAR

Kürtaj hakkındaki bu partizan bölünmüşlük, kısmen, ABD siyasetinde göç politikasından iklim değişikliğine varana dek birçok konuda görülebilen çağdaş kutuplaşmanın da bir yansıması. Yine de, altta, kürtaj meselesinin politikleştirildiği daha derin bir anlam yatıyor. Bu tartışma, özünde, sosyal eşitlik meselesiyle ayrılmaz bir şekilde ilişkili.

Bugün kürtajı savunmak, öncelikle bir kadının kendi vücudunu kontrol edebilme ve doktorlardan ya da devletten bağımsız biçimde kendi üreme tercihlerini ortaya koyma hakkını savunmak anlamına geliyor.

Bunun yanı sıra, seçimlerin belirli toplumsal bağlamlarda yapılması bir zorunluluk. Kadınların kürtaj olanaklarına erişemediği durumlarda, yasal bir kürtaj hakkı ortadan kalkmış oluyor. ABD’li muhafazakârlar, son yıllarda, sadece kürtaj hakkını reddetmekle kalmadı, yasal engeller yaratarak ya da klinikleri kapanmaya zorlayarak aynı zamanda kürtaj olanaklarına erişimi de güçleştirmeye çalıştılar. Böylesi erişim yetersizliğinden en çok acı çeken kesim ise bu tür engelleri aşabilecek kaynaklara sahip olmayan işçi sınıfından kadınlar oldu.

YARIM ASIR ÖNCE KAZANILAN HAKLAR YOK EDİLİYOR

Tarihsel bağlamda, kürtaj hakkını savunan kampanyalar, eşitlik için gereken toplumsal değişimlerle ilgili daha büyük taleplerle olan bağlantılarıyla bilinir. ABD’de kürtajın henüz yasadışı olduğu Ağustos 1970’de, Betty Friedan ve Ulusal Kadın Örgütü (NOW), (1920 yılında) kadınlara oy kullanma hakkının tanındığı ve 19. yasa düzenlemesiyle yapılan değişikliğin 50’inci yıl dönümünde, eşitlik talep eden bir grev düzenledi. Grevde dile getirilen talepler aracılığıyla, iş alanında fırsat eşitliği, ücretsiz çocuk bakımı, ihtiyaç halinde ücretsiz kürtaj hakkı ve eşit haklar değişikliğinin (ERA) onaylanması (“yasalar uyarınca, cinsiyetten dolayı haklar konusundaki eşitliğin reddedilmemesi ya da kısıtlanmaması…”) sağlanacaktı.

Feministler açısından kürtaj, yalnızca kişiye özgü bir tercih meselesi olarak değil aynı zamanda bir zorunluluk olarak, kadınların kamusal alana kendi şartlarıyla katılmalarına olanak sağlamak bağlamında önemliydi. Bu sebeple kürtaj, çocuk bakımı, fırsat eşitliği ve eşit haklar arasında bir bağlantı söz konusu. Aynı yıl (1970), Oxford kentinde İngiltere’deki ilk Kadın Özgürlük Hareketi konferansı gerçekleştirildi. Amerika’dakilerle aynı olan dört talep dile getirildi: Eşit ücret, eşit eğitim ve iş fırsatları, ücretsiz doğum kontrolü, ihtiyaç halinde kürtaj hakkı ve 24 saat ücretsiz sağlık hizmeti.

Yeterli ve uygun fiyatlı sağlık hizmetlerinin hemen hemen hiç bulunmadığı ve kürtaj hakkının geri alındığı bir dönemde, bu tür talepler ütopik (hayalperest) görünebilir. Bununla birlikte, kürtaj hakkının, çocuk bakım hizmetlerinin ve eşit fırsatların, toplumsal eşitlik açısından elzem olan geniş tabanlı yapısal değişimlerin temel unsurları olduğunu hatırlatmak noktasında önem taşıyorlar.

Kürtaj kadınları ilgilendiren bir mesele. Erkekler kürtaj yaptırmaz. Öte yandan, bu yalnızca kadınların sorunu değil. Bu, kadınların haklarına ve daha eşit bir topluma değer veren bütün kadınları ve erkekleri ilgilendiren bir sorun.

Çeviri: Tarkan Tufan

Kaynak: https://www.theguardian.com/commentisfree/2019/may/26/men-dont-have-abortions-no-reason-not-fight-womens-rights