YSK seçme ve seçilme hakkına darbe vurmuştur!*

AKP sosyalist ve muhalif kamu emekçilerini ihraç ederek kurtulacaklarını düşündü. Olmadı. Şimdi karşılarına seçimlerde dikildik. Bu defa da işi yokuşa sürüp seçmenlerin yetkilendirdiği arkadaşlarımızın mazbatalarını vermiyorlar. Biz bu suça göz yummayacağız ve bu suçu işleyenlere karşı mücadelemize devam edeceğiz.

Google Haberlere Abone ol

Savaş Karabulut**

31 Mart 2019 Mahalli İdareler seçimlerine AKP iktidarının yaptığı “itirazlar” damgasını vurdu. 2012 yılından beri genel olarak bu yolu kullanmayan -seçimleri bir şekilde kazandığından olsa gerek- AKP iktidarı; İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve ilçeleri başta olmak üzere birçok itiraz gerçekleştirdi. Sayımların maddi hatalar içerdiği, Mardin ilini kazanan HDP’li Ahmet Türk’ün yaşlı olması nedeniyle mazbatasının verilmesi gibi itirazları toplum nezdinde çoğu zaman komik olmaktan öteye gidemedi.

KHK'LILARIN SEÇİLME HAKKI GASP EDİLDİ!

Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) yapılan itirazlarda en dikkat çeken örnek ise KHK’li olup adaylık hakkı YSK tarafından engellenmeyip, seçimi kazananlara mazbata verilmemesine yönelik itirazlar ve YSK’nın bu konuda aldığı karar oldu. YSK, OHAL KHK’sı ile ihraç edilen ve 31 Mart seçimlerinde belediye başkanlığı kazanan beş adaya “kamu hizmetinden men edildikleri” gerekçesiyle mazbata verilmemesine karar verdi. HDP, KHK’lı oldukları gerekçesiyle mazbata alamayan adaylarının bulunduğu yerlerde bu karara karşı olağanüstü itiraz başvurusunda bulundu ve “seçimlerin yenilenmesini” talep etti.

Anayasa’nın 67'nci maddesi Seçme, Seçilme ve Siyasi Faaliyette Bulunma Hakkını tanımlamış ve “Vatandaşlar, kanunda gösterilen şartlara uygun olarak, seçme, seçilme ve bağımsız olarak veya bir siyasi parti içinde siyasi faaliyette bulunma ve halk oylamasına katılma hakkına sahiptir” denmiştir. Ayrıca 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ise seçmen olamayacak ve oy kullanamayacak kişileri tanımlarken, “Askerler -er, erbaş-, kısıtlı olmak, hükümlü olmak ve kamu hizmetinden yasaklı olmak” gibi kıstaslara yer vermiştir.

Peki, KHK’lıların “kamu hizmetinde istihdam edilemeyeceği” iddiası YSK açısından KHK ile ihraç edilmiş 11 milletvekilinin seçildiği 24 Haziran genel seçimlerinde ne ifade ediyordu? YSK 24 Haziran’da “milletvekillerinin idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gören memur ve diğer görevliler kapsamında değerlendirilemeyeceği tartışmasızdır” kararını almıştı. Şimdi ise seçilen KHK’lı adayların “Kamu Hizmetinden Yasaklı Olmak” hükmüne uymadığı şeklindeki 24 Haziran seçimlerindeki kararını, 31 Mart yerel seçimlerinde uygulamadı.

YSK’nın görevleri 298 Sayılı Kanun'un 14'üncü maddesi ile 7062 Sayılı Kanun'un 6'ncı maddesinde tanımlandığı ve bu konuda daha önce kendi içtihatları olduğu halde neden böyle bir yol seçtiği, yapılan itiraza verdiği kararla ortaya çıkacak. Ancak işin bir diğer tarafı ise YSK’nın kararlarına itiraz yolunun da kapalı olması. YSK’nın yapılan itirazlara vereceği cevaplar herhangi bir başka hukuki denetime kapalı olarak kesinleşmiş olacak.

Ayrıca AKP Genel Başkan Yardımcısı’nın bırakın seçilme hakkını, KHK ile ihraç edilmiş kişilerin “aslında seçme hakkının bile olamayacağını” belirtirken neyi ifade ettiğini de, YSK’nın HDP’nin yaptığı itirazlara ilişkin vereceği karar gösterecektir.

YSK, ADAYLIK BAŞVURUSUNU KABUL EDİP SEÇİMİ KAZANMAYI KABUL ETMEYEREK SUÇ İŞLİYOR! 

İstanbul Üniversitesi’nden 29 Ekim 2016 tarihinde ihraç edilmiş bir akademisyen olarak, 31 Mart tarihinde yapılan yerel seçimde İstanbul’un Avcılar ilçesinde Bağımsız Sosyalist Belediye Başkan Adayı oldum. “Söz uçar, yazı kalır” ilkesi gereği YSK’ya seçimler öncesinde bir başvuru yapmanın önemli olduğunu düşünerek, 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu çerçevesinde bilgi edinme talebinde bulunmuştum.

İstanbul – Avcılar Bağımsız Sosyalist Belediye Başkan Adayı Savaş Karabulut. Seçim çalışmasından bir kare.

Kasım 2018’de YSK Web Portal üzerinden yapmış olduğum başvuruda “31 Mart 2019 tarihinde yapılacak Mahalli İdareler Seçiminde Aday olmamda bir engel var mıdır?” sorusunu yönelttim. YSK verdiği yanıtta ilgili kanun maddelerine atıf yaparak “görevlerimiz arasında danışma niteliğindeki isteklere görüş verilmesini ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır” demiştir.

Bunun üzerine 27 Kasım tarihinde CİMER üzerinden aynı başvuruyu tekrarlayarak, “31 Mart 2019 seçimlerinde aday olmamda hukuki bir engel var mıdır? Adaylığıma karar verecek kurum hangisidir? YSK’nın görev tanımlarında böyle bir konuda karar verebilmesi mümkün değil midir?” sorularını yönelttim. CİMER başvurum 13 Aralık tarihinde Adalet Bakanlığı’na sevk edildi ve üzerinden 4 aydan fazla zaman geçmesine rağmen hala bir yanıt alamadım.

YSK’nın kararları nihai karar olduğundan itiraz edilemiyor ancak buna rağmen ortada Anayasal bir suç olabileceğini düşünüyorum. Çünkü Anayasa’nın 10. maddesinde “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir” ve aynı maddenin son fıkrasında “Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.” denmektir. Yani YSK’nın bilgi edinme başvuruma tabiri caizse “danışma değiliz” olarak yanıt verip, AKP iktidarının başvurusuna “danışmanlık yapabileceği” eşitlik ilkesine ters bir karar olduğunu düşünüyorum.

Ayrıca 31 Mart öncesinde seçilme hakkını sağlamış ve adaylık başvurusunun kabulüyle “kamu hizmetinden yasaklı olmadığı” tespit edilmiş olan bir aday, kazandıktan sonra mazbata hakkından mahrum edilemez. Bu durum ayrıca seçme hakkına da zarar vermekte ve oy veren seçmenin oyuna da ipotek koymaktadır. KHK ile ihraç edilmiş kişilerin oy kullanma hakkının da gaspı anlamına gelmektedir.

KHK’LILARI TOPLUM DIŞINA İTEMEYECEKSİNİZ! 

KHK’lı olmak demek eğer yüksek yargı niteliğindeki bir organ olan YSK tarafından bu şekilde okunuyorsa, bırakın seçme/seçilme hakkını “vatandaşlıktan da çıkarın, tam olsun!” demek dışında bir seçenek kalmadığını düşünüyorum…

Ayrıca bireysel başvuruma 4 aydır cevap vermeyen Adalet Bakanlığı’nın suç işlediği, seçimi kazanan KHK’lı adayların mazbatasının verilmemesiyle oy veren seçmen iradesine ipotek konulduğu, seçmen olan kişilerin küçük düşürüldüğü, seçim çalışmaları yürütmüş kişilerin bilinçli ve kasıtlı olarak maddi zarara uğratıldığı… “Nefes almak hakkının bile ihlal edildiği” bu tablonun sadece anayasaya aykırılıkla değil ama insan onuruna yakışır olmayan bir durumla izah edilebileceğini de söylemeden bu metni sonlandırmanın anlamlı olmayacağını düşünüyorum.

Gerek AKP Genel Başkan Yardımcısı’nın “KHK’lıların oy bile kullanmaması gerektiğine” yönelik sözleri gerek YSK’nın adaylık başvurusu kabul edilmiş olmasına rağmen seçimi kazanan adaylara KHK’lı oldukları gerekçesiyle mazbata vermemesi kararına karşı suç duyurusundan Anayasa Mahkemesi başvurusuna kadar bütün hukuki imkânları kullanmaya çalışacağımızı da buradan ilan ediyorum.

AKP sosyalist ve muhalif kamu emekçilerini ihraç ederek kurtulacaklarını düşündü. Olmadı. Şimdi karşılarına seçimlerde dikildik. Bu defa da işi yokuşa sürüp seçmenlerin yetkilendirdiği arkadaşlarımızın mazbatalarını vermiyorlar. Biz bu suça göz yummayacağız ve bu suçu işleyenlere karşı mücadelemize devam edeceğiz.

*Bu yazı ilk olarak Sosyalist Gündem'de yayınlanmıştır.

**KHK’lı İhraç Akademisyen, Jeofizik Mühendisi, Mart 2019 Avcılar Bağımsız Sosyalist Belediye Başkan Adayı

Etiketler seçim YSK KHK