Rejim yapmak hem sağlığa hem de çevreye faydalı

Standart bir beslenme yönteminin dışında devletler tarafından tavsiye edilen sağlıklı diyetleri uygulayan ülkelerin vatandaşları yüzde 25 daha az karbon salıyor. Bugün küresel sera gazı salımlarının üçte biri gıda sektörü tarafından yapılıyor.

Google Haberlere Abone ol

DUVAR - Bilim insanları tarafından bir araştırmalar, diyet yapmanın ekosistemlere de iyi geldiğini ortaya koydu. ABD Ulusal Bilim Akademisi Araştırmaları (PNAS) dergisi tarafından yayınlanan bir makaleye göre, standart bir beslenme yönteminin dışında devletler tarafından tavsiye edilen sağlıklı diyetleri uygulayan ülkelerin vatandaşları yüzde 25 daha az karbon salıyor.

Bugün küresel sera gazı salımlarının üçte biri gıda sektörü tarafından yapılıyor. PNAS'ın araştırması ise dünya nüfusunun yüzde 64'üne tekabül eden 37 ülkeyi kapsıyor. Hem diyetlerin hem de akademik çalışmanın anahtar kelimeleri hayvansal ürünler ve şeker. Çok sayıda rejim et, süt ürünleri, yağ ve şekeri kesmeyi tavsiye ediyor. Bu diyetlere uyup özellikle hayvansal ürünleri yemeyen bireyleR ise sera gazı salım oranlarının düşmesine ciddi bir biçimde katkı sağlayabiliyor.

En başta ABD ve Japonya olmak üzere zengin, müreffeh ülkelerde yurttaşlar sağlıklı diyetleri daha rahat uygulayabiliyor. Araştırmada sera gazı salımları, ötrifikasyon (salımlara sebep olan azot, fosfat yoğunluğu) ve arazi kullanımı gibi kıstaslar kullanılıyor. Raporda yayınlanan verilere göre sera gazı salımında yüzde 13 ila 24, ötrifikasyonda yüzde 9 ila 21, arazi kullanımında ise 5 ila 17 düşüş sağlanabiliyor.

Araştırma görevinin başındaki çevre bilimci Dr. Paul Behrens, "Bu diyet sağlığımız için çevre için de iyi oluyor, tam bir kazan kazan durumu" dedi. Leiden Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olan Paul Behrens daha başarılı sonuçlar elde edilebilmesi için genel olarak ülkelerin resmi sağlıklı beslenme önerileri konusunda daha titiz davranmaları gerektiğini söylüyor.


AB kömürden zarar ediyor

Avrupa Birliği'nin enerji gündeminde "kömürden çıkış" tartışmaları giderek daha fazla yer kaplıyor. Şimdiden 7 ülke (Danimarka, Finlandiya, Fransa, İtalya, Hollanda, Portekiz ve İngiltere), kömürü en geç 2030' yılında kapatmaya karar verdi.  Avrupa'nın en büyük ülkelerinden biri olan Almanya'da kömürden çıkış en önemli gündem maddelerinin başında geliyor. İngiltere merkezli düşünce kuruluşu Carbon Tracker’ın tarafından yayınlanmış olan  rapora göre, Avrupa Birliği’ndeki kömürlü termik santrallerin yarısından fazlası zarar ediyor ve bu oran 2030’da yüzde 97’ye yükselecek. Rapora göre, santral sahibi şirketleri ilgili tarihe kadar toplam kurulu güçlerinin sadece yüzde 27’sini kapatmayı planlıyorlar. Ancak, 2030 yılına kadar tüm santrallerin kapatılması kararı alınırsa, elektrik şirketleri, 22 milyar Euro zarardan kurtulabilir.

Avrupa Birliği’nde giderek artan hava kalitesi standartları ile karbon fiyatları kömürlü termik santral işletme maliyetlerini arttırırken, temiz teknoloji maliyetleri ise düşmeye devam ediyor. Kömürlü santraller hali hazırda finansal sorunlar ile karşılaşıyor, bu durumun giderek kötüleşmesi bekleniyor.

'KÖMÜR AB ÜLKELERİNİ BİR ZARAR SARMALINA SOKTU'

Carbon Tracker Analisti ve raporun yazarlarından Matt Gray: “Yenilenebilir enerjide yaşanan ekonomik değişim ile hava kirliliği politikaları ve artan karbon fiyatları da AB’de kömüre dayalı elektriği bir 'zarar sarmalı'na soktu. Şirketlerinin önlerinde, kömürden vazgeçmek ya da hükümete lobi yaparak kendilerini kurtarmalarını ummaktan başka bir seçenek görünmüyor.” dedi.

Carbon Tracker, raporda AB’deki tüm kömür santrallerinin karlılığını analiz ederek, Paris Anlaşması’na uyumlu bir biçimde alınacak olan kömürü terk kararlarının finansal etkilerine baktı.

Analize göre, Alman elektrik şirketleri RWE ve Uniper 2030’a kadar kömürlü termik santrallerini kapatarak sırasıyla 5,3 milyar euro ve 1,7 milyar euro değerinde kaybı önleyebilir. Bu stratejiyle, İtalyan Enel ve Romen CE Oltenia hariç, Avrupa’nın en büyük 15 kömürlü termik santral işletmesinin tümünün zararlarını büyümeden önlenebilecek. Almanya en fazla kar etmeyen kömürlü termik santralin bulunduğu ülke olarak santralleri erken tarihte kapatarak 12 milyar euroluk olası zararı önleyebilir. Polonya’da bu sayı 2,7 milyar Euro, Çek Cumhuriyeti’nde 2,2 milyar Euro, İspanya’da 1,8 milyar Euro ve İngiltere'de 1,7 milyar euro’yu buluyor.

Şimdiden 7 ülke (Danimarka, Finlandiya, Fransa, İtalya, Hollanda, Portekiz ve İngiltere), kömürlü termik santrallerin kapatılması için tarih olarak 2030 yılını ya da daha yakın bir tarihi vererek kömürün verimsizliğini ve emisyon hedefleriyle uyumsuzluğunu ortaya koydu. Raporda “İngiltere kömürü terk ederek, sadece iyileştirilmiş hava kalitesine bağlı olarak vatandaşlarının üstün yararlarını doğrultusunda hareket etmekle kalmıyor, aynı zamanda elektrik şirketleri hissedarlarının maddi çıkarlarını da korumuş oluyor” ifadesine yer veriliyor.

Raporda, elektrik üretimi yapan şirketlerin, zarar etmesine rağmen kömürlü santralleri açık tutmaya çalışabilecekleri de ifade ediliyor. Bu tercihin sebepleri arasında  maliyetlerin kamu tarafından karşılabileceğine dair beklentiler veya kömürlü termik santrallerin kapatılması için ödeme yapabilecekleri umudu, santral kapatılmasıyla ortaya çıkan çevresel restorasyon maliyetleri ve hükümetlerin siyasi nedenlerden santrallerin kapatılmasına karşı çıkmaları gibi gerekçeler gösteriliyor.

Öte yandan şirketler termik santralleri kapama kararını çok daha hızlı bir şekilde almak zorunda kalabilir.  İlk olarak, daha sıkı AB hava kalitesi standartları  bu şirketlerin halihazırda kar etmeyen santrallere yatırım yapmak ya da zararlarını azaltmak arasında karar vermeye itecek. Kömürlü termik santraller 2021 yılına kadar bu standartlara uymak zorunda olacak ve bu da mevcut kurulu gücün  yüzde 70’inin pahalı yeni teknoloji kurulumu yapmasını gerektirecek. Buna ek olarak rtan karbon fiyatları da maliyetleri arttırabilir. Aynı zamanda, Avrupa Komisyonu, üye ülkelerden yeni destek ihtimalinin önünü kapatarak, 2025’e kadar kömürlü termik santrallerin kapasite teşviki almalarını yasaklamayı teklif etti.


İngiltere'nin çeyrek yüzyıllık gururu: Ulusal Ormanlar

İngiltere'nin iç bölgelerinde yer alan kömür madenlerine ağaç ekilip Ulusal Orman'a dönüştürülmesinin üzerinden çeyrek asırdan fazla zaman geçti. Kuzeyde Leicestershire, güneyde Derbyshire ve güneydoğuda  Staffordshire bölgesindeki eski maden arazilerini kapsayan Ulusal Orman bin yıldır ülkede insan eliyle yaratılan ilk  orman olma özelliğini taşıyor.

250 km²'lik bir  alana yayılmış olan Ulusal Orman arazisindeki madenler 1980'li yıllarda kapatıldı. İlk ağaçların ekimine 1991 yılında başlandı. Bugün bünyesinde 8 buçuk milyon ağaç barındıran orman sayesinde İngiltere'nin yeşil alan örtüsü yüzde 6'dan yüzde 20'ye çıkardı. bu arada ormanın habitatında uzun zamandır görülmemiş olan su samuru ve zümrüt kelebekleri görülmeye balandı. Bölgedeki ormanlaştırma faaliyeti sayesinde  sel yönetimi ve nehir islahatı da yapılabildi.

Eski bir madenci olan Graham Knight The Guardian'a verdiği röportajda Ulusal Orman'ın bölge halkını nasıl etkilediği sorulunca "İnsanlar daha mutlu görünüyor. Bu orman insanlar için bir gurur kaynağı oldu. Hem kendilerini buralara ait hissediyorlar hem de kendilerini sağlıklı hissediyorlar " diyor. Öte yandan bölge halkının mutluluğu sadece doğanın, yeşilliğin verdiği huzur değil.  Halihazırda Ulusal Orman'ı  her sene 7,8 milyon insan tarafından ziyaret edliyor ve 5 bin yeni istihdam olanağı anlamına geliyor. İstihdam olanakları, yakacak odun ve kereste üretiminden,  esnaf lokantalı ve bira satışına kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor.

Öte yandan İngiltere'nin gözbebeği projesinde 2013 yılından beri muhtelif sorunlarla uğraşıyor. İlk olarak ormandaki dişbudak ağaçlarında dieback (kuruma) hastalığı yetkililerin canını sıkıyor. İkinci olarak Londra'yı doğu bölgesine, Leeds'e ve Manhattan'a bağlayacak olan HS 2 hızlı tren hattı ormanın sınırından geçiyor. Ulusal Orman yönetimi proje bu haliyle yapılacaksa tazminat talep ediyor. 2014 yılında ormanın içinde 121 km'lik bir yürüyüş parkuru açmış olan Ulusal Orman yönetimi eğer hızlı tern projesinden vazgeçilmezse savaşacaklarını söylüyor.