InSight Crime: Kıtalararası uyuşturucu trafiğinde Türkiye'nin rolü artıyor

Küresel organize suçlar üzerine araştırmalar yapan InSight Crime web sitesi, Türkiye'nin kıtalararası uyuşturucu koridoru olarak anılmasının nedenlerine yer verdi.

Google Haberlere Abone ol

Alessandro Ford

DUVAR - Türk ve yabancı kolluk kuvvetleri Güney Amerika'dan Türkiye'ye yönelik sevkiyata hazırlanan rekor miktarda kokain ele geçirdi. Kokainin miktarı Avrupa ve Orta Doğu pazarlarına uyuşturucu geçişinde Türkiye'nin artan rolünü dikkat çekici biçimde ortaya koyuyor.

Ekvador polisinin yayımladığı resmi bültene göre, Ekvador yetkilileri 23 Haziran tarihinde, Guayaquil limanında Türkiye'ye gönderilmek üzere olan bir muz konteynırında yaklaşık 850 kilogram kokain ele geçirdi. Sevkiyat, bu yıl nisan ayında Mersin limanında yakalanan ve yine Guayaquil limanından gönderilmiş 250 kilogramın üzerinde kokain içeren yük ile neredeyse bire bir aynı.

InSight Crime'a konuşan uzmanlar, bunun buzdağının sadece görünen kısmı olduğu görüşünde. Zira, uzun zamandır Avrupa'da ''eroin ticaretin kralları'' konumuna gelen Türkiye kaynaklı organize suç odakları, düşen afyon fiyatlarını dengelemek amacıyla giderek daha fazla kokain ticaretine yöneliyor. Söz konusu Türk şebekeler, İtalyan ve Arnavut mafyalarına kıyasla Avrupa'da hala ikinci derecede oyuncu olmalarına rağmen Güney Amerika çıkışlı kokaini Doğu Avrupa ve Kafkaslar'a, oradan da Basra Körfezi'nin zengin petrol devletlerine gönderiyor. InSight Crime, kıtalararası kokain koridorunda Türkiye'nin yükselen rolünü temel olarak 5 nedenle açıklıyor.

Araştırmaya göre, Türkiye şu anda bölgesel bir kokain transit merkezi konumunda.Kokainin küçük bir miktarı iç pazarda kalırken geri kalan kısmı deniz yoluyla Doğu Avrupa ve Balkanlara, veya kara yoluyla Irak üzerinden Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'ne gönderiliyor.

EROİN BAĞLANTILARI

Her şey haşhaş tarlalarında başladı. Tarihçi ve Donanma Yüksek Okulu'nda akademisyen olan Profesör Ryan Gingeras'a göre Türk tacirleri 1960'lardan beri küresel eroin ticaretine hükmediyor. Ülke içinde derin yolsuzluk ağları kurulurken bir yandan da Avrupa genelinde limanlar, lojistik ağlar ve dağıtım çetelerinin dahil olduğu suç şebekesi sayesinde küresel suç ağı adeta ilmek ilmek örüldü.

1980'lerde Afganistan ve İran'dan başlayıp Türkiye toprakları üzerinden Avrupa Balkanlara uzanan afyon ticareti ''Balkan Rotası'' olarak adlandırılmaktaydı. Kimi zaman eroini Arnavut mafyasına aktararak Doğu Balkanları tercih ettiler. Kimi zaman da Romanya veya Moldova üzerinden Sovyet mafyası devreye girdi. Uyuşturucu çoğu kez deniz yoluyla Belçika'ya gönderilirdi veya Anvers ve Rotterdam'daki Hollanda nakliye merkezlerine. Türk uyuşturucu mafyasından bazı isimler 1980'lerde İspanya'da yakalanıp hapse girdiklerinde Kolombiyalı ve Galiçyalı kokain baronlarının ilk kuşağıyla tanıştılar.

Türk araştırmacı gazeteci ve Türkiye'nin uyuşturucu ticareti üzerine bir kitabı da olan Cengiz Erdinç, o tarihlerde bile Türk uyuşturucu tacirlerinin ilişkiler, altyapı, siyasi güç gibi konularda rakiplerinin çok üzerinde deneyime sahip olduğunu ve neredeyse her şeyi kaçırabildiklerini söylüyor. InSight Crime'a konuşan Erdinç, Türk tacirlerin kokaine göre daha pahalı olan eroini takas etmek üzerine çalıştıklarını belirterek ''1990'larda 1 kilo eroin için 25 kilo kokaini takas ediyorlardı'' diyor.Böylece Türk eroinin Güney Amerika'ya, Kolombiya kokainin ise Avrupa'ya sevki başlıyordu. Erdinç, o dönemde bahsi geçen ilk Türk tacirlerinin kokaini nasıl sattıkları hakkında net bilgi olmasa da , Avrupa'nın belli başlı kentlerinde konuşlanmış Türk çeteleri sayesinde muhtemelen bunun çok zor olmadığını söylüyor.

80'lerin ardından Türkiye'de ilk büyük kokain operasyonları başladı. 1998'de Mersin limanında Şili'den gelen 750 kilogramın üzerinde kokain ele geçirildi. 2000'li yıllarda ise Avrupa'da eroin
fiyatları düşerken, kokain pazarı hızla büyüyordu. Dolayısıyla uyuşturucu ticaretinde de çeşitlilik olması artık zorunluluktu.

Cengiz Erdinç, bu dönemde Türk tacirlerinin İspanyol bağlantılarından yararlanmaya başladıklarını belirterek kokain ticaretinde öne çıkan Antwerp ve Rotterdam gibi merkezlerin bu kez eroin takası için daha fazla tercih edilmeye başlandığını ekliyor. Türkiye'de ise eski eroin kaçakçıları bu kez kokaine yatırım yapmaya başlıyordu. 2013 yılına gelindiğinde Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi (UNODC) yıllık raporunda Türkiye ve Balkan Rotası üzerinden kokain akışında ciddi bir yükselişe işaret ediliyordu.

Raporda şu ifadeler vardı: "Bu rota üzerinden Avrupa'ya giren kokainin kaynağı farklı görünüyor. Kokain sıklıkla Afrika'dan geçiyor...[i]diğer durumlarda, kaçakçılar doğrudan Güney Amerika'dan ve Brezilya'dan kokain elde ediyor". Bu rota, Galiçya'nın en ünlü uyuşturucu kaçakçısı Sito Miñanco gibi müttefikler sayesinde sağlanıyordu. İspanyol polisi ünlü kaçakçının 2018'de İspanya'da yeniden hapse girmesinin ardından yaptığı açıklamada Miñanco'nun yıllarca Türk mafyası ile birlikte iş yaptığını, başlangıçta sadece eroin kaçakçısı iken daha sonra hem Türkiye'ye hem de Türkiye'den kokain taşıdığını söylüyordu.

2010'ların ortalarında ise yeni bir kokain pazarı ortaya çıktı; Ortadoğu. Suriye, Lübnan ve İsrail ile bu pazar 2016'da bölge genelinde katlanarak büyüyordu. Talep yükseliyordu. Türk uyuşturucu tüccarları ise artık Atlantik'i geçmeye hazırdılar.

LATİN AMERİKA PAZARI

2016 yılında Paraguay yargısı Güney Amerika'daki ilk Türk kokain zincirini tespit ederek tutukladı. Tutuklananlar arasında Hizbullah bağlantılı bir Lübnanlı ve iki Türk vardı. Suçları 510 kilogram kokaini Türkiye'ye kaçırma teşebbüssüydü. Bu isimler bugün de Avrupa'dan Latin Amerika'ya sürmekte olan suç göçü dalgasına dahil olan Türkiye'den ilk suçlulardı.

InSight Crime 'ın 2021'de yayınladığı bir araştırmaya göre Avrupalı muadilleri gibi onlar da ucuz kokain kaynaklarına ulaşmak için yerli üreticilerle bağlantı kuruyordu. Ayrıca Türkler, İtalyanlar gibi uzun süredir devam eden yerel bağlantılara sahip olmasalar da, sağlam deniz taşımacılığı altyapıları sayesinde kaçakçılık için taşeron kullanmıyor ve kendi mallarını bizzat kendi gemileriyle Avrupa'ya gönderiyorlardı. (Europol and the European Monitoring Centre for Drugs and Addiction (EMCDDA), 2019 tarihli rapora göre)

Bu da, tıpkı Karadağlılar gibi, Atlantik ötesindeki kokain nakliye gemilerinde neden çok sayıda Türk denizcisi olduğunu açıklıyordu. Nitekim, 2018'de İspanya otoriteleri Atlantik'te 1.4 ton uyuşturucu taşıyan bir gemide 7 Türk mürettebatı yakalamıştı ve bu Türk kokain kaçakçılarına yönelik o yıl yürütülen üçüncü operasyondu.

O tarihten bu yana yakalanan çok sayıda Türk uyuşturucu kaçakçısından bahsedilir oldu. 2018'de Venezuela'da Simon Bolívar Uluslararası Havalimanı'nda Türkiye, Lübnan ve Fransa'ya uyuşturucu taşıyan bir network yakalandı. 2021'de bir Türk kaçakçı daha Peru'da kokain vadisi olarak bilinen Huánuco'da 100 kilograma yakın uyuşturucuyla yakalandı. Bir ay sonra, Kasım 2021'de Kolombiya polisi bir Türk kaçakçıyı, lüks bir villada uyuşturucu parasını aklarken iş üstünde yakaladı.

El Tiempo gazetesine göre Almanya'nın aranan kokain tacirlerinden biri de o dönemde Kolombiyalılarla çeşitli iş görüşmeleri yapmaktaydı ve bu görüşmelerde yabancılar da vardı. Bu kişiler Türk organize suç gruplarıyla çalışan iki Latin Amerikalı gruptan birileri olabilirlerdi. Bu gruplardan ilki, Kolombiyalı FARC muhaliflerinin İkinci Marquetalia fraksiyonuydu.

Mayıs 2021'de, Kolombiya polisi sınırda Türkiye adresli 400 kilogramdan fazla kokain ele geçirmişti.Polis, kargonun kabul edilen bir dizi sevkiyatın ilki olduğunu söyledi. İkincisi ise Meksika'nın Sinaloa Karteli'ydi. Ancak ortada bir gizem vardı; ne Meksika kokain kargoları Türkiye'ye giderken ele geçirildi ne de Sinaloa üyeleri tutuklandı.Yine de sosyal medyaya yüklenen bir video serisi nedeniyle Türk uzmanlar bu bağlantıdan emindi.

İlki 2020'de ortaya çıkan videoda Türkiye'den aşırıcı sağcı paramiliter Bozkurtlar Sinaloa kartelini ve lideri Ismael Zambada García'ya selam gönderiyorlardı. Yayınlanan diğer üç videoda ağır silahlar donanmış üç kişi Türk arkadaşlarına selam yollarken arka planda milliyetçi bir Türk parçası duyuluyordu. InSight Crime'a konuşan uzmanlar ise ''Bozkurtların Türkiye'de kokain kaçakçılığı konusunda ünlü'' olduğunun altını çiziyordu. Başka uzmanlara göre ise bu bağlantı yıllar önce doğmuştu. İspanyol El Pais gazetesine konuşan bir Amerikalı akademisyene göre ise Sinaloa Karteli eroinini mükemmelleştirmek için Türk kimyagerleri ile çalışmıştı. Ancak, ''Bu pek olası olmayan bir hikaye gibi görünüyor zira haşhaş ekiminin tarihi en az Türkiye tarihi kadar eski''ydi.

ALTERNATİF KOKAİN ROTASI

2017'den sonra Türkiye'de kokain yakalamaları arttı. Kuzey Amerika ve Avrupa'da resmi otoriteler ağır yasaklar koyarken, tacirler ürünlerini bu pazarlara sokmak için alternatif yollar arıyordu. Türkiye 2021 Uyuşturucu Raporuna göre Türkiye ideal bir rotaydı.Ülke çapında el koymalar 2017'de 1,4 ton ile rekor kırarken, 2018'de 1,5 tona, 1,6 tona yükseldi.

InSight Crime'a göre rakamlar 2019'da ton ve 2020'de 1.9 ton'du. Haziran 2020'de Kolombiya'nın Buenaventura limanında kauçuk içine gizlenmiş 4.9 ton kokain bulunmasından sonra el koyma operasyonları daha da arttı. Haziran 2021'de Mersin limanında 1.3 ton kokain bulundu. Bu Türkiye topraklarında gerçekleşmiş en büyük el koymaydı. Bir sonraki hafta ise 463 kilogram kokain ele geçirilecekti.

Mayıs 2021'de Panama'da Mersin rotalı 600 kilo kokain bulunurken, birkaç ay önce İspanyol polisi Türk mürettebatlı bir gemide yaklaşık 3 ton kokain bulacaktı. Ağustos 2021'de ise Brezilya polisi Türkiye'de kayıtlı olan ve çalışanların Türk olduğu özel bir jette 1.3 ton kokain buldu.

2022'de Ekvador, Batı Afrika ve Malta'da Türkiye'ye giden sevkiyatlar ele geçirildi. Bu kokainin çoğu Türkiye üzerinden geçiyorsa da ülkede kalan miktar da artıyordu. EMCDDA raporuna göre ülkenin iç pazarı 2007-2017 arasında rekor büyümüştü. Uyuşturucu operasyonları ise 10 kat artmıştı. Bu rapora göre ayrıca yerel kokain pazarları olgunlaşırken İstanbul gibi büyük kentlerde 'taş kokain' (crack cocaine) kullanımının yaygınlaşması bu olgunlaşmanın en önemli işareti.

George Mason Üniversitesi Terörizm, Sınır Ötesi Suçlar ve Yolsuzluklar Merkezi'nde araştırmalar yürüten ve aynı zamanda eski bir narkotik uzmanı olan akademisyen Dr. Mahmut Cengiz şöyle diyor: ''Taş kokainin burada üretildiğine kesinlikle eminim. Kokainin dağıtımını Nijeryalı gruplar organize ediyor ve Türklerle birlikte işin üretimini de yapıyorlar."

Kaynak: InSight Crime