Tehlikenin farkında mısın dünya?

Bolsonaro’nun tarımsal ticaret yanlısı ve çevre karşıtı politikaları, eğer uygulanırsa, beklenmeyen bir kelebek etkisine neden olabilir. Küresel iklim değişikliği ile birlikte yaygın ormansızlaşma bir devrilme noktası tehlikesi oluşturabilir. Kuraklık hızla Amazon için yeni normal diye tanımlayacağımız bir iklim özelliği haline gelir.

Dilaver Demirağ  

Popülizm yarattığı kutupsallaşma ve gerilimle toplumsal yapıyı düşman kliklere çevirmesi, siyaseti kişiselleştirip merkezileştirmesi, ırkçı yönler içeriyor olması ve siyaseti bütünü ile otoriter bir dile tahvil etmesi nedeniyle tehditkâr değil. Hatta Trump örneğinde olduğu gibi popülizm güç fetişizmi nedeni ile dünya ölçeğinde bir savaşa neden olabilme potansiyeli ile tehditkâr değil. Popülizm tüm bunlar kadar hatta bunlardan daha kötü olarak yeryüzündeki yaşamı ve dolayısıyla insanın bağımlı olduğu ekosistemleri daha başka bir ifade ile yaşam destek sistemlerini çökertebilme gücü nedeni ile tehditkâr ve daha önemlisi bir kötülük. Trump ve onun Güney Amerikalı ikizi Jair Bolsonaro yeryüzü için çok ciddi bir risk. Bu risk temsili demokrasi ve onun çoğunlukçu yönetim anlayışı ile ulus devlet denen felaket nesnesinin zehirli karışımın insanlık için olduğu kadar doğa için ne büyük bir çaresizlik oluşturduğunu ortaya koymakta. Devlet denen baskı aygıtı eline geçince bu aygıt üzerinden hem en savunmasız olanları, hem de savunmasızın savunmasızı yeryüzünü tehlikeye atıyor temsili demokrasi. Bu bakımdan liberal demokrasi birçok açmazı, birçok olumsuzluğu içerse de 21 yy. faşizmi olarak sağ popülizme her halükarda yeğlenesi bir siyasi yapı. Ama liberal demokrasi tam da kendi zaafları nedeni ile bu faşist yükselişi bünyesinde taşıyor.

Karl Marx Komünist Manifesto’ya “Avrupa’nın üzerinde bir hayalet dolaşıyor” diye başlar. Sanırım aynı slogan bugün de geçerli bir farkla: Ultra modernizmin ya da tüketimci kapitalizmin performatif toplumculuğu bir hayaleti geri çağırdı. Liberaller de, sosyalistler de bu hayaletin demagoji yapıp insanları kandırdığını söylüyorlar. Liberaller liberal demokrasinin ölümünden, sosyalistler faşizmin yeni yüzü olarak faşizmden söz ediyorlar. Hatta sosyalistler ile birçok liberal, popülizmin faşizm olması noktasında hemfikriler. Teşhisler konusunda ortaklaştıkları da var farklılaştıkları da. Kimi liberaller sosyal eşitsizlik yaratan küresel kapitalizmin, hatta yeni sağ kökten piyasacılık olarak neo liberalizm denen ama onlara göre liberal düşünce ile en ufak bir ilgisi olmayan bu ekonomik mantığın, kapitalizm olgusunun bir neticesi olduğunda sosyalistler ile hemfikirler. Ancak liberal demokratlar liberal demokrasinin bizzat popülist sağa alan açan yönlerine hiç değinmiyor. Oysaki elmanın kurdu içinde taşıması gibi liberal öğreti de faşizmi bağrında taşır. Bunu sadece Schmmit/Agamben ekseninde istisna denilen liberal demokratik hukukun askıya alınması ile de izah edemeyiz. Bizzat mevcut Batı demokrasisi de hatta Batı metafiziği olarak Batı’nın düşünsel arka planı, felsefi kökleri de faşizmi içerir. Popülist demagoji de işte tüm bu çatlaklardan sızan bir zehirli su. Yani popülizmin faşizme bakan yüzü Batı’nın düşünsel köklerine çok şey borçlu. Bu başka bir yazı konusu olacağından bu değinme ile yetinip geçiyorum ve esas tehlikeli duruma dikkat çekmek istiyorum. Popülizm tartışmalarında pek az değinilen popülizm ve doğal yaşam olgusunu ele almayı popülizmin Batı demokrasisi denen şeye neden içkin olduğunu tartışmaya yeğliyorum.

AMAZON’DA BİR FAŞİST

Çevirisini yaptığım haberde de değinildiği gibi Brezilya seçimlerini sol popülistlerin liberal kapitalizmi bütünü ile askıya alamayışından doğan zaafları ile CİA tarafından desteklenen eski meclis başkanı Temer tarafından tetiklenen İşçi Partisi’ni tasfiye etme sürecinden istifade ederek seçilen Jair Bolsonaro, Amazon’u bir kemirgen gibi kemirmeye başlama sürecinin kapısını aralamış durumda. Dahası var Bolsonaro Amazonlarda yaşayan ve ülkenin asli sakinleri olan yerli kabileleri de Amazon’a dönük emelleri için bir engel olarak gördüğünden bir soykırım için de kapı aralıyor.

Bolsonaro İşçi Partisi’ni komünizmin yuvalanma alanı olarak ilan ediyor ve onlarla mücadele edeceğini söylüyor, diğer yandan yerli hareketini ise terörist olarak yaftalıyor. Hâsılı olan şey şu: Dünyanın en büyük dördüncü demokrasisi ve Latin Amerika’nın en büyük ekonomisi, siyasi düşmanlarını hapsetmeyi veya kovmayı vaat eden ve göreve başladıktan sonra solun tarihi bir temizliğini yapacağını açıkça ilan eden bir insanı göreve getirdi. Jair Bolsonaro normal bir başkan adayı değil. Filipinler’deki muadili gibi katliam yapmaktan çekinmeyen, tam anlamı ile faşist biri, o cuntanın uzantısı. Komünizme karşı mücadelede gerekli araçlar olarak işkenceyi, cinayeti ve tecavüzü benimseyen Albay Ustra gibi insanlara hayranlığını gizlemiyor. Ve ne yazık ki Brezilya’da hatırı sayılır bir kesim İşçi Partisi’nin komünist bir diktatörlük kurmaya çalıştığını düşünüyor. Topraksızlar Hareketi, Evsizler Organizasyonu gibi taban hareketleri de onun düşmanları ve bunları terör örgütü olarak yaftalıyor. Ekonomik programı ise büyük toprak sahipleri, madenciler ve petrol şirketleri vb. büyük kapitalist organizasyonları kollamak ve sosyal hakları tırpanlamak. Yani bildiğimiz neo liberal bir program. Bolsonaro polise “öldürmek için carte blanche (açık çek)” vermeye ve insan haklarıyla uğraşmaya söz verdi.

AMAZONLARA GÖZ DİKTİLER

Bolsonaro Amazon yağmur ormanlarını ekonomik açıdan çok önemli görüyor. Tarım lobisi kendisinin en büyük destekçisi; nitekim toprak sahiplerinin oluşturduğu bancada ruralista Brezilya Parlamentosunda. Vaatleri arasında Çevre Bakanlığı’nın Tarım Bakanlığı’na bağlanması da var. Ancak ironik olan şu: Bancada ruralista bile Çevre Bakanlığı’nın Tarım Bakanlığı’na bağlanmasını doğru bulmuyor. İki bakanlığın farklı, uyumsuz misyonları olduğu, birleşme ile tehlikeye girebilecek gündemlerinin bulunduğunu belirterek, bunu yürümeyecek bir proje olarak nitelendiriyorlar.

Brezilya’daki (soya, şeker kamışı, kâğıt hamuru ve diğer mahsul yetiştiricilerini) temsil eden kırsalcı başka bir grup da bakanlıkların kaynaşmasını güçlü bir şekilde destekleyerek ortaya çıktı. Garcia da bu fikrin en büyük destekçilerinden. Ancak birçok grup bu mantık dışı düşünceye sıcak bakmıyor. Ancak kırsalcıların yani çiftçilerin tümü de Amazon’un tarıma, hayvancılığa ve madenciliğe açılmasına taraftar.

Bolsonora da kendisine her tür desteği veren grupların bu arzusuna uygun olarak Amazon’daki ormansızlaşmayı kararlı bir biçimde arttırmak hedefinde. Kampanya müddetince aşırı sağ kırsalcılara (çoğunlukla sığır çiftçileri) yakın olmasına rağmen, Bolsonaro yeni tarım bakanı olarak biraz daha radikal bir kırsalcı olan Tereza Cristina’yı seçti. Böylece kuzu kurda emanet edilmiş oldu.

Bolsonaro’nun muhakemesi, kırsalcı tarımsal fraksiyonlar grubu içinde başkanlığını Luiz Antonio Nabhan Garcia’nın yaptığı- çoğunlukla sığır çiftçileri olan – açık sözlü ve aşırı bir grup olan Kırsal Demokratik Birlik (UDR) için işliyor. Onun Amazon’a bakışını da bunlar oluşturuyor. Atadığı bakan da bu grubun bir mensubu. Amazon’u en çok tahrip edenler de bu sığır yetiştiricileri.

Sığır çiftçiliği şimdi Amazon’daki en büyük ormansızlaşma nedeni. Brezilya’daki ormansızlaştırılan alanların yaklaşık yüzde 80’i mera için kullanılmakta. Sığır endüstrisi 1970’lerden bu yana hızla büyüdü ve Brezilya dünyadaki en büyük ticari sığır sürüsü olan ülke oldu. 2003’ten beri ülke, sığır eti ihracatında da başta yer alıyor ve hükümetlerce de desteklenen hayvancılık endüstrisi pazar payını 2018’e kadar ikiye katlamayı planlıyordu.

Bunun orman üzerindeki etkisi çok büyük – 1996-2006 döneminde Portekiz büyüklüğünde bir alan hayvan çiftçiliği için oyuldu. Öte yanda sığır çiftçiliği Brezilya’da en yüksek köle işçi oranlarına sahip – Geçen yıl çiftliklerde köle olarak tutulan 3 binden fazla kişi kaçarak kurtuldu. Bolsonaro’nun İşçi Partisi’ni ve çevresel önlemleri düşmanlaştırma nedeni de buna dayanıyor. Çünkü İşçi Partisi ormansızlaşmayı azaltmak yönünde hedefler belirleyip bunu uygulamaya koyunca doğal olarak sığır çiftçilerinin ayağına basmış oldu. Hakeza yerlilere yönelik katliamların da arkasında sığır çiftçileri ilk başta yer alıyor. Yerli gruplara yönelik insancıl hedefler koyan bu konuda çeşitli önlemler uygulayan İşçi Partisi ve diğer sol gruplar radikal sağcı bu grup için bir nefret sembolü. İklim değişimi ile ilgili Paris Anlaşması’nın imzalanması da bu grubun çıkarları ile çeliştiği için hedefte.

Grup lideri Garcia Garcia, diğer kırsalcılarla yani toprak sahibi çiftçilerle yapılan görüşmelerde, Brezilya’nın egemenliğini tehdit eden “dünyanın” Brezilya Amazonlarını ele geçirmek istediğine” dair kanıttan yoksun iddiaları ile gündeme geldi. Ayrıca Paris Anlaşması’na tuvalet kâğıdı olarak atıfta bulundu ve “Paris Anlaşması’nın Brezilya ve bize yani Brezilyalı toprak sahiplerine sağladığı faydalar neler? Hiçbir şey değil!” diye cevapladı.

Bolsonaro’nun Tarım Bakanı için seçimi, yeni yönetimin yönünün bir başka işareti. Görevlendirilen kişi Tereza Christina, Bolsonaro’nun Liberal Sosyal Partisi’nin (PSL) lideridir. Ayrıca, zirai ve madencilikle bağlantılı 200’den fazla federal yasama üyesini bir araya getiren bancada ruralista olarak bilinen Tarım Parlamentosu Cephesi’ne (FPA) başkanlık ediyor. Çok sayıda sığır çiftliğine sahip ve dünyanın en büyük gıda işleme şirketlerinden biri olan JBS grubu ile yakın temas içinde bulunuyor. JBS, Brezilya’nın en ciddi yolsuzluk skandallarından ikisinin merkezindeydi.

Christina, ülkenin, barajlar, yollar, demiryolları, endüstriyel suyolları, mayınlar ve tarımsal ticaret ile diğer ticari çıkarlarına büyük ölçüde fayda sağlayacak olduğunu iddia ettiği projeler için çevresel değerlendirme sürecini kısaltacağını söylüyor. Bolsonaro’nun vaadi ile bu süreç 90 gün olacak.

PARİS ANLAŞMASI’NDAN ÇEKİLMEK İÇİN AMAZON ŞARTI

Bolsonaro Paris Anlaşması’nda kalmak içinde Amazon şartını öne sürüyor. Amazon ile Atlantik’i birleştiren Andlar-Amazon ve Atlantik (AAA) Koridoru denen ve çevreci gruplar ile yerli hakları gruplarınca desteklenen bir projenin iptalini istiyor. AAA koridor projesi, Kolombiya kökenli bir STK olan Gaia Amazonas, Kolombiyalı yerli topluluklar ve STK’larla olan işbirliğinden yola çıkarak oluşturulmuş bir girişim. Potansiyel olarak 135 milyon hektarlık yağmur ormanı bölgesini kapsayan, dünyanın en büyük ekolojik koridoru olacak bir proje. Bu bölge korumaya alınmış olacak. Önerilen alan, yaklaşık 265 milyon hektarlık bir alana sahip olan Kolombiya, Brezilya, Ekvador, Peru, Fransız Guyana, Guyana, Surinam ve Venezuela’yı içermektedir. Alanın yaklaşık yüzde 65’i (173 milyon hektar), Amazon’u And Dağları ve Atlantik Okyanusu ekosistemlerine bağlayan 222 Korunan Doğal Alan ve 2003 yerli bölgeden oluşmakta. Hal bu olunca bu bölgede gözü olan kırsalcılar yani büyük çiftlik sahibi olan çıkar grupları bu projeden zarar görecek olanlar.

Bolsonaro’nun seçim kampanyasının sürdüğü üç ay boyunca Amazon’da ormansızlaşma miktarında yüzde 48,8’lik bir artış yaşandı. Bu üç ay boyunca, bin 674 kilometrekarelik orman, New York şehrinin iki katından daha fazla bir alan kesildi. Bu her seçim dönemi boyunca yaşanıyor ve bunu en fazla yapan da sığır yetiştiricileri- Bolsonaro’nun en büyük destekçileri. Her seçim döneminde siyasetçilerin vaatlerini gasba çevirip yasa dışı elde ettikleri orman alanlarını gasp ediyorlar ve bu kalıcılaşmış oluyor. Kırsal kesimler önceki yönetimler altında çok sayıda kamu alanını işgal etmeyi ve nihayetinde tapu kazanmayı başardıklarından, şu anda ele geçiremedikleri yerli toprakları ve Brezilya’da köle soyundan gelen 3 binden fazla yerleşimcinin ev sahibi olduğu arazileri (quilombosları) istiyorlar.

Favori bir Bolsonaro hedefi, Brezilya’nın kuzeyinde, Roraima eyaletinde bulunan Raposa Serra do Sol yerli bölgesiydi. Burası 1.7 milyon hektarı kapsayan, ülkenin en büyük rezervlerinden biridir ve başta Macuxi olmak üzere yaklaşık 20 bin yerli insanın yaşadığı bölge. 1970’lerde bölgenin güney kısmına ulaşan ve orada büyük çapta pirinç ekimi yapan çiftçiler, Hintlilere bu kadar geniş bir bölge vermeye şiddetle karşı çıktılar. Şiddetli çatışmalar yaşandı. Bolsonaro bu bölgeye dönük niyet ya da stratejisini şu şekilde ifade etmişti: “2019’da Raposa Serra do Sol’u parçalayacağız. Tüm çiftçilere silah vereceğiz”.

Uzmanlar, Bolsonaro’nun Brezilya’nın silah yasalarını zayıflatmak – nüfusun özgürce silah almasına izin vermek – Amazon tarımı ile yerlilerle çatışmaların ateşine benzin dökmek amacı güttüğü kanısında.

Seçimde, Bolsonaro’nun kırsal üreticilere hitap etme stratejisi işe yaradı. Brasilia Üniversitesi’nden Ekolojist Ricardo Machado’nun araştırması, ormansızlaşma oranları ile Bolsonaro yanlısı oylar arasında net bir bağlantı olduğunu ortaya koyuyor.

Yerli topraklarına göz dikilmesi ile at başı giden bir diğer olay da yerlilere dönük saldırıların sayısındaki artış.

AMAZON’UN YERYÜZÜNE BEDELİ

Matematiksel bir modelle çalışan, Amazon ormansızlaşmasını izleyen Brezilya’nın prestijli Ulusal Uzay Araştırma Enstitüsü’nün (INPE) araştırmacıları, yeni cumhurbaşkanının Amazon vaadini yerine getirirse ne olabileceğini simüle ettiler. Bolsonaro’nun politikalarının ormansızlaşmada yıllık 6 bin 900 kilometrekare seviyesinden, 2020 yılına kadar yılda 25 bin 600 kilometrekare seviyesine fırlayabileceğini hesapladılar.

İki prestijli bilim insanı, Thomas Lovejoy ve Carlos Nobre Science Advances dergisinde yayınlanan bir makalede, uyarıda bulundular. “Bölgenin tropikal yağmur ormanlarının ötesinde, çevreyi dönüştüren geri dönüşümsüz değişikliklere uğrayabilecek bir eşik seyrek, çalı bitki örtüsü ve düşük biyoçeşitlilik ile bozulmuş savana.” Yazarlara göre, 1970’li yıllardan beri Amazonlara dönük çalışmalar yapan Profesör Eneas Salati, Amazon’un kendi yağışlarının yaklaşık yarısını ürettiğini gösterdi. Salati çalışmasında bölgenin hidrolojik döngüsünü yağmur ormanı ekosistemlerini destekleyemediği noktaya düşürmek için ne kadar ormansızlaşmanın gerekli olduğu sorusunu gündeme getirdi. Bu soruyu cevaplamak için geliştirilen ilk modeller, bölgenin yaklaşık yüzde 40’ının ormansızlaştırılması durumunda devrilme noktasına ulaşılabileceğini gösterdi. Bu durumda, merkezi, güney ve doğu Amazon’da, azalan yağışlar nedeni ile daha uzun bir kurak mevsim yaşanacaktır. Dahası, bölgenin güney ve doğu kısımlarındaki bitki örtüsü, savanaya benzeyebilir. Son yıllarda, ormansızlaşmaya ek olarak yeni faktörler hidrolojik döngüyü etkiledi. Bu faktörler arasında iklim değişikliği ve kurak mevsimde tarım ağaçlarının kesilmiş ağaçları ortadan kaldırması ve mahsul ya da mera alanları için açık alanların ayırt edilmemesi sayılabilir. Araştırmacılara göre, 2005, 2010 ve 2015-16 yıllarında yaşanan mega kuraklıklar, bu devrilme noktasına ulaşıldığının ilk işaretleridir. Bu olaylar, 2009, 2012 ve 2014 yıllarındaki büyük sellerle birlikte tüm Amazon sisteminin salındığını gösteriyor. Nobre, “İnsan hareketi, bölgenin hidrolojik döngüsündeki bozuklukları yoğunlaştırıyor” dedi. “Amazon’da insan faaliyeti olmasaydı, bir mega kuraklık, en fazla belirli sayıda ağaç kaybına neden olur, ancak bol miktarda yağışla bir yıl içinde tekrar büyür ve ormanı dengeye geri getirir.(1)

Hâsılı Bolsonaro’nun tarımsal ticaret yanlısı ve çevre karşıtı politikaları, eğer uygulanırsa, beklenmeyen bir kelebek etkisine neden olabilir. Küresel iklim değişikliği ile birlikte yaygın ormansızlaşma bir devrilme noktası tehlikesi oluşturabilir. Kuraklık hızla Amazon için yeni normal diye tanımlayacağımız bir iklim özelliği haline gelir. Geniş yağmur ormanlarının savanaya yani çayırlık haline dönüştürülmesi sonucu Brezilya’nın tatlı su kaynaklarının çöküşü de adeta kaçınılmazlaşır.

Böyle bir olay hepimiz için feci sonuçlar doğurabilir. Son araştırmalar, bir zamanlar önemli bir karbon emme havuzu olan Amazon ormanının şimdi emdiğinden daha fazla karbon yaydığını gösteriyor. Orman ölmeye başlarsa, şu anda biokütlesinde depolanan karbonun büyük kısmı atmosfere salınabilir. Bilim insanları, Amazon’un gezegenin biokütlesinin beşte birini elinde tuttuğunu hesapladı. Daha uzun kuraklık sürelerine ve savanaya geçiş Brezilya’nın karbon emisyonlarının katlanarak artmasına neden olabilir – aynı zamanda ülkenin tarımsal ticaret ekonomisi için de büyük bir tehdit oluşturuyor. Dahası kuraklık daha sık ve daha yıkıcı orman yangınlarını da tetikleyerek orman kaybını geri dönülmez noktaya ilerletirken atmosfere daha fazla karbon salmış olacak. Yani mevcut küresel ısınma paradigması içinden konuşursak bu siyaset sonucu oluşacak ormansızlaşma küresel ısınmayı hem hızlandıracak hem de şiddetlendirmiş olacak. Üstelik Bolsonaro ve bağlaşığı olan tarımcıların hedeflediği Amazon’daki Mega Baraj yapılırsa bu, atmosfere karbondan çok daha şiddetli olan metan gazının salınması demek.

Bolsonaro’nun önerdiği Amazon politikaları, uygulandığı takdirde nihayetinde dünyanın iklim kaosuna yol açabilecek bir başarısızlık olan Paris’te kararlaştırılan küresel iklim hedeflerine ulaşma umutlarını azaltacak. Ayrıca, Çin’i, diğer ulusları ve Avrupa Birliği’ni soya, pamuk ve mısır gibi kritik ürünlerden mahrum bırakarak Brezilya tarımsal ticaretinin çökmesine yol açabilir.

Bu akla yatkın olaylar dizisi ise ormanları yok etmede derin bir iştah sergileyen büyük küçük bütün tarımsal işletmeler ile kentsel nüfus ve Brezilya’nın ulusal ekonomisi varoluşsal bir tehdit oluşturuyor. Yani tarımsal işletmeler kısa vadeli kazançla gözü dönmüş bir biçimde yağmur ormanlarına saldırınca kendi bindikleri dalı kesmiş olacaklar.

O yüzden Bolsonaro ne yapılıp edilip durdurulmak zorunda; gezegenin selameti, Brezilya halkının yoksul ve topraksız köylüleri ve daha birçok güçsüz ve gezegenin muhafızı olan yerlilerin de selameti için. Yoksa eski bir devrimci marşında söylendiği gibi “dünya mahvolacak”. Bu arada söz devrimcilere gelmişken soyut bir radikalizmle popülizmin gübresinde hazine arayarak liberal demokrasiyi hor gören sosyalist arkadaşlar tehlikenin farkında mısınız? Bu popülizm adlı faşist dalga yeryüzünün başına nice dertler açacak.

Trump’a gelince onun için de diyelim ki arkası yarın, sağ popülizmin ülkemizdeki uzantısı Erdoğan’ı da unutmamak kaydı ile. Yağmur ormanlarının gezegen için önemine gelince sırası gelecek elbet…

(1) https://phys.org/news/2018-03-amazon-deforestation.html

KAYNAKLAR

1-https://www.independent.co.uk/voices/jair-bolsonaro-brazil-election-results-president-fascism-far-right-fernando-haddad-a8606391.html

2-https://news.mongabay.com/2019/01/bolsonaro-hands-over-indigenous-land-demarcation-to-agriculture-ministry/

3-https://www.greenpeace.org/usa/forests/amazon-rainforest/

4-https://news.mongabay.com/2018/12/amazon-forests-not-changing-fast-enough-to-keep-up-with-climate-change-study/

 


* Forum kategorimiz çok çeşitli türde içeriğe açıktır. Gazete Duvar'ın editoryal politikasıyla uyumlu olmak zorunda değildir.