Adalet Yürüyüşü, kitlelere moral kazandırıyor

Adalet Yürüyüşü'nde geçirdiğim bir günde, yürüyüşe katılan siyasetçi, sanatçı ve halkla konuştum. Yürüyüş sırasında tepkileri de gözlemledim. İlk olarak bir şey söylemem gerekirse, ülke adalet ve demokrasi isteyenlerle AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan sevgisi arasında ikiye bölünmüş gibi diyebilirim.

Google Haberlere Abone ol

Adalet; Türkiye'de uzun bir süredir unutulan, görmezden gelinen bir kavram. Yüz binlerce insanın bir gecede KHK ile işlerinden ihraç edilmesi, milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılıp hapse atılmaları, muhalif gazetecilere yönelik korkutucu baskılar ve hapis cezaları, akademisyenlerin, öğretmenlerin hukuksuz bir şekilde ihraçları ülkenin birçok kesiminin vicdanını yaraladı ve adalete olan güveni yok etti.

OHAL şartları ile adaletin güvenirliği iyice zedelenirken, adalet arayan insanların umutlarını bir anlamda tüketmişti. Fakat CHP milletvekili Enis Berberoğlu'nun MİT TIR'ları iddianamesiyle tutuklanmasından sonra, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve partililer durumun ciddiyetinin farkına vararak, bir irade beyanı, bir karşı duruş sergilemeleri gerektiğini anladılar ve Ankara Güven Park'tan İstanbul Maltepe Cezaevi'ne kadar 'Hak, Hukuk, Adalet' sloganı çerçevesinde Adalet Yürüyüşü hareketini başlattılar. Böylece yitip giden adalet kavramı tekrar gündeme geldi.

Bugün itibariyle 21. gününe giren yürüyüş İzmit'i geçmiş, Gebze'ye doğru ilerlemekte. Bu hafta Pazar günü ise Maltepe'de kitlesel bir mitingle bitirmeyi planlıyorlar. Sonrasında alınacak karar ve mücadele biçimleri ise merakla bekleniyor.

ÜLKE ADALET VE DEMOKRASİ İSTEYENLER VE RABİA KURT İŞARETİ ARASINDA KALMIŞ

Adalet Yürüyüşü'nün 20. gününde partilileri, sanatçıları, sivil toplum kuruluşlarını ve destek veren halkın önemli bir kesimini gözlemleme imkânım oldu. İlk olarak bir şey söylemem gerekirse ülke, adalet ve demokrasi isteyenlerle, AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan sevgisi arasında ikiye bölünmüş gibi diyebilirim. Bir tarafta AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan hayranlığını "rabia ve kurt işareti"ne dökenlerle, diğer tarafta "Hak, Hukuk, Adalet" sloganı ile yürüyen (referandumda Hayır iradesini gösterenler) kesim arasında açılmış makas denebilir. İkinci olarak ise, CHP ve kitlesinin ve demokrasi, adalet isteyen kesimlerin biraz daha moral kazanarak 'hayır' cephesini genişletmeye çalıştığını söyleyebiliriz.

Gözlemlediğim parkur, İzmit Arastapark'ta başlayarak İzmit Yarımca ayrımına kadar devam etti. Bu ayrıma kadar İzmit Seka Park, Derince ve Körfez aşılarak Yarımca ayrımındaki dinlenme alanında son buldu. Yaklaşık 25 km'lik bu parkurda, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hem halkı hem de bu yürüyüşe karşı olan muhalifleri selamladı, evlenecek bir çiftle fotoğraf çektirdi, bir çocuktan çiçek aldı, başörtülü kadınlarla, yürüyüşe destek veren yazar, avukat, sendika ve sivil toplum kuruluşları ile beraber yürüdü. Yani bir nevi topluma mesaj verdi. Hepimiz adalet şemsiyesi altından yürüyebiliriz diye.

GENÇLERİN KATILIMI AZ 

Adalet Yürüyüşü'ne katılan kitlenin demografik yapısı genelde orta yaş ve üstü denebilir. Gençlerin katılımının daha az olduğu (hafta içi çoğunun çalıştığını ve tatilde olduklarını unutmadan) bu yürüyüşte, ağırlıklı partililer ve 'adalet' kavramı üzerinde birleşmiş insanlardan oluşuyordu. Adalet Yürüyüşü'nün bu etabında İzmit halkının cadde kenarlarından ve apartmanlardan verdiği destek, AKP ve MHP'li vatandaşlardan daha fazlaydı. Çocuklardan yaşlılara, gençlerden kadınlara kadar birçok insan sevgilerini CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu için gösterirken, bir yandan da 'Hak, Hukuk, Adalet' diye caddeyi inletiyorlardı. Özellikle bu destek, Derince ve Körfez ilçelerinde oldukça fazla ve ağırlıktaydı.

Yürüyüş bir anlamda 'adalet' kavramı etrafında insanları toplamış, kendine olan güvenini tekrar getirmiş gibi gözüküyordu. Zaman zaman çevreden cinsiyetçi küfürler edilmesine rağmen, yürüyüşe katılanlar soğukkanlılıklarını koruyarak 'Hak, Hukuk, Adalet' ve alkışlarla cevap verdiler. Yürüyüş bu anlamda çok iyi organize edilmiş. İnsanlar yürürken kendini çok iyi hissediyorlardı. Özellikle başörtlü kadınlar, MHP'nin muhalifleri Kemal Kılıçdaroğlu'na destek veriyorlardı yürüyüş boyunca. Kadınların seslerinin duyulmasından oldukça mutlular. Kiminle konuşsam bu yürüyüşün iyi geldiğini söyleyerek, gelecekten biraz daha umutlu olduklarını anlattılar.

Yapılan haksızlıklar, hukuksuzluklar insanları bezdirmiş ki İzmit, Mudanya, Çorlu, Tekirdağ, İzmir, Ankara, İstanbul'dan ve daha birçok il ve ilçeden katılım vardı. Çoğunluğu Adalet Yürüyüşü'nü bir süreç olarak görüyorlardı. Bu yürüyüşün hemen bir sonuca varmayacağını, bundan sonra yapılacak adımların çok önemli olduğunu vurguluyorlardı. Vatandaşlar CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun yürüyüş performansıyla ilgili de, 'Speedy Gonzales' (Hızlı Gonzales) gibi diyorlardı. O kadar hızlı ve tempolu yürüyordu ki, gazeteciler, korteji koruyan polisler ve çevresindeki kişiler nefes nefese kaldılar, sırılsıklam terlediler. Çünkü adalet talebi acildi!

KISA ZAMANDA YAYILAN RABİA İŞARETİ

Adalet Yürüyüşü'ne muhalif olanlarda ise gözlemlediğim kadarıyla gençler çoğunluktaydı. İçlerinde "Rabia işareti" yapan inşaat işçileri, "kurt işareti" yapan gençler, orta yaş civarında olduğunu gözlemlediğim esnaflar da yürüyüşü protesto ediyorlardı. Bazısı Osmanlı Ocakları amblemini açarak protesto ederken, bazıları 'Herkes İçin Adalet' yazısını duvardan silmeye çalışıyordu. Yürüyüş esnasında zafer işareti yapanlara karşı bazı muhalifler 'terörist' işareti yapıyorlar' diye müdahale etmeye çalıştı. Muhaliflerde gördüğüm başka bir yaklaşım da, Rabia işaretinin kanıksanmış olmasıydı.

ADALET YÜRÜYÜŞÜ'NDE GÜVENLİK DAHA DİKKATLİ

Adalet Yürüyüşü'nün güvenlikle ilgili tarafına kısmına, emniyet mensupları oldukça dikkatli ve kibar olmaya çalışıyorlardı. Özellikle Kemal Kılıçdaroğlu'nun yanında yürüyen korteji koruyan polisler el ele tutarak canlı bir kalkan yaratmışlardı. Bu canlı kalkanı oluşturan polisler (dediklerine göre 180 polis) Ankara'dan beri yürüyorlarmış. Buraya girmek isteyenleri anında dışarı çıkararak kortejin güvenle yürümesini sağlamaya çalışıyorlardı. Bazı il ve ilçelerde polis tüm korteji korurken, bazı bölgelerde de polis, jandarma ve asker koruyordu. Yürüyüşün çevresinde polisler olabilecek provokasyonlara karşı konuşlanmış, olası saldırıların önüne geçilmesi adına dikkatli davranıyorlardı.

adalet-iç1

Fakat korteje dışarıdan küfür edenlere karşı herhangi bir işlemin uygulandığını da göremedim. Rahatlıkla küfür edilebilirken, polis sadece uyarıyordu ya da korteje yaklaşılmasını engelliyordu. Ama genel anlamda söylersem güvenlik düzeyi daha önceki yürüyüşlere nazaran çok daha özenliydi denebilir. O zaman şu soruyu sormak anlamlı olacaktır: Suruç, Ankara Kızılay veya 10 Ekim Ankara Garı'ndaki bombalı eylemler neden bu şekilde korunmadı? Eğer bu yürüyüşteki gibi dikkatli korunsaydı acaba o kadar kişi ölür müydü, sorusunun kritik olduğunu düşünmek gerekiyor.

Adalet Yürüyüşü ile ilgili genel gözlemlerimin dışında, CHP milletvekilleri, yazarlar, aydınlar ve sanatçılarla kısa süre de olsa konuşma imkânım oldu. Onlara yürüyüşün etkisini ve momentumunu, yürüyüşün geleceğe etkisini, adaletin önemini ve HDP ile buluşmalarını sordum. CHP milletvekilleri genelde tek bir ağızdan konuşuyor gibiydiler. Cevaplar çoğunlukla benzer, sadece adaletin herkes için önemini vurguluyorlardı. Herhangi bir parti veya oluşum adı geçmiyordu konuşmalarında. Hep adalet kavramı adı altında geniş bir kitleye de seslenmek adına bu şekilde planlanmış izlemini doğdu.

'YÜRÜYÜŞÜ TOPLU BİR ARZUNUN SIÇRAMASI OLARAK GÖRÜYORUM'

Necmiye Alpay, "Bu yürüyüşün niteliksel bir sıçrama olduğunu düşünüyorum. Demokratik bir gelişmeyi arzu eden o kadar güçlü kitle, toplum var ki yürüyüşü o toplu bir arzunun bir sıçraması olarak görüyorum. Umutsuzluğa hepimiz az çok kapılmışken, bu yürüyüş gerçekte önümüzdeki zamanı netleştirmek, 'aksayan nedir', 'neyi nasıl istiyoruz', 'onun için ne yapabiliriz' ile ilgili bu konularda bir netleşme ve harekete geçme imkânı verdi. Çok iyi başlamış bir hareket bu. CHP'nin en akıllıca hareketi bunu CHP bayrağı altında düzenlememek oldu. Çünkü CHP'yi aşan ihtiyaçlar var ve daha geniş çevreleri toplayarak çekirdek görevini yapması başarı tabii ki. CHP'nin yanında EMEP'i görüyoruz. Özellikle de birçok bireyi, birçok sivil grubu, katmanı, meslek örgütleri ve kadınları görüyoruz. Bu yürüyüş Türkiye için gerçek bir umut. Kemal Kılıçdaroğlu'nun daha önce içselleştirilmiş birçok hata yaptıktan sonra, kişisel rolü ve bir figür olarak toparlayıcı olması ile sıçrama kaydetti. Zaman içinde hakettiği desteği ve gücü toparlayacaktır" diye konuştu. HDP ile buluşmaları hakkında ise Alpay, "Olması gereken o. HDP Kürt sorunun da yasal alanı temsil ediyor. Yasal alanı açmamız lazım. Bu da bizim demokrasi talebimizin ayrılmaz parçası. Çünkü Kürt sorunu hayati bir konu. Dolayısıyla dünkü ziyaret çok iyi bir adım. Bu yürüyüşün anlamını ve gücünü yapan özelliklerden birisi oldu. Umarım geçici bir saman alevi gibi parlayıp sönen bir tavır olmaz. HDP biraz dışarıda kaldı şimdiye kadar, onun entegre olduğu, demokrasimizin ayrılmaz bir parçası olduğu sürece girmemizi umuyorum" yorumunu yaptı.

'BUNDAN SONRA YENİ BİR SİYASET YAPMA ŞEKLİ ORTAYA ÇIKMIŞTIR'

Binnaz Toprak ve AİHM Yargıçlar Birliği Başkanlığı'na yeniden seçilen Rıza Türmen'in de Adalet Yürüyüşü hakkındaki görüşleri aldım. Toprak, "Bence bu yürüyüş çok ses getirdi, tamamlandığında daha da getirecek. Bunun sonunda birden bire AKP 'madem ki siz adalet yürüyüşü yaptınız her şeyi düzeltiyoruz' diyecek değil. Bu bir süreç. Ama sürecin de önemli olan tarafı çok değişik çevreler bir araya geldi. Mesela HDP ve MHP'liler aynı referandumdaki 'Hayır cephesi' gibi çok çeşitli platformlarla bir araya geldiler. Saadet Partililer, Anti-Kapitalist Müslümanlar da yürüyüşe katıldılar. Bu bir başlangıç ama ses çıkarmak lazım. Başka türlü bu ülkeye düzgün bir adalet sisteminin gelmesi mümkün gözükmüyor. Mücadeleyle eninde sonunda kazanacağız" diye konuştu. Ardından Rıza Türmen de, "Bundan sonra yeni bir siyaset yapma şekli ortaya çıkmıştır. Bu bir zorunluluktan ortaya çıkmıştır. Bu momentumu ve sinerjiyi sürdürebilmek lazım. Sivil toplumun birlikte hareket edebilmesi çok önemli. Sivil topluma siyasi partiler de dahil olmak üzere böyle geniş bir birlik kurması; ideolojiler, kimlikler ve görüş farklılıkları ne olursa olsun bunları bir tarafa bırakıp, demokrasi ve adalet için birleşebilmek lazım. Bunları yaparsak bu yol bizi aydınlığa çıkartır" dedi.

'KORKU DUVARI AŞILDI'

CHP Parti Meclis Üyesi ve Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer, Adalet Yürüyüşü hakkında şunları söyledi: "Yürüyüş ilk önce gözümüzde büyüyordu, yalan yok. Şimdi diyoruz 20 gün ne kadar çabuk geçti. Yürüdükçe büyüdük ve güçlendik. Şimdi daha kararlıyız, daha kendimize güvenimiz var ve enerjimiz daha da arttı. Kendi adıma bu uzun mesafeyi ne spor ne de keyif için yürüyebilirim diye düşünüyorum. Ama burada omuz omuza yürümek, adalet uğruna yürümek, demokrasi ve aydınlık bir Türkiye için yürümek emin olun ki insana büyük bir güç veriyor. Yürüyüş Maltepe'de son bulacak ama, bu mücadele devam edecek. Kapı duvara karşı yürüdüğümüzü biliyoruz. Demokrasiye inanmayan, demokrasiyi içselleştirmemiş bir iktidar var. İktidar her fırsatta yürüyüşe başladığımızdan beri söylüyor. Demokratik bir ülkede iktidarın sarf edeceği cümleler değil. Fakat bizim amacımız, orta ve uzun vadede insanların üzerindeki o korkuyu atmasını sağlamak.

'DEVLET ELİYLE KATLEDİLEN ADALETE VATANDAŞ SAHİP ÇIKIYOR'

"Gördüğünüz gibi buradaki herkes korku duvarını aşmış. Elindeki silahlardan, dökülen gübrelerden ya da bunu yürüyüşü teröristlerle eş değer göstermelerinden herkesin karnı tok. Burada herkes kendine güveniyor, herkesin abdestinden şüphesi yok. Bu yürüyüş şu noktada bile amacına ulaşmıştır. Önemli olan mücadeledir ve bu ülkeye demokrasi ve adalet gelinceye kadar bir tek kişi, bir dakika bile haksız yere mağdur olmadığı sürece bu mücadele devam edecek. Bu mücadeleye başlangıç belki Enis Berberoğlu'nun tutuklanması olmuş olabilir ama bardağı taşıran bir olaydı. Hepimizin yeter dediği bir andı. Adaletin olmadığı yerde demokrasi, barış ve huzur olmaz. Fakirin zengin karşında, güçsüzün güçlü karşısında, bir kadının erkek karşında eşit olabileceği tek yer adalettir. Devlet de bunu vaat eder vatandaşlarına. Fakat şu an devlet eliyle adalet katlediliyor. Vatandaşlar adalete sahip çıkıyor. Bu topraklara adalet, demokrasi ve özgürlük gelinceye karşı mücadele devam edecek."

HDP'nin CHP korteji ile birleşmesi hakkında ise Yüceer şunları sözlerine ekledi: "Biz 'Hayır' diyoruz diye terörist olduk. Biz ne olduğumuzu biliyoruz. Çok şükür terörle, teröristle işimiz olmadı. Zalimin kim olduğuna bakmadan mazlumun yanında durduk. Bu yürüyüşü Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu başlatmış olabilir, ama bugün itibariyle kimin başlattığı, kimin katılıp katılmadığı bence önemli değil. Adalete ve demokrasiye inanan herkes gelebilir dedi. Kapımız herkese açık. Yeter ki adalet istesin, yeter ki gerçek anlamda mağdur olsun, yeter ki demokrasiyi gerçek anlamda içselleştirmiş olsun."

'UMUT VE İNANÇ BÜYÜYOR'

Adalet Yürüyüşü'nde gördüğüm CHP Milletvekili Selin Sayek Böke'nin de görüşlerini aldım. Böke, "Adımlar her gün büyüyor. Esasında kendi attığımız adımlar değil, eklenen adımlar ve dışarıdan gelen destek önemli. O da her geçen gün büyüdüğü için, burada umut ve coşkuyu ve yarına dair her şeyin daha iyi olacağı inancını herkesin gözünün içinde görüyorsunuz" diye konuştu.

Maltepe'ye varınca her şey bitecek mi, diye sorduğumda Böke, "Her şey bitmeyecek tabii. Esasında bu bir başlangıç. 'Hayır' daha bitmedi derken bu yürüyüş içinde geçerli. Zaten bu yürüyüşün kendisi başarıya ulaştı. Hepimizin çok ihtiyaç duyduğu şey birlikte olduğumuzu hatırlamak ve demokrasiye olan inançtı. Bu Adalet Yürüyüşü esasen demokratik haklarımızı kullanmaya ne kadar aç olduğumuzu ve demokrasiyi yeşertmek için bize ihtiyaç olduğunu gösterdi. Bu o açıdan bir başlangıç. Bundan sonra, belki de adalet değil ama başka sebepler için, belki yine adalet için farklı demokratik araçları kullanarak hem demokrasimizi güçlendireceğiz hem de bundan sonraki eylemlerimizle Türkiye'de cumhuriyetin değerlerini yeniden yaşatır hale getireceğiz" dedi.

HDP ile buluşmaya hakkında Böke şunları belirtti: "Bugün burada yürüyen herkes hangi siyasi parti üzerinden olursa olsun adalet değeri üzerinden bir araya geliyor. Siyasi görüşler ve ideolojiler, düşünülen hedefler farklı olabilir. Ama adalet hedefinde bir farklılık yok. Ve adalet talebi çok siyasi bir talep. Dolayısıyla bu siyasi talep etrafında buluşan herkesin bir araya gelmesi gerekiyor. Başkaları bu talebi dile getirirken 'bize ne der' diye düşünerek değil, hepimizin ihtiyacı olanın adalet değeri olduğu gerçeğinden hareket etmemiz gerekiyor."

adalet-iç2

'ÜLKEYE MAFYA HUKUKU EGEMEN'

CHP Milletvekili Mahmut Tanal'a yürüyüşün içinde rastladım. Tanal'ı yakalayarak, Adalet Yürüyüşü hakkındaki görüşlerini sordum. Tanal, "Adalet Yürüyüşü bir siyasi partinin veya bir kesimin yürüyüşü değil. Adaletsizliğe uğramış tüm mağdurlar için. Bir ülkede adalet yoksa mafya hukuku vardır. Bir ülkede adalet yoksa eşitlik, hukuk devleti yoktur, kayırmacılık, partizanlık vardır. Bir ülkede adalet yoksa kargaşa, kaos vardır. Kan vardır, revan vardır. Adalet bölgeler arasındaki gelir uçurumunu kaldırır. Adalet insanlar arasındaki eşitsizliği kaldırır; eğitimden sağlığa, ulaşımdan sınav sistemine kadar yaşamın her alanında adaleti egemen kılmak lazım. Adalet sadece adliyede aranmaz. Ülkede terörü bitirmek istiyorsak bunun panzehiri adalettir. Adalet onurlu yaşamdır aslında. Bir ülkeyi tankla tüfekle yıkamazsınız ama adaletle çok çabuk yıkarsınız. Bu yürüyüş bir uyanış, bir bilinçlendirmedir. Bu yürüyüş amacına ulaşıyor diye düşünüyorum. İçimizde AKP'li, MHP'li, HDP'li, Saadet Partililer var. " dedi.

Yürüyüşe olan katılımın Maltepe'de artacak mı? sorusuna Tanal şu şekilde cevap verdi: "Yol güvenliği önemli. Ama Maltepe'ye mutlaka gelsinler. Yürüyüşte azalma yok; ama siyasi iktidar devamlı provokasyon yapmaya çalışıyor. Biz bu provokasyonlara gelmeyeceğiz. Adalete karşı olmak, bu ülkenin milli ve beraberliğine karşı olmaktır. Kim bu Adalet Yürüyüşü'ne karşıysa bu ülkenin vatan hainleridir." Maltepe sonrası CHP olarak ne yapacaksınız ve Edirne'ye yürüme planınız var mı, diye sorduğumuzda ise Tanal "Bekleyip göreceğiz. Siyasette 24 saat çok uzun süredir. Daha beş günümüz var. Maltepe son durak" diye cevapladı.

Ankara'dan beri elinde Maide Suresi dövizi ile yürüyen vatandaş İsmail Sever ise bugünkü adaletsizlikten şikayetçi olduğunu söyledi ve ekledi: "Adalet bizim teminatımızdır. Kutsal bir yoldur. Adalete el birliği ile sahip çıkmalıyız." Görüştüğüm başka bir yaşlı kadın ise; özgürlük ve adalet için oğluyla İstanbul'dan kalkıp geldiğini ifade etti.

'1919 YILINDAKİ MÜDAFAA-İ HUKUK CEMİYETİNE BENZER BİR MÜCADELE VAR'

Sadece siyasilerle de görüşmedim. Yürüyüşe katılan sanatçılarla da konuşma fırsatım oldu. Özellikle sıkışmışlıktan çok şikâyet etmelerine rağmen Adalet Yürüyüşü'nün yaşamları için önemli olduğunu belirttiler. Sanatın iktidar tarafından önemsenmemesi bir tarafa, yaşam, doğa, hayvanlar ve özgürlük için de adaletin olması gerektiğini ifade ettiler. Bunlardan biri de Bulutsuzluk Özlemi solisti Nejat Yavaşoğulları idi.

Nejat Yavaşoğulları Adalet Yürüyüşü ile ilgili olarak şunları söyledi: "Aslında dünya çapında bir olay. Türkiye'de de yapılmış en uzun yürüyüş. Yani bu toplumdaki dinamizmi de gösteriyor. Gelişmiş bir toplum olduğunu da gösteriyor. Her şeye rağmen yürüyüşün emniyetini sağlayan polis olsun, asker olsun bu olgunluk da var demek ki. Bir zamanlar 1919 yılında Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri kurulmuştu. Bu da aslında Müdafaa-i Hukuk yürüyüşü. Ben ırmakların nehirlere dönüşüp sonuçta denizlere ulaşacağına olan inancımı sürdürüyorum. Dünyanın ve Türkiye'nin geleceğinin aydınlık olacağına inanıyorum."

SANATÇILAR: 'HAYIR BİZ HALKIZ'

Adalet Yürüyüşü'ndeki başka bir oluşum da genç sanatçıların bir araya geldiği 'Sanatçılar Yürüyor' adlı geniş bir gruptu. İlk defa bu yürüyüşe örgütlü olarak katılmışlar. İçlerinde oyuncular, yönetmenler, dansçılar, müzisyenler, yazarlar ve dramaturglar var. Sanatçılar Yürüyor adlı oluşum adına sanatçı Volkan Yosunlu ile konuştuk. Yosunlu'nun yürüyüşe ilişkin görüşleri ise şöyle; "Genç kuşak topluluk ülkenin değerleriyle birlikte harmanladıkları sanat üretimlerini bu Adalet Yürüyüşü'nden ayrı bir yerde tutamazlardı. Aslında bu amaçla bir araya geldik. Yıllardır hepimiz farklı farklı demokratik kitle örgütlerinde ya da farklı oluşumlarda olsun, bu ülkenin aydınlanma mücadelesinde zaten yerimizi almıştık. Ama bu sefer ilk defa bu Adalet Yürüyüşü'nde biz kendimiz çağrı yapalım bütün seyircilerimizle ve bütün sanat üreticileriyle bir arada yürüyelim dedik. Ve bu topluluk böyle oluştu. Bugün gördük ki aslında birbirimizi çok seviyoruz ve birbirimize çok ihtiyacımız var. Adalet Yürüyüşü'ndeki varlığımız ilk önce kendimiz için anlamlıydı. Büyük laflar etmeye gerek yok. Birilerinin emri ve siyasi ikbali için yürümedik, kendimiz ve kendi hayatlarımız için yürüdük. Halkın önünde önder değiliz, bu topluluktan hiçbir kimse bunu kabul etmez zaten. Umarım bugün başlattığımız yürüyüş kendi içimizde, kendi dinamiklerimizle bir araya gelişimiz daha sonrada bu adı kullanarak bir platform olamayı düşünüyoruz"

Sonuç olarak, Adalet Yürüyüşü, insanların kendine olan güvenini biraz daha getirmiş ve farklı düşüncelerde de olsa yan yana durabilme becerisinin geliştiğini göstermeye başlamış. CHP de geçmişte yaptığı tüm hatalara karşın, gelecek olan tehlikenin farkına varması önemli bir gelişme olarak kaydedilebilir. Fakat kıymetli olan çok uzun veya dünya tarihine geçecek yürüme rekorundan ziyade Maltepe sonrası adaleti getirme arzusunu devam ettirerek, tüm mağdur olmuş kesimleri iktidarın oluşturduğu pseudo-'terör' ve pseudo-'terörist' algısına bakmadan demokrasi ve barış adına kucaklaması olacaktır. Mücadeleyi daha ileri bir evreye taşıyarak halkın adalet talebini planlı bir şekilde ve momentumu da kaybetmeden sürdürmesi Türkiye halkları için yararlı olacaktır.