'80 kedimle toplumdan izole bir yaşam kurdum'

80 kediyle aynı evde yaşayan Meltem İşgörür: Toplum olarak hayvanlardan öğreneceğimiz çok şey var. Bir hayvana yardım etmenin tadı hiçbir şeyde yok. Ne yediğiniz yemekte ne de içtiğiniz şarapta.

Google Haberlere Abone ol

İZMİR - İzmir’de yaşayan Meltem İşgörür yaşamını 80 kediyle aynı evde sürdürüyor. İşgörür’ün evinde baktığı kedilerin dışında sokağında sadece yemek verdiği 15 kedisi var. Oynamaları için ağaçlık alanların, ısınmaları için barınakların bulunduğu ev tıpkı bir kedi oteli gibi.

Yaşamını kediler üzerine kurduğunu söyleyen İşgörür, ‘’İnsanlardan çok hayvanlara saygım var. Keşke onlar gibi yaşayabilsek, keşke bu kadar hırslı olmasak, keşke para için bu kadar kötüleşmesek’ diyor. Kedilerinin kişiliğine ve ruh haline göre isim seçtiğini söyleyen İşgörür, onlara mama verirken tek tek isimleriyle sesleniyor. ‘’Ben onların hepsinin kakasının şeklini, kokusuna kadar bilirim. Mesela bir kör kedim kakasını kumun dibine yapar. O kaka kuma karışmadığı için almak zorundayım. Yoksa kokar. Jüli çok su içer. Çişini de kumun kenarına yapar. Onu da bilirim bu Jüli’nin çişi diye. Her şeylerini bilirim.’’

İNSANLARDAN ÇOK HAYVANLARA SAYGIM VAR

Uzun yıllar profesyonel barmen olarak çalışan Meltem İşgörür, yaklaşık 7 yıl önce insanlarla olan ilişkisini kesip kedileriyle birlikte kendisine yeni bir yaşam kurmuş.

.

‘’Gittikçe egoistleşen bir toplumla karşı karşıyayız. Herkes kendisi için yaşıyor, hiç kimse başkası için bir şey yapmıyor. Karşılıksız sevgi yok! Bugüne kadar insanlar için yaptığım her şey bana bir ders olarak geri döndü. Hep benden daha fazlasını geri aldılar. Bundan dolayı insanlarla diyalogu yavaşlattım. Ama benim hayvanlarla kurduğum dünya bir cennete dönüşüyor. Onlar benden sadece yemek bekliyor. Temizlemediğimde bana neden temizlemedin demiyorlar. Kedilerimle birlikte kendime toplumdan izole bir yaşam kurdum. Dışarıya sadece çöp dökmeye, mama almaya, onları veterinere götürmeye yani kedilerin ihtiyacı için çıkıyorum. Keşke toplumdan tamamen izole olabilsem ama bir yerde mecbursunuz. Dışarı çıktığımda hasbel kader evin alışverişini de yapıyorum. Yani şurayı gezeyim, buraya gideyim diye çıkmıyorum. Ben hayatımı kediler üzerine kurdum. İnsanlardan çok hayvanlara saygım var. Keşke onlar gibi yaşayabilsek, keşke bu kadar hırslı olmazsak, keşke para için bu kadar kötüleşmesek.’

BARINAKLARDA ÇALIŞTIM

Önceden kedilerden korkarmış İşgörür. 7 yıl önce köpeğini gezdirirken çok aç, hasta, yardıma muhtaç kedileri fark etmiş. ‘’Kapatılması gereken bir açığın farkına vardım. Hayvanların dünyasında yaşıyoruz ve hayvanlar çok muhtaç. İki arkadaşımla birlikte trafiğin tam orta yerindeki sokak barınağında hayvanlara bakmaya başladık. Birçoğunu ezilmekten kurtardım. O zaman sahiplendirmeyi, tedaviyi bilmiyordum. Belediye yardımcı oluyordu. Temiz baktığım için oraya yavru bırakmaya başladılar. Orada trafik tehlikeli olduğu için yavruları eve götürmeye başladım. Evimde 50 kedi olup şikayet gelince de sokak barınağı yaptım. Fakat yine şikayetler oldu. Dediler ki: “Biz senin hayvanlarını öldürürüz, zehirleriz” Sonra mecburen ailemden müsaade alıp yine eve getirdim onları.’’

YARDIMA MUHTAÇ KEDİLER BANA GELİYOR

Üç katlı evini kedilere uygun olarak düzenleyen İşgörür, maddi durumu elvermediği için mecbur kalmadıkça veterinere gitmiyor. Emekli maaşıyla onların tedavilerini yapmaya, gıda, temizlik gibi ihtiyaçlarını karşılamaya çalışan İşgörür,‘’İpin ucunu biraz serbest bırakırsanız ortalığı enfeksiyon sarar, enfeksiyon arttıkça artar, bir tane yaşatamazsınız burada. Her türlü ilgiye ihtiyaçları var. Mesela 3-5 tane kısırlaştırmadığım kedi olsa ben bu işin altından kalkamam. Yardıma muhtaç hayvanlar bana geliyorlar, onlara ancak yetebiliyorum. O yüzden buradaki tüm hayvanlar kısırlaştırılmış durumda. Zaten veterinerler de bunu öneriyor. Başka çare de yok…’’, diyor.

TERK EDİLMEK HAYVANLAR İÇİN ÖLÜM DEMEK

Kendisine gelen kedilerin çoğunun terk edilmiş olduğunu ifade eden İşgörür, hayvanları sahiplenip sonra da sokağa terk edenlere tepkisini ise şöyle dile getiriyor:

Gerekli bakım yapılmazsa enfeksiyon hepsi için tehlikeli olabilir

‘’Biz sevgiyle yaşamayı bilmiyoruz. Herkes paranın peşinde. Bir model üst araba, telefon kullanmanın derdinde. Oysaki her kedinin, köpeğin bir hikayesi var. Önce bunu bir değerlendirsinler. Sokak yaşantısına alışmış bir kedi veya köpek dış etkenlere karşı bir refleks geliştiriyor. Ama evde yetiştirdiğin, hiç dışarı çıkmamış bir hayvanı sokağa bıraktığın zaman onun bu koşullara uyum sağlaması çok zor. Hayvanlarını terk eden insanlar hakkında yorum yapmak haddim değil. Ama terk edilmiş bir hayvan üzüntüden ölüyor. Onlar bizim gibi değil, çok daha fazla duygusallar. Sevgiye önem veriyorlar. Terk edilmek hayvanlar için ölüm demek.’’, diyerek şahit olduğu bir olayı anlatıyor: ‘Yıllar önce karşılaştığım bir adam, kedisini sokağa bırakacağını söylediğinde tüm itirazlarıma rağmen ikna edemedim. Sokağa atmış olduğu hayvanı eve getirsem de 6 ay doğru dürüst beslenemedi, benimle konuşmadı. Sonra akciğer enfeksiyonu geçirdi. Nefes alamayınca veterinerlerden oksijen aradım. O durumdaydık yani. 6 ay boyunca kafasını kaldırması için ona yalvardım! Adını Ubuş koyduğum kedi. Şu an 8 kilo.’’

KEDİ SAHİPLENMEK SOKAKTAN BİR CAN KURTARMAK OLMALI

Toplumda engelli kedilerle ilgili farkındalık oluşması gerektiğini de ifade eden İşgörür’ün birçoğu sonradan terk edilmiş 12 görme engelli, 1 bedensel, 1 de zihinsel engelli kedisi var.

‘’Engelli kedilerim alıştıkları için burada mutlular. Sadece biraz daha ilgiye ihtiyaçları var. O da benim gibi 70-80 hayvana bakan bir insanın verebileceği bir şey değil. İstiyorum ki onlarla özel olarak ilgilenilsin. O yüzden amacım onları veteriner kontrolünde daha özenli bakacak ailelere kavuşturmak. Onların daha temiz, daha güzel koşullarda yaşaması gerek. 3-4 gün önce görme ve işitme engelli bir kediyi Antalya’ya gönderip sahiplendirdim. Duymadığı ve görmediğinden sürekli kendi etrafında dönüyor, korku içinde yaşıyordu. Sürekli hırladığı için de diğer kedilerden dayak yiyordu. Şu an orada bir veteriner kliniğinde tedavi altında. Bunu yapan insan hakikaten özel birisi. Herkes diyor ki benimkinin gözleri mavi olsun, köşemdeki yastığın rengine uysun. Beyaz olsun, sarının üzerinde benekler olsun ve de cins olsun… Oysaki kedi sahiplenmek, sokaktan bir can kurtarmak olmalı. İhtiyacı olan bir hayvanı barınaktan kurtarın. Toplum olarak hayvanlardan öğreneceğimiz çok şey var. Bir hayvana yardım etmenin tadı hiçbir şeyde yok. Ne yediğiniz yemekte ne de içtiğiniz şarapta!’’