İmama 'müstakil' siyaset düzenlemesi geliyor

Diyanet İşleri Başkanlığı 'siyaset yasağı'nı masaya yatırdı. 1965 tarihli kanun ile korunan yasak yeniden tanımlanacak.

Google Haberlere Abone ol

DUVAR - Devlet Memurları Yasası ve  1965 tarihli Diyanet Teşkilat Yasası ile Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluşu'nun her derecesinde görev alan personelin 'siyasetle ilgilenmesi'ni yasaklayan kanun yeniden gündeme geldi. Diyanet Hukuk Müşavirliği’nin 9-12 Ekim’de Ankara Kızılcahamam’da; hukuk müşavirleri, avukatlar, Diyanet İşleri uzmanları ve müşavirlik çalışanlarının katılımı ile bir Hukuk Çalıştayı'nda siyaset yasağının da aralarında bulunduğu teşkilat yasasındaki disiplin hükümlerinin gündeme geldiği belirtildi. Çalıştayda, kanundaki siyaset yasağı kavramının 'yeniden tanımlanması' kararının alındığı ifade edildi.

Milliyet'ten Ayşegül Kahvecioğlu'nun haberine göre, 'yeniden tanımlama'da 1965 tarihli Diyanet teşkilat yasasının değiştirilmesi, siyaset yasağı da dahil Diyanet personeline ilişkin disiplin hukukunun genel hükümlerden çıkarılarak 'müstakil bir düzenleme' yapılmasının kararlaştırıldığı aktarıldı. Bu çalışma kapsamında siyaset yasağının da aralarında olduğu disiplin düzenlemelerinin, yeni bir yasa teklifi ile eski yasadan çıkarılması ve bunların yönetmelikle düzenlenmesinin de planlar arasında olduğu ifade edildi. İhraç yaptırımının yönetmelikle düzenlenmesi durumunda ise kanunun Anayasa Mahkemesi denetiminden çıkarılması gündeme gelebilecek.

NE OLMUŞTU?

Daha önce Eskişehir 2. İdare Mahkemesi tarafından Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesi ile Anayasa Mahkemesi'ne taşınmıştı. Mahkeme iptal istemini, övme ve yerme fiilinin net bir şekilde ifade edilmediği, kapsamının belirsiz olduğu, işine son verme cezasının ise “ölçüsüz bir yaptırım olduğu” gerekçesine dayandırmıştı. Anayasa Mahkemesi ise bu talebi oybirliği ile reddetmişti. Yüksek Mahkeme; siyaset yasağının “Demokratik ve laik devlet sisteminin, İslam dininin inançlarıyla ilgili işleri yürütmek amacıyla faaliyette bulunan bir kurum tarafından yapılabilecek olası müdahalelere karşı korumanın anayasal zorunluluk olduğu” gerekçesine dayandırdı. Mahkeme; kuralın, Diyanet personelinin ifade özgürlüğüne bir sınırlama getirdiğini kabul etse de gerekçesinde “Anayasada, ifade özgürlüğünün Cumhuriyet’in temel niteliklerinin korunması amacıyla sınırlandırılabileceği ifade edilmiştir. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın laiklik ilkesi doğrultusunda, bütün siyasi görüş ve düşüncelerin dışında kalarak ve milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaç edinerek görevleri yerine getireceği belirtilmiştir” ifadelerini kullanmıştı. (Kaynak)