Geçen haftanın hak ihlalleri (11-18 Temmuz)

Büyükada'daki insan hakları savunucularından tutuklamaya sevk edilenlerden Özlem Dalkıran’a savcılık sorgusunda, katılımcılardan Ali Garawi’nin toplantının diğer katılımcılarına yolladığı “Lütfen toplantı yolculuğunuz sırasında telefonlarınızı, bilgisayarlarınızı, her türlü dijital cihazınızı kapatın sadece vapur yolculuğunun tadını çıkarın” mesajı anımsatılarak, “Neden bütün dijital cihazları kapattırdınız?” diye soruldu. Oysa gözaltı sırasında bilgisayarlar ve telefonların açık olduğu polisin tuttuğu tutanakta da belirtilmişti.
Fotoğraf: bianet

Şenal Sarıhan

Türkiye’de bu hafta OHAL üç ay daha uzatıldı, yeni yayımlanan KHK ile 7 bin 348 kişi daha işinden edildi, insan hakları savunucuları tutuklandı, yeni “teröristler!” ilan edildi, yine fezlekeler geldi, emekçiler iş cinayetlerinde yaşamlarını kaybetti, Nuriye ve Semih ölüme biraz daha yaklaştı, çete lideri insanları pervasızca tehdit etmeye devam etti.

“İKTİDARIN HER DERDİNE DERMAN OHAL” BİR KEZ DAHA UZATILDI!

İktidar tarafından “nimetleri” saymakla bitmeyen, “Allah’ın bir lütfu” sayılan darbe girişimin ardından tüm muhalifleri baskılamak için kullanılan, OHAL bir kez daha uzatıldı.

Son olarak, YASED toplantısında konuşan ve “OHAL’in işadamlarını korumak için de olduğunu söyleyen AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “OHAL’i biz iş dünyamız daha rahat çalışsın diye yapıyoruz. Grev tehdidi olan yere biz OHAL’den istifade ederek anında müdahale ediyoruz” ifadelerini kullanmıştı.

Böylece, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra 20 Temmuz 2017’de ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) uygulaması 4’üncü kez uzatılmış oldu.

İNSAN HAKLARI SAVUNUCULARINA TUTUKLAMA

Türkiye, “gözaltına” alınan İnsan Hakları Anıtı’ndan sonra bu kez de tutuklanan insan hakları savunucularını gördü.

İstanbul Büyükada’da ‘Dijital güvenlik ve bilgi yönetimi eğitimi’ kapsamında bir toplantı yaparken gözaltına alınan ve iktidara yakın gazetelerin manşetleriyle suçlanan 10 insan hakları savunucusundan 4’ü adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken 6’sı tutuklandı.

13 günlük gözaltının ardından İstanbul 10’uncu Sulh Ceza Hakimliği, savcılık tarafından tutuklanmaları talep edilen 10 kişiden; İdil Eser, Veli Acu, Günal Kurşun, Özlem Dalkıran ve İsveç vatandaşı Ali Ghravi ile Alman vatandaşı olan Peter Steudtner’in, ‘silahlı terör örgütüne yardım etmek’ suçlamasıyla tutuklanmalarına karar verdi.

Hakimlik, tutuklanması istenen Mehmet Şehmus Özbekli, Nalan Erkem, Nejat Taştan ve İlknur Üstün’ü ise yurtdışına çıkış yasağıyla birlikte haftada 3 gün karakola imza verme şartı ile serbest bıraktı.

HANGİ ÖRGÜT?

Gözaltı işlemine dair tutanağın, hak savunucularının toplantısına yapılan baskından yaklaşık beş saat sonrasına ait olduğunun ortaya çıkmasıyla başlayan hukuksuzluklar tutuklanma sürecinde de sürdü.

Silahlı terör örgütüne yardım etmek suçlamasında bahsi geçen örgütün hangisi olduğu ne soruşturma savcısı Can Tuncay ne de Sulh Ceza Yargıcı Kudret Köse tarafından belirtilmedi.

25 BİN KİŞİNİN İMZALADIĞI NURİYE VE SEMİH İÇİN KAMPANYA DA SUÇ OLDU!

Uluslararası Af Örgütü’nün ölüm orucundaki Nuriye Gülmen ve Semih Özakça için düzenlenen ve 25 bin kişinin imzaladığı “Nuriye Gülmen ve Semih Özakça serbest bırakılsın” acil eylemi de suçlama konusu yapıldı.

“YOLCULUĞUNUZUN TADINI ÇIKARIN” NASIL BİR SUÇ?

Tutuklamaya sevk edilenlerden Yurttaşlık Derneği üyelerinden Özlem Dalkıran’a ise savcılık sorgusunda, katılımcılardan Ali Garawi’nin toplantının diğer katılımcılarına yolladığı “Lütfen toplantı yolculuğunuz sırasında telefonlarınızı, bilgisayarlarınızı, her türlü dijital cihazınızı kapatın sadece vapur yolculuğunun tadını çıkarın” mesajı anımsatılarak, “Neden bütün dijital cihazları kapattırdınız?” diye soruldu. Oysa gözaltı sırasında bilgisayarlar ve telefonların açık olduğu polisin tuttuğu tutanakta da belirtilmişti.

TETİKÇİ MEDYANIN İDDİALARI SORULMADI

İktidara yakın gazetelerde, gözaltındaki insan hakları savunucularının dosyadaki gizlilik kararına rağmen, ‘gizli toplantı yapmak’ ve ‘casusluk’ ile hedef gösterildiği, manşetlerde yer alan, ‘yeni bir Gezi hazırlığı’ ve ‘iktidara komplo kurmak’ gibi iddialar, savcılık sorgularında hiçbir şekilde yer almadı.

Türkiye gazetesinin “24 Temmuz planı çöktü” manşetiyle hedef gösterdiği Cumhuriyet gazetesi tutukluları ile dayanışma amacıyla “Dışarıdaki Gazeteciler” oluşumunun kurduğu Whatsapp grubu ile İstanbul Hayır Meclisleri ve Hayır Bloku Koordinasyonu isimli WhatsApp grupları Emniyet sorgusu sırasında sorulurken Savcılık sadece Hayır Meclisleri’ni sordu.

Akşam gazetesi tarafından Türkiye haritası olarak nitelendirilen Doğu ve Güneydoğu’daki ayrı bir devlet oluşumunu gösterdiği iddia edilen haritaya ilişkin olarak Savcı, “arama motorunda yapılan kısa bir araştırmada, bir kelimenin bölgelere göre nasıl değiştiğini gösteren bir harita olduğunu anlaşılıyor” dedi.

ARALARINDA KESK’LİLERİN DE OLDUĞU 7 BİN 348 KİŞİYE DAHA İHRAÇ

OHAL kapsamında yeni bir Kanun Hükmünde Kararname (KHK) daha yayımlandı. Kararname ile terör örgütleri ile irtibatı veya iltisaklı olduğu gerekçesiyle 7 bin 348 personel kamudaki görevinden ihraç edildi.

Öte taraftan Diyarbakır’da ihraçlara yönelik protesto hakkını kullanmak isteyen KESK üyelerinden 32’si polis tarafından ters kelepçe ile gözaltına alındı.

43 YENİ FEZLEKE DAHA!

7’si CHP’li, 24’ü HDP’li, toplam 31 vekile ait 43 yeni fezleke Meclis’e gönderildi. Böylece bugüne dek parlamentoya gönderilen dokunulmazlık dosyası 246’yı buldu.

“FİŞLEME”DE YENİ DÖNEM

Değiştirilen Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK), Teftiş Kurulu Yönetmeliği’nde daha önce kaldırılan, hâkim ve savcılar hakkında “hâl kâğıdı” ve gizli “fiş” düzenlemesi uygulaması geri döndü. “Kişisel ve sosyal özellikleri”nin de araştırılıp işleneceği hâl kağıdında “sosyal ve ahlaki durumu” da kayıt altına alınacak.

301 GAZETECİYE, 142 YIL AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET

BBC’ye konuşan Cumhurbaşkanı, cezaevlerinde sadece 2 kişinin gazeteci sıfatını taşıdığını iddia ederken Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi’nin 35’inci oturumunda sunulacak olan düşünce ve ifade özgürlüğü raporu ve BİA Gözlem Raporu Türkiye’de gazeteci olmanın ne menem şey olduğunu ortaya koydu.

BM raporunda Türkiye’nin son 10 yıldaki en kötü ifade özgürlüğü ortamını yaşadığı belirtilirken açıklanan BİA Medya Gözlem Raporu, BM’nin tespitlerini doğruluyor.

BİA Medya Gözlem Raporu’nun Nisan-Mayıs-Haziran dönemine ait kayıtları yayımlandı. Rapora göre, 136 gazeteci Temmuz ayına cezaevinde girdi, 301 gazetecinin çeşitli suçlamalarla toplam 142 ağırlaştırılmış müebbet, 5 müebbet ve 4 bin 259 yıl 10 ay hapis isteniyor.

Raporda, gazetecilerin ,‘darbeye iştirak’, ‘örgüt üyeliği’, ‘örgüt propagandası’, ‘Cumhurbaşkanı’na hakaret’, ‘Devlet organlarını aşağılamak’ gibi çok çeşitli suçlamalarla karşı karşıya kaldığı kaydedildi.

Söz konusu üç ayda, 54 gazeteci ve medya temsilcisi ‘darbeye iştirak’ suçlamasıyla karşılaştı; toplam 142 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla yargılanması gündeme geldi. Bunlardan 2’si toplam 45 yıl hapse mahkum edildi. 5 gazeteci ‘Devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozmak’tan müebbet hapisle yargılanıyor. 40 gazeteci ‘örgüt propagandası’ veya ‘örgüt açıklamalarına yer vermek’ten toplam 306 yıl hapis istemiyle yargılandı; 4’ü beraat ederken 5’i de toplam 10 yıl 3 ay hapse (2 yıl 6 ayı ertelemeli olmak üzere) mahkum oldu.

12 EYLÜL SIKIYÖNETİMİN DÖNEMİNDEN KATBEKAT FAZLA

Bu rakamlar 12 Eylül 1980 Darbesi döneminden katbekat fazla. 12 Eylül sıkıyönetim döneminde cezaevindeki gazeteci sayısı 32, gazetecilere istenen hapis cezası 4 bin yıl, gazetecilerin aldığı ceza toplamı ise 3 bin 315 yıl 3 ay idi.

GÜLMEN VE ÖZAKÇA 132’NCİ GÜNDE

KHK ile işlerinden ihraç edilen ve başlattıkları açlık grevi sürerken tutuklanan eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın açlık grevi eylemi 132’nci gününde. Eğitimcilerin tutuklanmalarının ardından açlık grevine başlayan Özkaça’nın eşi Esra Özakça’nın eylemi ise 57’nci gününde.

AİHM’İN İSTEDİĞİ SAĞLIK KONTROLÜ YAPILDI

Öte taraftan geçtiğimiz haftalarda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvuran Gülmen ve Özakça’nın tahliyeleri için, AİHM’in Türkiye’de istediği sağlık raporu muayenesi Cuma günü Sincan Cezaevi’ndeki sağlık merkezinde yapıldı.

OHAL İNCELEME KOMİSYONU’NA BAŞVURULDU

Gülmen ve Özakça’nın avukatları tarafından dosyalarının bir an önce incelenmesi talebiyle çalışmalarına başlayan OHAL Komisyonu’na başvuru yapıldı.

CEZAEVLERİNDE DESTEK AÇLIK GREVLERİ BAŞLADI

Gülmen ve Özakça’ya destek olmak için açlık grevine başlayacaklarını duyuran siyasi tutuklulardan ilk açlık grevi haberi Manisa T Tipi Cezaevi’nden geldi. Manisa’da tutuklu bulunan üç siyasi tutuklu 3 günlük açlık grevine başladı.

“YAZAKİ’DE KULLAN-AT, TACİZ-BASKI VAR. İŞİMİ GERİ İSTİYORUM”

Gemlik’teki Yazaki fabrikasında işten çıkarılan ve Gemlik serbest bölge önünde eylem yapan işçi Dilek Gültekin’in direnişi 16’ncı gününde. Elinde “Yazaki’de kullan-at, taciz-baskı var. İşimi geri istiyorum” pankartıyla eylem yapan Gültekin, tacize karşı çıktığı, sendikalaşmayı savunduğu ve kıdem tazminatı gaspına karşı direndiği için “performans” gerekçesiyle işten çıkarılmıştı.

“OHAL’DEN İSTİFADEYLE MÜDAHALE EDİLEN” İŞÇİ EYLEMLERİ

Cumhurbaşkanı’nın “Şimdi grev tehdidi olan yere biz OHAL’den istifadeyle anında müdahale ediyoruz” sözlerinin nasıl hayata geçtiğini Emek Çalışmaları Topluluğu’nun raporu ortaya koydu.

Rapora göre, 2015 yılından 2016 yılına işçi sınıfı eylemlerinde yaklaşık olarak üçte birlik bir azalma yaşandı. 2016 yılında meydana gelen darbe girişimi ve OHAL’in ardından işçilerin eylemi yarı yarıya azaldı. 2015 Ocak-Mayıs döneminde ortalama 74 olan iş yeri temelli eylem sayısı, 2015 Haziran – 2016 Temmuz arası dönemde 41’e, Temmuz sonrasında ise 36’ya düştü.

BU HAFTAKİ “FITRAT” KURBANLARI: 29!

Geçen hafta iş cinayetlerinde yine emekçiler yaşamlarını yitirdi. 29 emekçi iş cinayetine kurban giderken 9 emekçi de yaralandı.

Yaşamını yitiren işçilerden ikisi Gümüşhane’deki maden ocağında karbonmonoksit gazından zehirlenirken olayın ardından ortaya çıkan bilgiler, bu tür ölümlerin neden “kaza” değil “cinayet” olduğunu bir kez daha gösterdi.

Özelleştirme politikaları ile madeni yeni devralan şirketin, tüm uyarılara rağmen havalandırmaları kapattığı ve mevzuatta zorunlu olduğu halde işçilere maske vermediği ortaya çıktı.

CUMHURBAŞKANI BU HAFTA DA CHP’Yİ “TERÖR”LE İTHAM ETTİ

Geçen haftalarda HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ı “terörist” olmakla itham eden AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan bu hafta da CHP’yi “terör örgütleri ile birlikte hareket etmek”le suçladı.

SEDAT PEKER YİNE TEHDİTLER SAVURDU

Daha önce Barış Akademisyenleri’nin kanlarını “oluk oluk akıtıp duş alacağını” söyleyen çete reisi Sedat Peker yine tehditler savurdu. Peker; “Diktatör dedikleri sayın cumhurbaşkanımıza dua etsinler. Yüce Allah korusun, eceliyle bile olsa sayın cumhurbaşkanımızın bu dünyadaki misafirliği biterse, onlar diktatör neymiş görecekler. Yüce Allah’ın izniyle onlara yakınlık duymuş, onlarla yol almış, onlarla daha sonrasında yolunu ayırmamış bütün herkesi en yakın bayrak direklerine asacağız. En yakın ağaçlara asacağız” sözlerini sarf etti. Cezaevlerini de basacaklarını söyleyen Peker “Onları da cezaevlerinde de asacağız. Boyunlarından asacağız bayrak direklerine” dedi.

Öte taraftan Barış Akademisyenleri’ne yönelik tehditlerine ilişkin görülen davanın iki duruşmasına da Peker henüz “teşrif” etmedi.

*CHP Ankara Milletvekili – TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkan Vekili


* Forum kategorimiz çok çeşitli türde içeriğe açıktır. Gazete Duvar'ın editoryal politikasıyla uyumlu olmak zorunda değildir.