Siyah müfredat

Konuşulmayan, görmezden gelinen konular toplumların zihninde ve kalbinde hiç iyileşmeyen yaralara dönüşüyor. Ayrımcılığa ve ırkçılığa karşı ilk adımı atmak için ise işlenen suçların üstlenilmesi, konuşulması, okullarda müfredatın bir parçası olması ve ileriye dönük düzenlemelerin teşvik edilmesi gerekiyor.

Ayşegül Dikenli Williams

LONDRA – İngiltere’de ‘Siyah Tarihi’ derslerinin seçmeli değil zorunlu olması yönünde imza kampanyası başlatıldı. Müfredattaki kapsamının genişleterek sadece kölelik ve sivil hakları mücadelesi tarihiyle sınırlı kalmaması, sanat, edebiyat, kültür, ekonomi, siyaset konularını da kapsayan, güncel yaklaşım ve yaşlara uygun içeriklerin de müfredatın bir parçası olması isteniyor.

Çalışma arkadaşım Arike, Afrika kökenli doğma büyüme bir İngiltere vatandaşı. Politik olarak bilinçili, açık sözlü, her daim pozitif, 20 yaşlarında bir genç. Geçenlerde Zoom toplantımızda George Floyd’un öldürülmesi ve neler yapabiliriz mevzusundan konuştuk takım olarak. Daha çok dinlemek şiarında bir görüşmeydi bu aslında. Rol çalmadan, yaşayandan dinlemek ve kendimizi eğitmekti amaç.

Arike, siyah bir genç kadın olarak olarak tenine uygun fondöten bulamamaktan (oldukça politik bir sorun, dev şirketler hala olması gereken çeşitlilikte üretmiyor), Martin Luther King’in 60’larda Londra’ya yaptığı ziyaretten, polis gözetiminde öldürülen diğer siyahlardan, Bristol’de köle tacirinin heykelinin protestocularca devrilmesinden, ortaokulda işledikleri kölelik tarihi derslerinden bahsetti. Derslerde siyah tarihin yetersiz işlendiğinden, ağırlıklı olarak kölelik ve sivil hakları mücadelesinden bahsedilmesinden yakındı.

SÜPER KAHRAMAN SİYAH PANTER

“Biz bundan çok daha fazlasıyız” diyordu Arike. Siyah bilimadamlarından, yazarlardan, sanatçılardan bahsedilen, gençlere rol modeli olacak bir yaklaşımı istediğini anlatıyordu. Afrika kökenli sinema yazarı diğer bir arkadaşımsa Instagram’da siyahların sadece mağdur olarak portrelendiği filmler yerine alternatif yapımlara da şans verilmesinin önemine değinmişti tam bu sıralarda. Rüzgar Gibi Geçti’de mutlu köleler, beslemeler nasıl tepki topladıysa yeni kuşak genç siyahlar için de filmlerde işlenen ‘mağdur portreleri’ yetersiz kalıyor. Daha çok ‘Siyah Panter’ daha az ‘Duyguların Rengi’ diyordu bu arkadaşım özet olarak. Bu konunun genç kuşak için önemini anlayamadığımı farkettim.

Arike, Marvel’in Siyah Panter filminin küçük çocuklar için önemini gözleri parlayarak anlatıyordu. “Bilemezsiniz küçük bir çocuğun kendine benzeyen bir süper kahraman oyuncak figürünü eline aldığındaki o hissi” diyordu. Geçenlerde 6 yaşındaki kızım, She-Ra’yı izlerken “Keşke uzun sarı saçlarım olsa” dediğinde o yürek burkan hissi bir nebze de olsa anlamıştım. Ekranlarda çeşitliliğin, farklı renklere, aksanlara, sosyal ve etnik kökenleri farklı olanlara daha çok yer verilmesinin önemi son yıllarda gözle görünür olarak artsa da yeterli olduğunu söylemek güç.

OKULLARDA ‘SİYAH MÜFREDAT’

İngiltere’de siyahların tarihi, Siyah Tarih Ayı’nın bir parçası olarak işleniyor, ancak bu esas olarak kölelik tarihi ve İnsan Hakları Hareketi konuları ile sınırlı olduğu için yıllardır eleştiriliyordu. Geçen sene oluşturulan ‘Siyah Müfredat’ girişimi, müfredatta her yaşa uygun şekilde Siyah Britanyalılar’ın tarihine, başarılarına da yer verilmesini istiyor.

“Okullarda kölelik tarihini anlatıyoruz, tamamdır bu iş” demek biraz kolaya kaçmak oluyor. Özellikle genç kuşak artık daha fazlasını duymak, basmakalıp söylemlerin ötesinde yaklaşımlardan yana. Siyah Panter filminin kuşağı gurur duymak, umutlu olmak da istiyor.

Faaliyetine 2019 yılında başlayan Siyah Müfredat’ın kurucusu Lavinya Stennett “Okullarda sadece kölelik tarihi öğretiliyor – ki bu tarihin önemli bir parçasıdır, öğrenmek zorundayız. Ama bunun gençler için yeterli olduğunu düşünmüyorum” diyor. Stennett, okul müfredatındaki ‘Siyah İngiliz’ tarihine daha tutarlı bir odaklanmaktan bahsediyor. Siyah Müfredat, bu adımın hem ‘gençler arasındaki sosyal bütünlüğü’ iyileştirmek hem de Birleşik Krallık’taki her gence ulusal tarihleri ​​bağlamında ‘aidiyet ve kimlik duygusu’ verilmesini sağlamak için çok önemli olduğunu vurguluyor verdiği demeçlerde: “Değişim ancak toplumun sömürgeciliğin gerçeklerini ve hala mevcut ekonomik ve yasal yapıların yanı sıra toplumumuzda mevcut olan inanç ve davranış kalıplarını nasıl desteklediğini anlamasıyla başlayabilir.”

Ne yani bir ülke geçmişte işlediği suçları açıkça üstleniyor ve üstüne üstlük bunu müfredatın bir parçası mı yapıyordu? Çocuklar “Atalarımız köle ticareti yapmış ve bu korkunç bir şey” diye düşünebilisinler diye bir ders mi var? Yeterli olmasa da bir yerden başlanmıştı ve artık bunun yeterli olmadığı daha güçlü bir sesle ifade ediliyor. Somut taleplerle değişime doğru oluşan bu güncel platform fırsatından yararlanmak ise tüm aktivistlere örnek olacak nitelikte.

TÜRKİYE’DE AYRIMCILIĞIN TARİHİ 

Tüm bu tartışmalara tanıklık ederken kendi ortaokul, lise, hatta üniversite yıllarımı düşünüp derslerde hemen hemen hiçbir hak arama mücadelesinden, tarihte işlenen suçlardan bahsedilmediğini ve tüm bu bilgilere yarım yamalak alternatif kaynaklardan ulaşmak için ne kadar çaba harcadığımı düşündüm.

Kültürel çeşitlilik ve çok kültürlülüğün okul müfredatlarındaki payı İngiltere’de de yeterli değil. Daha yıkılması gereken çok put var. Ama bir yerden başlanmış. Irkçı yasaların 1950’lere kadar devam ettiği İngiltere’de siyahların mücadelesini anlatan dersler müfredatın bir parçası. Ortaokula giden bir çocuk hem Martin Luther King’in hem de Nelson Madela’nın kim olduğunu, kolonyalizmi, oldukça nötr bir dilde üniversiteli ve masterlı birçoğumuzdan çok daha iyi biliyor üstelik. Peki ben ne kadar biliyorum doğduğum ülkenin tarihini? Yetişkinlik dönemimde merak edip okuduğum alternatif kaynaklar dışında hiçbir şey diyebilirim.

İğneyi kendimize çuvaldızı başkasına sözünden yola çıkarak kendi tarihimize filtresiz bir aynadan bakmak, payımıza düşen olsa gerek. Esir pazarları, devşirme kültürü, harem müessesesi, beslemeler, katliamlar ve konuşulmayan soykırım mevzusu da aklıma gelenlerden bazıları. Müfredata girmesi gerekenler listesi uzayıp gider. Peki ama bir yerden başlamak gerekmiyor mu?