Cinsiyet değiştirme ameliyatlarının faturası ağır

Türkiye'de hayatın her alanında şiddet ve ayrımcılıkla mücadelede eden LGBTİ+ bireyler sağlık alanında da ayrımcılıkla yüz yüze kalıyor. Cinsiyet değiştirme ameliyatı olmak isteyenler fahiş fiyatlar ve bitmek bilmeyen bürokratik süreçlerle baş etmeye çalışıyor. Ameliyatlardan sonra yaşamını yitirenlere aileleri bile sahip çıkmadığı için olası doktor hataları soruşturma konusu bile olmuyor. Queer-trans-feminist Üzüm Derin Solak, "Ameliyatları başarısız geçtiği için yeniden operasyon geçirenler de var. Astronomik rakamlar istenebiliyor. İkinci operasyonu nasıl karşılayacaksınız?" diyor.

Filiz Gazi  fgazi@gazeteduvar.com.tr

İSTANBUL – Türkiye’deki uyum operasyonları diğer adıyla istenilen, hissedilen bedene kavuşmak için yapılan cinsiyet değişimi operasyonları için yaş sınırı 18.  Kimlik değişimi için sürecin devlet hastanesinde ilerletilmesi gerekiyor. Ankara, İstanbul, İzmir, Antalya gibi büyük şehirlerde operasyonlar gerçekleştiriliyor.

Trans kadın ve erkeklerin konu hakkındaki haber ağları genelde tecrübelerin paylaşıldığı sosyal medya sayfaları. Konuştuğum kişilerin aktarımına göre -mali açıdan daha uygun olduğu için- bu operasyonlar için en çok tercih edilen ülke Tayland. Uzun yıllardan beri oluşmuş bir sektörden bahsediliyor.

Operasyonlar riskli ve pahalı. Misal vajina plastiği ve testis yapımı fiyatları aynı değil. Konuştuğum bir kişi uyum operasyonlarını “Bizim için hayati bir ihtiyaç” sözleriyle anlattı. Bu yüzden gayretle para biriktirilmeye çalışılıyor.

Ameliyat sonrası ölen trans kadın ve erkekler için doktor hatası olduğuna yönelik yargıya intikal etmiş bir dava yok. Olumsuz vakalar ameliyat sonrası gerçekleşebilecek komplikasyon olarak görülüyor. Trans deneyim yaşayan bireylerin çoğu ameliyat sonrası refakatçisi olmadığı için bu süreci yalnız geçiriyor.

‘BIÇAK PARASI ADI ALTINDA ÜCRET İSTENİYOR’

Pembe Hayat Derneği’nden Sosyal Hizmet Uzmanı Doğu Kan, “Uyum operasyonlarındaki ameliyatların bir kısmını devlet karşılıyor. Mesela; vajinoplasti (Vajina daraltma), falloplasti (Penis yapılması), histerektomi (Rahmin karından çıkarılması), mastektomi (Memelerin alınması) salpingooferektomi (Tüp ve yumurtalık alınması)…  Ama öreğin trans kadınlarda meme büyütme operasyonunu karşılamıyor. Devlet bu operasyonu estetik operasyondan sayıyor” diyor.

Kan, devletin benzeri operasyonları karşılamasının işe yaramadığı noktalar olduğunu da ekliyor: “Rant haline geldiği için doktorlar bıçak kesme parası alma adı altında kendileri için ücret talep edebiliyorlar.”

Bu ücretler operasyondan operasyona değişiyor. Şöyle anlatıyor Kan: “Bugün bir vajinoplasti ameliyatı ile falloplasti ameliyatı aynı değil. Falloplasti ameliyatları daha maliyetli. Çünkü şöyle bir şey söz konusu: Türkiye’de mikro cerrahi alanında uzmanlaşmış, bu ameliyatlar özelinde eğitim alıp kendini geliştirmiş doktorlar yok. Eğer bu ameliyatları yurt dışında yaptırmak istiyorsanız yüksek maliyet engelleriyle karşılaşabiliyorsunuz.”

Kan, ameliyat sonrası yaşananlardan ise şöyle bahsediyor: “İnsanların estetik algılarının birbirinden çok farklı olduğunu anlamak lazım öncelikle. Trans kadınlar özelinde konuşursak, kimisi ameliyat sonrasında gördüğü vulvadan çok memnun olabilirken kimisi beğenmeyebiliyor ve haliyle bu durum kişi için bir sorun olabiliyor.’’

Kan, bu operasyonlar için istenen paraları biriktirmenin zorluğunu şu sözlerle anlatıyor: “Bulunduğumuz toplumda LGBTİ+ kişiler hastalıklı ve sapkın olarak görüldükleri için iş bulmaları zor oluyor. Kendi rızasıyla seks işçiliği yapan kişiler olduğu gibi zorunlu seks işçiliği yapan trans kadınlar var. Trans erkekler yine aynı şekilde iş hayatında çok fazla zorlukla karşılaşıyor. Sizi sigortasız çalıştırabiliyorlar. Hak ettiğiniz maaş LGBTİ+  olduğunuz için çoğu zaman verilmiyor ve düşük ücretle çalıştırılıyorsunuz. Eğer transsanız bir evin kirası ikiye katlanabiliyor.”

‘YAŞANAN SIKINTILAR TRANS ERKEKLER TARAFINDAN PAYLAŞILMIYOR’

2014-2018 arası Pembe Hayat Derneği’nde çalışan sosyoloji mezunu Güney İmbat, şu anda proje sektöründe çalışıyor. Yakın zamanda İzmir’deki bir özel hastanede mastektomi ameliyatı geçirdi. “İki yıl boyunca tüm maaşımı kredime ödeyeceğim” diyor: “Kolunuzdan bacağınızdan deri alınıp penis yapılıyor. Fahiş rakamlar telaffuz ediliyor. Mikro penis işlemleri daha ucuz.”

İmbat, çoğunluğun devlet hastanesini tercih etmediğini söylüyor. “Randevu almak zor. Her hastanede erişilebilen bir hizmet de değil. Çok çaba sarf ediliyor. Hem hastaneyle hem mahkemeyle yürütülen bir şey olduğu için çoğu hastanede bu süreçler sarpa sarıyor.”

İmbat “İlkin bir devlet hastanesi psikiyatri kliniğinden randevu alınıyor” diyor ve tüm süreci şöyle anlatıyor: “Düzenli görüşmeler yapılmaya başlanıyor. Bu görüşmelerin amacı sizde trans bir var oluş, var mı yok mu? En az 6 ay sürüyor. 2 yıla kadar da uzayabiliyor. Ondan sonra psikiyatri sizi endokrini bölümüne yönlendiriyor. Bu da hormon çalışmasına başlanması demek oluyor. Orada da bir kurul toplanıyor. Hormon verilmeye başlanıyor. Sonra ameliyat için mahkemeye başvurabilirsiniz, deniyor. Mahkemeden izin çıktıktan sonra ameliyat olabiliyorsunuz. Ondan sonra kimlik ve isim değişikliği süreci başlıyor.”

İmbat, yakın zamanda geçirdiği operasyonu sadece annesine anlatabilmiş. Şu sözlerle paylaşıyor: “Önce trans olduğumu, ondan sonra ameliyat olacağımı paylaştım. ‘Bunu babana söyleyemeyiz’ dedi. ‘Anlıyorum’ dedim. ‘Bunu söyleyemeyeceğimiz için ben gelemem’ dedi. 2 haftalık iyileşme sürecimde bana partnerim eşlik etti. O olmasaydı inanın ne yapardım bilmiyorum.”

İmbat, tıbbın benzer operasyonlardaki yaklaşımı için şu yorumda bulunuyor: “Penis bu ülkede erkekliğin hassas noktası. Bu operasyonlarda yaşanan sıkıntılar trans erkekler tarafından paylaşılmıyor. ‘Erkekliğin kutsallığına o kadar da kolay erişemezsiniz’ diye bir şey de var. Bence bilim bu kadar gelişmişken bu ameliyatların bu kadar başarısız olmasının tabi ki bir arka planı var.”

‘BİZE DENEKMİŞ GİBİ DAVRANILIYOR’

Queer-trans-feminist Üzüm Derin Solak, uyum operasyonlarına başlamadan evvel devlet hastanelerinde yapılan psikiyatrist görüşmelerinden bahsediyor: “Sizi bir değerlendirilmeye tabi tutuyorlar. Abartılmış bir kadınlık, erkeklik performansı bekleniyor. Kısa saçlı trans kadın olmanız psikiyatr tarafından sorularla meşgul edilebilir bir durum haline dönüşebiliyor.”

Hem hukuki hem de tıbbi süreci “Çetrefilli bir süreç” diyerek anlatıyor Solak: “Beden uyumsuzluk hali çocukluktan itibaren ciddi bir travma. Ergenlik döneminde özellikle büyük beden savaşları veriyoruz. Operasyon sadece genital uyum operasyonu değil. Hormon süreciyle beraber vücudunuzda beden uyumlaması başlıyor.”

“Bu operasyonlarda yanlış yöntem ve tedavi biçimleri yüzünden ölen trans deneyime sahip erkek ve kadınlar var” diyor Solak “Riskleri olan bir operasyon ve siz zor koşullar içinde biriktirdiğiniz birikiminizi bu operasyona yatırmak zorundasınız. Çünkü bu sizin hayati bir ihtiyaç.  Canımı yakan bir hadise yaşamıştım. Sabaha kadar ağladım. Sondanın değişmesi gerekirken bunu değiştirebilecek bir sağlıkçı yoktu mesela. Sabaha kadar doktoru bekledim. İkinci, üçüncü operasyon geçiren de var. İkinci operasyonu nasıl karşılayacaksınız? Astronomik rakamlar istenebiliyor” diyerek anlatıyor yaşadıklarını.

Solak hastanedeki deneyimini ise şu sözlerle paylaşıyor: “Ben beş gün yattım. Ayağa kalkamıyorsunuz. Uzunca bir süre tuvalet probleminiz oluyor. Elinizde sonda eve gönderiliyorsunuz. Kontrol süreçleri de sıkıntılı. İstanbul’daysanız, indi bindi, trafik. Dikişleriniz patlayabilir, mikrop kapabilirsiniz. Özellikle trans deneyime sahip kadın ve erkeklere doktorlar etik davranmıyor. Hasta mahremiyeti diye bir şey var. Doktorla birebir iletişim sağlamak isterken birden çevrenizde asistanları görüyorsunuz. Denekmiş gibi davranılıyor. Doktorlar bizden özür bile dilemiyorlar. Benim canım çok yandı. Bir sürü arkadaşımın canı yandı.”

‘MERDİVEN ALTI AMELİYATLAR OLUYOR FAKAT YARGIYA İNTİKAL EDEN BİR DAVA YOK’

Avukat Emrah Şahin, cinsiyet uyum sürecinin Medeni Kanun’un 40. maddede düzenlendiğini belirtiyor. Kişinin cinsiyet uyum sürecine başlayabilmesi için belli başlı şartlar var. Bunlardan biri kişinin 18 yaşını doldurmuş olması ve bekâr olması.

Şahin; “Ameliyatlar pahalı olduğu için bazen merdiven altı yapılan ameliyatlar oluyor. Bu nedenle hayatını kaybedenler de oluyor. Şahıs öldükten sonra ailesi bile sahip çıkmadığı için kimse peşini düşmüyor. Geçmişte olsa da şu an takip ettiğimiz bir dava yok” diyor.