Mimarlar Odası Ankara Şubesi: İktidar tescilli kamu varlıklarını satışa çıkardı

Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, iktdarın aralarında çok sayıda tarihi hastane ve okulun da bulunduğu tescilli kamu binalarının satışı için harekete geçtiğini söyledi. Kültür Bakanlığı ve Koruma kurulu üyelerine çağrıda bulunan Candan, bürokratlara da "Bu satış kararlarının altına imza atmayın çağrısı" yaptı.

Google Haberlere Abone ol

DUVAR - Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, AK Parti iktidarının seçim arifesinde Ankara ve İstanbul’daki tarihi tescilli yapıların satışı ve devir işlemi için harekete geçtiğini söyledi. Ankara'da basın toplantısı düzenleyen Candan, şunları söyledi:

“Cumhuriyet tarihinde böyle talan görülmedi. Ankara’da Sağlık Bakanlığı ve Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsü’nün de bulunduğu İstanbul’da boğaza nazır kültür varlıklarımızdan olan toplamda 16 yapının devir ve satışı için 24 Mayıs 2018 tarihinde Başbakanlık tarafından Milli Emlak Genel Müdürlüğü’ne yazı yazıldığını öğrendik. Bu yapılar Cumhuriyet’in kuruluş dönemi ile Osmanlı döneminde Abdülmecit ve Abdülhamit tarafından inşa edilen yapılardır. Giderayak kültürel varlıklarımızı ve değerlerimizi bir avuç sermayedere peşkeş çekmek istiyorlar. Bu satışa dur diyelim.”

'BU SATIŞIN ALTINA İMZA KOYMAYIN' ÇAĞRISI

Kültür Bakanlığı’na ve Koruma Kurulu Üyelerine, bakanlıkta görev alan bürokratlara, mimar ve mühendislere seslenen Candan, “Hepimize ait olan biricik eserlerimizin, kültür varlıklarımızın korunması ve gelecek kuşaklara taşınması , kamusal kullanımlarını kaybetmemesi için bu satışa izin vermeyin, bu satışın altına imzanızı koymayın. Bu satışa ortak olmayın" dedi.

Candan, sözlerine şöyle devam etti: “Hükümet çok uzun yıllardır hem yerel yönetimlerde hem de merkezi yönetimde ülkemizin tüm varlıklarını talana açan bir politika izledi. Cumhuriyetin tüm kazanımlarını yok eden Atatürk Orman Çiftliği başta olmak üzere bütün kültürel varlıklarımızı yok edilmesi şeker fabrikalarımızın satılması binalarının yıkılması ve en değerli arazilerimizin peşkeş çekilmesi konusunda çok büyük bir rol oynadı. Cumhuriyet tarihi boyunca hükümetin bu uygulamaları hem yerel yönetimler hem de merkezi hükümet bazında değerlendirdiğimizde Cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir talan süreciyle karşı karşıya kaldık."

'DÜĞMEYE BASILMIŞ DURUMDA'

"Alanlarda söyledikleri ve yaptıkları ile birlikte hükümetin bir telaş içinde olduğu görülüyor" görüşünü savunan Candan, şöyle dedi: "Bizim alanımız, meslek alanları ve kültürel varlıklarımız üzerinden de bu telaşın başka bir boyutunu görüyoruz. Özellikle kültür varlıklarının satışı ve devri işlemlerine dair çok ciddi düğmeye basılmış durumda. Başbakanlık tarafından 16 kültür varlığı olan yapının satış ve devir için yazısı yazılmış. Başbakanlık tarafından Milli Emlak Genel Müdürlüğü’ne 24 Mayıs 2018 tarihinde bir yazı yazılıyor. Türkiye Cumhuriyetinin biriktirdiği önemli yapılar ile Osmanlı’nın son döneminde yaptığı binalar, kültür varlıklarının büyük bir bölümü ki hepimiz açısından çok değerli alanlar bunlar. Satış ve devir işlemleri için kültür bakanlığından izin alınmaya çalışılıyor. Belki de izin alındı onu bilemiyoruz. Çok hızlı bir şekilde düğmeye basılmış durumda ikinci tur sürecinde bu binaların satış ve devir işlemlerini yapılması için muhtemelen ihaleler açılacak. Gider ayak cumhuriyetin ve ecdadımız dedikleri Osmanlı dönemini eserlerini satma isteği ile gerçek yüzlerinin bir kez daha gösteriyorlar.”

'SAĞLIK BAKANLIĞI BİNASI DA VAR'

Candan, satışı ve devri için harekete geçen varlıklar konusunda şu bilgileri verdi:  “1928 yılında Ankara’da Theodor Jost tarafından tasarlanan ve Robert Oerley tarafından geliştirilen Sıhhiye’deki Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsü, 1926 yılında yapılan Sıhhiye meydanına adını veren, Thedor Jost tarafından tasarlanan ve İlk modern mimarlık eserlerinden olan Sağlık Bakanlığı Binası Ankara’da satışı ve deviri yapılacak binalar arasında. Sağlık Bakanlığı Binası Ulus’tan Çankaya’ya kadar uzanan Cumhuriyet’in temsil aksı üzerindeki ilk modern mimarlık eseridir. Meydana ismini vermiştir. Cumhuriyetin sağlıklı nesiller yetiştirmesi ve sağlıklı bir gelecek kurgulamasının simgesidir. Ankara’da cumhuriyet varlıkları şehir hastaneleri gibi ne idüğü belirsiz bütçeyi kurutan binalar için hastanelerimizi satıyorlar. 1,5 milyon metrekarelik tamamen ticarileşmiş bir hastane yaklaşımıyla Bilkent Şehir Hastanesi’nin açılması sürecinde, Sağlık Bakanlığı boşaltıldı ve bakanlık kiracı olarak başka binaya taşındı. İsrafın böylesi görülmedi. Kendi binanı bırak sonra da kiraya çık."

'BEYOĞLU ANADOLU LİSESİ VE SİYAMİ ERSEK HASTANESİ DE VAR'

"Bu yapılar kent merkezinde en değerli arazilerde bulunan tescilli kültür varlıklarıdır" diyen Candan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ankara Garı yerleşkesindeki gibi bu binalarında ruhunu yok etmek istiyorlar. Ankara ile birlikte İstanbul açısından da büyük bir sıkıntı var. İstanbul Şubemiz konuyla ilgileniyor. İstanbul’da da çok yoğun bir şekilde boğaza nazır kültür varlığı yapıların satışı ve devri içinde düğmeye basılmış durumda. Bunların arasında 1800’li yıllarda yapılmış saray hanedanınn çocuklarını okuyacağı Kabataş Ticari Meslek Lisesi, yine Bugün Beyoğlu Anadolu Lisesi olarak kullanılan 1858 tarihinde Abdülmecit tarafından açılan bina 1893 yılında inşa edilen ve açılışı Abdülhamit’in doğum gününde yapılan Tıbbiyeyi Şahane Binası, 1867-1877 yılları arasında Feriye Sarayı olarak tasarlanmış 1908 yılında da Kabataş Erkek Lisesi olarak hayatına devam eden yapı, Türkiye’nin ilk verem hastanesi olan ve 1924 yılında Atatürk’ün isteğiyle kurulan Heybeliada Sanatoryumu ve Fatih’teki Çapa Kız Selçuk Sanat Okulu, Rumeli Hisarı’nda İstanbul Üniversitesinin sosyal tesisleri, Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Siyami Ersek Göğüs Hastanesi binaları da bulunuyor. Bu eserler hem Cumhuriyet’in kuruluş hem de Osmanlı’nın çok önemli ve bize emanet edilmiş değerleridir. Sadece değil Cumhuriyet’in değil Osmanlı’nın ecdatlarının da bize emanet ettiği kültürel varlıklarımızın tamamını satışa çıkartıyorlar. Bu da gidişlerinin çok açık göstergesidir.”

'BU VARLIKLAR SİZE EMANETTİR'

Candan, şöyle devam etti: “Bunların hepsine baktığınızda bunları satmak akla ziyan bir durum. Hükümetin başında olabilirsiniz, devleti yönetebilirsiniz, lakin bu varlıklar size emanettir. İstediğini, yapamazsınız Çünkü bunlar kamuya ve halka ait olan kültür varlığıdır. Yüzyıllardır biriktirilen değerlerdir. Siz bu değerleri kime peşkeş çekecekseniz ki giderayak ihale süreçlerine başlıyorsunuz. İstanbul’daki boğaz nazır yapıların satış ve devrini kimlere yapmayı planlıyorsunuz. Rumeli Hisarı’nda İstanbul Üniversitesinin sosyal tesisleri, Kabataş Lisesi’ne baktığımızda da Galatasaray ve Boğaziçi Üniversitesine kadar tarihi yapıların tamamının satılabileceği mesajlarını veriyor. Bu hükümetin genel bakış açısını çok net olarak ortaya koyuyor. Muhtemelen bir çok bakanlıkta alelacele ihaleye çıkılarak ülkemizin bütün varlıklarımızın peşkeş çekileceği bir süreçle karşı karşıyayız. Bürokrasinin imza konusunda imtina etmesi gerekiyor. Yani devletin ve hepimizin varlığını bu hükümetin gerçekten hovardaca harcanmasına için vermeyeceğiz. Bunun takipçisi olacağız. Ankara özelinde Sağlık Bakanlığı ve Refik Saydam Hıfzısıhha binasının devredilmesi ve hayatımızdan çıkarılması konusunda çok ciddi bir mücadele yürüteceğiz."

BÜROKRATLARA ÇAĞRI: NE İMZA KOYUN NE DE ONAY VERİN

Kültür Bakanlığı’na Koruma Kurulu Üyelerine, görevli bürokratlara, meslektaşlarına ve duyarlı insanlara çağrıda bulunan Candan, “Bu kültür varlıklarımızın korunması için bu satışa izin vermeyin. Çünkü bunların satış ve devir işlemlerin yapılabilmesi için Kültür Bakanlığı’ndan ve koruma kurulundan onay almaları gerekiyor. Bunlar bu hükümetin mal varlıkları değildir. Türkiye’nin evrensel kültür varlıklarıdır. kültür Bu satışa ne imza koyun nede onay verin. Bu satışa ve ihanete ortak olmayın.”

'TÜRKİYE BÖYLE BİR UZLAŞMA SÜRECİ GÖRMEDİ'

24 Haziran seçimlerine değinen Candan, şöyle dedi: “En son kamuoyunun gündemine gelen AOÇ ve Kaçak Saray süreci bugüne kadar yapılan talanın ve niyetin en simgesel olanıydı. Hem tek adam rejimi hem de Cumhuriyet rejiminin bir otoriter rejime dönüşmesinin Atatürk’ün vasiyeti ve şartlı bağışına ve yargı kararlarına rağmen inşaası ile aslında bugünkü karşı karşıya kaldığımız otoriter rejimin mekânsal karşılığı haline geldi. 24 Haziran seçimlerinde toplumda büyük bir umut oluştu. Sonucun özgürlüğe açılan bir kapı olacağını aşikâr. Türkiye böyle bir uzlaşma süreci görmedi. Farklı bakış açıları kazandığımız Cumhuriyet değerlerinin korunması için birlikte mücadele ediyorlar. Bu sürecin gelecek açısından çok kıymetli olduğunu düşünüyoruz."

Mimarlar Odası Ankara Şubesi, satış ya da devrine karar verilen kamu varlıklarına ilişkin bu listeyi paylaştı:

(HABER MERKEZİ)