ASELSAN mühendisi yurt dışında çalışma kararının gerekçelerini anlattı

ASELSAN'dan ayrılarak yurt dışına çalışmaya giden mühendisler neden böyle bir tercih yapıyor? Son günlerde kamuoyunun gündeminde olan konuya ilişkin soruları, ASELSAN'da uzun yıllar çalışmış ve yurt dışından gelen iş teklifini kabul etmiş bir mühendis yanıtladı.

Serkan Alan  salan@gazeteduvar.com.tr

ANKARA CHP Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan Aygun, geçtiğimiz hafta ASELSAN ve Türk Havacılık Uzay Sanayi (TAİ)’nde çalışan mühendisleri Meclis gündemine taşıdı. Aygun, ASELSAN Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Görgün’ün de Hacettepe Üniversitesi’nde katıldığı toplantıda mühendis ayrılıklarını doğruladığını belirtti.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin haberleşme cihaz ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla kurulmuş olan ASELSAN’da uzun yıllar taşeron bir şirkete bağlı olarak çalışan mühendis, yurt dışında başka bir firmadan iş teklifi almasının ardından istifa etmesini Gazete Duvar’a anlattı. Güvenlik gerekçesiyle isminin ve çalışmaya gideceği ülkenin adının yazılmasını istemeyen mühendis, ASELSAN’daki ayrılıkların nedenlerini, yaşadıklarını ve gitme gerekçelerini paylaştı.

‘CV’NİZDE ASELSAN YAZMASI, ULUSLARARASI İŞ ARACILARININ HEMEN DİKKATİNİ ÇEKİYOR’

ASELSAN’da çalıştığı dönemde mühendislerin pek çoğunun Hollanda merkezli şirket ASML’den teklif aldığını belirten mühendis, çalışma arkadaşları arasında yurt dışında çalışmanın espri konusu haline geldiğini söyledi. ASELSAN’da çalışanlar arasında yurt dışında çalışma fikrinin oldukça yaygın olduğunu belirten mühendis şunları kaydetti:

“ASELSAN’dan özellikle Hollanda’ya ciddi bir kayıp var. ASML adlı bir şirketle mühendisler arasında iş görüşmeleri oluyordu. Özellikle neden ASELSAN’a yöneldiklerini bilmiyoruz ama belki çalışma şartlarının ya da aradıkları koşulların ASELSAN’a benzer olduğunu düşünebiliriz. Sadece Linkedin’de ASELSAN’da çalıştığının yazıyor olması bile uluslararası pek çok recruiter’ın (aracı olan yetenek avcıları) sana ulaşıp ASML’ye aracılık yapması için bir gerekçe olabiliyordu. Bana da çevremdeki insanlara da sürekli Hollanda’daki iş olanaklarına dair mesajlar geliyordu. Bunu değerlendiren pek çok insan da oldu. Bu konu çok sık konuşulan, espri konusu haline gelen bir şeydi. ASML dediğiniz zaman oradaki herkes ne olduğunu, hangi sitelerden takip edileceğini ya da yurt dışındaki herhangi bir şirketin ne gibi koşullar beklediğini biliyordu. Çalışanlarda çok yoğun yurt dışına yönelme vardı.”

‘SİYASİ TALEPLER İŞ YÜKÜNÜ ARTTIRIYOR’

ASELSAN’dan ayrılma gerekçesini, “Stres ortamından rahatsız olmaya başladım ve motivasyonum düşmeye başlamıştı. Bunun dışında savunma sanayi alanının kendimi geliştirmeye açık bir yer olduğunu düşünmüyordum” sözleriyle açıklayan mühendis, siyasi bazı taleplerin de çalışma koşullarını etkilediğini belirtti:

“Stresli bir çalışma ortamı var. Bir proje var ve karşında ordudan muhatap olduğun kimseler var. Çok fazla nazın geçmiyor bu işi yapan yüklenici firma olarak. İşin içerisinde siyasi şeyler de oluyordu. Bir projenin tamamlanması için bir süre vardır. Siyasi bir takım söylemlerle daha üstteki şirketler bir kararla hiç planlama yapılmadan ‘Daha erken bitecek’ diyebiliyordu. Bu da çalışanlara iş yükünü ve stresi arttıracak şekilde yansıyordu.”

‘ASELSAN PERSONELİ İLE TAŞERON MÜHENDİSLERİN MAAŞ FARKI ÇOK FAZLA’

Taşeron firmaya bağlı çalışanlar ile ASELSAN’ın kadrosunda yer alan mühendisler arasında farklar olduğunu söyleyen mühendis, çalışma koşullarına ilişkin şunları paylaştı:

“ASELSAN çalışanları taşeron olarak çalışanların çok çok üzerinde maaşlar alıyorlar. Bunun haricinde psikolojik olarak bir fark vardı. İnsanlar bunu mesele haline getirmiyorlardı. Diğer mühendisler de samimiyetle bunu hissettirmemeye çalışıyordu ama ne olursa olsun küçük detaylar vardı. Bayramda örneğin hediye çikolata dağıtılmıştı, yanındaki arkadaşına geliyordu sana gelmiyordu. Ya da bir güvensizlik hissi oluyordu. Çok sıklıkla fazla mesaiye kalmak gerekiyordu. Saat 7’den sonra orada mesaiye kalman gerekiyorsa taşeron mühendis olarak senden çok daha az deneyimli olsa bile bir ASELSAN personeli refakatçi olarak kalıyordu.”

‘TAŞERON MÜHENDİSLER, KADRO VAADİYLE UCUZA ÇALIŞTIRILIYOR’

“Taşeron mühendisin çok az maaşla uzun süre çalışmasının altında, ‘Yarın bir gün seni ASELSAN’a alacağız’ söylemi vardı. Hep bir havuç gösterme, vaat vardı yani. ‘Bakın şu da alt yükleniciydi şimdi ASELSAN personeli’ oldu deniyordu. Bu geleceğe dönük ertelenen bir şeydi. Motivasyonu yüksek tutmak için ASELSAN personeli almayı ödül mekanizması gibi sunuyorlar. Hiç ciddi anlamda iş yapmayan çalışmayan insanlar da vardı. Onlardan bazıları çok hızlı yükselebiliyorlardı.”

‘EĞİTİMLİ KESİMİN MARUZ KALDIĞI HAKARET, GİTME GEREKÇELERİM ARASINDA’

ASELSAN’ın ardından yurt dışında bir firmada iş bulan ve kısa süre sonra yurt dışında çalışmaya başlayacak olan mühendis, son dönem daha da artan beyin göçünün nedenlerine dair düşüncelerini ise şu sözlerle açıkladı:

“Gitmeyi düşünen herkesin az çok düşündüğü ve hissettiği şeyleri hissediyorum. Bu ülkede eğitimli kesimin sürekli maruz kaldığı hakaret, dışlanma ve Türkiye’deki liyakatsizlik gitmemin gerekçeleri arasında. Ayrıca ekonomik koşullar da gitme kararımı etkiledi. Eskiden bu kadar değildi ama son süreçte daha keskin bir şekilde koşullar kötüleşmeye başladı. Gitmek isteyenlerin geneli, yaptığı işin karşılığını alabilmek istediği için gidiyor. Hakkaniyet hissini burada bulamadıklarından ve yakın gelecekte de bulma ümidini hissetmediklerinden gitmeyi tercih ediyorlar.”

‘ÜLKEDEKİ KOŞULLARA BAĞLI OLARAK GERİ DÖNMEYİ İSTERİM’

Beyin göçünün kendisi için son tercih olmadığını ve bu durumu bir kaçış olarak görmediğini belirten mühendis “Gelecekte tekrar Türkiye’ye dönüp çalışmayı düşünüyor musunuz?” sorusuna şu yanıtı verdi:

“Son on yıldır Türkiye’de geleceğe dair umutlarımızla ilgili o kadar çok hayal kırıklığına uğradık ki, biraz yorucu olmaya başladı. Yine de ülkemden nefret ederek gitmiyorum ya da gittiğim yerde ülkemi kötülemeyeceğim. Hayatımın geri kalanında savunma sanayinde çalışmak istemediğimi biliyorum. Bunun nedeni de o yoğun stresin içerisine bir kez daha girmek istememem. Ama ülkedeki koşullara bağlı olarak geri dönmeyi her zaman isterim. Farklı hayatların hayallerini kursak bile doğup büyüdüğün yerde yaşamanın, tanıdığın insanlara dokunabilmenin ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.”