Kayyım atamalarına tepki: Yeni bir darbe olarak tarihe geçti

Diyarbakır, Van ve Mardin Büyükşehir Belediye Başkanları’nın görevden alınıp yerlerine kayyım atanmasına çok sayıda sivil toplum kuruluşu, meslek örgütü ve sendikadan tepki geldi. Yapılan açıklamalarda seçmen iradesinin hiçe sayıldığı, bunun demokrasi ve hukuk devleti ilkeleriyle asla bağdaşmayacağının altı çizildi.

Google Haberlere Abone ol

ANKARA - Diyarbakır, Mardin ve Van Büyükşehir Belediye Başkanlarının görevden alınıp yerlerine kayyım atanmasına barolar, sivil toplum örgütleri ve sendikalardan tepki geldi.

İZMİR BAROSU: GÖREVDEN ALINAN BAŞKANLAR GÖREVE İADE EDİLMELİ

İzmir Barosu Başkanlığınca “Türkiye'nin Demokratik ve Çağdaş Bir Hukuk Devleti Olmaktan Başka Seçeneği Yoktur” başlıklı açıklamada, “Herhangi bir mahkeme kararı olmaksızın üç belediye başkanının görevden alınmış olması seçim öncesi yürütmenin başı tarafından “seçilirlerse kayyum atarız” şeklinde ortaya konan anti demokratik tavrın bir tezahürüdür. Bu hukuksuz anlayışın sonucu olarak meşru ve demokratik yollar yurttaşların bir bölümüne fiili olarak kapatılmıştır. Yapılan uygulama ile yurttaşlara kimi seçerseniz seçin size kendinizi yönetme imkânı tanımayacağız denilmektedir. Dolayısıyla, bugün yaşanan yürütme erkinin demokrasiye karşı darbesidir” denildi. Antidemokratik girdaptan makyaj niteliğinde yargı reformları ile değil köklü bir zihniyet değişimi ile çıkılacağı belirtilen açıklamada, “Türkiye'nin demokratik ve çağdaş bir hukuk devleti olmaktan başka seçeneği yoktur. Siyasi iktidar faşizmin ilanı anlamına gelecek bu uygulamadan derhal vazgeçerek görevden alınan belediye başkanlarını görevlerine iade etmelidir” denildi.

MÜLKİYELİLER: MAKBUL GÖRÜLMEYEN TÜM BELEDİYELER İÇİN TEHDİT

Mülkiyeliler Birliği’nden yapılan yazılı açıklamada “Atanan kayyumlar aracılığıyla demokrasinin en temel ilkeleri bir kez daha ayaklar altına alındı. İçişleri Bakanlığı’nın seçmen iradesini gasp eden bu kararı, siyasal iktidar tarafından makbul görülmeyen tüm belediyeler için ağır bir tehdit oluşturuyor. Bu uygulamaya son verilmesi, belediye başkanlarının hızla görevlerine iade edilmesi siyasal yaşamımız için hayati önem taşıyor” ifadelerine yer verildi.

SOSYAL HAKLAR VAKFI: KAYYIMLAR SORUŞTURULMALI

Sosyal Haklar Vakfı’ndan yapılan açıklamada kayyım atamalarının Türkiye’nin demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçeceği belirtilerek, “Seçimler üzerinden daha 4 ay geçmeden nasıl bir görev suçu olabilmiştir ki bu kadar ağır bir tedbir uygulanıyor? Kadir Topbaş’lar, Melih Gökçek’ler, Recep Altepe’leri istifa ettirip kamu denetimi ve yargıdan kaçıranların henüz 4 aydır görevde olanlarla ilgili görevden alma işlemleri anayasal düzenin açık ihlalidir. Seçilmiş belediye başkanlarının değil, israfı ayyuka çıkan, kamuyu zarara uğratan kayyumların soruşturulması, kovuşturulması, hakettikleri cezaları alması hukuk devletinin gereğidir” denildi.

DEMOKRASİNİN SON KIRINTILARINA DARBE İNDİRİLDİ

KESK’ten yapılan açıklamada, kayyum politikasının barıştan, emekten yana olan herkese verilmiş bir gözdağı olduğu belirtilerek şöyle denildi:

“Kimsenin kendini halkın iradesi ve yargının yerine koyma hakkı yoktur. Durum rejimin temel bir özelliği haline gelse de demokrasiye yapılan darbeleri kabul etmedik, etmeyeceğiz. Bu antidemokratik zihniyete, tüm kutuplaştırma ve düşmanlaştırma çabalarını aşarak, demokratik bir ülkeyi inşa etme mücadelemizi demokrasiden yana olan tüm kesimlerle yan yana sürdüreceğiz.”

TMMOB: DARBE DÖNEMLERİ ZİHNİYETİNİN ÜRÜNÜ

TMMOB’tan yapılan açıklamada da kayyum atanmalarına tepki gösterildi. Açıklamada görevden almaların sadece halk iradesine değil, halkın demokrasi ve seçimlere olan inancına da darbe vurulduğu ifade edildi. Açıklamada, “Sandıkta kaybedileni demokrasi dışı yollarla gasp etmeye çalışmak, bunu alışkanlık haline getirmek, tek adam rejiminin siyasal ahlak düzeyinin bir göstergesidir. Halkla hiçbir bağı olmayan, halka karşı hiçbir sorumluluk duygusu taşımayan kayyumlar sadece demokrasiye değil, atandıkları yerel yönetimlere de kalıcı zararlar vermektedir. Bu ayıptan, halk iradesine vurulan bu darbeden derhal vazgeçilmelidir” denildi.

DİSK: YENİ BİR DARBE OLARAK TARİHE GEÇTİ

DİSK’ten yapılan açıklamada, “Emekçi halkın kaynaklarını belediye binalarında kendilerine küçük saraylar inşa etmek için harcayanlar, 31 Mart 2019’da halkın oylarıyla sandığa gömülmüş, ancak 19 Ağustos 2019’ta İçişleri Bakanlığı atamasıyla yeniden yönetime getirilmiştir. 31 Mart 2019 seçimlerinden itibaren, seçme ve seçilme hakkına ardı ardına gelen müdahalelerin hiç kimseye bir faydası olmayacaktır. Seçimle gelenler seçimle giderler. Halkın seçme ve seçilme hakkını ortadan kaldıracak girişimlere karşı, ülkemizi, geleceğimiz, demokrasiyi, adaleti ve toplumsal barışı savunmak hepimizin görevidir” denildi.

HALKEVLERİ: BU SALDIRGANLIK ORTAK MÜCADELE İLE PÜSKÜRTÜLÜR

Halklevlerinden yapılan açıklamada ise, “Hepimiz biliyoruz ki bu intikam darbesinin esas nedenlerinden birisi de batıda AKP’nin seçim yenilgisine yol açan, Kürt halkının İstanbul ve diğer illerde gösterdiği seçim tutumudur. Kürt halkının özgürlük talebinin batıda demokrasi isteyen yurttaşlarımızla kalıcı bir şekilde birleşebilme ihtimali ve iradesidir. AKP/Saray rejimi faşit karakterini bir kez daha gösterdi. 31 Mart seçimlerinde, batıdaki en önemli belediyeleri alan muhalefet de tehdit altındadır. Bu saldırganlık ancak ortak mücadele ile geri püskürtülebilir. Şimdi Kürt halkının iradesine karşı saygı göstermeyenlere karşı kardeşliğin, dayanışmanın zamandır” değerlendirmesi yapıldı.

ÇHD: HAYDUTLUK

Çağdaş Hukukçular Derneği’nden “HDP’li belediyelere el konulması kabul edilemez” başlıklı açıklamada, “Tam 3 yıl önce 28 HDP’li belediyeye el konmuş ve seçilmiş belediye başkanları görevden alınarak yerlerine kayyumlar atanmıştı. O gün Çağdaş Hukukçular Derneği olarak yapılanın adeta bir “haydutluk” olduğunu belirtmiştik. 3 yıl önce yapmış olduğumuz tespiti bugün de aynen tekrarlıyoruz; yapılan, kelimenin tam anlamıyla haydutluktur!” denildi.

ÖHD: HESAP VERİLMEYECEĞİ ANLAMINA GELMEZ

Özgürlükçü Hukukçular Derneği'nden yapılan açıklamada ise şu ifadelere yer verildi: "Halkın iradesini sadece kendileri için isteyip Kürtlerin iradesini yok sayanlar bahane üretme zahmetine dahi katlanmamışlardır. Haklarında soruşturma ya da dava olmayan Kürt kalmamışken, adil yargılanma hayal olmuşken buldukları bahane abesle iştigaldir. Bu uygulamaları yapanlar şunu asla unutmamalıdır; pervasızlık düzeni içinde tüm hukuk kurallarının askıya alınması, hiçbir zaman hukuk önünde hesap verilmeyeceği anlamına gelmemektedir."

İTO: BU KARANLIKTAN MÜCADELE EDEREK ÇIKACAĞIZ

İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu da bir açıklama yaptı. İTO yaptığı açıklamada şunları söyledi: "Bu yapılan seçme ve seçilme hakkına yönelik bir saygısızlıktır. Bu yapılan seçmen iradesine karşı bir kayyum atamasıdır. Bu yapılan tıpkı 31 Mart’ta İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı seçilen Ekrem İmamoğlu’nun mazbatasının iptal edilmesi gibi bir hukuksuzluktur. Bu yapılan 23 Haziran İstanbul seçimi yenilgisinin acısını çıkartma amaçlı bir intikam operasyonudur. Bu yapılan “Demokrasi bir tramvaydır, gittiğimiz yere kadar gider, orada ineriz.” zihniyetinin bir yansımasıdır. Bu yapılan kendileri belediye başkanlığından alındığında demokrasi kahramanı kesilip başkalarını belediye başkanlığından almakta beis görmeyenlerin samimiyetsizliğinin bir göstergesidir. Bu karanlıktan hep birlikte mücadele ederek çıkacağız!"

MİMARLAR ODASI: HALK İRADESİNİN GASPI

Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nden yapılan açıklamada, “31 Mart yerel seçimlerinde aday olmalarında herhangi bir sakınca görülmeyen belediye başkanlarının, halk iradesi ile seçilmelerinin hemen ardından seçimle alamadıklarını, halkın iradesini gasp ederek ele geçirme niyetindeki iktidarın yaklaşımını kınıyoruz” denildi. Açıklamada görevden alınan belediye başkanlarının görevlerine iade edilmesinin demokrasinin olmazsa olmazı olduğu ifade edildi.

TKP: ZORBALIK ‘HUKUKA VE VİCDANA UYGUN’ DENİLEREK SAVUNULUYOR

Türkiye Komünist Partisi de yaptığı açıklamada kayyım atamalarına tepki gösterdi. Açıklamada, “Kural ve hak tanımayan AKP’nin kararlarının hiçbir meşruiyeti yoktur. Diyarbakır, Van, Mardin Büyükşehir Belediyeleri’nin HDP’li başkanlarını görevden alarak kayyum atayan AKP iktidarı bu zorbalığı ‘hukuk ve vicdana uygun’ diyerek savunmuştur. Üç belediye başkanının görevden alınmasının vicdani uygunluğunu tartabilecek son parti AKP’dir. Emeğe, vatana, kültüre, insana, doğaya düşman bir siyasi zihniyetin vicdandan söz etmesi, herhangi bir eylemini ‘vicdana uygunluk’la savunması saçmadır. AKP iktidarının bu hukuksuz ve hesapsız adımını meşrulaştırmasına izin verilmemelidir” denildi.

İHD: OHAL TÜRKİYE’DE KALICI HALE GELMİŞTİR

İnsan Hakları Derneği de belediye başkanlarının görevden alınmasına tepki gösterdi. Uygulamanın Anayasaya mutlak aykırı olduğu belirtilen açıklamada şu ifadelere yere verildi:

“Demokrasini ilk ve olmazsa olmaz şartı seçmen iradesini tanımaktır. Anayasa’nın 38. maddesinde masumluk hakkı düzenlenmiş olup kesinleşmiş mahkeme kararı ile hüküm giymedikçe kimsenin suçlanamayacağı kuralı bulunmaktadır. Bugün gerçekleştirilen görevden alma ve belediyeye el koyma operasyonu Anayasa’ya mutlak aykırı olup siyasi iktidarın seçimlerle ele geçiremediği belediyeleri anti-demokratik yasa ve yetkilerle ele geçirme operasyonudur. OHAL Türkiye’de kalıcı hale gelmiştir. Türkiye’nin kronikleşmiş siyasal, sosyal ve ekonomik sorunlarının çözümünün tek yolu amasız, fakatsız bir şekilde ülkede insan haklarına saygıyı güçlendirmek, barışı ve demokrasiyi tesis etmektir. Siyasi iktidarı bu müdahaleden vazgeçmeye ve seçilmiş belediye başkanlarını göreve iade etmeye, tüm demokrasi güçlerini siyasi iktidarın bu müdahalesine karşı çıkmaya davet ediyoruz. (HABER MERKEZİ)