Yeni Zelanda'yı birleştiren başbakan: Jacinda Ardern

Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern'in, 50 kişinin öldürüldüğü cami saldırılarının ardından sergilediği birleştirici liderlik dünya çapında hayranlıkla izleniyor. İşte, Ardern'in saldırıların ardından attığı adımlar...

Google Haberlere Abone ol

DUVAR - Dünyanın en güvenli ve çoğulcu ülkelerinden biri addedilen Yeni Zelanda... 50 Müslüman'ın cuma namazı sırasında yaşamını yitirdiği nefret dolu saldırılar... Ve, tüm bu tezatın ortasında birleştirici liderliği ile dünyayı kendisine hayran bırakan bir başbakan...

LİDERLİĞİ YENİDEN TANIMLIYOR

Yeni Zelanda'nın 38 yaşındaki kadın Başbakanı Jacinda Ardern, cuma günü düzenlenen saldırıların ardından ortaya koyduğu liderlik, Müslümanlarla kurduğu empati ve attığı somut adımlar ile tüm dünyanın dikkatini çekti. Ulusal bir kriz döneminde sergilediği şefkat, kararlı liderlik ve güçlü mesajları sosyal medyada en çok konuşulanlar arasına girdi. Uzmanlara göre Yeni Zelanda Başbakanı, popülizm çağında küresel norm haline gelmesinden ürkülen kutuplaştırıcı liderlik eğilimiyle tezat içinde, liderlik sözcüğünü yeniden tanımlıyor.

MÜSLÜMANLARA NET MESAJ: BİZ, SİZİZ

Ardern'in saldırıların ardından ilk dikkat çekici adımı, yaşananların adını derhal 'terör' olarak koymak oldu. Hedef alınan Müslümanları ve diğer göçmen topluluklarını "Yeni Zelanda bizim evimiz - onlar biziz" sözleriyle toplumun temel parçalarından biri oldukları konusunda temin ediyordu.

IRKÇILARA MESAJI: SİZİ REDDEDİYORUZ

Müslüman göçmenleri hedef alan İslam karşıtı saldırı karşısında birleştirici tavrında netti; Yeni Zelandalılara ülkelerinin en çok kıymet verilen toplumsal değerlerini hatırlattı. "Biz 200'den fazla etnik kimliği içeren, 160 dilin konuşulduğu onurlu bir ulusuz" hatırlatması yapıp, 'beyazların üstünlüğünü' savunanlara açık bir mesaj verdi: "Bizi seçmiş olabilirsiniz ama biz sizi tümden reddediyor ve kınıyoruz."

'ÇOĞULCU DEĞERLERİMİZ SARSILMAYACAK'

Ardern, "Biz Yeni Zelanda, nefret edenler için güvenli bir sığınak olduğumuz için hedef alınmadık. Bu şiddet eylemi için ırkçılığı hoş gördüğümüz veya bir aşırılıkçılık bölgesi olduğumuz için seçilmedik. Tam da, bu şeylerin hiçbiri olduğumuz için seçildik. Çünkü çoğulculuğu, nezaketi, şefkati, bizim değerlerimizi paylaşanlar için bir yuvayı, ihtiyaç duyanlar için bir sığınağı temsil ediyoruz. Ve sizi temin ederim ki, bu değerler bu saldırı yüzünden sarsılmayacak, sarsılamayacak" diyordu.

CAMİ ZİYARETİNDEKİ SAMİMİYETİ ÖVGÜ TOPLADI

Yeni Zelanda Başbakanı'nın en çok konuşulan ve takdir edilen adımlarından biri, bir camiyi ziyaret ederek ortaya koyduğu dayanışma oldu. Saldırının ertesi günü başkent Wellington'daki Kilbirnie Camisi'ne gitti; yanına diğer partilerin de temsilcilerini almış, saygı gösterisi olarak başını örtmüştü.

Yaşamını yitirenlerin akrabalarına gözyaşları içinde başsağlığı diledi, onlarla kucaklaştı... Yeni Zelanda basını, ziyaret sırasında başbakanlık yetkililerinin hiçbir program dayatmadığını, Ardern'in Müslümanlarla sohbetinin ve camide geçirdiği sürenin tamamen doğal geliştiğini yazdı... Saldırılarda hayatını kaybeden bir yakınının yasını tutan Dalia Mohamed, Reuters ile söyleşisinde, "Başbakanın başörtüsü ile gelmesi bizim için çok büyük bir şeydi" diyerek hislerini anlattı.

TRUMP'A 'AĞZININ PAYINI' VERDİ

Ardern, ABD Başkanı Donald Trump'a 'ayar vermekten' de geri durmadı. Christchurch'teki cami saldırılarının ardından 'beyaz milliyetçiliğinde bir yükseliş görmediğini' söyleyen Trump, "ABD size nasıl destek verebilir" diye sorduğunda "Sadece, bütün Müslüman toplumlar için sempati ve sevgiye ihtiyaç var" yanıtını aldı.

SİLAH YASASINDA HIZLA HAREKETE GEÇTİ

Ardern, silah kontrolü yasalarının değiştirilmesi için ilk günden dile getirdiği çağrıyı da havada bırakmadı; dün yapılan kabine toplantısının ardından ilkesel uzlaşma sağlandığı ve yeni yasanın birkaç gün içinde hazırlanacağı açıklandı. Ardern'in Yeni Zelanda'nın silah yasalarını sıkılaştırma girişimi cesur bir girişim olarak görülüyor. Zira ülkede yarı otomatik silah edinmek kısmen kolay. Silah bulundurma 'hakkı'nı savunan gruplar da saldırılara rağmen Ardern üzerinde baskı kurmakta gecikmedi. Ancak başbakan kararlıydı; "Artık değişmenin vakti geldi" dedi.

ÇALIŞAN KADINLARIN HAKLARININ SİMGELERİNDEN BİRİ

38 yaşındaki Ardern, şu an dünyanın en genç kadın lideri. 2017 seçimlerinde İşçi Partisi'nin lideri olarak başbakan seçilmesinden bu yana, liderliğine yaşı ve cinsiyetinden aldığı ilerlemeci idealler damga vurdu. 2017'de görev başındayken doğum yapan ikinci lider oldu (Pakistan'ın eski başbakanı Benazir Butto bu konuda ilkti). Kızını doğurduktan sonra altı hafta doğum iznine çıkması, çalışan kadınların haklarında ilerlemenin bir simgesi olarak dünya çapında alkışlandı. Ardern kızı ile ABD'de talk şovlara katıldı; geçen yıl BM Genel Kurulu'na da kızıyla gitti.

İŞ DÜNYASI İLE ARASI BOZUK

Ardern şimdi, yabancı düşmanlığı ve nefretin ateşlediği bir trajedi sırasında Müslümanlarla kurduğu empati ve kararlı liderliği ile diğer liderler için bir model olarak gösteriliyor. 2017'deki seçim kampanyasında muhalifleri 'altı boş bir kampanya' yürüttüğünü, 'Jacinda-mania' adı verilen popülerliğinin, 'derinliği olmayan vaatlerini perdelediğini' öne sürüyordu. Görevde geçirdiği bir buçuk yılda da eleştiriler eksik olmadı; Ardern ülkenin bir kesimi tarafından siyaseti sola çektiği için eleştirildi. Asgari ücreti artırdığı için iş dünyasının tepkisini çekerken, öğretmenler, hemşireler ve otobüs şoförleri de maaş artışı talebiyle kitlesel eylemler düzenledi.

'BÖLMEDEN KARARLILIK GÖSTERDİ'

Fakat Ardern görünüşe göre, saldırıların ardından ülkesini krizlerin en derininden birleştirici ve kucaklayıcı bir yöntemle ustaca çıkaran, bunun (nasıl) yapılabileceğini de dünyaya adım adım gösteren bir lider olarak tarihe damga vuracak. Wellington'daki Victoria Üniversitesi'nden siyaset uzmanı Bryce Edwards, "Ardern'in performansı sıradışıydı ve bu nedenle hem ülke içinde, hem uluslararası ortamda güçlü bir şekilde alkışlanacağına inanıyorum" diyor. Yeni Zelanda Başbakanı, sosyal medyada da dünya çapında övülüyor. Ardern için paylaşılan mesajların bazıları şöyle:

Gazeteci Chris Urquhart: "38 yaşındaki Jacinda Ardern, bilge olmak için yaşlı olmak gerekmediğini gösterdi. Kararlılığınızın gücünün, hiçbir şekilde ülkenizin boyutu ile ilgili olmadığını gösterdi. Ve bir liderin bölücü olmadan kararlı olabileceğini gösterdi."

ABD'li bir Twitter kullanıcısı: "Keşke Jacinda Ardern bizim başbakanımız olsaydı. Ne kadar kaliteli bir davranış. Yeni Zelanda, bizi evlat edinebilir misiniz? Bizi burada kuklalar (Muppets)  yönetiyor."

"BM Genel Kurulu'na çocuğunu getirerek tarihe geçen kadın, güçlü bir liderin aynı zamanda şefkatli olabileceğini dünyaya gösteriyor. Jacinda Ardern, terör çağında liderliği yeniden tanımlıyor"