EYT'de 'yaş şartı'na federasyondan tepki: Formülsüz, şartsız hakkımızı istiyoruz

EYT toplantısında yaş şartının gündeme geldiği iddia edildi. EYT Federasyonu Başkanı Özüpak "Zaten adımız 'Emeklilikte Yaşa Takılanlar', yeniden bir yaşa takılmak yeni mağduriyetler doğuracak" dedi.

Google Haberlere Abone ol

DUVAR - Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay başkanlığında, emeklilikte yaşa takılanlara (EYT) yönelik yapılması beklenen düzenlemeye ilişkin dün Beştepe'de toplantı gerçekleştirildi.

NTV'den Özgür Akbaş'ın haberine göre, toplantıda "EYT'de yaş sınırı düzenlemesine gidilebilir" görüşü çıktı. Buna göre kadınlarda 48, erkeklerde 50 yaş sınırı gündeme geldi. Yaş sınır gelip gelmeyeceği konusunda net bir karar alınmadı. Yeni bir toplantı yapılabileceği kaydedildi. Son kararın ilk kabine toplantısında verileceği ifade ediliyor.

Düzenlemeden 2 milyon kişinin yararlanacağı, bunlardan 300 bininin kamuda, 1 milyon 700 bininin ise özel sektörde çalıştığı belirtildi. Sosyal Güvenlik Kurumunun sadece 700 bin kişinin emekliliğini kaldırabileceği yönünde bir rapor sunuldu. 2 milyona yakın kişinin bir anda emekli olmasının bütçe üzerinde çok ağır bir yük yaratacağı gerekçesiyle yaş sınırı gündeme getirildi.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin, önceki açıklamalarında yaş sınırı olmayacağını söylemişti. Bilgin, kadınlarda 20 yıl, erkeklerde 25 yıl sigortalılık süresini dolduran ve 5 bin prim günün tamamlayanların düzenlemeden yararlanacağını açıklamıştı.

EYT FEDERASYONU BAŞKANI ÖZÜPAK: YENİDEN BİR YAŞA TAKILMAK MAĞDURİYETLER DOĞURACAK

ANKA Haber Ajansı'na konuşan Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) Federasyonu Başkanı Gönül Boran Özüpak, getirilecek yasal düzenlemede de yaş sınırı olacağı yönündeki iddialarını değerlendirdi.

Yaş şartını eleştiren Özüpak, "Zaten adımız 'Emeklilikte Yaşa Takılanlar' olup da yeniden bir yaşa takılmak gerçekten yeni mağduriyetler doğuracağı için asla verdiğimiz mücadelede kabul edebileceğimiz bir çözüm aşaması değildir. 8 Eylül 1999 öncesi işe girişlerde bizim hakkımız neyse biz tastamam o haklarımızı istiyoruz. Formülsüz, şartsız, neyse o. Artısı ya da fazlasını da istemiyoruz. Kadınlarda 20 yıl ve 5 bin prim günü, erkekler 25 yıl 5 bin prim günü dendi. Bu süre zarfında da bizler geldik 45-50 yaş aralığına. Yeniden yaşa takılmak maalesef bizim çözüm sürecimizi sadece uzatmış olacak" dedi.

'DETAYLARI BASINDAN ÖĞRENDİĞİMİZ BİR SÜREÇ YAŞIYORUZ'

Kaygılı olduklarını dile getiren Gönül Boran Özüpak şunları söyledi:

"Sayı bazında tahminimiz şöyle; Çalışma Bakanımız ilkin ‘1,5 milyon kişi’ dedi. Sonra 1 milyon 600 bin oldu, 2 milyon kişiye kadar çıkabileceğinden bahsetti. Biz de çalışmamızda 1 milyon kadar dedik hemen emekli olabilecek kişi. Geride olan 3 milyon var, toplamda sayımız 4,5 milyon. Haydi 1,5 milyonu çıkardınız, haklarına sahip olanlarla deyip de. Geride kalan 3 milyonun içerisindekilere bu yaş şartıyla ne kadar, nedir, ne değildir? Detayları basına yansıdığı kadar öğrendiğimiz bir süreç yaşıyoruz. Kaygılı mıyız? Kaygılıyız. Yani burada tek çözüm; 8 Eylül 1999'da işe girenin de anayasal hakkı olduğu, eşitlik ilkesinden faydalanması gerekliliği ve yasaların öngörülebilir ilkesinin iade edilmesi."

'BAKANLA GÖRÜŞMEK İÇİN HER GÜN TALEBİMİZİ İLETİYORUZ'

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin'le görüşemediklerini aktaran Özüpak, "Maalesef olamadı, makama geldiğinden bu yana. 2019 yılında Aile ve Sosyal Politikalar Başkan Yardımcısı iken bir görüşmemiz oldu, Çankaya Köşkü'nde bir buçuk saat. Orada bütün detayıyla biz anlattık esasında ama 'Bizim böyle bir sorunumuz var' deyip tekrardan dile getiremedik. Talep ettik mi? Hemen hemen her gün biz Çalışma Bakanımızın makamında özel kalemine talebimizi iletiyoruz" diye konuştu.

'STAJ VE ÇIRAKLIK, ÇÖZÜLMESİ GEREKEN BİR MAĞDURİYET'

"Staj ve çıraklığın da bir mağduriyet olduğunu biz yine dile getiriyoruz" diyen Özüpak, "Çocuk yaşta başlayan çalışma hayatımız zaman bize verilen numaralardan biliyoruz ki SSK hayatımız başladı. Sigortalı olarak çalışma hayatımız devam ediyor. Ama ilerleyen süreçte bir bakıyoruz ki ‘Hayır, size uzun vadeli sigorta kolu yatırılmadı diye başlangıç olarak saymıyoruz’ diyorlar. Biz stajyer olarak 2 gün okula gittik. 3 gün zorunlu tuttunuz ve sabah 09.00'dan akşam 17.00'ye kadar bilfiil çalıştık. Bu iş hayatına katılım değil midir?" ifadelerini kullandı.

'BAKAN HER KONUŞTUĞUNDA YENİ MAĞDURİYETLER Mİ DOĞACAK DİYE KAYGILANIYORUZ'

Bakan Bilgin'in her açıklamasından "yeni mağduriyetler mi olacak" diye endişelendikleri söyleyen Gönül Boran Özüpak, "Çalışma Bakanımızdan duyduğumuz tek şey aralık ayı içerisinde açıklanacağı. Bunda hepimiz hemfikiriz. Fakat Çalışma Bakanımızın her konuştuğunda detaylara bir bakıyoruz yeni mağduriyetler mi doğuracak diye kaygı taşımaya başlıyoruz. Oysaki formül, çözüm belli; 8 Eylül 1999’daki yasanın geriye işletilme maddesinin iptali. Staj ve çıraklığın ‘evet bu da bir mağduriyettir’ deyip de sonradan ikinci bir konuşmayla ‘bu öğrencilik işlemleridir sayılamaz’ denildiği süreçte bir daha düşünmelerini istiyoruz" diye konuştu.

İnsanca yaşayacak bir maaş istediklerini belirten Özüpak, "Biliyorsunuz aylık bağlanma oranlarımız var ki bizi 3 bin 500 liralara mahkum eden bir sistem. Bizi 30 yılın karşılığında sosyal yardım niteliğindeki maaşlara mahkum ediyor. Biz insanca yaşamak istiyoruz, biz anayasal hakkımıza sahip olmak istiyoruz ve de iktidarımızın, Çalışma Bakanlığımızın samimiyetini bu yasayı bir an evvel teknik detaylarıyla çalışmasıyla anlatıp kamuoyuna da paylaşmasını bekliyoruz" dedi. (HABER MERKEZİ)