Suriyeli akademisyenler Türkiye'den niye kaçıyor?

Hacettepe Üniversitesi Göç ve Siyaset Araştırmaları Merkezi ve İltica ve Göç Araştırmaları Merkezi, Türkiye'de eğitim gören Suriyeli üniversite öğrencileri ve Türkiye'deki Suriyeli akademisyenlere ilişkin bir rapor yayımladı. Hacettepe Göç ve Siyaset Araştırmaları Merkezi Müdürü Doç. Dr. M. Murat Erdoğan; "Suriyeli akademisyenler Türkiye'de kalmak istemiyor. Kalan akademisyenlerin büyük bir bölümü de ilahiyatçı" dedi.

Hacı Bişkin  hbiskin@gazeteduvar.com.tr

DUVAR – Hacettepe Üniversitesi Göç ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (HUGO) ve İltica ve Göç Araştırmaları Merkezi (İGAM) “Elite Dialogue: Türkiye’deki Suriyeli Mülteci Akademisyen ve Üniversite Öğrencilerinin Durumu, Sorunları ve Beklentileri Araştırması” adlı bir rapor yayımladı. Raporda Türkiye’de bulunan Suriyeli akademisyenlere ve Suriyeli üniversite öğrencilerine dair çarpıcı bilgiler yer alıyor. HUGO müdürü Doç. Dr. M. Murat Erdoğan, Türkiye’de Suriyeli akademisyenler neden kalmak istemiyor sorusunu şöyle cevaplıyor: “Türkiye’de kalan Suriyeli akademisyen sayısının çok büyük bir bölümünün ilahiyatçı olduğu gerçekliğiyle karşı karşıyayız. Kimya, tıp, sosyoloji gibi alanlardaki akademisyenlerin Türkiye’den ayrılmış olduğunu görüyoruz.”

‘KALAN AKADEMİSYENLER İLAHİYATÇI’

Araştırma sonuçlarını ve izlenimlerini aktaran Erdoğan,  Türkiye’de Suriyeli akademisyen sayısının giderek azaldığını söylüyor. Ayrıca Erdoğan, Türkiye’de kalan akademisyen sayısının çok büyük bir bölümünün de ilahiyatçı olduğunu belirterek, kimya, tıp, sosyoloji gibi alanlarda çalışanların Türkiye’den ayrılmış olduğunu  şu sözlerle anlatıyor: “Bu konuda şöyle bir algı var: ‘Yabancılar Türkiye’ye geliyorlar, akademisyenleri alıp gidiyorlar. Tabi bizim sorunumuz bu insanları Türkiye’de neden tutamıyoruz? Çünkü biz onlar çalışabilecekleri alan yaratamıyoruz.

Türkiye’de sadece ilahiyatçıların kalmasının nedeni de imam hatiplerde ve İlahiyat Fakülteleri’nde ders verebiliyor olmaları. Dolayısıyla ilahiyatçı akademisyenler konusunda Türkiye kendileri için daha cazip geliyor. Örneğin, ilahiyatçı biri Almanya’ya gideceği zaman burada yapabileceği fazla bir şey yok ama Türkiye’de var. Biz şu an Türkiye’de Suriyeli akademisyen sayısının 500’den fazla olmadığını düşünüyoruz. Bu insanların da her geçen gün Türkiye’den ayrılma eğilimlerinin yüksek olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.”

‘SURİYELİ ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNE AVRUPA BURS VERİYOR…’

Raporda Suriyeli üniversite öğrencilerine ait bilgiler de geniş bir şekilde yer alıyor. Bugüne kadar sosyal medyada ve birçok platformda, ‘Türkiye’de öğrenim gören Suriyeli üniversite öğrencileri büyük miktarda devletten burs alıyor’ algısının doğru olmadığını ifade eden Erdoğan, bir üniversiteli Suriye öğrencisinin en fazla bin 200 TL burs aldığını söylüyor. Alınan bu bursun da yüzde 85’nin Avrupa Birliği kaynaklarından olduğunu aktaran Erdoğan şöyle devam ediyor: “2011’den bugüne kadar Türkiye’de üniversite öğrencisi olan Suriyeli öğrencilerden sadece 4 bin kişiye burs veriliyor. Bu da sadece öğrenim dönemlerinde veriliyor. Bu konu çok abartılan bir konu. Burada çok büyük bir yanlışlık var. ‘Suriyeli üniversite öğrencilerine 3 bin 4 bin para veriliyor’ gibi söylemler tamamen gerçek dışı. 4 bin öğrenciye toplamda bin 200 TL para veriliyor. Bir de şunun altını da çizmek gerekiyor. Bu parayı Türkiye vermiyor. Bu paranın yüzde 85’i Avrupa Birliği kaynaklarından sağlanıyor. Türkiye’nin buna yüzde 15 katkısı var.”

Araştırmada, Türkiye’de sayıları 600 civarında olduğu tahmin edilen doktora ve daha üstü akademik derece sahibi olan ve önemli bölümü Türkiye’ye gelmeden önce Suriye’de üniversitelerde öğretim elemanı olarak görev yapmış Suriyeli akademisyenler var. Ayrıca Mart 2017 tarihi itibarıyla Türkiye üniversitelerinde öğrenim gören 14 bin 747 Suriyeli üniversite öğrencisi hedef gruplar belirlenerek rapor hazırlandı. Raporda, 120’den fazla Suriyeli akademisyen ile yapılan görüşmelerde, bu grubun mutlu olmadıkları, İlahiyat, İslam Bilimleri, Arapça öğreticiliği dışındaki alanlardakilerin Türkiye’den gitme eğilimlerinin daha da fazla olduğu da ifade edildi.

13 PROFESÖR, 15 DOÇENT, 115 YARDIMCI DOÇENT BULUNUYOR

Gaziantep, İstanbul, Ankara ve Mardin’de farklı çalıştaylar hazırlayan HUGO ve İGAM, Suriyeli akademisyenler ile görüştü. Araştırma neticesinde Türkiye üniversitelerinde 392 öğretim elemanın olduğu fakat çalışma imkanı bulamayan çok sayıda akademisyenin olduğu da ifade edildi. Raporda akademisyenlerin genel olarak karşılaştıkları sorunlar şöyle sıralandı: Statü, kendi alanlarında çalışamamak, yoğun bürokrasi ve koordinasyonsuzluk, dil ve denklik sorunu.

Ayrıca rapora göre şu an Türkiye’deki akademik kadrolar içerisinde 13 profesör, 15 doçent ve 115 yardımcı doçent yer alıyor. Raporda araştırmaları neticesinde Suriyeli akademisyenler hakkında şu bilgilere de yer veriliyor: “Bu grup dışında doktora ve daha üstü derecelere sahip Suriyeli’nin çok az sayıda olduğu ve ciddi bir bölümünün de imkan bulduğunda başka ülkelere gitme eğiliminde oldukları tespit edildi. Suriye’nin diğer yetişmiş beyinleri gibi akademisyenlerin de önce Türkiye’ye gelseler de bir süre sonra üçüncü ülkelere gittikleri anlaşılmaktadır. Bu “sosyal sermaye” kaçının önlenebilmesi için Suriyeli akademisyenlerin Türkiye’de kalmasını sağlayacak.”

öğretim elemanları

14 BİN 747 SURİYELİ ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİSİ…

Raporda geniş yer verilen başka bir konu ise üniversiteli Suriyeli öğrenciler. Raporda yer alan verilere göre, Türkiye’de Yükseköğretim sistemi içinde yer alan 14 bin 747 Suriyeli üniversite öğrencisi bulunuyor. 2018’de ise bu sayının 20 bin Suriyeli öğrenci olması bekleniyor. Yine rapora göre, Türkiye’de 140 farklı üniversitede öğrenim gören Suriyeli üniversite öğrencilerinin yüzde 83’ü lisans, yüzde 8’i yüksek lisans, yüzde 7’si ön lisans ve yüzde 2’si doktora öğrencisidir. Öğrencilerin okudukları bölümler ise şöyle sıralandı: Sosyal bilimler yüzde 31, yüzde 24 mühendislik, yüzde 12 sağlık, yüzde 9 ise sanat bölümleri.Bu öğrencilerin okul harçlıkları ise Başbakanlık Yurt dışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı (YTB) tarafından karşılanıyor. Burs alan Suriyeli öğrenci ise yüzde 20.

suriyeli üniversite öğrencileri

Raporda öğrencilerin aldığı burslara ilişkin şu bilgilere yer verildi:

“Öğrencilere1200 TL olan burslar, öğrenim dönemlerinde YTB tarafından verilmektedir. 2011’den bu yana Suriyeli üniversite öğrencilerine verilen toplam burs sayısı 4001’dir. Bu burslar % 85 oranında AB tarafından yüzde 15 oranında Türkiye tarafından fonlanmaktadır.”

öğrenci branşları

Raporda Suriyeli üniversite öğrencilerini ilişkin ayrıca şu bilgilere de yer verildi:

– Suriyeli öğrencilerin yüzde 85’i bir yakınını, arkadaşını 2011 sonrasında savaşta kaybetmiştir.

– Türkiye’deki Suriyeli üniversite öğrencilerinin yüzde 45’i Suriye’de üniversiteye gitmişlerden oluşmaktadır.

– Üniversitedeki başarılarını “iyi” ve “oldukça iyi” olarak niteleyen Suriyeli öğrencilerin oranı yüzde 65’in üzerinde görünmektedir.

– Türkiye’deki Suriyeli üniversite öğrencilerinin Suriyeli arkadaşları ile ilişkisi Türk arkadaşlarına göre neredeyse 2 kat daha iyidir.

– Türkiye’deki Suriyeli üniversite öğrencilerin yüzde 72’sinden fazlası Türkiye’deki eğitim kalitesini iyi ve çok iyi olarak nitelemektedirler.

– Suriyelilerin yüzde 24’ü çalışarak, yüzde 48’i aile desteği, yüzde 18’i ise burs ile öğrenim hayatlarını sürdürmektedirler.

– Türkiye’deki Suriyeli üniversite öğrencileri, Türkiye’deki Suriyelilerin huzursuz oldukları görüşündedirler.

– Türkiye’deki Suriyeli üniversite öğrencilerinin gelecek beklentileri Suriye için son derece umutsuz ama kendi kişisel gelecekleri için umutlu görünmektedir.

– Türkiye’deki Suriyeli üniversite öğrencilerinin yüzde 30’u mezun olunca iş bulacağından emin görünmektedir.

– Türkiye’deki Suriyeli üniversite öğrencilerinin Türkiye’de en çok yaşadıkları sorun iş bulma, çalışma ve eğitim alandadır.

– Türkiye’deki Suriyeli üniversite öğrencilerinin Türklerle ilişkisinde güçlü bir sosyal mesafe ortaya çıktığı gözlenmektedir. Ancak Türklerle okul arkadaşı olmak, aynı iş yerinde çalışmak ve komşuluk arzusu üst sıralarda çıkmaktadır.

– Yaklaşık yüzde 20’si ileride Suriye’ye dönmekten söz ederken, geri kalan % 80 ya dönmeyeceğini ya da “eğer savaş biter ve bin istediğim rejim kurulursa” gibi bir durum dışında dönmeyeceğini ifade etmektedir.

EĞER GİDERLERSE İLK ÜLKE KANADA…

Türkiye’deki Suriyeli üniversite öğrencilerinin yaklaşık yarısı Türkiye’den başka ülkeye gitmeyeceğinin belirtildiği araştırmaya göre, geri kalan öğrencilerinin ise imkan bulurlarsa gitmek isteyecekleri ilk yer Kanada olarak görüldü.

SURİYELİ ÖĞRENCİLER VATANDAŞ OLMAK İSTEMİYOR

Öğrencilerin Türkiye’den istedikleri ve istemedikleri şeyler de raporda geniş bir şekilde yer alıyor. Buna göre, Türkiye’deki Suriyeli üniversite öğrencilerinin Türkiye Vatandaşlığı, çifte vatandaşlık, çalışma izni, ikamet izni seçenekleri içinde en az tercih ettikleri ise Türkiye Vatandaşlığı yer alıyor. Bu durum ise raporda şöyle açıklanıyor: “3. ülkeye gidememe endişesi, halen var olunan bazı avantajların kaybedilmesi ve askerlik endişesinin ekili olduğu… En fazla istenen ise sürekli ya da uzun süreli oturma izni. Aslında bu tablo, eğer yeterince imkan yaratılmaz ise eğitimli Suriyelilerin Türkiye’den gitme eğilimini de ortaya koymaktadır.”

hangi seçeneği işaret

‘NİTELİKLİ MÜLTECİLERİ UYUM SÜRECİNİN YAPI TAŞLARI OLACAK’

Raporun son bölümünde, nitelikli mültecilerin, geleceğin en önemli yapı taşları olacağına vurgu yaparak, Türkiye’nin huzuru bakımından da nitelikli gruplara özel önem vermek gerektiği belirtildi: “Karar alma süreçlerine Suriyelilerin dahil edilmesi, rol modellerin oluşması, köprülerin kurulması ancak nitelikli-elit mülteciler ile gerçekleşebilecektir. Ancak bu konuda da temel engel kararsızlık ve geçicilik politikalarının yarattığı tahribattır. Kuşku yok ki kapsamlı ve gerçekçi çerçevede, veri tabanlı çalışmalar ile stratejik kararın alınması ve siyasetin, bürokrasinin de buna göre yapılandırılması gerekmektedir. Aksi halde zaman, kaynak, kuşak ve nitelikli insanlar kaybetmek ve geleceği risk altına sokmak kaçınılmazdır. Burada “felaketi şansa dönüştürmek” gibi bir yaklaşım yerine, “zararları, çatışma risklerini, kayıp kuşakları ve huzursuzlukları minimalize etme” yaklaşımının daha anlamlı olacağı düşünülmektedir.”


Bu çalışmada HUGO Müdürü Doç. Dr. M. Murat Erdoğan’ın proje yöneticisi olduğu ve raporladığı çalışma, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Yükseköğretim Çalışmaları Merkezi Müdürü Doç. Dr. Armağan Erdoğan ve TOBB-ETÜ Üniversitesi Sosyal Politikalar Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdür Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Başak Yavçan ile birlikte gerçekleştirilmiştir. Projede Tülin Haji Mohamad, Yudum Kavukçuer ve Gözde Sancı asistan olarak görev yapmıştır.