Bu izdivacın AKM'den daha anlamlı bir mekanı olabilir mi?

"Yeni AKM" projesine AKM’nin meydana bakan ön cephesi güzelce monte edilecek. Böylece "AKM'yi yıkıyoruz" denirken bir taraftan da "bir kültür mirası olarak AKM'nin anısına da sahip çıkıyoruz" denecek. Kafalar bir güzel karıştırılacak. Böylece "AKM 1. derece tescilli tarihi eser, yıkamazsınız" diyenler ters köşeye yatırılacak. Buna karşılık "İstanbul'a daha görkemli bir opera binası kazandırıyoruz" denilerek "Yeni AKM"de yapılaşma alanı arkaya ve yana doğru belki beş misli büyüyecek. Tabii altına da bir o kadar derin kazı yapılacak, en az üç kat inilecek...

Korhan Gümüş

6 Kasım Pazartesi günü Yeni AKM projesinin “lansman”ı yapılacakmış. Proje nasıl olabilir, önceden bir tahmin yürütmeye çalışayım: Bu projenin gerçekleştirilmesi için “AKM çürüktü, yıpranmıştı” falan denilerek, 1. derece tescilli bir yapı olmasına falan bakılmadan yıkılacağı söylenecek. Sağlamlaştırma yoluna gidilmeyecek. (Bu kadarını biliyoruz.) Peki yerine yapılacak olan “Yeni AKM” nasıl olacak?

Lansmanı yapılacak olan bu “Yeni AKM” projesine AKM’nin meydana bakan ön cephesi güzelce monte edilecek. Böylece “AKM’yi yıkıyoruz” denirken bir taraftan da “bir kültür mirası olarak AKM’nin anısına da sahip çıkıyoruz” denecek. Kafalar bir güzel karıştırılacak. Böylece “AKM 1. derece tescilli tarihi eser, yıkamazsınız” diyenler ters köşeye yatırılacak. Buna karşılık “İstanbul’a daha görkemli bir opera binası kazandırıyoruz” denilerek “Yeni AKM”de yapılaşma alanı arkaya ve yana doğru belki beş misli büyüyecek. Tabii altına da bir o kadar derin kazı yapılacak, en az üç kat inilecek. Böylece amaç hasıl olacak, inşaat alanı on misline çıkacak, sonra da mutad olduğu üzere “bu değerli alan nasıl kullanılacak” diye düşünülecek. İçine lüzumlu, lüzumsuz bilumum işlevler konacak.

Tıpkı dönemin belediye başkanı bir taraftan şehrin simgesi Galata Köprüsü’nün bir şehirsel simge olduğunu, korunmasının iyi olacağını söyleyenlere “ben kendime eski köprüyü tamir etti, yeni bir köprü yapamadı dedirtmem” cevabını vermesi sonra da eleştirileri engellemek için üzerine süslü parmaklıklar monte ettirip, “ecdadımızın eserini koruduk, aynısını yaptık” demesi gibi. Bu defa da AKM’nin ön cephesi taklit edilecek, buna karşılık bina arkaya ve yana uzayarak, azmanlaşacak. “Bunu da nereden çıkardın” diyebilirsiniz. Pazartesi günü bakıp, göreceğiz.
Ama elbette ki iş bununla bitmeyecek. Başka şeyler de söylenecek: “Bir takım istemezükçüler İstanbul’a görkemli mimari eserlerin kazandırılmasına zaten hep karşı çıkarlar, bu defa da karşı çıkacaklar” denecek. “Oysa biz İstanbul’a hizmet aşkıyla yanıp tutuşuyoruz, AKM tartışmalarına da nokta koyuyoruz, AKM’nin hatırasını koruyoruz ve çok daha iyisini yapıyoruz” diye eklenecek.
Kültür ve Turizm Bakanı’na da talimat verilecek, 1. derece olan tescil statüsünün Topkapı Sarayı’nda olduğu gibi 3’e kaydırılması, bu inşaat işlerinin yapılabilmesi için.
Bunları nereden mi biliyorum? Bilmiyorum, ama seziyorum. (İnşallah yanılırım ve umarım pazartesi günü AKM Projesi açıklanınca bana “amma da hayal görmüşsün” dersiniz.)

Benim bu hayali görmemin ve tahminimin bazı somut gerekçeleri var: Bir kere AKM’nin halkı için neyin gerekli ve doğru olduğunu her zaman bilen ve yetkilerini asla yerel ve bağımsız kültür insanlarına bırakmayan devletimiz içindeki kutsal rant ve ayrıcalık mücadelesinin mümtaz bir temsil sahnesi olduğunu düşünürsek, ne olacağını tahmin etmek çok zor değil: Zaman zaman olduğu gibi bunun rakipler arasında mücadeleden zoraki bir izdivaca dönüştüğü söylenebilir. Bu izdivacın bir nişanesi olarak, bunun AKM’den daha anlamlı bir başka mekanının (nikah salonunun) olamayacağını -haddim olmayarak- iddia edebilirim, konuyu biraz izleyen bir kişi olarak. Böylece bu hem deve, hem kuş olan proje ile itirazların büyük bir bölümünün de saf dışı edilmiş olacağını, yıllardır süren bu mücadelenin “mutlu son”la nihayetlendirilmiş olduğunun ilan edileceğini bile size muştulayabilirim.

Mesele bir kere daha anlaşılmadan kalacak. Zaten mimarlık böylesine önemli meseleleri örtmek için kullanılması gereken bir beceri olarak gibi görülmüyor mu? Hadi madem işin bu tarafına dokundum, şunu da söylemeden geçmeyeyim: Bu işin bir diğer vebali de AKM için oluşan sivil inisiyatifi berhava eden, eski çatışmacı modele geri dönülmesini sağlayanların boynuna. Evet, 2009 yılında tamamlanan, yüzlerce toplantıyla geliştirilen, mimari bir değişiklik içermeyen, en iyi şekilde yapılmış bulunan sahne, elektromekanik sistemlerini koruyarak yeni teknolojilerle güncelleyen, statik açıdan duvar içlerine diklemesine perde taşıyıcılar koyarak yapıyı güçlendiren, cephe sistemlerini geliştirerek binayı enerji etkin hale getiren mükemmel restorasyon projesini “üstüne restoran yapılıyor” diye durduranların ve hâlâ yalan söylemeye devam ederek kamuoyunu aldatanların boynuna!

Onlar, yani bu yalanı uyduranlar, bütün bu gönüllü emekleri ve binbir zorluğu aşarak ortaya çıkan inisiyatifi tam da yönetimin amaçlarına uygun olarak yok ettiler ve ekmeğine yağ sürdüler. Her konuda yaptıkları gibi AKM’yi tekrar eski çatışma eksenine geri taşıyarak bugünleri hazırladılar.

Böylece yönetimin kabul etmek zorunda kaldığı bağımsız bir kurulun bu projeyi geliştirmesini engellediler ve bu girişimin devre dışı kalmasını sağlayarak onu rahatlattılar. Bu aşamadan sonra yetki tekrar yönetimin eline geçti. Bugünkü çaresiz durumda bundan başka ne olabilir?

Pazartesi hep birlikte göreceğiz. Benimkisi yalnızca tahmin.


* Forum kategorimiz çok çeşitli türde içeriğe açıktır. Gazete Duvar'ın editoryal politikasıyla uyumlu olmak zorunda değildir.